ABD mi Büyük (Hâşâ) Allah mı?
Başlığa bakıp da, “Böyle soru mu olur?” demeyin. Yaşadığımız bazı hadiseler karşısında ister istemez zihinleri zorlamak için sormak durumunda kalıyoruz. Yoksa inanan herkes her zaman ve zeminde “Allahu Ekber” der.
Tarih: 21.11.2016 13:27:54 / 1251okunma / 0yorum
Selim Çoraklı

 

Başlığa bakıp da, “Böyle soru mu olur?” demeyin. Yaşadığımız bazı hadiseler karşısında ister istemez zihinleri zorlamak için sormak durumunda kalıyoruz. Yoksa inanan herkes her zaman ve zeminde “Allahu Ekber” der.

Bu meselenin izahı için farklı bir soruyla başlamak istiyorum.

Bir insana yarım metre boyunda bir odunu yedirebilir misiniz?

Böyle bir soruya hemen “Hayır” cevabını verirsiniz.

Hâlbuki bu mümkündür.

Odunu talaş haline getirip her gün yediklerinin arasına katıp yedirebilirsiniz. Hatta bu metotla bırakın yarım metre boyundaki odunu on metrelik odunu bile yedirmeniz mümkündür.

Yaşadığımız çağda metrelerce odun mesabesindeki birçok fikir maalesef talaş haline getirilip her gün zihnimize dayatılan değişik fikirlerin arasında bize yutturuluyor; kabullendirilebiliyor.

Liberalizm, Romantizm, Sürrealizm, Naturalizm, Kapitalizm, Sosyalizm, Faşizm, vb. birçok ideolojinin bugün Müslümanlara edebiyat, sanat, sinema, tiyatro vs. maskeler altında kabul ettirilmesinin altında da bu algı metodu yatıyor.

Batıl ideolojileri, sapkın fikirleri toplu halde inananların zihinlerine sokmak mümkün değildir ama bunları parça parça zihinlere şerleştirmek mümkündür ve bugün Batılıların yaptıkları budur. Batı ürettiği kavramları istediği kılıfa sokarak kendi fikirlerini Müslümanlara adeta dayatıyor, kabullendiriyor ve dönüştürüyor. Bu da karşımıza kapitalist gibi düşünen, sosyalist gibi yaşayan, dine Hıristiyan gibi bakan Müslüman tipleri çıkarıyor.

Algı oluşturma şeklinde yapılan bu tür girişimlerle adı Müslüman ama inancı Hıristiyan, Yahudi veya başka bir inanç olan insanlar türeyebiliyor.

Bilinçsiz fertler veya toplumlar üzerinden oluşturulan algılarla insanlar inançlarından uzaklaştırılıyor ve maalesef kendi inançlarını savunamaz hale getirilebiliyor.

Bilinçli olmasa da yavaş yavaş ve kabul edebileceği sınırlar içerisinde sunulan fikirler/düşünceler hedeflenen fikrin/düşüncenin insanların zihninde yerleşmesine zemin hazırlıyor.

Dün olduğu gibi bugünde kelimeler, cümleler, kitaplar, filmler, TV, internet, telefon vb. iletişim araçları silahlardan daha tehlikeli olabiliyor.

Yukarıdan beri izah etmeye çalıştığım türden algı operasyonlarına maruz kalan milletlerin başında biz Türkler geliyoruz dersem herhalde mübalağa etmiş olmam.

Bu hususa nereden geldin diyenler olabilir.

Sebebini anlatayım:

Dinleyici olarak katıldığım bir konferansta konuşmacı, “ABD´nin dünyanın en büyük gücü olduğunu, Yahudilerin dünya para piyasalarını elinde tuttuğunu, para babalarının dünyada istediklerini istedikleri gibi yönettiklerini, Evanjelist Hıristiyanların dünyaya hükmettiğini, Hollywood filmleri ile dünyayı istedikleri gibi yönlendirdikleri, Müslümanların bunların karşısında aciz kaldığını ve fikir üretemediği vb.” gibi konuları anlatıyordu. Batılıların ne kadar güçlü olduklarını neredeyse bir saat boyunca dinledik. Hatta bugün Müslümanların geri kalmasının sebebinin akıllarını çalıştırmadıkları için içlerinden bir Marks Weber (Weber, Alman düşünür, sosyolog ve ekonomi politik uzmanı. Modern antipozitivistik sosyoloji incelemesinin babası olduğu ve sosyolojiye olgunluk kazandırdığı ileri sürülür.) çıkaramamalarına bağlıyordu.

Elbette konuşmacının verdiği bilgiler değerliydi. Bugün emperyalist ülkelerin kurdukları küresel siyasi, sosyal, ekonomik ve kültürel çetelerle dünyayı bir sömürge

alanına çevirdikleri doğrudur. İçinde bulunduğumuz dünyanın durumunun hiçte iç açıcı olmadığı da bir gerçek. Ancak bunlar anlatılırken “kitlelerin inançlarını zayıflatacak, imanını sarsacak ve mücadele azmini kıracak söylemlerden uzak olmak” ve Müslümanlara ne yapmaları gerektiğini akli, ilmi ve mantıki planda anlatmak da en az verilen bilgileri öğrenmek kadar önemlidir diye düşünüyorum.

Bugün kim ne kadar güçlü görünürse görünsün, biz inanıyoruz ki gelecek İslam´ın ve şuurlu Müslümanların olacaktır. Akıl, ilim ve hikmetin hükümferma olacağı gelecekte bütün hükümlerini akla tespit ettiren Kur´an´ın hükmedeceğine inanıyoruz. Kur´an´ın hükümleri de elbette aklını çalıştıran, iradesini iyiye, salih düşünceye yönelten Müslümanlar eliyle olacaktır. Bu geçmişte olmuştur ve gelecekte de olacağını Allah (cc) Kur´an´da vaat etmiştir. Bu açıdan özellikle Müslüman düşünürlerin yaptıkları konuşmalarda, verdikleri konferanslarda inananların ümitlerini kıracak, yaşama azimlerine darbe vuracak olan eylem ve söylemlerden uzak durmak zorundadır.

ABD, Rusya, Çin, İngiltere vb. ülkeler büyük olabilir. Bu ülkelerin yönetimini elinde tutan küresel çeteler her türlü oyunu da sergileyip Müslümanlara galip geliyor görünebilirler. Ama unutmayalım ki Kur´an´ın yol göstericiliğinde ve sebepler dairesi içinde aklımızı çalıştırdığımız ve Rabbimize tevekkül ettiğimiz takdirde hep üstün olacağız ve Allah (cc) dilemediği sürece Müslümanlara kimse zarar veremeyecektir.

İnsana “kurtuluş ve hidayet rehberi” olarak gönderilen Kur´an bize bazı olayları anlatarak bunlarla cüz´i irademizi aşan hadiselerde Rabbimin sosyal hadiselere müdahale ettiğini bildirir. Bunların birçoğunu bize mucize şeklinde takdim eder. Batıl ne kadar kuvvetli görünüre görünsün batılın gücünün sanal olduğunu da bize “Hak gelince batıl yok olur gider” ayeti açık biçimde göstermektedir. Evet, batıl karanlık hükmündedir; yakacağımız küçük bir ateş bütün karanlığını birden yok olmasına sebep olacaktır. Bugün batılın güçlü görünmesi hakkı temsil edenlerin zayıflığından, Müslümanların aklını kullanmamasından ve tembelliğinden kaynaklanmaktadır. Hakkı hakkıyla temsil edecek Müslümanların olmayışı batılı güçlü göstermektedir.

Ama yine unutmayalım ki kerim kitabımız Kur´an bize en ümitsiz dönemlerimizde bile Allah(cc)´tan ümit kesmememiz gerektiğini hadiseler satırı altında bildirir.

Mesela Fil suresinde Rabbimizin Fil sahiplerine nasıl Ebabilleri musallat ederek yok ettiğini görüyoruz. Biz bir Fil vakasını günümüzde, 15 Temmuz 2016 gecesinde tekrar gördük. Rabbim Erbehe´nin fillerini yok ettiği gibi, günümüzde tanklarla, uçaklarla, helikopterlerle Müslümanlara saldıran darbecilerin Fil hükmündeki tanklarını, uçaklarını, helikopterlerini Ebabil hükmündeki milletimiz tarafından nasıl yok edildiğine şahit olduk.

Yine Kur´an´da devrinin en ceberut hükümdarı ve zalimi olan Firavun´un Hz. Musa(as)´yı öldürmek için harekete geçtiğinde Kızıldeniz´in yarılarak Firavunu boğması anlatılır. Bu tür olaylar Kur´an´da hikâye olsun diye değil; aksine her birinin arkasında Tevhidi bir hakikat olduğu ve zorda kalan Müslümanların ümitsizliğe düşmemeleri gerektiği mucize formunda anlatılır.

Bugün ABD, İngiliz, Yahudi, Hıristiyan, Evanjelist veya başka bir ideoloji ne kadar güçlü olursa olsun; Allah(cc)´ın iradesi karşısında tuz buz olduklarını görüyor ve inanıyoruz.

Rabbim dilemediği müddetçe kâinatta hiçbir zerre hareket edemez. Ehl-i sünnet itikadının temel ilkelerinden biri “Kâinatta her fiilin faili Allah´tır. Her şeyi O yaratır.” şeklindedir. Allah(cc)´a inanan insanların bundan başka bir inanç içinde olması düşünülemez elbette. Biz inanmış insanlar olarak cüzi irademiz çerçevesinde üzerimize düşen vazifeyi yaptıktan sonra neticeyi Allah(cc)´tan bekleriz. Netice Allah´ın işidir. Sebeplere yapışmak ise biz kulların işidir. Sebepleri yerine getirdikten sonra neticeyi

Rabbimizden beklemenin adı tevekküldür, teslimiyettir. Tarih boyunca sebeplere yapıştıktan sonra tevekkül eden kullarını Allah (cc) hiçbir dönemde batıla ezdirmemiş ve muazzam çıkış yolları, fetihler nasip etmiştir. Yeter ki biz kulluğumuzu yeterince yerine getirelim.

ABD, İngiliz, Yahudi, Hıristiyan, Evanjelist vb. güç odakları ne kadar “Büyük” olursa olsun, bizin için tek büyük Allah(cc)´tır. Bizim yapacağımı şey, Mehmet Akif´in mısralarında belirttiğidir:

“Allah´a dayan, sa´ye sarıl, hikmete râm ol,

Yol varsa budur, bilmiyorum başka yol.”

Baştaki sorunun cevabını bir kez daha ilan edelim:

“Allahu Ekber”

Anahtar Kelimeler: Büyük, Allah
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
FETÖ GÜNAHINDA YALNIZ DEĞİL!!! (18 Eylül 2018 - Salı)
Aldatanlar Ve Aldananlar (19 Ağustos 2018 - Pazar)
Müslümanların Paradoksları (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Erdoğan Büyük Oyunu Bozdu! (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Fetöyü Paşa Yapıp Afedelim !!! (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Şehid Muhsin Reis (26 Mart 2018 - Pazartesi)
İslam´ın Güncellenmesi (10 Mart 2018 - Cumartesi)
Küresel Terörist Fetulşeytan (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
İtiraf Ediyorum Ben de Enayilik Ettim ! (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Necip Fazıl İstismarcılığı ! (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
Katliamları Muharref Tevrat Emrediyor! (08 Aralık 2017 - Cuma)
Müslüman Müslüman´a Güvenir mi? (19 Kasım 2017 - Pazar)
Diktatörler/Diktatörlük (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
Akıl Tarikatı ve Mürşidi (17 Eylül 2017 - Pazar)
Bizim(!) Medyadan Portreler!!! (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Utandım Tiksindim Ve Korktum !!! (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Fetö´nün Pisikolojik Savaş Taktikleri !!! (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Fetönün Yeni Şeytanlıkları (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Bylock Mit Operasyonu´mu ? (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Ordu Milletten TSK´ile Evrildik (18 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bu Mücadeleleyle Fetö´yü Yenebilirmiyiz (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Düşmanı Küçük Gören Kaybeder (01 Nisan 2017 - Cumartesi)
Üst Akıl´mı Çukur Akıl´mı ? (13 Mart 2017 - Pazartesi)
Ulu Hakan Abdul Hamit Han (28 Şubat 2017 - Salı)
Neden ´´Evet´´Diyorum? (17 Şubat 2017 - Cuma)
Alimim!Alimsin!Alim? (07 Şubat 2017 - Salı)
Dinini Davasına Kurban Edenler (24 Ocak 2017 - Salı)
Terörist Değilmiş (08 Ocak 2017 - Pazar)
TBMM Darbe Komisyonu Konuşmam (20 Aralık 2016 - Salı)
Karizmatik Liderler İslam´ın Neresinde ? (28 Eylül 2016 - Çarşamba)
Değişen Toplumumuz Nereye Gidiyor (19 Eylül 2016 - Pazartesi)
Vahiy Akılsız Anlaşılmaz! (05 Eylül 2016 - Pazartesi)
Mehti Ve Mesih İnancı Fetöler Doğuruyor (24 Ağustos 2016 - Çarşamba)
İstihbarat Ağındaki Köstebek:Hocia (12 Ağustos 2016 - Cuma)
Kısır Darbeler Ülkesi! (04 Ağustos 2016 - Perşembe)
Darbe Ahlaksızlığı! (28 Temmuz 2016 - Perşembe)
Akılcılığın Öncüsü Büyük İmam (13 Temmuz 2016 - Çarşamba)
Çağımızda Bir Alperen: Arvasi (03 Temmuz 2016 - Pazar)
Dertlerimiz Bıraktığı Gibi! (22 Haziran 2016 - Çarşamba)
YESEVÎLİK RUHU VE ÖĞRETİSİ (11 Haziran 2016 - Cumartesi)
HOLOKOSTCU ALMANLAR! (06 Haziran 2016 - Pazartesi)
Kürt Meselesi İslam´la Çözülür (30 Mayıs 2016 - Pazartesi)
Makedonya´da Bir Türk Yapılanması: (14 Mayıs 2016 - Cumartesi)
ABD´İN ÇÖKÜŞÜ DE MUKADDER! (08 Mayıs 2016 - Pazar)
Fitnebaşı İngilizler (21 Nisan 2016 - Perşembe)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
6.2671
EURO
7.3794
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Röportaj Tüm Roportajlar
Deodorant lekelerini kurumuş ıslak mendille çıkarın.Kurumuş ıslak mendille lekeleri dairesel olarak ovun. Kurumuş ıslak mendil deodorantı emer. Dikkat etmeniz gereken bir nokta: Kurumuş ıslak mendilin tiftiklenmemiş olmasına dikkat edin, aksi takdirde mendil gri lekeler bırakır. Külotlu çorabı da aynı amaçla kullanabilirsiniz.

Püf noktası
Bir deve kuşunun gözünün beyninden büyük olduğunu,

İlginç bilgiler