ACELECİ, CAHİL VE ZALİM!
Kullanma kılavuzumuz Kur´an, insandan ve onun özelliklerinden ayrıntılı denecek şekilde söz eder.
Tarih: 21.9.2020 10:52:51 / 1344okunma / 0yorum
Selim Çoraklı

 

Selim Çoraklı

Kullanma kılavuzumuz Kur´an, insandan ve onun özelliklerinden ayrıntılı denecek şekilde söz eder. İnsanın, "En şerefli varlık, hakkın halifesi” gibi sıfatlara sahip olduğu gibi, "aceleci, zayıf, kıskanç, nankör, riyakâr, başa kakan, tartışmacı, cimri, kibirli, kaba, azgın, hasetçi, zalim, cahil" gibi olumsuz sıfatlara da sahip olabileceği belirtilir.

İnsanın olumlu yönleri asıldır. Fıtratındaki bu güzelliklerle yaratılmıştır. Ancak fıtratın bozulması ve kullanma kılavuzuna uymaması durumunda sayılan olumsuzluklar baş gösterir.

İnsan, Allah(cc)´ın yeryüzüne tayin ettiği halife, en güzel biçim üzere yaratılmış varlıktır. Yeryüzünde olanların hepsi emrine ve istifadesine amade kılınmıştır. O, emrine ve hizmetine verilmiş eşyaya egemen olacak yerde sanki kendisi eşya için yaratılmış ve onun emrinde imiş gibi hareket etmesi, onun mevkiini alçaltmaktan başka bir şey olmamıştır.

Mahiyetinde olumlu ve olumsuz sıfatlarla bu derece girift yaratılan insanın istikametini bulabilmesi için yaratıcısının kendine gönderdiği 5236 maddeden oluşan kullanım kılavuza uyması gerekmektedir.

İnsanın kendi kullanma kılavuzuna uyması halinde mükemmel insan olacağını, uymaması halinde ise hayvandan daha aşağı bir duruma düşeceğini de yine aynı kullanma kılavuzundan öğreniyoruz.

İnsanın kılavuzunun temel kaidelerini başında insan dâhil bütün âlemleri yaratan Allah(cc)´ı birlememiz, Ona hiçbir şeyi (Resuller de dâhil) ortak koşmamamız, insanları öldürmememiz, zulümden kaçınmamız, başkalarının malını haksız yere yemememiz, hülasa emirlerine uyup yasaklarından kaçınmamız gelmektedir.

Peki, bizler ne yapıyoruz?

Bize hayat nizamı olarak gönderilen kullanma kılavuzumuzdaki ilkelere ne kadar uyuyoruz?

Yeni aldığımız bir elektronik alet için hemen yanında verilen kullanma kılavuzuna bakarken, en mükemmel elektronik aletten milyonlarca kat daha mükemmel olan ruh ve bedenimizi nasıl kullanacağımız hakkında en açık izahları yapan kullanma kılavuzumuza bakıyor muyuz?

Bugün dünyanın içinde bulunduğu kargaşaya ve yaşadıkları bunalımlara baktığımızda insanların kendi kullanma kılavuzlarına uymamasının ağır sonuçları ile karşı karşıya olduğunu görüyoruz.

Günümüz insanı maalesef, kullanma kılavuzumuzun tarif ettiği “Çok aceleci, çok zalim ve çok cahil” bir duruma mahkûm olmuştur. Ne yazık ki insanlık tarihinin en büyük buhranlarından birini yaşamaktadır. Biz inananlara göre bu durumun en büyük sebebi kullanma kılavuzumuzdan uzaklaşmamızdır.

“İnsan aceleci olarak yaratıldı. Size ayetlerimi yakında göstereceğim. Şimdi hemen acele etmeyin.” (Enbiya, 37)

“İnsan şerri de hayrı istediği ister. İnsan pek acelecidir.” (İsra, 11)

"Biz emaneti göklere, yeryüzüne ve dağlara teklif ettik; ama onlar bunu yüklenmek istemediler. Ondan korktular ve onu insan yüklendi. Şüphesiz insan çok zalim, çok cahildir." (Ahzab, 72)

Kuran´ın "çok aceleci, çok zalim ve çok cahil" diye tarif ettiği insan ancak kullanma kılavuzuna uyarsa acelecilikten, zalimlikten ve cahillikten kurtulabilir.

Kullanma kılavuzuna uyan insan, kendi kıymetini bilir, yüksek şeref ve haysiyetinin farkına varır. Allah(cc)´ın kendisine lütfettiği maddi ve manevi kuvvetlere güvenerek yerde ve gökte ne varsa hepsinden faydalanır. Yüklendiği ağır emanetin

şuuru içerisinde öncelikle kendisini yaratana, sonra da insanlığa ve kâinata karşı olan yükümlülüklerini yerine getirir.

Kur´an´ın inzal sırasına göre surelerini incelediğimizde özellikle ilk 50-60 surenin insan zihnini tevhit ilkeleri çerçevesinde inşa ettiğini görüyoruz. İnsanın zihninde bu inşayı gerçekleştirmeden yöneleceği her hayat biriminde başarısız olacağı ve batıl atmosferlerde bir hayat yaşayacağı açıktır.

O halde çare tektir ve bu çareye başvuranların hem dünyalarını hem de ahiretlerini istikamete sokacakları açıktır. Bunu vadeden âlemlerin Rabbi olan Allah(cc)´tır. İnanmış insanların bunun dışında bir şeye inanmaları kendi inançlarında paradoksa düşmeleri demektir. Zaten kullanma kılavuzumuz da insanın en büyük sapmasının Allah(cc)´ı birlemenin tersi olan ortak koşma (şirk) olduğunu onlarca ayette açık biçimde ortaya koymaktadır.

İnsan acelecidir ve aklını çalıştırmadığı zaman da cahildir. Bir şey yaptığı zaman hemen sonuç almak ister. Hâlbuki yine kullanma kılavuzumuzdan öğrendiğimize göre insanın vazifesi sebeplere yapışıp sonucu Allah(cc)´tan beklemesidir. Çünkü sebepleri elinde tutan Allah(cc)´tır. Kullanma kılavuzunu takip eden akıllı insan vazifesini yapar ama asla Allah(cc)´ın takdirine karışmaz. Kur´an sebepleri yerine getirdikten sonra neticeyi Allah(cc)´tan beklemeye “Tevekkül” der.

Sebepleri yerine getirdikten sonra neticeyi âlemlerin Rabbi olan Allah(cc)´tan bekleyenler, yani tevekkül edenlerin yardımcısı Allah(cc)´tır.

Sebepleri yerine getirip neticeyi Allah(cc)´tan beklemek büyük bir tevhit ilkesidir.

Çöl aslanı olarak tanınan büyük mücahit Ömer Muhtar, ülkesini işgal eden İtalyanlara karşı yirmi yıla yakın mücadele etmiş ama sonunda idam edilmiştir. Ancak Ömer Muhtar´ın tevhit anlayışı tarihe mal olarak gelecek nesillerin dirilmesinde öncülük etmiştir. Onun söylediği şu söz tevhit ilkesini ne derece idrak ettiğinin en güzel neticesidir:

"Allah bana kâfirlere karşı cihat etmeyi emretti. Ben bu ibadeti yerine getirdim. Zafer ve mağlubiyet beni alakadar etmez. O Allah´ın bileceği bir iştir."

Evet, insan ve Müslüman olarak bizim vazifemiz sebepler dairesi içinde cihat etmemiz, yani çalışmamızdır. Kullanma kılavuzumuzun bildirdiğine göre bu eylem inanan insanlar için aynı zamanda en büyük ibadetlerden biridir. İlle de sonuca ulaşacağım diye ibadet edilmez. Biz gayret ederiz Allah (cc) ikram eder.

İnanan insanların bu tevhit gerçeğini idrak edemediklerinde hataya düştüklerini görüyoruz. Hâlbuki Allah (cc) yolunda gidenler sadece kendi vazifelerini düşünmeleri gerekir. Kendi vazifesini bırakıp Cenab-ı Hakk´a ait vazifeyi düşünerek hareketlerini buna bina edenler hep yanılgı ve hüsrana uğramışlardır.

Bununla ilgili İslâm kahramanlarından ve Cengiz´in ordusunu birçok kez mağlup eden Celalettin Harzemşah hakkında güzel bir hadise anlatılır. Celalettin Harzemşah, cihada asker hazırlarken vezirleri bu mükemmel hazırlığı görünce ona şöyle demişler:

“Sen muzaffer olacaksın, Cenab-ı Hak seni galip edecek.”

Celalettin Harzemşah ise baştan beri anlatmaya çalıştığımız tevhit ilkesini şu sözlerle dile getirmiş:

“Ben Allah´ın emriyle, cihat yolunda hareket etmekle vazifeliyim. Muzaffer etmek veya mağlup etmek neticedir ve o Allah(cc)´a aittir. Ben vazifemi yaparım ama asla Allah(cc)´ın işine karışmam.”

Celalettin Harzemşah, bu tevhit ve teslimiyeti yerine getirdiği ve inandığı için Allah (cc) onu daima muzaffer etmiştir.

Bu hakikat günümüzde, “İnsan seferle mükelleftir. Zafer Allah´ın elindedir.” Şeklinde dile getirilmiştir.

Böyle bir tevhit hakikati ortada iken insanın acele edip, yaptığı birkaç fiil sonucunda zaferi beklemesi bir çelişkidir ve bu sonuç tevhit hakikatinin idrak edilememekte kaynaklanmaktadır.

Madem tevhit ilkesi bunu emreder, o halde inana insan kendi vazifesini yapıp, yani sebeplere yapışıp sonucu elinde tutan Allah´ın işine asla karışmamalıdır.

Biz kuluz. Kulluk ise Allah´ın emir ve yasaklarına uymaya ve Allah(cc)´ın rızasını kazanmaya bakar. Kulluğun meyvelerinin yeneceği yer de ahirettir. Asıl gaye yapmamak şartıyla Allah´ın dünyada vereceği neticeler de kulluğa zarar vermez. Hatta bunun tevhit sırrını tam kavrayamamış olan zayıf kullar için tercih ve teşvik edici bir araç olabileceği de açıktır.

Kullanma kılavuzumuz kulluğun esasının insanın kendini aciz, zayıf, ihtiyaç içinde ve kusurlu görmesi gerektiğini bildirmektedir. İnsan böyle bir mahiyetle kendini kusursuz görürse sapar. Zahiri sebepler eliyle kendisine gelen nimetleri kendinden bilir. Emaneti muhafaza edemez. Hâlbuki nimetleri veren âlemlerin Rabbi olan, her şeyin rızkını elinde tutan Allah(cc)´tan başkası değildir.

İnsana yüklenilen emanet, ilk bakışta insandan daha büyük, güçlü ve dayanıklı gibi görülen göklerin, yerin ve dağların taşıyamayacağı kadar ağır ve önemlidir. Bu ağırlık ve önemdeki emaneti insan yüklenmiştir. Çünkü o, bir yandan bunu yüklenecek kabiliyet ve yetenektedir, ama öte yandan neyi yüklendiğinin farkında değildir, onu hakkıyla taşımada başarılı olamamaktadır. Yani insan şuursuz ve cahil olmamalı, kimliğinin, kabiliyetinin ve yüklendiği emanetin farkında olmalıdır; bu konulardaki bilgisizlik büyük bir cehalettir. Taşıdığı emanetin hakkını yerine getirmeye de gayret etmelidir, onun hakkını yerine getirmemek büyük bir zulümdür.

İnsandan başka her şey, yaratıcı tarafından nasıl programlanmışsa öyle işler, tabiatının dikte ettiği davranış biçimini değiştiremez. Bu sebeple dünyada ve ahirette göklere, yerlere, canlı ve cansız varlıklara “Niçin böyle yaptın?” diye sorulmaz. İnsana gelince onda akıl, bilgi edinme, bilgisini, kararını ve davranışını değiştirme kabiliyeti vardır. Ancak gerek din ve ahlâk alanlarında doğruyu bilme ve gerekse doğru, iyi ve hayırlı olanı yapma konusunda insanın önünde önemli engeller de vardır. Bu yüzden –ilâhî bir bilgi ve hidayet desteğinden mahrum olan insan çok cahil ve zalimdir.

Rabbim hepimizi kullanma kılavuzuna hakkıyla uyan kul eylesin. (amin)

 

Anahtar Kelimeler: ACELECİ, CAHİL, ZALİM
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
ADI MİLLİ AMA KENDİ ZAVALLI! (23 Ekim 2020 - Cuma)
CEHENNEME PASAPORT KESEN MEZHEPLER? (12 Ekim 2020 - Pazartesi)
ÂLİM OL Kİ ÖLMEYESİN (28 Eylül 2020 - Pazartesi)
Şeytan´ın Dünya Merkezleri! (14 Eylül 2020 - Pazartesi)
DİNSEL VE CİNSEL TACİZCİLER! (10 Eylül 2020 - Perşembe)
BU NE SİYASİ AYAKMIŞ BE! (29 Ağustos 2020 - Cumartesi)
HADİS KÜLLİYATINI OKURKEN DEHŞETE KAPILDIM! (20 Ağustos 2020 - Perşembe)
POLİTİKACILARA GÜVENİYOR MUSUNUZ? (13 Ağustos 2020 - Perşembe)
AYRILIK RAHMET OLABİLİR Mİ? (29 Temmuz 2020 - Çarşamba)
YENİ FETÖLERE FISRAT VERMEYELİM (22 Temmuz 2020 - Çarşamba)
MİDE BULANDIRAN SORULAR! (15 Temmuz 2020 - Çarşamba)
AYASOFYA AÇILDI DA! (14 Temmuz 2020 - Salı)
ARINÇ FETÖCÜ DEĞİLSE! (01 Temmuz 2020 - Çarşamba)
FETÖ İLE İŞBİRLİĞİ YAPMIŞLAR!!! (16 Haziran 2020 - Salı)
BAĞIRSAK DÜĞÜMLEMESİ Mİ OLDUK? (19 Mayıs 2020 - Salı)
YA SOSYAL MEDYA OLMASA! (17 Mayıs 2020 - Pazar)
FETÖ İTİRAFLARINDAKİ SIR (09 Mayıs 2020 - Cumartesi)
FETÖYE HALA KİMLER HİZMET EDİYOR? (22 Nisan 2020 - Çarşamba)
DEVLET HERKESİ AFFEDEBİLİR Mİ? (17 Nisan 2020 - Cuma)
KUL AZMAYINCA BELA GELMEZ! (07 Nisan 2020 - Salı)
SİYASAL İSLAM VEYA İSLAMCILIK İLLÜZYONU (02 Nisan 2020 - Perşembe)
SAİD NURSİ TÜRK DÜŞMANI MI? (26 Mart 2020 - Perşembe)
VİRÜSTEN DEĞİL ALLAH(cc)´TAN KORK! (16 Mart 2020 - Pazartesi)
SİYASİ ALANDA FETÖ VALSI (09 Mart 2020 - Pazartesi)
FETÖ´DEN KORKAN KORKAKLAR! (02 Mart 2020 - Pazartesi)
ÜLKÜCÜ AHLAKLI OLUR! (20 Şubat 2020 - Perşembe)
İHANET HIZ KESMEDEN DEVAM EDİYOR (04 Şubat 2020 - Salı)
TELİF HAKKI KUL HAKKIDIR (13 Ocak 2020 - Pazartesi)
İSLAM ŞAİRİ AKİF (30 Aralık 2019 - Pazartesi)
ÜLKÜCÜ BİRLİK NASIL SAĞLANIR? (23 Aralık 2019 - Pazartesi)
HİÇ ŞİRK KOŞUYOR MUSUNUZ? (18 Aralık 2019 - Çarşamba)
YENİ TERÖR ÇEŞİDİ: SOFİSTİKE TERÖR (11 Aralık 2019 - Çarşamba)
İŞGAL EDİLMİŞ ZİHİNLER! (02 Aralık 2019 - Pazartesi)
HORTUMUN MUSLUĞU YASALARDA (28 Kasım 2019 - Perşembe)
FETULLAH´A HAKSIZLIK ETMİŞİZ!!! (18 Kasım 2019 - Pazartesi)
KAZAK ERKEK MİSİNİZ!!! (13 Kasım 2019 - Çarşamba)
KURDUN ARKASINDAN BİN ÇAKAL HAVLAR (04 Kasım 2019 - Pazartesi)
KHK´LAR TAM BİR FACİA İMİŞ!!! (01 Kasım 2019 - Cuma)
BARIŞ PINARI KİMLERİN KİMYASINI BOZDU? (12 Ekim 2019 - Cumartesi)
ÜLKÜCÜLER BİRLİK OLABİLİR Mİ? (07 Ekim 2019 - Pazartesi)
ASRIN MÜHRÜ ÇAMLICA CAMİİ (02 Ekim 2019 - Çarşamba)
AK PARTİ AFORİZMALARIM (20 Eylül 2019 - Cuma)
FETÖ´DEN AYRILANLARIN PROFİLİ! (10 Eylül 2019 - Salı)
KARUN, HAMAN VE FİRAVUN (26 Ağustos 2019 - Pazartesi)
İSLAMOĞLU VE MÜRİTLERİ NEREDEN KOŞUYOR? (29 Temmuz 2019 - Pazartesi)
BİTİRMEZSEN BİTİRİRLER! (03 Temmuz 2019 - Çarşamba)
FABRİKATÖR (Doğu Perinçek) (01 Temmuz 2019 - Pazartesi)
CHP KAZANMADI, AKP KAYBETTİ! (25 Haziran 2019 - Salı)
ZULÜM DEVAM ETMEZ! (10 Haziran 2019 - Pazartesi)
Devin Yalnızlığını Besteleyemedik! (27 Mayıs 2019 - Pazartesi)
FETÖCÜLÜK BİR ZİHNİYETTİR (19 Mayıs 2019 - Pazar)
AKLIMDA DELİ DELİ SORULAR! (14 Mayıs 2019 - Salı)
SEÇİM ve GEÇİM AFORİZMALARI (29 Nisan 2019 - Pazartesi)
Fetöcüler Neden Tam Temizlenmedi? (16 Nisan 2019 - Salı)
Adalet Öldü Helvasını Yedik!!!! (06 Nisan 2019 - Cumartesi)
ADI GİBİ ARİFTİ OZAN ARİF (19 Şubat 2019 - Salı)
İSLAMCI AYDINLARIN ÇIKMAZI! (07 Şubat 2019 - Perşembe)
Siyasi Dalkavuklar / Dalkavuklukları (15 Ocak 2019 - Salı)
YÖNETİCİLERİMİZ BİZDEN Mİ? (20 Aralık 2018 - Perşembe)
AK PARTİ AKP´LEŞİR Mİ? (04 Aralık 2018 - Salı)
Medeniyet Tasavvurumuz (22 Kasım 2018 - Perşembe)
Ahlaksız Siyaset Olurmu? (17 Ekim 2018 - Çarşamba)
Kanunlar Siyaselire İşlemiyor´mu? (05 Ekim 2018 - Cuma)
FETÖ GÜNAHINDA YALNIZ DEĞİL!!! (18 Eylül 2018 - Salı)
Aldatanlar Ve Aldananlar (19 Ağustos 2018 - Pazar)
Müslümanların Paradoksları (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Erdoğan Büyük Oyunu Bozdu! (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Fetöyü Paşa Yapıp Afedelim !!! (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Şehid Muhsin Reis (26 Mart 2018 - Pazartesi)
İslam´ın Güncellenmesi (10 Mart 2018 - Cumartesi)
Küresel Terörist Fetulşeytan (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
İtiraf Ediyorum Ben de Enayilik Ettim ! (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Necip Fazıl İstismarcılığı ! (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
Katliamları Muharref Tevrat Emrediyor! (08 Aralık 2017 - Cuma)
Müslüman Müslüman´a Güvenir mi? (19 Kasım 2017 - Pazar)
Diktatörler/Diktatörlük (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
Akıl Tarikatı ve Mürşidi (17 Eylül 2017 - Pazar)
Bizim(!) Medyadan Portreler!!! (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Utandım Tiksindim Ve Korktum !!! (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Fetö´nün Pisikolojik Savaş Taktikleri !!! (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Fetönün Yeni Şeytanlıkları (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Bylock Mit Operasyonu´mu ? (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Ordu Milletten TSK´ile Evrildik (18 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bu Mücadeleleyle Fetö´yü Yenebilirmiyiz (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Düşmanı Küçük Gören Kaybeder (01 Nisan 2017 - Cumartesi)
Üst Akıl´mı Çukur Akıl´mı ? (13 Mart 2017 - Pazartesi)
Ulu Hakan Abdul Hamit Han (28 Şubat 2017 - Salı)
Neden ´´Evet´´Diyorum? (17 Şubat 2017 - Cuma)
Alimim!Alimsin!Alim? (07 Şubat 2017 - Salı)
Dinini Davasına Kurban Edenler (24 Ocak 2017 - Salı)
Terörist Değilmiş (08 Ocak 2017 - Pazar)
TBMM Darbe Komisyonu Konuşmam (20 Aralık 2016 - Salı)
ABD mi Büyük (Hâşâ) Allah mı? (21 Kasım 2016 - Pazartesi)
Karizmatik Liderler İslam´ın Neresinde ? (28 Eylül 2016 - Çarşamba)
Değişen Toplumumuz Nereye Gidiyor (19 Eylül 2016 - Pazartesi)
Vahiy Akılsız Anlaşılmaz! (05 Eylül 2016 - Pazartesi)
Mehti Ve Mesih İnancı Fetöler Doğuruyor (24 Ağustos 2016 - Çarşamba)
İstihbarat Ağındaki Köstebek:Hocia (12 Ağustos 2016 - Cuma)
Kısır Darbeler Ülkesi! (04 Ağustos 2016 - Perşembe)
Darbe Ahlaksızlığı! (28 Temmuz 2016 - Perşembe)
Akılcılığın Öncüsü Büyük İmam (13 Temmuz 2016 - Çarşamba)
Çağımızda Bir Alperen: Arvasi (03 Temmuz 2016 - Pazar)
Dertlerimiz Bıraktığı Gibi! (22 Haziran 2016 - Çarşamba)
YESEVÎLİK RUHU VE ÖĞRETİSİ (11 Haziran 2016 - Cumartesi)
HOLOKOSTCU ALMANLAR! (06 Haziran 2016 - Pazartesi)
Kürt Meselesi İslam´la Çözülür (30 Mayıs 2016 - Pazartesi)
Makedonya´da Bir Türk Yapılanması: (14 Mayıs 2016 - Cumartesi)
ABD´İN ÇÖKÜŞÜ DE MUKADDER! (08 Mayıs 2016 - Pazar)
Fitnebaşı İngilizler (21 Nisan 2016 - Perşembe)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
8.1211
EURO
9.5974
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Röportaj Tüm Roportajlar
Sirkenin Marifeti: Dondurulmuş eti az sirkeli suda bekletmek daha kolay çözülmesini sağla

Püf noktası
» Parmak izleri gibi dil izlerinin de insana özel olduğunu,

parmak izi