Zaza Halk Kültüründe Kırk İnancının Yeri ve İçeriği
Halk İnanmalarının sofistik boyutunu çalışanlar olarak tasavvuf bilgini Türkologların çalışmalarına gerektiği kadar başvurmamış oluşumuz eksikliğimiz olarak ortaya çıkmaktadır.
Tarih: 3.12.2021 12:11:21 / 72okunma / 0yorum
Dr. Yaşar Kalafat

 

 

Yaşar Kalafat

 

GİRİŞ:

Biz, annenin, bebeğin uzun bir dönemden itibaren, tasavvuftaki “Enel Hak” sürecindeki manevî paklanmışlardan kırklar ile, Annenin, bebeğin çeyrek kırkı, yarı kırkı´ nın dökülerek paklanmaları arasındaki bağlantı üzerinde durmaya çalışıyoruz.

Doğum kırkı gibi evlenme kırkı ve ölüm kırklı ile ilgili inançların bir bütünün bağlantılı parçaları olduğu kanaatini taşıyoruz. Kırk formel mistik sayısının, insanlar arasındaki bu konumunun hayvanlar, bitkiler, cansız bilinenler ve diğerleri için de geçerli olduğunu düşündüren verilerle karşılaşıyoruz.

Son birkaç aydan beri Kırk konusu üzerinde çalışmaktaydık. Esasen Halk inançlarında kırk konusu uzun zamandan beri gündemimizde olmuştur. İlk kırk içerikli çalışmalarımızın yapılışı bir hayli eskidir(1). Zaman içerisinde bilhassa sofistik boyutu ile zaman zaman da geçiş dönemleri münasebetiyle konu çalışmalarımızda yer almıştır.(2) Bu konuda son kapsamlı çalışmamız   Meltem Yılmaz ile iç-batı Anadolu´dan oldu.(3) Çalışmalarımızda  bazen  Anadolu coğrafyasından bir kesimi ve bazen de  Yöre halkının bilinen ismi ile ele almaya çalıştık.(4) Giderek   Bülent Akın´ın bu konulu kitap çalışması ile tanıştık(5).

Zaza halk kültüründe Kırk konusunu çalışma fikri anadili Zazaca olan gençlerle tanışmamla oldu. Araya Korona salgını da girmişti, alana gitmek pek kolay olmuyordu. Onlarla yardımlaşırken, Zazalarda kırk konusunda hatırımdakileri sormak geldi. Sağ olsunlar bu anonim derleme ortaya çıktı. Damlaya damlaya göl olur misali notları ekleştirmeği düşündük.

 

METİN:

Siverek Tırka /Türkmen aşiretinde kırklama, kırk basması Çetin olarak bilinir. Doğum yapan kadın ve çocuğu doğumdan yedi gün geçtikten sonra "Yedi Kırkı" dediğimiz annenin kırkı çocuğu rahatsız etmesin diye önce çocuk banyo ettirilir. Banyo ettirilirken suyu çocuğa veya kadına başkasının dökmesinin makbul olduğu kabul edilirdi. Banyo yaptığı suyu çocuk uyuduktan sonra dökerlerdi bu da saygı mahiyetindedir. Çocuktan sonra da aynı şekilde anne de banyo ettirilerek yerine yatırılır Kırk Basması olayı ise Kırkı çıkmamış bir kadın başka Kırkı çıkmamış bir kadının evine giderse kırkları çocukları basacağına inanılır ve bu yüz den eve girmeden kadınlar iğne değişir ve böylece kırkların ortadan kalktığına inanırlardı. Doğum yapan kadın kırk gün boyunca yalnız bırakılmazdı. Yalnız bırakılırsa kadını rahatsız edeceklerini düşünürlerdi aynı şekilde çocukta kundakta iken beşikte eskiden tahtadan beşlik yapılırdı o tahta beşiğe bir bıçak asılırdı öyle çocuğun korunduğuna inanılırdı.(6)

Güzelköy, Diyarbakır ile birleşmiş ilin bir semti mahallesi olmuştur. Halkının arasında anadili Kürtçe, Türkçe olanların yansıra  Zazaca olanlar da var. Esasen her üç dili adeta ortak derece kullanan bir yöremiz.(7)

Güzel Köy ve çevresi halk inançlarında bebek kırkı dolmadan yıkanmaz. Kırkı dolduktan sonra bebeğin büyükannelerinden biri besmele çekerek, dua ederek bebeği yıkar ve ömrünün sağlıklı ve uzun olması için temennilerde bulunulur. Daha sonra bebeğin kırkı için hazırlanmış ikramlar misafirlere sunulur.(8)

Güzel Köy´de yağmur duası için. Çömçe gelin (Bukâ Çemçê) hazırlanır.  Bunun için tahtadan kol, bacak, kafa yapılır ve giydirilir. Kapı kapı dolaşılır, her kapıyı açan çömçe gelinin üstüne su serptikten sonra çocukların oluşturduğu yağmur alayına kilerden bazı erzakları verirler. Akşama doğru açık bir meydanda çocuklar o erzakları karıştırıp yemek yapar yerler.(9)

Burada bir zamanlar Ankara´da olduğu gibi Kırk ilkindiler sürüden aralıksız yağan mevsim yağmuru yoktur.

Güzel Köy ve çevresi halk inançlarında, eve kötü niyetli biri geldiğinde veya harama uzanmış olan bir el kap kacağa dokunduğunda ev de kap kacak da kırklanır. Evin temizliği bittikten sonra evin bütün odalarında ve ev halkının başının etrafında özellikle bebek varsa bebeğin başında üç defa dua eşliğinde tuz çevrilir o tuz ateşe atılır.(10)

Başa tuz çevirme, gelin ve damadın başında tuz kırma kır kırma Aras Vadisi halk inançlarında da vardır. Bu bölgede ve Doğu Anadolu´nun birçok yerinde ya kın geçmişin kırsal kesiminde sadaka başa çevrilerek verilirdi. Böylece korunmanın sağlanacağına veya atlatılmış bir kaza için hayır işlenmiş olduğuna inanılırdı. Ateşe tuz atmak Sürmene ve Bayburt gibi yörelerin halk inançlarında da vardır. Ateşin ruhuna saçı yapma inancının bir devamı olmalı.

Kırklamak çok yerde “doğumun kırkında doğum kırkı ve ölümlerde de ölünün kırkı yapılır.” Şeklinde bilinir. Kırklama esasen bir paklama olayıdır. Nitekim çeyrek kırk, yarı kırk da yapılır. Gelin hamamı, Güvey Hamamı bir anlamda kırklamadırlar. Kırk gün ve kırk gece düğünden sonra damat ve gelinin kırkı çıkarılır. Sünnetin de kırkı olur. Sünnet Kırkı için kırk gün beklenmeyebilir.(11)

Kırklama sadece insanlar değil mekruh olmuş yani Bismil olmayan hayvanlar tarafından dokunulmuş kap kaçak da kırklanır. Kırklama sadece ve muhakkak su ile olmayabilir. Toprakla da kırklamak suretiyle teyemmüm abdestinde olduğu gibi kırklanabilir.(12)

Veba, kolera gibi salgın hastalıklardan korunmak için onlardan kırk adım ötede durulduğuna veya onlara kırk gün sokulmaktan kaçınıldığına dair bilgiler vardır.

Hak Aşığı Kara Mehmet “Pamuk” isimli şiirinde;

“Bir pamuk büyüdü  bizim tarlada

Dallarına ben de şaştım duydun mu?

Çıktım da üstüne toplayım derken”(13)

Kırk metre yerden düştüm duydum mu? Derken adeta kırk rakamı ile bir mesafe mesajı veriliyor. Paklanmak için kırk kap su dökünmek türünden bir uygulama mesajı vermiş oluyor.

Güzel Köy ve çevresi halk inançlarında bebek kırkı dolmadan yıkanmaz. Kırk günü dolduktan sonra, bebeğin büyükannelerinden biri, besmele çekerek, dua ederek bebeği yıkar ve ömrünün sağlıklı ve uzun olması için temennilerde bulunulur. Daha sonra bebeğin kırkı için hazırlanmış ikramlar misafirlere sunulur.(14)

Güzel Köy´de yağmur duası için. Çömçe gelin (Bukâ Çemçê) hazırlanır.  Bunun için tahtadan kol, bacak, kafa yapılır ve giydirilir. Kapı kapı dolaşılır, her kapıyı açan çömçe gelinin üstüne su serptikten sonra çocukların oluşturduğu yağmur alayına kilerden bazı erzakları verirler. Serpilen su, su saçısıdır. Akşama doğru açık bir meydanda çocuklar o erzakları karıştırıp yemek yapar yerler.(15)

Güzel Köy ve çevresi halk inançlarında, eve kötü niyetli biri geldiğinde veya harama uzanmış olan bir el kap kacağa dokunduğunda ev de kap kacak da kırklanır. Evin temizliği bittikten sonra evin bütün odalarında ve ev halkının başının etrafında özellikle bebek varsa bebeğin başında üç defa dua eşliğinde tuz çevrilir o tuz ateşe atılır.(16) Ataşe yapılan saçıdır. Akşam hava karardıktan sonra eşiğin dışında birisi düşerse, düşülen yere şeker şerbeti veya tuz şerbeti serpilir. Bununla amaç, yerdeki muhtemel kara iyenin şerrinden korunmaktır.

Kırklamak çok yerde “doğumun kırkında doğum kırkı ve ölümlerde de ölünün kırkı yapılır.” Şeklinde bilinir. Kırklama esasen bir paklama olayıdır. Nitekim çeyrek kırk, yarı kırk da yapılır. Gelin hamamı, Güvey Hamamı bir anlamda kırklamadılar. Kırk gün-kırk gece düğünden sonra damat ve gelinin kırkı çıkarılır. Sünnetin de kırkı olur. Bunun için kırk gün beklenmeyebilir.(17)

Kırklama sadece insanlar değil mekruh olmuş yani bismil olmayan hayvanlar tarafından dokunulmuş kap kaçak da kırklanır. Kırklama sadece ve muhakkak su ile olmayabilir. Toprakla da kırklamak suretiyle teyemmüm abdestinde olduğu gibi kırklanabilir.(18)

Güzel Köy ve çevresi halk inançlarında loğusanın yanına herkes giremez her şeyle girilemez. Loğusa süresince kişi sadece annesini ve kız kardeşlerini görebilir. Yedi gün boyunca birilerinin onun yanında kalması gerekir aksi halde heftok denen kara iyenin basabileceğine inanılır.(19)

Güzel Köy halk inançlarında konuşmakta ve yürümekte gecikmiş çocuklar ziyarete götürülüp ziyaret kilidi, üç defa dua ile açılır. Ziyaret kapısında dik durması ve orada dua etmesi sağlanır. Bu uygulama üç Perşembe üst üste yapılır.(20)

Güzel Köy ve çevresi halk inançlarında loğusanın yanına herkes giremez her şeyle girilemez. Loğusa süresince kişi sadece annesini ve kız kardeşlerini görebilir. Yedi gün boyunca birilerinin onun yanında kalması gerekir aksi halde heftok denen kara iyenin basabileceğine inanılır.(21)

Heftok tespiti de bize göre  kara iyeler konulu çalışmalarda önemli bir tespittir. Heft/Yedi formel sayısı, Heftok, yediler anlamında da kullanılmaktadır.

Güzel Köy halk inançlarında konuşmakta ve yürümekte gecikmiş çocuklar ziyarete götürülüp ziyaret kilidi, üç defa dua ile açılır. Ziyaret kapısında dik durması ve orada dua etmesi sağlanır. Bu uygulama üç Perşembe üst üste yapılır. Kilit açma ve kapama bir büyü uygulamasıdır. Kapatılan kilitle büyü yapılmış olunur. Damadı bağlamada olduğu gibi Kurt ağzı bağlamada da ip, düğüm kullanıldığı gibi kilit de kullanılır(22).

Urfa´nın Arap aşiretlerinden olan Beni Kays aşireti, büyük ve köklü bir aşiret olmanın yanı sıra zaman içerisinde Urfa merkez olmak üzere ilçelerine ve civar şehirlere dağılmışlardır. Aşiret geleneği bazı yerlerde devam ederken pek çok yerde gerek göçebe yaşamdan ve gerek ise geçim gereksiniminden dolayı birbirinden kopmalar ve bağ zayıflığı yaşanmaya başlamıştır. Günümüzde Urfa dışında Hatay ve sınır ötesi Suriye´de de yer alan bu aşiret, Suriye´deki iç savaştan dolayı göç etmiş ve pek çoğu Türkiye sınırları içerisine dahil olmuşlardır. Birkaç kuşak öncesi birbirleri hakkında hala bilgi sahibi olurken ve az da olsa ziyaretler gerçekleşirken günümüz genç neslin bu bağı zayıflattıkları neredeyse kopardıkları da olabilmektedir.(23)

Söz konusu aşiret ve kollarına mensup şahısların gerek kendi içlerinde gerek ise dışarıdan yaptıkları Türkmen, Kürt ve Zazalarla evlilikler, kültür alanında geniş bir etkileşime neden olmuştur. Çalışmamızın da ana konusu olan halk içerisindeki kırklık geleneği hala Anadolu´nun muhtelif yerlerinde yaşanmakta ve yaşatılmakla birlikte mezkûr bölgelerde de değişik şekillerde yaşanmış ve yaşatılmaya devam etmektedir. Aynı aileden farklı bireylere kırklık mevzusu ile ilgili soru yönlendirildiğinde farklı yapılış şekilleri ve benzer kırk çıkarma usulleri ile karşılaşabiliyoruz.

Örneğin yeni doğum yapmış olan bir anne ve yavrusu kırk gününe kadar korkmasın veyahut kötü bir olay yaşamasın diye bebek yalnız bırakılmaz yanında muhakkak biri bulunur. Fakat anne veyahut evdeki diğer bireylerin işi var ise bebek yalnız bırakılmak zorunda kalınacak ise ayrı bir odada veyahut mekânda o vakit bebeğin başucuna, yastık altına yine kırklı olan bebeğin korkmaması niyeti ile bir ekmek kırıntısı, makas, iğne veya ayet unsurlarından biri konulur. Aynı zamanda yeni doğum yapmış ve hala yatakta olan annenin de korkmaması için yastık altına iğne ya da ayet konulur.(24) 

Kırklı anne ve bebeğinin yalnız bırakılmaması şeklinde uygulama Anadolu halk inançlarında çok yaygındır. Yalnız bırakılan bebek annenin bir şeye uğrayabileceğine inanılır. Ekmek ve Kur´an ayeti konulması çok yaygındır. Bıcak, kama, makas gibi demir aksamın koyulması ile cin, kara iye türünden varlıklara karşı demirin koruyuculuğun inanılır. İğne genel koruyucu olarak algılanır. Al karısına karşı, kırklıların kırklarının karışmamaları için iğneden yararlanılır(25).

Yavru doğduğu günden; on gün, yirmi gün ve kırk gün sonrasında toplamda üç kere tuzlu su ile yıkanırdı. Bu ise çeyrek ve yarım kırk usulüne uygun olarak yapılırdı. Yavruyu tuzlu su ile yıkamanın amacı ise büyüdüğünde teni fazla ter veya nahoş kokmasın diye yapılırdı. Bu tuzlu suya az miktarda avucuyla tuz ve bebeğin vücudunu yakmaması amacıyla şeker katılıp bebeğin tenini kızartmaması ve tahriş etmemesi için bir beze sarılıp suda beş dakika kadar kısa bir müddet bekletilip paklanırdı.(26)

Kırklama  çeyrek kırklama yarı kırk ve kırklama şeklindeki uygulama  Anadolu halklarında oldukça yaygındır. Şeker kırk banyosunda kullanılma şeklindeki tespitle pek karşılaşmamıştık.

Yavrunun kırkı çıkarılacağı zaman ise bir kaba kırk kaşık su konulur ve bu suyun bir kısmı bebeğin yıkanacağı suya bir kısmı da annenin yıkanacağı suya bir kısmı ise evin içine bebeğin çamaşırlarına ve beşiğine serpilirdi. Bu işlem sırasında “kırk geldi kırk gitti” şeklinde bir söylemde de bulunulurdu.(27) Bir başka versiyonu ise bu işleri bilen biri tarafından kırk kaşık suya kırk çakıl taşı bir kaba konulup o kabın içine kırk kere elini bandırıp çıkarması veya dört kere on parmağını batırıp çıkarması sonucunda “kırk geldi kırk gitti” söyleminde bulunup, önce evin odalarına, perdelerine, bebeğin beşiği, anne ve yavrunun çamaşırlarına serpilip geri kalan suyun bir kısmı bebeğin yıkanacağı suya arta kalanı ise annenin yıkanacağı suya konulup kırk geleneği yapılmış olurdu. Yıkanma esnasında ise üç dört kere “kırk geldi kırk gitti” diye söylenirdi.(28)

Kırk suyuna  kırk kaşık su  konulması kırk adet çakıl veya benzeri şeylerin mesela kırk adet fasulye veya kırk adet mısır tanesi, kırk parça madeni para konulması mevcut suya kırk tas ilave edilmesi şeklindeki uygulamalar çok yaygındır.

Kırk suyunun evin muhtelif yerlerine, bebeğin giysilerine serpilmesi, bu suda kutun olduğuna inanıldığına işaret eder Bizin için yeni bir bulgu olmuştur. Ancak Aras Vadisinde, Nahcivan´da nevruz günü güneş doğmadan  “gün görmemiş su” alınır o su evin bereketli olması, hastalıkların defedilmesi adına evde odaların köşelerine serpilir. Beni Kays  Aşiretindeki Kırk suyu uygulamayı hatırlatıyor.

Bir başka kırk çıkarma geleneği ise çocuğu olmayan geline yapılır. Burada gelinin evlendiği zamanlarda kırk değmiş inancı olduğuna inanılır. Bu yüzden bir kereliğine mahsus yukarıda da anlatıldığı üzere kırk kaşık su ve kırk çakıl taşı bir kaba konulup aynı usulle önce evin her yerine elle püskürtülüp sonra ise o su ile gelin banyo ederdi. Tabi bu kırk değdi kırk bastı sadece insanlar arasında olan bir durum değildir. Yeni doğum yapmış bir hayvanın yanından geçmek bile kırk bastı inancına neden olabilirmiş. Bundan dolayı eski insanlar kırk çıkarma konusunda hassas davranmışlardır(29).     

Çocuğu olmayan geline kırklama yapıldığı şeklindeki uygulama ile ilk defa karşılaşılmaktadır. Ancak kırklamanın mahiyetinde manevi kirlerden de paklanma da vardır. Bu kirlerin temizlenilmesi, gelinin kara iyelerin, cin türü varlıkların elinden kurtarılmasıdır. Kırklama temizleme paklama anlamında kullanılırken sünnetli çocuğun bilhassa bir kısım Alevi inançlı kesimde Üçüncü veya Dokuzuncu gününde yıkanması sağlanarak kırklaması yapılmış olur(30).

Bebeği olamayan anne(31) ve bebeği yaşayamayan bebek halk inançlarında sembolik olarak satılır. Belirli ziyaret yerlerine götürülen bebeği olmayan hanım yaptığı saçılarla eşini  bebeksiz bırakan kara iyelerden, kurtarmak için satmış olur. O bayan inanca göre artık kara iyelere karşı o ulu zatın koruması altına girmiştir. Bebeği yaşamayan anneler bebeklerini sahiplenerek  yaşamalarına mâni olan cinlerden kurtarmak için ilgili uygulamadan geçirerek çok çocuklu bir anneye satmış olur. Cinler, inanca göre o ulu anaya etki yapamamaktadırlar(32).

 Eskiden kırklı olan anneler göğüslerinde iğne takarlarmış ve kırklı olan iki anne birbiri ile karşılaştıklarında kırkları birbirine değmesin diye iğneleri birbirlerine vererek değiştirirlermiş. Aynı zamanda bir gelin çıkarken başka bir gelin ile karşılaştığında veya yan yana geçtiğinde yine kırkların karışmaması üzere, üzerlerinde mevcut olan bir iğneyi birbirlerine verirler imiş. Değiş tokuş kırklarının karışmasına iğnenin kerameti ile karışmamış olur inancı vardır(33).

Bizim derlemelerimizin bize anlattığına göre, basma ve basılma olayı herhangi iki gelin arasında olmamaktadır. Kırkı içerisinde olan gelinler ve bebekler birbirlerini basabilmektedirler. Keza ölünün kırkı ile gelinin kırkı veya doğumun kırkı ölümün kırkının karışmaları kırk dönemi zarfında gerçekleşmektedir.

Bu arada bitkilerin de kırkı basabilmektedir, hayvanların kırkı da basabilmektedir. Nitekim lohusa hanımın ve bebeğinin odasına taze et getirilmez, taze meyve getirilmez zira onlardan et hayvanın, meyve sebze de bitkilerin kırk dönemindedirler. Basma basılma olayı yaşanabilir. Cenazeden, mezarlıktan gelen kimse de, kırklı anne ve bebeğinin odasına sokulmaz. Zira ölünün kırkı, doğumun ve gelinin kırklarını basabilir kırkları karışabilir(34).

Kırk çıkarma geleneğinin söz konusu olduğu bir diğer durum ise doğumda olduğu kadar ölümde de varlığını korumuş olmasıdır. Bir şahsın ölümünün yedinci gününde hazır helva alınıp bir ekmekle beraber veyahut yalnızca helva civardaki hanelere dağıtılır. Ölünün kırkının çıkmasıyla birlikte ise eskiden ağırlıklı olarak kazanlarda helva pişirip dağıtılmakla beraber yine dev kazanlarda yemek pişirilip ya mevlit yapılan yerde veya cenaze evinde insanlar davet edilip yemek yedirilirdi(35).

Elbette kırk çıkarma adetlerinde bölgeden bölgeye, aileden aileye değişiklikler görülmekle birlikte zaman içerisinde de kolaylıkların sağlanmasıyla değişiklikler görülmüş hatta yok bile olmuştur. Örneğin kimileri daha kolay veya kendi örf ve adetlerine uygun diye ev sahibinden bazı kimseler kovalar dolusu şerbetle komşuların kapılarını çalıp sürahi veya taslarla şerbet dağıtırlardı. Kimileri ise iğne iplik, tuz, soğan dağıtırlardı. Buradaki en büyük amaç, ölen şahsın yaşantısı boyunca komşudan bir tuz veya iğne iplik kadar maddi değeri az olan bir ihtiyacı almış ise konu komşunun hakkı ölenin üzerinde kalmasın ve ruhen en küçük günahlardan dahi arınsın manasıyla yapılırdı(36).

Bütün bunların ötesinde ölünün kırkı çıkarılacağı zaman cenaze evi gelecek olan davetlilere göre kelle alıp pişirirdi ve mevlit okunup dualar yapıldıktan sonra misafirlere kelle yemeği ikram edilirdi. Ölü kırkında kelle yapmanın manası ise o gün itibari ile artık yavaş yavaş ölünün etinin kemiğinden ayrıldığı inancına dayandırılmaktadır(37).

Bu önemli tespitte dikkate alınması gereken bir husus vardır. Tespitin önemi hakikaten kellenin etinin yenilmesi etin kemikten ayrılması şeklinde açıklanabilir. Ancak etin kemikten ayrılması yaygın olan inanca göre 4o. Günde değil 52. Gündedir. Ölünün 52´sinde Kur´an-ı Kerim okunur yemek verilmesi daha ziyade Yedinci ve kırkıncı gününde yapılır.

 Eski inanışlara göre cenaze evinde bir hafta kadar kazan kaynamaz ocak yakılmaz imiş taziyeye gelenlere ve ev sahibine başka yakınları veya komşularının yaptıkları yemekler getirilirmiş.(38)

Çok yaygın olan bu uygulamanın bu şekilde yapılması ocak/ateş kültü ile ilgilendirilmektedir. Yemeğin kokusuna gelen ruhlar muhtemelen ocağın ateşin ruhu muhtemelen o gün gelmesi istenilmemektedir.(39)

            Diğer bir eski inanışa göre ölünün ardından kırk gün boyunca ev fertleri yas tutar, saç sakal kesilmez ve yıkanmaz imiş(40).

Saç sakal kesilmez, zira saç sakal vücuttan ayrılan her kıl için sadaka vermek gerekir. Hacda ihram döneminde de saçlar kısaltılıp ihrama girildikten sonra vücuttan düşecek her kıl için sadaka vermek gerekir. İddialı değiliz ama sebep bu olabilir.

Diğer taraftan traş banyo taranmak, yeni şeyler giymek çamaşır değişmek, süslenmek bezenmek anlamına gelir ki mutlu anların uygulamalar yas dönemi ile bağdaştırılmaları zordur. Hatta bu yüzden günümüzde de banyoda uzun süre kalan veya yıkanan kimselere kullanılan “kırkını mı çıkarıyorsun?” sözünün buradan esinlenerek söylenildiği tahmin edilir. (41)

Banyoda uzun süre kalana Kırklanıyor musun şeklindeki söylem çok yaygındır. Bayram temizliği yapan hanımlara da bu söz söylenir. Ancak burada, banyoda çok veya az kalmak değil banyo yapma zamanı söz konusudur. Biz şahsen bu görüşe fazla katılamıyoruz.

Al arısı inancı semavi dinlerde de vardır hatta    İslamiyet´te, Hıristiyanlıkta Musevilikte Sümerlerde ve diğerlerinde de vardır.(42)

.           Eskiden kuran bilen ve okuyanı her yerde pek bulamadıklarından dolayı mevlit ve dua işlemi pek yapılmaz ve atalarından görüp işittiklerini uygularlarken günümüzde ağırlıklı olarak mevlit yapma, sık sık sureler okuma, ölünün iyiliğini isteme ve onun adına hayır yapma, yemek ikram etme işlemleri uygulanır. (43)

Eskiden kuran bilen ve okuyanı her yerde pek bulamadıklarından dolayı mevlit ve dua işlemi pek yapılmaz ve atalarından görüp işittiklerini uygularlarken günümüzde ağırlıklı olarak mevlit yapma, sık sık sureler okuma, ölünün iyiliğini isteme ve onun adına hayır yapma, yemek ikram etme işlemleri uygulanır. (44)

Kırk çıkarmanın belki de en ilginç olanı yumurtlayan tavuk ve hindi gibi kümes hayvanlarına da işlenmiş olmasıdır. Bu tür hayvanlar kuluçkaya yatacakları vakit kırk kaşık su, kırk çakıl taşı, kırk arpa, kırk buğday gibi ürünleri kese halinde veyahut öylece yumurtaların üzerine oturmuş hayvanın yanına konulurken, diğer yandan hayvan kuluçkadan kalkmasın diye önüne biraz su ve biraz da yem konulurmuş bu inanca göre kuluçkaya yatırılan yumurtaların çoğundan sağlıklı civcivler elde edilirmiş.(45)

Bu tespit bizi çok heyecanlandırdı.  Ardahan´dan bu bulgunun farklı bir boyutu tespit edilmiştir. Cansu Irmak(46) ve Üzeyir Işık´(47) ın  çalışmalarında, görünmeyen bir gücün hayvanları da basabildiği tespiti yapılmıştır. Bu iki çalışmada kümes hayvanlarından  kazın ve memelilerden buzağılamış hayvanın basılabilecekleri tespiti vardır. Biz tavukların kuluçka dönemler bunun benzeri tespitleri, Kırk, yarı kırk ve çeyrek kırk´a tekabül edebilen  tespitler olarak yapmıştık. Üzeyir Işık ve Cansu Irmak´ın bildiri çalışmaları bu alanla ilgili çalışmalara farklı bir derinlik kazandırmıştır. Bu bulgulardan hareketle alemler arası ilişkiye dair yeni bilgiler edinmişti. O dönemdeki tespitimiz “Bu bulgulardan hareketle alemler arası ilişkiye dair yeni bilgiler edinilmiştir. Bize göre bunlar kara iyeler içerikli bulgulardı ve doğum, evlilik ve ölüm dönemi kırkları ile bağlantılı idi.(48)  

Bismil olmayan köpek ve benzeri hayvanların kap kacağa ağzını değdirmesi sonucunda bazı kimseler üç kere bazı kimseler ise yedi kere o kabı tertemiz toprak, deterjan ve su ile yıkaması neticesinde yeniden kullanılabileceğini aktarmaktadır.(49) 

Halk İnanmalarının sofistik boyutunu çalışanlar olarak tasavvuf bilgini Türkologların çalışmalarına gerektiği kadar başvurmamış oluşumuz eksikliğimiz olarak ortaya çıkmaktadır. Bu alanın uzmanlarına göre, Kırk Süreci bir tane değildir Birinci Kırk´da ruh cemadat süreci yaşar, İkinci Kırk´da  nebadat süreci yaşanır. Üçünü Kırk´da hayvanat sürecini yaşanır, Dördüncü Kırk´da ise yaşanılan insanlık dönemidir. Bu süreç 280 günde tamamlanır. 281. Günde doğum gerçekleşir Mevlana´da ruh-beden bağlantısı 18 katta gerçekleşir.(50) 

Cansız bilinenlerin, Nebatların, hayvanların, insanların bir ruhlarının, sahiplerinin olduğu  inancı, doğal olarak ruh, sahip bahsini olması gerektiğini düşündürür. Değişim-dönüşümü reenkarnasyon, alem değişimi, donuna girme, ruh göçü, ruhun tecelli etmesi ruhunda bedenlenme, devriyeler konusunu gündeme getirir.

Siverek´te Bablılar, Bucaklılar, Heseranlılar, Kalenderler, Karahanlılar, Kırvarlılar, Modanlılar, Nasanlılar olmak üzere 8 Zaza aşireti mevcuttur. Bu aşiretlerin üyelerinin bir kısmı Çermik ve Ergani ilçe sınırlarında yaşamaktadırlar.(51) Ancak bu durum kişilerin kendilerini Siverekli olarak saymasının önüne geçmemiştir.(52) Alan çalışmaları ile derlenen bilgilerin yapılan tasniflerin anlamlandırılmaları parantezlerinin açılımları için, ilgili formüllerin bilinmeleri gerekir.(53)

Siverek köy isimlerinden bazılar Ermenice, bazıları Kurmanc Kürtçesi bazıları ise Zaza Kürtçesidir. Köylerde yaşayan insanlar ise genel itibariyle homojen olmakla beraber bazı köylerde Kurmanc Kürtleri ve Zaza Kürtleri beraber yaşamaktadırlar. Siverek´te Bilinen Alevi Zaza Köyü yoktur. Siverek´teki Zaza aşiretlerinin tamamı Hanefi mezhebindendir.(54)

 

 

SONUÇ;

Çalışmamızı bu kere anadili Zazaca olan Anadolu halklarının halk inançlarından hareketle yapmak istedik. Yapılmış çalışmalara göndermek yaparak, bir kaynak birikmesi olsun istedik.

Bu konudaki tespitlerimiz bizi, tasavvuf-halk sufizmi arasındaki doğal bağlantıya götürmekte kalmayıp, Semavi dinlerin yazılı kaynakları ile yaşayan halk inançları arasındaki bağlantıyı bu konuda da kurmak mümkün olabilmektedir.

Konuyla ilgili yapılan derlemeler, din ve mezhep boyutlarını aşabilirken, doğal olarak coğrafî bölge, etnik sınırlamalar da aşılmış olmaktadır. Anadili farklılığı veya mensubu olunan boy ayrılığı, sağlanabilen örnek sayısını artırabildiği için sadece konuda derinletilmesini kolaylaştırabilmekte, esas değişmemektedir

Bu münasebetle katkılarını esirgemeyen, Meltem Yılmaz´a  Taha Duhan Turan´a, Bülent Akın´a, Ömer Büyükgöl´e, Songül Çakmak´a, Emine Karakulak´a, Hanım Handan Ağırnatlı´ya, Murat Başaran´a teşekkür ediyoruz.

 

1.Yaşar Kalafat, “Halk İnançları İtibariyle Doğu Anadolu ve Orta Toroslarda Kırk Motifi”, 3. Alanya Tarih ve Kültür Semineri (12-13 Kasım 1993) Alanya Tarih ve Kültür Semineri, Alanya, 1995, s. 265-270

2.Yaşar Kalafat, “ Urfa Yöresinde Türk İnançları (Karakeçililer - Zazalar ve Arapça Konuşanlar) Erciyes, Aralık 2000, S. 276, s.. 6–10.

3.Yaşar Kalafat, “Ritüellerin Sır Dili Kalafat-, Meltem Yılmaz,” Her Yönüyle Mucur Sempozyumu” 7-9 Ekim 2021, Mucur Ayrıca, Meltem Yılmaz-Yaşar Kalafat, “Mucur´da Kırklama Geleneği ve Bağlantılı Mucur Halk İnançları” agy.

4.Yaşar Kalafat-Taha Duhan Turan, Kuzey Kafkasya -Orta Fırat-Batı Trakya´da Büyü” >www. Yasarkalafat.info>

5.Bülent Akın, Mitten Tasavvufa Alevi Ritüellerinin Sır Dili, Kırklar, Kitabevi, İstanbul 2020

6.Ömer Büyükgöl ,Siverek Tırka (Türkmen Aşireti, Kahramanmaraş, Sütçü İmam Üniversitesi Tarih Anabilim Dalı Lisans Bitirme Tezi, Kahraman Maraş 2018, s.17

7.Songül Çakmak-Yaşar Kalafat, “Karşılaştırmalı Güzel Köy/Diyarbakır Halk İnançlarından Kesitler”,

8.Songül Çakmak, agy.

9.Songül Çakmak agy.

10.Songül Çakmak agy.

11.Yaşar Kalafat, “Erzincan Halk İnançlarından Notlar” >

12.Yaşar Kalafat, agy.

13. Aşık Kara Mehmet, “Pamuk”, Açıkkara,  21 Temmuz 2021 S. 41, s.1

14. Songül Çakmak agy.

15.Songül Çakmak agy.

16.Songül Çakmak agy.

17. Yaşar Kalafat, “Erzincan Halk İnançlarından Notlar” >

18. Yaşar Kalafat, Memoratlar-Astral Dünya Mitolojik Boyut, Berikan yayınevi, Ankara, 2018, s. 32, 132, 134

19. Songül Çakmak agy.

20. Songül Çakmak agy.

21.Songül Çakmak agy.

22.Yaşar Kalafat Yaşayan Türk Halk İnançlarında BüyüI Aktif Yayınevi İstanbul, 2020

23.Emine Karakulak, “Urfa- Beni Kays Aşireti Halk İnançlarından Kesitler” 2021 Urfa

24. Emine Karakulak, agy.              

25.Yaşar Kalafat, Yaşar Kalafat, “Erzincan Halk İnançlarından Notlar” >

26.Kaynak: Kişi: Dilber Sert kaya, 1967, Birecik, Eğitim durumu yok, ev hanımı.

27.Kaynak Kişi: Babaannemden gördüklerim bu şekilde idi. Hanım Kabakulak, 1930, Birecik, eğitim durumu yok, ev hanımı, ölü.

28.Emine Karakulak, agy.              

29.Emine Karakulak, agy.              

30.Yaşar Kalafat, “Erzincan Halk İnançlarından Notlar” >

31.Yaşar Kalafat, Yaşar Kalafat Yaşayan Türk Halk İnançlarında Büyü Aktif Yayınevi İstanbul, 2020

32.Yaşar Kalafat Yaşayan Türk Halk İnançlarında BüyüI Aktif Yayınevi İstanbul, 2020

33.Yaşar Kalafat,Memoratlar-Astral Dünya Mitolojik Boyut, Berikan yayınevi ,Ankara, 2018

34.Yaşar Kalafat, Mitoloji ,Berikan Yayınevi, Ankara 2018 s. 41, 45, 195

35.Emine Karakulak, agy.

36.Emine Karakulak, agy.              

37.Emine Karakulak, agy.              

38.Emine Karakulak, agy.              

39.Yaşar Kalafat,D0ğu Anadolu´da Eski Türk İnançlarının İzleri, Barikan Yayınları, 6.Baskı, Ankara, 2010, s.353

40.Emine Karakulak, agy.

41.Emine Karakulak, agy.              

42.Yaşar Kalafat, Kıpçak/Kuman-Oğuz Türk Yapılanmasında Karşılaştırmalı Kumuk Halk İnanmaları, Ed. Ş.K. Gündoğdu, ASAM Yayınları, İstanbul 2021

43.Emine Karakulak, agy.              .

44.Emine Karakulak, agy.                                      

45.  Emine Karakulak, agy.                                              

46.Cansu Irmak, “Ardahan Yöresinde Kaz Etrafında Gelişen  İnanç ve Uygulamalar” II. Uluslararası Develi Aşık Seyrani ve Türk Kültürü Kongresi 10-12 Ekim 2019 Sempozyumu

47.Üzeyir Işık, ”Mitolojik Bir Varlık Al Karısı: Elmalı Köyü Örneği”, II. Uluslararası Develi Aşık Seyrani ve Türk Kültürü Kongresi 10-12 Ekim 2019 Sempozyumu

 48. Yaşar Kalafat, “Develi Panel Notları Programatik ve Stratejik Arayış Denemesi, Halk İnançları-Mitoloji Güzergahında Halk Sofizminin Yeri ve Önemi”  10 Ekim 2019

49.Emine Karakulak, agy.              

50.Sebahattin Güngör, Özel Tasavvuf Notları, 4 Temmuz 2019 Burhaniye” Halkbilimi Araştırmaları Kültür ve Strateji Merkezi Arşivi

51.II. Uluslararası Develi Aşık Seyrani ve Türk Kültürü Kongresi 10-12 Ekim 2019 Sempozyumu

52. Hanım Handan Ağırmatlı    “Siverek Zazaları Halk İnançlarından Kesitler” 2021 Siverek : Başaran Murat, Sêwregi De Eşîrê Kirmancan (Dimilîyan) û Kirmanckîya (Dimilkîya) Înan. Yüksek Lisans Tezi, Mardin Artuklu Üniversitesi, 2019. Yukarıdaki kısmın geçtiği sayfalar: 29-36   

53.Yaşar Kalafat, “ Hatay-Sivas Yatırları Etrafında Oluşan İnançlarda Mitolojik Bulgular” , Hatay İnanç Turizmi 1, 17-19 Aralık 2015, Hatay

54.Hanım Handan Ağırmatlı , agy.  

 

 

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Köstekli Yörükleri Halk İnanmaları(1) (03 Ocak 2022 - Pazartesi)
Aydoğmuş Halk İnanmalarından Kesitler (22 Aralık 2021 - Çarşamba)
Kazakistan´daki Türk Halk İnançları (16 Kasım 2021 - Salı)
Mucur Sempozyumunun Ardından (12 Ekim 2021 - Salı)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
13.4020
EURO
15.1892
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Röportaj Tüm Roportajlar
1896 Fizikçi Wilhelm Conrad Röntgen, kendi adı verilen cihazı buldu.
1911 Kamil Paşa hükümeti İttihat ve Terakki´cilerce devrildi. Babıali baskını diye anılan darbeyle Sadrazam istifa ettirildi ve yerine Mahmut Şevket Paşa getirildi.
1925 Şili´de hükümet bir askeri darbeyle devrildi.
1941 Türk Karikatür Sergisi İstanbul´da açıldı.
1973 Vietnam´da ateşkes ilan edildi.
1974 Türkiye´de Tunceli´nin Yeşilyazı bucağında çığ düştü;15 kişi öldü.
1974 İsrail askerleri Süveyş Kanalının batısından çekilmeye başladı.
Yumurtanın kabuğunu kolayca soymak için kaynattığınız suya bir miktar sirke veya karbonat ekleyin.

Püf noktası
Bir deve kuşunun gözünün beyninden büyük olduğunu,

İlginç bilgiler