Britanya İmparatorluğu Hindistan´dan 45 trilyonu nasıl çaldı?
Britanya´da yaygın kabul gören bir anlatı vardır: Buna göre, Hindistan´ın sömürgeleştirilmesi, Britanya´nın kendisi açısından herhangi bir büyük çaplı ekonomik fayda getirmedi.
Tarih: 4.2.2019 22:23:48/ 1355okunma / 0yorum

 

Jason Hickel 

Britanya´da yaygın kabul gören bir anlatı vardır: Buna göre, Hindistan´ın sömürgeleştirilmesi, Britanya´nın kendisi açısından herhangi bir büyük çaplı ekonomik fayda getirmedi. Hindistan´ın idaresi, Britanya açısından bir maliyet doğurdu. Dolayısıyla, imparatorluğun bu kadar uzun süre ayakta kalması –rivayet edilene göre- Britanya´nın bir iyi niyet jesti idi.

Ünlü ekonomist Utsa Patnaik´in yaptığı ve Columbia Üniversitesi Yayınları tarafından yayımlanan yeni bir araştırma, bu anlatıya ağır bir darbe indiriyor. Vergi ve ticaret meselelerine dair neredeyse iki yüzyıldır tutulan ayrıntılı verilere dayanan Patnaik, Britanya´nın 1765-1938 döneminde Hindistan´dan neredeyse 45 trilyon dolar kaynak boşalttığını hesapladı. 

Bu devasa bir meblağ. Bir örnek vermek gerekirse; 45 trilyon dolar, bugün Birleşik Krallık´ın toplam yıllık gayri safi milli hasılasının 17 katından fazla. 

Bu noktaya nasıl geldik? 

Bu süreç, ticaret sistemi üzerinden yaşandı. Sömürge döneminden önce Britanya, Hintli üreticilerden tekstil ve pirinç gibi mallar satın alıyor ve karşılığında onlara tıpkı diğer ülkelerde olduğu gibi – ağırlıklı olarak gümüşle- normal bir şekilde ödeme yapıyordu. Ancak 1765 yılında bir şeyler değişti – yani İngiliz Doğu Hindistan şirketinin alt-kıtada kontrolü ele geçirmesinden ve Hindistan ticareti üzerinde tekel kurmasından kısa süre sonra. 

İşler şu şekilde yürüdü: İngiliz Doğu Hindistan şirketi, Hindistan´dan vergi toplamaya başladı; ardından da bu gelirlerin bir kısmını zekice kullanarak (üçte birini) Britanya´nın kullanımına yönelik olarak Hint mallarının satın alımını fonlamaya başladı. Bir diğer deyişle, Hint mallarını kendi ceplerinden ödemek yerine, Britanyalı tacirler onları bedavaya elde ettiler; kendilerinden az önce alınan parayı kullanarak köylülerden ve dokumacılardan mal “satın aldılar”. 

Bu bir sahtekarlıktı – büyük çapta bir hırsızlıktı. Bununla birlikte, Hintlilerin büyük kısmı olan bitenin farkında değildi; çünkü vergileri toplayan aracı, malları satın almak için ortaya çıkan kişiyle aynı değildi. Eğer aynı kişiler olsalardı, bir bit yeniği sezmek elbette mümkündü. 

Çalınan malların bazıları Britanya´da tüketildi; geri kalanı da başka yerlere yeniden ihraç edildi. Yeniden ihraç sistemi, Britanya´nın Avrupa´dan ithalat akışlarını finanse etmesini sağladı. Bu kapsamda, Britanya´nın endüstriyelleşmesi için elzem olan demir, katran ve kereste gibi stratejik materyaller de bulunmaktaydı. Keza Sanayi Devrimi´nin önemli bir kısmı, Hindistan´dan sistematik hırsızlık yapılmasına bağlı durumdaydı. 

“Britanya, eğer Hindistan´dan sızdırdığı paraları geri ödemeye çalışırsa çöker” 

Tüm bunların ötesinde, Britanyalılar, ilk başta onlardan “satın aldıklarından” çok daha fazlasını, diğer ülkelere “çalıntı mallar” olarak satabilmişler; malların orijinal değerlerinin sadece yüzde 100´ünü cebe indirmekle kalmamışlar, aynı zamanda fiyat artışı da yapmışlardır. 

1847 yılında Britanyalı Raj yönetimi üstlendikten sonra, sömürgeciler, vergilendir-ve-satın al sistemine yeni ve özel bir çarpıtma eklemişlerdir. Doğu Hindistan Şirketi´nin tekeli kırıldığı için Hintli üreticilere mallarını doğrudan diğer ülkelere ihraç etme imkanı tanınmıştır. Ancak Britanya, bu mallara yönelik ödemelerin son durağının Londra olmasını sağlamıştır. 

Peki tüm bunlar nasıl işlemiştir? Temel olarak, Hindistan´dan mal satın almak isteyen herhangi birisi, bunu, özel Konsey Senetleri´ni kullanarak yapacaktır – yani sadece Britanya hanedanlığının çıkardığı, kendine özgü bir para birimi. Ve bu senetleri elde etmenin tek yolu, onları altın veya gümüş karşılığında Londra´dan satın almaktı. Dolayısıyla, tüccarlar senetleri almak için Londra´ya altınla ödeme yapacaklar, ardından da Hintli üreticilere ödeme yapmak için bu senetleri kullanacaklardı. Hintliler yerel sömürge ofisinde senetleri nakit olarak ödediklerinde, vergi gelirlerinden rupi olarak “ödeme yapmışlardır”. Bu para ise, kısa süre önce onlardan toplanan paradır. Dolayısıyla bir kez daha her şeyi ödememişler; sahtekarlık yapmışlardır. 

Öte yandan, Londra, ihracatları karşılığında doğrudan Hintlilere gitmesi gereken altın ve gümüşün tümünü kendine aldı. 

Bu yozlaşmış sistem şu anlama geliyordu: Hindistan dünyanın geri kalanı karşısında devasa bir ticaret fazlası yaşarken – 20.yüzyıl başında otuz yıl süren bir fazla- ulusal hesaplarında açık gösterdi; keza Hindistan´ın ihracatlarından elde ettiği gerçek gelire, tamamen Britanya tarafından el konuyordu. 

Kimileri, bu hayali “açığın”, Hindistan´ın Britanya´ya yönelik sorumluluğunun bir kanıtı olduğuna işaret etmektedir. Ancak aslında bunun tam tersi geçerlidir. Britanya, haklı olarak Hintli üreticilere ait olan devasa miktarlardaki gelire el koymuştur. Hindistan, altın yumurtlayan tavuk olmuştur. Öte yandan, “açık” demek, Hindistan´ın Britanya´dan ithalatlarını finanse etmek için ödünç para almaktan başka seçeneği kalmadığı anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, Hint halkının tümü, sömürgeci baronlara tamamen gereksiz bir borcu ödemeye zorlandılar. Bu da Britanya´nın bölgedeki denetimini perçinlemeye yaradı. 

Britanya, emperyalist şiddetinin motorlarına yakıt taşımak üzere bu dolandırıcılık sistemini kullandı – 1840´lı yıllarda Çin´in işgalini fonladı, 1857 yılında Hindistan´daki isyanın bastırılmasını sağladı. Ve tüm bunlar, Hanedanlığın kendi savaşlarını finanse etmek üzere Hintli vergi mükelleflerinden doğrudan aldığı şeylere ilave oldu. Patnaik´in işaret ettiği gibi, “Britanya´nın Hindistan sınırları dışındaki işgal savaşlarının tümünün maliyeti, her zaman ya tamamen ya da ağırlıklı olarak Hindistan´dan elde edilen gelirlerle karşılandı.” 

Ve her şey bununla da bitmiyor. Britanya, Hindistan´dan gelen bu geliri, Avrupa´da ve Avrupa yerleşim bölgelerinde (örneğin Kanada ve Avustralya) kapitalizmin yaygınlaşmasını finanse etmek üzere kullandı. Dolayısıyla, sadece Britanya´nın değil Batı dünyasının büyük kısmının endüstriyelleşmesi de, sömürgelerden yapılan “kaynak sızdırmalarıyla” kolaylaştırılmış oldu. 

Patnaik, 1765-1938 yılları arasındaki dönemde sömürge durumundaki Hindistan´da dört farklı ekonomik dönem tespit etti ve her bir dönemdeki sızdırmayı hesapladı, ardından da mütevazi bir faiz oranıyla her bir dönemin ortasıyla günümüzü birleştirdi (piyasa oranının çok altındaki yüzde 5´lik bir orandan). Tüm bunları bir araya getirdiğinde ise, toplam sızdırma miktarının 44,6 trilyon olduğu bilgisine ulaştı. Kendisine göre, bu rakam mütevazi bir rakamdır ve Britanya´nın Raj döneminde Hindistan´a dayattığı borçları kapsamamaktadır. 

Bunlar, aşırı meblağlar. Ancak bu kaynak sızdırmanın gerçek maliyetleri hesaplanamaz. Eğer Hindistan kendi vergi gelirlerine ve kalkınmaya yönelik döviz kazançlarına yatırım yapabiliyorsa – tıpkı Japonya´nın yaptığı gibi- tarihin farklı bir yönde evrilebileceğini tahmin etmek mümkün değil. Hindistan, rahatlıkla ekonomik bir güç odağı haline gelebilirdi. Yüzyıllar süren yoksulluk ve ıstırap önlenebilirdi. 

Tüm bunlar ise, Britanya´daki bazı güçlü seslerin desteklediği toz pembe bir söylemin iç karartıcı bir panzehri. Muhafazakar tarihçi Niall Ferguson´un iddiasına göre, Britanya yönetimi Hindistan´ın “gelişmesine” yardımcı oldu. David Cameron, başbakan olduğu dönemde, Britanya yönetiminin Hindistan´a net bir şekilde yardımcı olduğunu ileri sürmüştü. 

Bu anlatı, halkın hayal gücünde güçlü bir yankı buldu. 2014 yılında yapılan YouGov araştırmasına göre, Britanya´da halkın yüzde 50´si, sömürgeciliğin sömürgeler açısından yararlı olduğuna inanıyor. 

Bununla birlikte, Britanya´nın Hindistan´daki toplam 200 yıllık tarihi boyunca, kişi başına gelir herhangi bir şekilde artmadı. Aslında, 19.yüzyılın ikinci yarısında – yani Britanya´nın müdahalesinin zirvesine ulaştığı dönemde- Hindistan´ın geliri yarı yarıya düşmüştü. Hintlilerin ortalama ömrü de 1870 ila 1920 yılları arasındaki dönemde beşte bir oranında azaldı. Politika sebepli açlıktan dolayı on milyonlarca insan suçsuz yere öldü. 

Britanya Hindistan´ı geliştirmedi. Tam tersine – Patnaik´in çalışmasının da net bir şekilde ortaya koyduğu gibi- Hindistan, Britanya´yı geliştirdi. 

Peki bu durum bugünkü Hindistan´ın ne yapmasını gerektiriyor? Özür mü? Mutlaka. Tazminat mı? Belki de. Ancak Patnaik´in tespit ettiği meblağları tazmin edecek kadar parası yok Britanya´nın. Öte yandan, hikayeyi doğru bir şekilde anlatmak gerekiyor. Britanya´nın Hindistan´ın kontrolünü iyi kalplilikten değil, yağmalama amacıyla devam ettirdiğini kabul etmeliyiz. Okul kitaplarının ileri sürdüğü gibi, Britanya´nın endüstriyel yükselişi, güçlü kurumlar ve endüstriler sayesinde bir anda ortaya çıkmadı; ancak diğer topraklar ve diğer halklardan yapılan şiddet içeren hırsızlıklara bağımlı oldu.  

Dr Jason Hickel, Londra Üniversitesi´nde akademisyen ve Kraliyet Sanat Toplumu´nda araştırmacıdır. 

https://www.globalresearch.ca/colonialism-how-the-british-empire-stole-45-trillion-from-india-and-lied-about-it/5663064








Kaynak:

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Rusya´nın Uzmanlığı, Afrika Jeopolitiğini Yeniden Şekillendirebilir
Rusya´nın Uzmanlığı, Afrika Jeopolitiğini Yeniden Şekillendirebilir
Sudan´ın Doğu – Batı ve Kuzey – Güney Trans-Afrika Demiryolları´nın inşa edilmesinde Rus şirketlerinin desteğini alma yönündeki önerisi, eğer Moskova bu bölgede yeni elde ettiği stratejik konumu bir koz olarak kullanmayı başarırsa Afrika jeopolitiğini yeniden şekillendirebilir.
Korybko Röportajı: Hindistan, İran ve Suudi Arabistan arasında sıkışmış durumda
Korybko Röportajı: Hindistan, İran ve Suudi Arabistan arasında sıkışmış durumda
Suudi Arabistan yeni yatırımlar yoluyla Hindistan´la bağlarını derinleştirme arayışı içerisinde. Peki, hangi endüstrilere odaklanmayı planlıyor?
ABD-Suudi Bağları: Kan, Petrol ve Hilekarlık Dolu
ABD-Suudi Bağları: Kan, Petrol ve Hilekarlık Dolu
Niçin Donald Trump ve CIA, Washington Post köşe yazarı Cemal Kaşıkçı´nın Türkiye´de Suudi Arabistan başkonsolosluğunda kısa süre önce öldürülmesi konusunda görüş ayrılığı yaşıyorlar?
“Gerçeği Söylerseniz” Kovulursunuz
“Gerçeği Söylerseniz” Kovulursunuz
Marc Lamont Hill, CNN´den “İsrail hükümetini eleştirdiği” için kovuldu… “Filistinliler İsrail ordusu ve polisinin gelişigüzel uyguladığı şiddet tehdidi altında yaşamaya devam ediyor:
Yoksa Çin İsrail´le mi yakınlaşıyor?
Yoksa Çin İsrail´le mi yakınlaşıyor?
İsrail´in kritik önemdeki noktalarına yakın bir konumda Çin´in iki adet milyar dolarlık deniz limanı inşa etmesi, Washington ile ilişkiler ve potansiyel güvelik meselelerine dair endişeleri artırıyor.
Suriye´de Tarafsız Yardım Çalışması için Acilen bir Çerçeveye İhtiyaç Var
Suriye´de Tarafsız Yardım Çalışması için Acilen bir Çerçeveye İhtiyaç Var
Suriye´deki yardım çalışması, rejimin topal durumdaki ekonomisine devasa miktarda para akışını sağlamaktadır ve bu koz göz ardı edilmemelidir. 2018 yılında açıklanan İnsani Yanıt İzleme Raporu´na göre, ülkede yaklaşık 13 milyon kişi yardıma muhtaç durumdadır.
Asya´nın kurumsal kenevire yönelik ilgisi yeni yeni ortaya çıkıyor
Asya´nın kurumsal kenevire yönelik ilgisi yeni yeni ortaya çıkıyor
İlk harekete geçen bölge ulusları, marihuana endüstrisinin dünya çapında yaygınlaşmasıyla birlikte beklenmedik şekilde gelen kârlılığa gözlerini dikmiş durumdalar.
Moskova ve Ankara, “Jeopolitik Uyumsuzluğa” Rağmen Birlikte Çalışmaya Devam Ediyorla
Moskova ve Ankara, “Jeopolitik Uyumsuzluğa” Rağmen Birlikte Çalışmaya Devam Ediyorla
Türkiye ve Rusya. Esad, oyunun tam olarak dışında değil; çünkü en büyük destekçisi ve en önemli müttefiki olan Rusya, hem İdlib´de sahada, hem de İdlib için uygun bir çözüm bulmak üzere Sochi´de masaya oturuyor.
Çin, Kuzey Kutbu´nda Küresel Yönetişim Heveslerini Genişletiyor
Çin, Kuzey Kutbu´nda Küresel Yönetişim Heveslerini Genişletiyor
Çin´in Arktik bölgesine olan ilgisi, tamamen ekonomik olmanın ötesinde: Bu bölgenin yönetişiminde daha büyük bir rol üstlenmek için de baskı yapıyor.
Doğu´ya Dönüş İdeolojisi.
Doğu´ya Dönüş İdeolojisi.
Rusya´nın yükselen Asya´ya doğru rotasını çevirmesinin ilk aşaması hız kazanıyor: Uzak Doğu´nun kalkınma oranı, ulusal ortalamanın iki katı.
ABD müttefiklerini çok kolay ‘ele vermeye´ başladı´
ABD müttefiklerini çok kolay ‘ele vermeye´ başladı´
Kaşıkçı cinayetinden Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman´ı sorumlu tutan ABD Senatosu´nun karar tasarısını değerlendiren Rus siyaset uzmanı Yuriy Poçta, bu kararın Rusya ile ne şekilde alakalı olduğuna da açıklık getirdi.
´ABD müttefiklerini çok kolay ‘ele vermeye´ başladı´
´ABD müttefiklerini çok kolay ‘ele vermeye´ başladı´
Kaşıkçı cinayetinden Suudi Veliaht Prens Muhammed bin Selman´ı sorumlu tutan ABD Senatosu´nun karar tasarısını değerlendiren Rus siyaset uzmanı Yuriy Poçta, bu kararın Rusya ile ne şekilde alakalı olduğuna da açıklık getirdi.
´Rusya ve Çin, ABD ile NATO´ya karşı koymak için Doğu Antantı kurdu´
´Rusya ve Çin, ABD ile NATO´ya karşı koymak için Doğu Antantı kurdu´
Batı´nın oyunlarının kurbanı olduklarını düşündüğü belirtilen Rusya ve Çin´in ABD ile NATO´ya karşı koymak için Doğu Antantı kurduğu ifade edildi.
´Ortak Avrupa ordusu fikri tam bir felaket´
´Ortak Avrupa ordusu fikri tam bir felaket´
The National Interest, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından önerilen Avrupa ordusu oluşturmak fikrinin ciddi sorunlara yol açacağını yazdı.
Elveda yeşil: Avrupa, doları reddediyor
Elveda yeşil: Avrupa, doları reddediyor
Avrupa Komisyonu, avronun enerji ve hammade alımı gibi ekonominin stratejik sektörlerindeki kullanım alanını genişletmek için bir önlem paketi hazırladı.
´Baba Bush´u anlatan Gorbaçov: Dünya yeni bir cepheleşme ve silahlanma yarışının eşiğinde
´Baba Bush´u anlatan Gorbaçov: Dünya yeni bir cepheleşme ve silahlanma yarışının eşiğinde
Aralık ayı başında hayatını kaybeden ABD´nin 41. Başkanı George H. W. Bush´la birlikte ABD ve SSCB arasında ortaklığın temelini atmayı başardıklarını söyleyen Sovyetler Birliği´nin son lideri Mihail Gorbaçov, dünya yeni bir cepheleşme ve silahlanma yarışının eşiğinde olduğu için geçmişteki kazanımların da risk altında olduğunu kaydetti.
Trump, Moskova´yı sevindirmemek için ´Prensin yavru köpeği´ oldu
Trump, Moskova´yı sevindirmemek için ´Prensin yavru köpeği´ oldu
ABD Başkanı Donald Trump´ın belki de tüm dünyaya ne kadar güçlü, akil, pragmatik ve vatansever bir kişi olduğunu göstermek için gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetine ilişkin yaptığı bir dizi açıklama gerçekte tam aksine bir etki yarattı.
Rus gazı kimleri korkutuyor?
Rus gazı kimleri korkutuyor?
Polonya Başbakanı Mateusz Morawiecki´nin, Kuzey Akımı 2 doğalgaz boru hattının devreye girmesinden sonra Rusya´nın Ukrayna´ya saldırıya geçebileceği yönündeki açıklamasını değerlendiren Rus gazeteci Ardayev, “Avrupa, Rus gazına muhtaç. Ama bu durumdan rahatsız olanlar var” dedi.
ABD medyası: Veliaht Selman´ı zayıflatmak Suudi Arabistan ve Ortadoğu´da istikrarı arttıracaktır
ABD medyası: Veliaht Selman´ı zayıflatmak Suudi Arabistan ve Ortadoğu´da istikrarı arttıracaktır
ABD´nin Washington Post gazetesinde yayımlanan makalede, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman´ın pozisyonunun zayıflamasının Suudi Arabistan´da ve Ortadoğu´da istikrarı artıracağı değerlendirmesi yapıldı.
‘Türk Akımı, güven güçlendirmede yeni bir seviye´
‘Türk Akımı, güven güçlendirmede yeni bir seviye´
Rus parlamentosunun alt kanadı Duma´da Dış İlişkiler Komitesi üyesi Sergey Jeleznyak, Türk Akımı yapımında takvimin ilerisinde olunmasının Rus doğalgazı sevkiyat sisteminin oluşturulmasında önemli bir adım olduğunu belirtti.
ABD basını Rusya´yla savaşta hangi tarafın, neden yenik düşeceğini yazdı
ABD basını Rusya´yla savaşta hangi tarafın, neden yenik düşeceğini yazdı
ABD´de yayınlanan National Interest dergisi, ABD´nin, asker sayısının yeterli olmaması ve kaynaklarının az olması yüzünden savaş çıkması halinde Rusya ya da Çin´e karşı yenilgiye uğrayacağını yazdı.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
5.2922
EURO
5.9886
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Röportaj Tüm Roportajlar
1294 Kubilay Han, Moğol imparatoru ölümü (doğumu 1215)
1451 Yedinci Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmet (II. Mehmet) ikinci kez tahta çıktı.
1695 Osmanlı donanması, Sakız Adası´nı Venedikliler´den geri aldı.
1856 Islahat Fermanı yayınlandı
1878 II. Abdülhamit Mebusan Meclisini süresiz olarak kapattı ve Meşrutiyet rejimine son vererek, yönetime tek başına egemen oldu.
Satın aldığınız ayakkabılar ayağınızı sıkıyor ise onları bir kaç dakika buhara tutun.

Püf noktası
Sigara içimi anlık olarak siniri yatıştırsa da, uzun vadede çok daha fazla stres hormonu salgılanmasına neden olur.

İlginç bilgiler