`Bilim dünyasının `sessiz gücü``
`Bilim adamı ve öğretim görevlisi kariyerinin henüz başında belirlemiş olduğu bu uslup Prof.Dr.Veliyev`i
Tarih: 2.1.2021 11:32:36 / 1230okunma / 0yorum
Doç. Dr. Aybeniz Rahimova

 

UNUTMAYALIM

 
 
 
Türk dünyasının bilim adamları dizisinden - kırk altıncı yazı

 

*BAKÜ MEKTUBU*

 

`Bilim adamı ve öğretim görevlisi kariyerinin henüz başında belirlemiş olduğu bu uslup Prof. Dr. Veliyev`i gereksiz tartışma ve entrikaların dışında tutmakla kalmadığı gibi enerjisinin halk edebiyatımızın derlenmesi,incelenmesi ve üniversitede okutulması için odaklamasına neden olmuş ve işte bundan dolayıdır ki,altına imzasını koyduğu çalışmaları yarım yüzyıl önce olduğu gibi günümüzde de bilimin ve eğitimin dikkat merkezinde kalmayı sürdürmektedir`

Bir bilim insanı nasıl olmalı? Araştırmaların içine hapsolarak kendini toplumdan soyutlayan asosyal biri mi yoksa toplumun sorunlarından asla yakasını kenara çekmeyip küçüğünden büyüğüne herkesin derdine çare bulmayı da kendine aydın görevi addeden bir halk adamı mı? Her satır yazısı gibi talebelerinin tamamını da kendi evladı olarak gören hayırlı bir halk adamı mı yoksa kendi dışında kimseye hayırı dokunmayıp görevini sınıfa girip çıkmaktan ibaret bilen bir üniversite elemanı mı? Kuşkusuz herkesin kendi taktirine bağlı bir durum.Fakat Prof.Dr.Vagıf Veliyev gibi bir insanın hiçbir zaman sadece kendi dbini ışıklandıran bir mum olmadığı, olamayacağı kendisini uzaktan yakından tanıyan herkesin ortak kanısıydı.Ve kuşkusuz bu durum onun yazgısı olduğu için kaderini yaşadı.Bilim adamı olarak da insan olarak da.

Ne ilginçtir ki,bilm alanında yaptığı çalışmaların,verdiği eserlerin tamamı onun bir `Halk adamı` olmasını her sayfada ve hatta her cümlede kanıtlamıştı.Ve onunla sadece mesai arkadaşlığı yapanların değil talebesi olmuş herkesin,kitaplarını okuyanların tamamı `Prof.Dr.Vagıf Veliyev halk adamıydı`-şeklindeki ortak bir kanıya sahipti.İlginç olduğu kadar isabetli bir kader :hem halk edebiyatının çok saygın uzmanlarından biri olacaksınız hem de isminiz telaffuz edilince herkes tereddütsüz biçimde `Halk adamı` titrini kullanacaktır.Bunun sentezini yapay biçimde,zorlamayla kurmak imkansız olduğu gibi kadere bu yazılmışsa, bilim alanıyla kişilik arasında ahenk yaratmak için ilave çabaya da ihtiyaç kalmıyor,zaten biri ötekini tamamlamazsa ne bilim adamı olabilirsiniz ne de halk adamı.Farklı bir üniversitede eğitim gördüğüm için bana doğrudan ders vermemesine rağmen öğrencisi olan arkadaşlarımın tavsiyesiyle derslerini dinlemeye gidiyordum.Bu kadar centlmen,ders anlatırken sesini yükseltmeye asla ihtiyaç duyulmaksızın oditoryumun tamamını can kulağıyla konuşmasını dinlemeye mecbur bırakan bir bilim adamı,bir hocalar hocası.Prof. Dr. Vagif Veliyev halk edebiyatı bilimciliğimize gerek bir araştırmacı bilim adamı ve gerekse bir üniversite öğretim görevlisi olarak bu alanlara çok yenilik getirdi,çok şey kattı.Önce biyografisinden birkaç not..

31 Aralık 1924`te Gürcüstan sınırındaki Kazah ilimizin Piriler köyünde doğdu. Zaten günümüzde Gürcüstan ve Ermenistan sınırları içinde kalan Türk bölgelerini de kapsayacak şekilde Veliyev`in doğduğu bölge de halk edebiyatımızın ve özellikle ozan sanatımızın en çok geliştiği kadim vilayetlerimiz sayılmaktadır. İlk, ortaokul ve lise öğrenimini Kazah il merkezinde gören Vagif Veliyev okuma-yazmayı bilmesinden dolayı erken yaşına rağmen Komünist partisi İl yönetiminde göreve başlamıştır.1943`te vatan savaşımıza katılmak üzere askere alınan Vagıf Veliyev 1949`ta terhis olunduktan sonra üniversite giriş sınavlarına katılarak Bakü Devlet Üniversitesi Filoloji fakültesine kaydını yaptırabilmiş ve nispeten geç sayılacak yaşta-1954-üniversiteden mezun olmuştur.Üstün başarıyla mezun olması kendisini iki yıllık mecburi köy görevi bölgesinden muaf kılarak doğrudan doktora öğrencisi olmasını sağlamış, 1957`de doktora tezini savununca üniversitede öğretim görevlisi olarak çalışmaya başlamıştır.

Doktora tezini dönemin ünlü şairi,hemşehrisi, yetişmesin deönemli katkısı bulunan Samed Vurgun ve halk edebiyatı konusunda kaleme alan Vagıf Veliyev ilerleyen dönemdeki çalışmalarını iki ana temel üzerine konumlandırmıştır:1)Halk edebiyatımızın derlenmesi,tasnifi,yayına hazırlanması,incelenmesi;2)Yazılı edebiyatta halk edebiyatı süjelerinin,örneklerinin kullanılmasının tespiti;yani yazılı edebiyat-halk edebiyatı ilişkilerinin durumunu gözler önüne seren ve teorik bilgilerle desteklenen incelemelerin ortaya konulması.İşte Vagıf Veliyev,,Azerbaycan edebiyat bilimciliğinde yazılı edebiyat-halk edebiyatı ilişkilerini ve karşılıklı etkileşimlerini kapsamlı şekilde kaleme alan ve bunu sistematiğe döken ilk bilim adamı olarak anılmaktadır.Veliyev`in başka bir özelliği ise 1970`de ilk kez `Azerbaycan şifahi halk edebiyatı` isimli kitabını yayınlayarak üniversitelerde derslik olarak okunmasını sağlamasıdır.Zira o zamana kadar üniversitelerimizde derslik olarak okutulması adına yayınlanmış halk edebiyatının türlerine ilişkin bu kadar kapsamlı araştırma kitabı bulunmadığı gibi konunun tamamını kapsayan bir derslk de haliyle mevcut değildi.

1970`de yaklaşık beşyüz sayfalık kitabını yayınlatan Vagıf Veliyev 1972`de aynı konuda profesörlük tezini savunmuş ve hayatının sonuna kadar ayrılmadığı Bakü Devlet Üniversitesi`nin Filoloji fakültelerinde halk edebiyatımıza ilişkin dersler vermiştir. Farklı bir üniversitenin öğrencisi olmamıza rağmen hocalarımız derslik olarak bizlere de Prof. Dr. Vagıf Veliyev`in `Azerbaycan şifahi halk edebiyatı` kitabını okuyarak sınavlara hazırlanmamızı tavsiye ediyorlardı.Çünkü başka bir derslik olmadığı gibi Prof.Dr.Veliyev`in kapsayıcı ve aynı zamanda sade dilde kaleme alınmış kitabından öğrenmemizi hocalarımız da en doğru yol olarak görmektelerdi.Bunun nedenlerinden biri de bilim insanı olarak Prof.Dr.Vagıf Veliyev`in kendi çalışmalarını uzun vadeli plan ve programlar temelinde yayınlatmasıydı. Örneğin 1968`te,yani teorik temelde kaleme alarak yayınlattığı `Azebaycan şifahi halk edebiyatı` kitabından iki sene önce `Azerbaycan halk destanları` kitabını yayınlatmıştı.Bu kitap bir nevi, 1970`de ışık yüzü görmüş Azerbaycan şifahi halk edebiyatı isimli yapıtın önantremanı niteliğinde olup ilerleyen dönemde yayınlattığı kitaplar Prof. Dr. Veliyev`in hiçbir zaman meslektaşlarını,öğrencilerini ve genel okur kitlesini peşpeşe teorik çalışmalarla meşgul etmemek gibi doğru bir taktik uyguladığını ortaya koymuştu.

Yani, Prof. Dr. Veliyev bir kuramsal çalışmanın peşinden bizzat halk arasında kendisi dolaşarak derlediği halk edebiyatı örneklerini kitap halinde bilim dünyasına ve okura sunmayı aynı zamanda kendi profesyonelliğine olan saygının gereği olarak yerine getirmekteydi.Prof.Dr.Vagıf Veliyev`in halk edebiyatının derlenmesi,yayınlanması ve teorik temellerde incelenmesi yönünde Bilimler Akademisi`nden sonra Bakü Devlet Üniversites`nde paralel bir ekol yarattığını söylemeliyiz.Evet,aynı dönemde bize ders veren hocalarımızdan Prof.Dr.Paşa Efendiyev ve Prof.Dr.Mürsel Hekimov kendi uzmanlık alanlarını (ozan edebiyatı,yazılı edebiyat-halk edebiyatı ilişkileri) derinleştirdikleri gibi halk edebiyatı bilimciliğimizin ilgi alanlarının genişlemesine özellikle halktan birebir derlemeler sonucu elde ettikleri örneklerle kendi katkılarını sunuyorlardı.

İşte bu çalışmalardan dolayıdır ki,1970`lerin başlarında Bilimler Akademisi dışında Bakü Devlet Üniversitesi,Azerbaycan Eğitim Üniversitesi ve Gence Devlet Üniversitesi`nde çalışmaların gerek derleme ve gerekse teorik anlamında gelişmesi için bir birinden bağımsız fakat biri ötekini tamamlayan kiymetli çalışmalar yapılmaktaydı.Ve bu süreçlerde yayınevlerinin rolleri de asla küçümsenemezdi: ünversitelere bağlı yayınevleri ağırlıklı olarak bilimsel çalışmaları,eğitim yayınları daha ziyade ağız edebiyatıyla ilgili,edebiyat-kültür yayınevleri ise destan-masal-anekdot türlerini yayınlamayı vazife edinmişlerdi.Sürece Prof.Dr.Vagıf Veliyev`in çalışmaları bağlamında göz attığımızda da bunu göre biliyoruz.1980`de Bakü Devlet Üniversitesi yayınevi Prof.Dr.Veliyev`in `Azerbaycan kahramanlık destanları` isimli inceleme kitabını yayınladıktan sonra ertesi sene `Yazıcı` yayınevi onun `Kaynar söz çeşmesi` isimli halk edebiyatı örneklerinden oluşan derleme kitabını okurlara sunmuştur.

1985`de ise bu kez `Maarif` yayınevi Prof. Dr. Veliyev`in `Azerbaycan halk edebiyatı` isimli araştırma kitabını derslik hüviyetinde bilim ve eğitim dünyasına sunmuştu.İki inceleme ve eğitim kitabı arasındaki dönemde ise ağız edebiyatımızın yeni bir türü olarak belirlediği ve Azerbaycan`ın Batı bölgesinden bizzat kendisinin derlediği `Ayrım güzellemeleri`(latife tarzı ağız edebiyatı örnekleri) ve `Bayatılar` (bizzat kendisinin derlediği dört dizelik maniler) kitapları ışık yüzü görmüştü.Prof. Dr. Vagıf Veliyev bu derleme kitaplarına kapsamlı önsözler yazarak onların içeriğinin daha derinden anlaşılmasına yardımcı olmanın yanısıra o örnekler üzerinde kuramsal bilgilerin daha geniş çerçevede şekillenmesine katkılarını sunmuştu.

İşte bundan dolayı 1937`de Stalin`in infazcı rejiminn sekteye uğrattığı ağız edebiyatı ve etnik köken çalışmalarına 1950`lerin sonlarından başlayarak Vagıf Veliyev büyük katkılar yapmış, Bilimler Akademisinde 1940`lardan beri sürdürülen çalışmaların alan ve çerçevesini Bakü Devlet Üniversitesinin katkılarıyla genişletmiştir.Bu açıdan yaklaştığımızda Prof.Dr.Vagıf Veliyev halk edebiyatı bilimciliğimizin kurucuları olarak 1937`de infaz edilen Selman Mümtaz`ın,Veli Huluflu`nun manevi evladı,Ord.Prof.Dr.Hamid Araslı ve Prof.Dr.Muhammed Hüseyin Tehmasib`in kardeşi, Prof. Dr. Paşa Efendiyev`in,Prof. Dr. Mürsel Hekmov`un, Prof. Dr. Sednik Pirsultanlı`nın, Prof. Dr. İsrafil Abbasov`un ağabeyidir.Diplomasi terimiyle ifade etmemiz gerekirse,Prof. Dr. Vagıf Veliyev,`bilim ve eğitim dünyasının sakin gücü` olmuştur.Bunun ana nedeni hayatını adadığı ve inandığı yoldan sessiz-gürültüsüz yürümesi,gazete ve dergi sayfalarında makalelerini,yayınevlerinde kitaplarını konuşturmuş olmasıydı.Üniversite oditoryumlarında da aynı tarzı sürdüren Prof.Dr.Veliyev`in talebeleri üzerinde yarattığı etki de o `sakin gücü`nün sayesinde mümkün olmuştur.Bilim adamı ve öğretim görevlisi kariyerinin henüz başlarında belirlemış olduğu bu uslup Prof. Dr. Veliyev`i gereksiz tartışma ve entrikaların dışında tutmakla kalmadığı gibi enerjisini halk edebiyatımızın derlenmesi,incelenmesi ve ders olarak üniversitede okutulması için

odaklanmasına neden olmuş ve işte bundan dolayıdır ki,yarım yüzyıl önce olduğu gibi günümüzde de kitapları bilimin ilgi merkezine kalmayı sürdürmektedir.

Bu özelliklerinden dolayı 19 Eylül 1998`de hayatını kaybeden üstat bilim adamı Prof.Dr.Vagıf Veliyev`i saygıyla anmak hepimizin vazifesi olmalıdır.

Kendisine Allah`tan rahmet dilerken meslektaşımız olan kızı Prof.Dr.Meftune Veliyeva`yı saygıyla selamlıyorum.

 

 

Anahtar Kelimeler: Bilim, dünyasının, sessiz, gücü
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
`Her halikarda bilim` (19 Şubat 2021 - Cuma)
`Şair olabilirdin.....` (25 Aralık 2020 - Cuma)
`Senden ayrılırken dağlar,civandım` (20 Kasım 2020 - Cuma)
`Dil Bilimciliğimizin Ağabeyi` (13 Kasım 2020 - Cuma)
`Mezarı bulunamayan milli bir bilgin` (15 Ekim 2020 - Perşembe)
Şiirden bilime bir Bahtiyar (11 Eylül 2020 - Cuma)
Belgesiz konuşmayan, yazmayan bilgin (04 Eylül 2020 - Cuma)
Bilimin Beyefendisi: Ali İsa Şükürlü (13 Ağustos 2020 - Perşembe)
Bitmemesi gereken yazı (06 Ağustos 2020 - Perşembe)
Bilim adamı mı hazine mi? (31 Temmuz 2020 - Cuma)
Bir ömür nasıl bu kadar hareketli geçer? (16 Temmuz 2020 - Perşembe)
Ömrün vefa etmediği bilgin (02 Temmuz 2020 - Perşembe)
“Bakü”den Tebriz”e yaya giderim” (25 Haziran 2020 - Perşembe)
Marksist sistemin ulusalcı filozofu (05 Haziran 2020 - Cuma)
“Kriter şahsiyettir” (21 Mayıs 2020 - Perşembe)
Hep ön cephedeki bilim adamı (08 Mayıs 2020 - Cuma)
Dil´in derin gözlemcisi (30 Nisan 2020 - Perşembe)
HOCAM (22 Nisan 2020 - Çarşamba)
“İsmim Tevfik Fikret´ten geliyor” (16 Nisan 2020 - Perşembe)
“Göster Ekrem Cafer´e….” (08 Nisan 2020 - Çarşamba)
Unutmayalım (21 Şubat 2020 - Cuma)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
8.1433
EURO
9.7816
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Röportaj Tüm Roportajlar
Alüminyum kaplarınızı su ve bolca sirke koyarak kaynatın. Hepsi pırıl pırıl olacaktır. Bakır tencerelerinizi ve bu malzemeden yapılan diğer tüm eşyalarınızı da, kaya tuzu ve sirke ile silerek ilk günkü ışıltısına kavuşturabilirsiniz.

Püf noktası
Aslan yaralandığında ağzına su ve toprak alır, çiğner ve sonra tükürür. Bir miktar yoğurduktan sonra yaraya sürer. Zira çamur zehri emer.

İlginç bilgiler