Tito´nun Büyük Yugoslavyası´nın Kurulmasının Bir Aracı Olarak Slav-Makedonlar
Önümüzdeki günlerde, Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti (FYROM) ile Yunanistan arasında berikinin resmi ve uluslararası düzeyde kullanacağı devlet ismine dair devletler-arası müzakerelerin nihai sonucu açıklanacak.
Tarih: 8.8.2018 10:23:50/ 253okunma / 0yorum

 

Dr. Vladislav B. Sotirović

Önümüzdeki günlerde, Eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti (FYROM) ile Yunanistan arasında berikinin resmi ve uluslararası düzeyde kullanacağı devlet ismine dair devletler-arası müzakerelerin nihai sonucu açıklanacak. Birçok gayriresmi kaynağa göre, yeni devletin muhtemel ismi Kuzey Makedonya Cumhuriyeti olacak; ancak medyada Ilinden Makedonya Cumhuriyeti gibi diğer seçenekler de gündemde. Burada “Makedonya Meselesi” konusunda süregiden tarihsel anlaşmazlıkların bazı boyutlarını anımsamak gerekiyor.

İkinci Dünya Savaşı´ndan sonra Yugoslav Makedonya politikasına dair Yunanlıların yaptığı başlıca suçlama; Yugoslav Makedonların ayrı bir etnik-dilsel milliyet olarak kabul edilmesinin komünist diktatör Josip Broz Tito´nun Büyük Yugoslavya´sının –Balkan meselelerinde ağırlığı olması gereken bir ülke olarak- kurul

1945-sonrası Yugoslavya´nın Slav-Makedonları ayrı bir etnik-dilsel birim olarak tanıması ise, Atina açısından son derece önemliydi; keza Yugoslav federasyonu içerisinde ayrı (sosyalist) bir siyasi birim (cumhuriyet) olarak Makedonya´nın kurulmasının Yunanistan´ın toprak bütünlüğü açısından ayrılıkçı etkileri vardı. Bu meselenin kırılma noktası ise, Yugoslav mercilerinin ideolojik olarak iki savaş arasında Comintern´in “Slav-Makedonlarının ayrı bir ulusal devlet kurulmasını hak eden, ayrı bir ulus” olduğu yönündeki siyaseti ve tutumu” ile desteklenmesiydi. Buna göre, 1945´ten sonra Yugoslavya dışında (yani Yunanistan ve Bulgaristan´da) yaşayan Makedon diasporası, “anavatana” katılmalıydı – yani Yugoslav Makedonyası´na. Dolayısıyla, sosyalist Yugoslavya dolaylı olarak Bulgaristan ve Yunanistan´ın bazı kısımları üzerinde hak iddia ediyordu ve bu durum hem Sofya hem de Atina tarafından, Bulgaristan ve Yunanistan´ın toprak bütünlüğü aleyhine Büyük Yugoslavya´nın kurulması politikası olarak görülüyordu – Bulgaristan da Yunanistan da devletlerinin toprakları üzerinde herhangi bir “Makedonyalının” varlığını hiçbir zaman kabul etmemişlerdi.

Bununla birlikte Bulgaristan “Makedonyalıların” varlığını hiçbir şekilde kabul etmiyor; onları etnik-dilsel Bulgarlar olarak kabul ediyorlar. Dolayısıyla, Makedonya´nın tarihi-coğrafi bir bölgesinin Bulgaristan´a ait olduğunu ileri sürüyorlar. Amerikalı bir siyaset bilimi profesörü olan Alex N. Dragnich´e göre, Makedonya, Bulgaristan´ın ayrılıkçı propagandasının Yugoslav mercileri tarafından alt edilmesi amacıyla ayrı bir Yugoslav cumhuriyetine dönüştü; ama ayrıca bu şekilde Yugoslavya Komünist Partisi bünyesindeki Makedonyalı komünistlerin en azından bazı toprak iddialarını karşılamak istediler. Bununla birlikte, İkinci Dünya Savaşı sonrası Yugoslav mercilerinin uyguladığı bu tür bir Makedonya politikası, Yugoslavya´nın Slav-Makedonlarını Yugoslav etnik grupları arasında en tatmin olmuş gruplardan biri haline getirdi. (1)

Macedina Yunanistan´dır

Kuzey Yunanistan´da Slavca konuşan bir azınlığın Atinalılar tarafından ya “Slavca konuşan Yunanlılar” ya da “Bulgar kökenli Slavca konuşanlar” olarak görülmesi, ancak hiçbir şekilde “Makedonyalı” olarak kabul edilmemesi, üzerinde tartışılması gereken bir meseledir. Yunanların bakış açısına göre, “Makedonya” terimi sadece Kuzey Yunanistan topraklarını tanımlamak için kullanılır; dolayısıyla bu terimin Yugoslavya´nın altı sosyalist cumhuriyetinden biri için İkinci Dünya Savaşı´nın ardından kullanılması, Kuzey Yunanistan bölgesini Büyük Tito´nun Yugoslavyası´na bağlamaya yönelik Yugoslavların komünist bir komplosu idi. (2)

Makedonya: Tarih, Jeopolitik ve Makedonya Kimliği

Meseleyi daha da netleştirmek adına; “Makedonya” terimi, Yugoslavya´nın komünist lideri Josip Broz Tito (1892-1980) Makedonya´yı 1945 yılında altı Yugoslav sosyalist

cumhuriyetinden biri olarak kurduğunda yarı-etnik dilsel “Makedonyalıların” ulusal devletini tanımlamak için kullanılmıştı (3). Dolayısıyla, Makedonya modern tarihte ilk kez ayrı bir siyasi-toprak birimi haline geldi. Ardından Makedonyalılar bağımsız bir etnik, dilsel ve ulusal özne olarak resmi düzeyde tanındılar. Oysa Makedonyalıların ulusal (öz) kimliği, son derece sorunlu, tartışmalı ve muğlaktı. Tarihi-coğrafi Makedonya´nın halkının her zaman için bir Makedonyalı ulusal bilincine sahip olmadığı doğrudur. Makedonyalı Slavlar geleneksel olarak ya tam bir etnik-milliyetçi isme sahip olmadılar, ya da kendilerini Bulgar olarak tanımladılar. Bununla birlikte, 19.yüzyılın sonundan itibaren, hem Bulgarların hem de Yunanlıların siyasi propaganda çabalarından dolayı, bir Makedon bölgesel kimliği gelişmeye başladı. Ancak 1945 yılından itibaren bu kimlik, eski Yugoslavya sınırları içerisinde etnik-milliyetçi bir kimliğe dönüştü. İşte bu yüzden bugün etnik-dilsel bir ulus olarak “Makedonyalılar” birçok siyasi ve akademik otorite tarafından uluslararası düzeyde bile bu şekilde tanınıyor.

Makedonya devleti oldukça gençtir ve Makedonyalı kimliği, Balkanlardaki diğer vakalara kıyasla kısa süre önce kurulmuştur. Makedonyalı kimliği, diğer tüm ulusal kimliklerde olduğu gibi, hayali bir topluluğun ürünüdür (4) ve dolayısıyla Makedonyalı ulusal kimliği, örneğin Yunan ulusal kimliği ile aynı şekilde kurulmuştur (5). Eğer Batı´nın (Alman) başlıca Slav kökenini kabul edersek, Slavlar 6.yüzyıl sonundan beri Makedonya topraklarında yaşamaktaydı. Makedonya ulusal kimliği de 19.yüzyıl sonundan itibaren gelişmeye başlamıştı ancak. Slav-Makedonların yaşadığı toprakların her zaman için Bulgaristan, Bizans İmparatorluğu, Sırbistan ve Osmanlı İmparatorluğu gibi diğer devletlerin parçası olması, tarihsel bir gerçekliktir. Yugoslavya´nın eyaletleri arasında Makedonya Osmanlı işgali altında en uzun süre kalanıdır: 1371-1912 yılları arasında. Antik Makedon Krallığı´nın çöküşünden itibaren Makedonya, bağımsız bir devlet olarak, ancak 1991 yılında ortaya çıkmıştı (Slovenya gibi). Ancak, aynı devlet ismine sahip olması haricinde diğeriyle herhangi bir ortak özelliği bulunmuyordu.

Bilahare modern Makedonlar tarihsel olarak “devletsiz bir etnik gruptur” (ve dolayısıyla Batılı bakış açısına göre bir ulus değildir) – tıpkı çingeneler veya Vlaklar gibi diğer birçok Balkan etnik grubu gibi. Bu sebepten dolayı, üç Balkan ulusal devleti 1913 yılında tarihi-coğrafi Makedonya topraklarını böldüler. Amaç, yeni bir Balkan bağımsız devletinin kurulmasını desteklemekti. Ancak bunun tarihsel olarak bir varoluş geçmişi olmayacaktı. Bununla birlikte, sosyalist Yugoslav tarih yazımı, tamamen siyasi sebepler doğrultusunda, Balkanların Orta Çağ tarihini yeniden yorumladı. Amaç, Yugoslav Makedonların “devletsiz bir etnik grup” olduğu, ancak tarihi bir ulus olmadığı şeklindeki oldukça kötü şöhretin üstesinden gelmekti. Sonuç itibariyle, Bizans İmparatoru II. Basil tarafından fethedildiği sırada Samuel İmparatorluğu´nda 976-1018 yılları arasında bir devlet olarak var olmuş olan (yarı) Makedon ulusal devleti bulundu. (6)

Yazının devamı :  http://asam.org.tr/titonun-buyuk-yugoslavyasinin-kurulmasinin-bir-araci-olarak-slav-makedonlar/








Kaynak:

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Rus uzman, Şoygu´nun Almanya uyarısını değerlendirdi
Rus uzman, Şoygu´nun Almanya uyarısını değerlendirdi
Rus askeri uzman İgor Korotçenko, Rusya Savunma Bakanı Sergey Şoygu´nun, Almanya Savunma Bakanı Ursula von der Leyen´e tarihi hatırlatarak Almanya´nın Rus karşıtı politikalarını yeniden gözden geçirmesi gerektiği yönündeki sözleri ciddi bir uyarıdır değerlendirmesinde bulundu.
Rusların Meydan Okuması
Rusların Meydan Okuması
Kırım ve Donbass´ta Ukrayna´ya karşı çifte saldırganlığı ile Rusya, ABD ve NATO karşısında stratejik bir rakip olarak yeniden ortaya çıktı. Birçok gözlemci açısından bu durum ani ve beklenmedikti; ancak bu eylemler, yirmi yıldır kaçınılmaz olarak yaklaşan bir durum gibi görünüyor.
 Fransız siyasetçi: Soljenitsin, Batı´ya yaptığı manevi tükeniş uyarısında haklıydı
Fransız siyasetçi: Soljenitsin, Batı´ya yaptığı manevi tükeniş uyarısında haklıydı
10 yıl önce hayatını kaybeden Nobel Edebiyat ödüllü Rus yazar ve düşünce adamı Aleksandr Soljenitsin´le bizzat tanışıklığı olan Fransız siyasetçi Philippe de Villiers, Soljenitsin´in Batı´nın manevi tükenişi konusundaki tespitinde haklı olduğunu belirtti.
Avusturya basını, ABD için Suriye´deki felaket senaryosunu yazdı
Avusturya basını, ABD için Suriye´deki felaket senaryosunu yazdı
Avusturya´da yayınlanan Contra Magazin dergisi, Çin´in Suriye´deki terörle mücadele faaliyetlerine dahil olmasının ABD için kabus senaryosu olacağını yazdı.
Rus uzman: Pentagon, Rusya´nın önerileri karşısında sorumlu bir tutum sergilemedi
Rus uzman: Pentagon, Rusya´nın önerileri karşısında sorumlu bir tutum sergilemedi
Rus askeri uzman İgor Korotçenko, ABD Savunma Bakanlığı´nın (Pentagon) Rusya Savunma Bakanlığı´nın önerileri karşısında sorumlu bir tutum sergilemediğini ifade etti. Korotçenko, buna rağmen Rusya´nın Suriye krizinin çözümü konusunda ABD ile iş birliği yapmanın yollarını aramaya devam edeceğini kaydetti.
Askeri uzman, ´Üçüncü Dünya Savaşı´nın nerede başlayabileceğini yorumladı
Askeri uzman, ´Üçüncü Dünya Savaşı´nın nerede başlayabileceğini yorumladı
Rusya´da haftalık olarak yayınlanan VPK gazetesinin haberine göre, Rus Askeri Füze ve Topçu Bilimler Akademisi Başkan Yardımcısı, Askeri Bilimler Doktoru Konstantin Sivkov, Üçüncü Dünya Savaşı´nın potansiyel olarak başlayabileceği ana askeri tehdit ve yerleri sıraladı.
Rus uzman: ABD, diğer ekonomileri yoğun baskı altına almaya çalışıyor
Rus uzman: ABD, diğer ekonomileri yoğun baskı altına almaya çalışıyor
Rus ekonomi uzmanı Ofitserov-Belskiy, ABD´li senatörlerin sunduğu Rusya´ya yeni yaptırımlar uygulanmasını öngören yasa tasarısıyla ilgili "ABD, diğer ekonomilere yoğun baskı uygulama politikası izliyor" yorumunu yaptı.
Rus analist: Rusya´nın altın rezervleri Sovyet rekoruna yakın, dolara bağımlılık azalıyor
Rus analist: Rusya´nın altın rezervleri Sovyet rekoruna yakın, dolara bağımlılık azalıyor
Rus analist Anton Mahnovskiy, Rusya´nın şimdilerde 2.000 tonluk altın rezerviyle 1941´deki rekor rezerv seviyesine yakın olduğunu, ABD dolarına olan bağımlılığın azaldığını söyledi.
Lübnanlı uzman: Beyaz Miğferler İngiliz ve Amerikan istihbaratının talimatıyla mizansen yaptı
Lübnanlı uzman: Beyaz Miğferler İngiliz ve Amerikan istihbaratının talimatıyla mizansen yaptı
Lübnanlı emekli General Amin Hteyt, Beyaz Miğferler´in Suriye´den tahliye edilmesinin, söz konusu örgütün tam anlamıyla Batı´ya ait bir ürün olduğunu gösterdiğini, Beyaz Miğferler´in ABD, Fransa ve İngiltere´nin Suriye´ye her türlü saldırısının haklı çıkarılması için ‘sipariş üzeri bilgi fonu´ üretme görevini yerine getirdiğini belirtti.
ABD, İran ‘tehdidi´ bahanesiyle Suriye´den gitmeyecek´
ABD, İran ‘tehdidi´ bahanesiyle Suriye´den gitmeyecek´
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton´un İran´ın tehdit oluşturmaya devam ettiği sürece Amerikan askerlerinin Suriye´de kalacağı açıklamasını değerlendiren Mısırlı uzmanlar, ABD´nin var gücüyle İran´ı Suriye´den uzaklaştırmak istediğini belirtti.
‘ABD, İran ‘tehdidi´ bahanesiyle Suriye´den gitmeyecek´
‘ABD, İran ‘tehdidi´ bahanesiyle Suriye´den gitmeyecek´
ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton´un İran´ın tehdit oluşturmaya devam ettiği sürece Amerikan askerlerinin Suriye´de kalacağı açıklamasını değerlendiren Mısırlı uzmanlar, ABD´nin var gücüyle İran´ı Suriye´den uzaklaştırmak istediğini belirtti.
‘Suriye ordusunun, İsrail dışında da yeterince sorunu var´
‘Suriye ordusunun, İsrail dışında da yeterince sorunu var´
Rus siyaset uzmanı Andrey Suzdaltsev,Suriye´nin Humus bölgesindeki T-4 hava üssüne saldıran İsrail savaş uçağının Suriye hava savunması tarafından vurulması haberini değerlendirdi.
ABD, F-35 sırlarının açıklanmasından korkuyor ama zaten her şey açık´
ABD, F-35 sırlarının açıklanmasından korkuyor ama zaten her şey açık´
ABD ve İngiltere´nin, Rusya´nın Türkiye aracılığıyla F-35´in ‘sırlarını´ öğrenebileceğinden korktuğunu yönündeki haberleri değerlendiren Rus dış politika uzmanı Oleg Glazunov, Washington ve Londra´nın aslında neden korktuğunu Sputnik´e anlattı.
Batı´nın Putin-Trump zirvesinden korkmasının nedenleri açıklandı
Batı´nın Putin-Trump zirvesinden korkmasının nedenleri açıklandı
The Independent gazetesi, Rusya ve ABD liderlerinin anlaşmaya varması durumunda Batı´daki birçok kişinin, Moskova´nın siyasi açıdan kendilerine uygun olan ‘ebedi düşman´ imajından yoksun kalacağını ve bu nedenle Batı´da liderlerin görüşmesine engel olmak için yoğun çaba harcandığını yazdı.
Batı, Putin-Trump zirvesinden neden korkuyor?
Batı, Putin-Trump zirvesinden neden korkuyor?
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve ABD´li mevkidaşı Donald Trump arasında yapılacak 3. zirve, Batılı bazı kesimleri endişeye sevk etti. Sputnik, bu zirveden korku duyan tarafları ve bu korkunun nedenlerini irdeledi.
Karadağ´ın ‘NATO sevgisi´ ve turizm
Karadağ´ın ‘NATO sevgisi´ ve turizm
Nebojsa Popovic, NATO´nun Karadağ ekonomine olumlu etki edip etmediği sorusunu Sputnik için cevaplandırdı.
Marx´ın Mirasından Yardım Almak
Marx´ın Mirasından Yardım Almak
2008 yılında başlayan küresel kriz, neoliberal küreselleşme çağının sonunun işaretiydi; ancak sebep olduğu süreçler sona ermedi. Bize Aydınlanma Çağı´nın büyük düşünürleri ve özgürleşme hareketinin ideologları tarafından bırakılan kuramsal mirası kullanarak ilerleyebiliriz. Beğenseniz de beğenmeseniz de Karl Marx, içlerinde en büyüğü olmaya devam etmektedir.
‘İsrail, Kıbrıs´ı Ortadoğu´nun işlerine karıştırıyor´
‘İsrail, Kıbrıs´ı Ortadoğu´nun işlerine karıştırıyor´
İsrailli gazeteci Seth Frantzman, İsrail´in abluka altında tuttuğu Gazze Şeridi´ne gidecek malları kontrol edebilmek için Kıbrıs Yönetimi´nden talep ettiği liman inşaatı projesinin ne derece uygulanabilir olduğu konusunda değerlendirmelerde bulundu.
ABD basını: Ankara ile Moskova arasındaki yakınlaşma, Montrö Boğazlar Sözleşmesi´nde değişikliğe götürebilir
ABD basını: Ankara ile Moskova arasındaki yakınlaşma, Montrö Boğazlar Sözleşmesi´nde değişikliğe götürebilir
The National Interest (NI) dergisinde yer alan bir makalede, Rusya´nın Ankara ile olan ilişkilerinin ilerlemesinin Montrö Boğazlar Sözleşmesi´nde değişiklik yapılmasıyla sonuçlanabileceği ve bu nedenle Karadeniz Filosu için dizel elektrikli denizaltı inşa etmesine gerek olmadığı değerlendirmesinde bulunuldu.
Tarihsel Perspektiften Rusya´nın Dış Politikası
Tarihsel Perspektiften Rusya´nın Dış Politikası
Herkesin eşit olduğu, ancak bazılarının diğerlerinden daha eşit olduğu yönünde George Orwell´in ifade ettiği ilke, uluslararası düzeyde benimsenmişe benziyor. Bu, Amerika´nın Orta Doğu ülkeleri ve diğer yerlere müdahalesinin sonucunda teyit edildi. Rusya, uluslararası işlerde hukuk ve adalet ilkelerini benimsemeye devam edecek.
Dünya Düzeninin Çöküşü Mü?
Dünya Düzeninin Çöküşü Mü?
Görünen o ki Moskova, çok-kutupluluğa hazırlıklı değil; keza 19.yüzyılda Rus şansölyelerin oldukça iyi bildiği temel kuralını henüz kavramamış: Diğer güç merkezleriyle daha yakın ilişkiler geliştirmek üzere münferit konularda tavizler vermek gerekir.
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
5.7982
EURO
6.5935
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Röportaj Tüm Roportajlar
Işıl Işıl Kristaller: Kristal bardaklar yıkandıkça ışıltısını kaybeder ve mat bir görünüm kazanmaya başlar. Fakat, kristal bardaklarınızı yıkarken kullandiığınız deterjana yarım su bardağı sirke ve tuz ekleyip, öyle durularsanız ilk günkü gibi parladıklarını görürsünüz.

Püf noktası
-Günümüzde evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır. (Bak bunu duyduğum iyi oldu ben zaten evlenmiyecem böylece kamçılamış oldum bu sözlerle) -Rodin’in ünlü ‘düşününen adam’ heykeli aslında İtalyan şair dante’nin portresidir. -Uranüs çıplak gözle görülen

İlginç Bilgiler 4