Halk edebiyatımız: derleyicisi ve teorisyeni
Kendi kimliğimizde kalmamız emperyal Rusya”nın yeni versiyonu “sosyalist” rejimin kurulamaması demekti. Bundan dolayıdır ki... ... Ya kurşuna dizildiler veya sürgünlerde can verdiler.
Tarih: 12.6.2020 12:15:27 / 1832okunma / 0yorum
Doç. Dr. Aybeniz Rahimova

 

UNUTMAYALIM - Türk dünyasının bilim adamları dizisi - On Yedinci yazı

 

*BAKÜ MEKTUBU*

 

Stalinist rejimin en çok hasar verdiği alan halk edebiyatı bilimciliğimiz olmuştu. Rejim açısından “isabetli” maksattı. Zira bizi kökenimizden kopararak “kimliksiz ve kişiliksiz” hale getirmek sovyet ideolojisinin temel hedefiydi. Kendi kimliğimizde kalmamız emperyal Rusya”nın yeni versiyonu olan “sosyalist” rejimin kurulamaması demekti. Bundan dolayıdır ki, 1930”ların başlarından itibaren rejim, sertleştikçe halk edebiyatının derlenmesi ve yayınlanması alanında emek vermiş bilim insanlarımızı acımasızca hedef aldı: sadece Azerbaycan”ı değil, Anadolu dışında kalan Oğuz coğrafyasının tamamını köy-köy dolaşarak bayatılarımızdan masallarımıza, destanlarımızdan rivayetlerimize kadar ağız edebiyatı örneklerimizi teker teker yazıya alan bilim insanlarımızın tamamı, Stalin”in 1937 senesinden çıkamadılar: Selman Mümtaz, Veli Huluflu, Ümmet Alizade... Ya kurşuna dizildiler veya sürgünlerde can verdiler. İşte Oğuz coğrafyamızın ünlü şairi Tebriz”li Muhammed Hüseyin Şehriyar “Biz bir derya kan vermişiz; Zindanlarda can vermişiz; Kırk nesil kurban vermişiz”- diye içimizi parçalarken en başta bu kurbanlarımızı, zindanlarda, sürgünlerde can veren bu mümtaz, fedakar, milli bilim adamlarımızı kastetmekteydi. Aslında zindanı boylayanların arasında Muhammed Hüseyin Tehmasib”in ismi de buluna bilirdi. Hem de o kadar basit nedenle ki. Örneğin aile soyisminin “Tehmasib Bey” olması yüzünden Sibirya”ya sürüle bilirdi. Zira “Bey” kelimesi Türkiye”yi çağrıştırıyordu, ”Halk düşmanı” damgasını yemek için gayet yeterliydi. Bunun için soyisimden “Bey” kelimesi çıkarılarak “Tehmasib” kalmış ve bunun azabı Azerbaycan”ın bu önemli bilim adamı için yaşamı boyunca bir ükde teşkil etmişti.

 

Kendisiyle ilgili yazılanlardan şunu da okuyoruz ki, 1943”de ışık yüzü gören “Bayatılar” isimli kitabı sonraki dönemde hiçbir zaman eserleri listesine almamıştı.” Kitabı Ümmet Alizade”yle birlikte hazırlamıştık  kendi eserim olarak anamazdım”- diye tüm insanlığın uyması gereken bir ahlak örneği sergilemişti. Belki Hamid Araslı”nın 1939”da yayınladığı “Dedem Korkud”un kitabı”nın editörlüğü yüzünden infaz edile veya Sibirya”ya sürüle bilirdi. Fakat galiba kader onun omuzlarına “milli” olmalarından dolayı infaz edilenlerin de misyonunu taşımayı yüklemişti ve haliyle kaderin yazgısından kaçması imkansızdı. Ve o yazgının yönlendirmesiyle artık Oğuz coğrafyasının Türkiye dışında kalan köylerini Muhammed Hüseyin Tehmasib adım adım dolaşacak, göğsünün altında halk edebiyatı örnekleri saklayan yaşlıları bulup da konuşturmaktan, yazıya almaktan asla usanmayacaktı. Emeğinin karşılığı ise beşer ciltlik “Azerbaycan masalları” ve “Azerbaycan destanları” kitapları, defalarca yayınlanmış Hoca Nasrettin anekdotları, ozan edebiyatı örnekleri ve dünya ölçeğinde değere layık bulunan “Azerbaycan halk destanları(Orta çağ)” isimli inceleme kitabı, Bilimler Akademisine bağlı Edebiyat Araştırmaları Enstitüsü Halk edebiyatı şubesinin çıkardığı kitaplara yazdığı makaleler, ön sözler, o kitapların editörlüğü, şubenin çalışmalarının planlanarak uygulanması, genç bilim insanlarına tez yöneticiliği, danışmanlığı, üniversitelerde verdiği dersler, bilim toplantılarında konuşmalar, tez savunma konseyi üyelikleri. 1930”lardan başladığı edebi yaratıcılığının piyeslerden, film senrayolarından ibaret örnekleri...Yani 1920”lerdeki eğitimcilik faaliyetinin dışında yarım yüzyıldan fazlası edebi ve bilimsel çalışmalara adanmış anlamlı mı yeterinden fazla anlamlı bir ömür...

 

/resimler/2020-6/12/1216485177498.jpg

 

Azerbaycan halk edebiyatının yorulmaz derleyicisi,araştırmacısı ve teorisyeni Muhammed Hüseyin Tehmasib 12 Nisan 1907”de Türkiye ile sınırdaş Nahçıvan”da doğdu. Onun kaderi tiyatro ve sinema yönetmeni,  Azerbaycan”ın dünya çapında tanınan kültür adamı ağabeyi Rıza Tehmasib”in varlığıyla artık ilkokul yıllarında çizilmişti. 1920”lerin başlarında Sosyalist Azerbaycan”ın Ankara”daki Büyükelçiliğinin basın ve kültür sorumlusu görevinde bulunmuş Rıza Tehmasib”in, Ağustos 1922”de ülkeye döndüğünün ertesi yılında kardeşi Muhammed Hüseyin, Bakü Eğitim Yüksek okuluna kaydını yaptırmıştı. Dört senelik eğtimden sonra önce Nahçıvan”da daha sonra ise Azerbaycan”ın farklı bölgelerinde eğitimcilik yapan Muhammed Hüseyin Tehmasib, 1930”ların başlarında yazdığı piyeslerle edebiyat dünyasında boy göstermişti. O dönem için çok prestijli bulunan Yazarlar Birliği üyeliğine 1939”da kabul edilmiştir. Halk edebiyatına olan ilgisi 1930”ların ortalarından başlamış, milli değerlerimizi yok etmeye çalışan Stalin rejiminin tüm baskı ve tehditlerine rağmen bu alanda örnekler derlemekten, kitaplar yayınlamaktan geri adım atmamıştı. 1939 yılında Bakü Devlet Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak başladığı bilim hayatını 1945 yılında kurulan Azerbaycan Bilimler Akademisi Edebiyat Araştırmaları Enstitüsü Halk edebiyatı araştırmaları biriminin başına geçerek en faal biçimde sürdürmüş, hayatını kaybettiği 5 Ekim 1982 tarihine kadar o birimin başında bulunmuştu. 1937”deki infazlar Muhammed Hüseyin Tehmasib”in seleflerinin bilimsel tez yazmalarının önünü kesmiş, sıkıntılı dönemin koşullarında kimi zaman çalışmalarını gizli biçimde sürdürmek zorunda kalan bu araştırmacı 1945”de “Halk edebiyatında mevsim ve merasim hağmeleri” isimli doktora teziyle o alandaki ilk bilimsel çalışmanın altına imzasını atmıştı. İlerleyen yıllarda Bilimler Akademisi Edebiyat Araştırmaları Enstitü”süne bağlı Halk edebiyatı şubesinin çalışmalarını imkanların el verdiği ölçüde kurumsallaştırmaya çalışan Muhammed Hüseyin Tehmasib elemanlarını da yanına alarak Oğuz coğrafyasının her köyünü dolaşmış,her yaşlıyı konuşturmuş, her ozana destan söyletmiş, dinledikleri her şeyi teyplere ve not defterlerine kaydederek Bakü”de zenginden daha zengin bir arşiv oluşturulmasını sağlamıştı. Genelde yaz aylarında yapılan bu çalışmaların ürünleri daha sonra Bakü”de dikkatle tasnif edilerek yayına hazırlanmış ve bunun paralelinde bilimsel çalışmalar yürütülmüştü.İşte bu denli titiz çalışamalardan dolayıdır ki, Muhammed Hüseyin Tehmasib”in yıllar yılı elli farklı ozandan dinleyip yazıya aldığı “Köroğlu” destanı Türk destancılığının mükemmel bir örneği olarak kabul görmektedir. 18. yüzyılda Tebriz”de yazıya aktarılmış iki nüshasının bulunmasına rağmen Prof. Dr. Muhammed Hüseyin Tehmasib”in “Köroğlu”su gerek orijinallığı ve gerekse klasik destan kurallarına uygun biçimde yayına hazırlanması bakımından Anadolu, Kafkasya ve Orta Asya “Köroğlu”larını geride bırakmaktadır. Destanlar üzerindeki bilimsel çalışmalarını “Köroğlu”yla sınırlandırmayan Muhammed Hüseyin Tehmasib”in 1965 yılında savunduğu “Azerbaycan halk destanları: Orta çağlar” konulu profesörlük tezinin 1972”de yayınlanmış kitap versiyonu Halk edebiyatı bilimcilerinin tereddütsüz isnat ettikleri muteber bir kaynak olma durumunu günümüzde de muhafaza etmektedir. Aslında halk edebiyatı teorisyeni olarak Prof. Dr. Muhammed Hüseyin Tehmasib 1950”lerin ortalarından itibaren Azerbaycan”ın o alandaki en güçlü otoriteye sahip bilim adamı olmasının yanısıra başında bulunduğu Bilimler Akademisi Edebiyat Araştırmaları Enstitüsü”nün Halk edebiyatı şubesini de bu alandaki çalışmaların merkezi durumuna getirmişti. Şöyle ki üniversitelerin ilgili bölümlerinin uzun süreli planlamalarında Prof. Dr. Tehmasib”in başında bulunduğu birimin görüşleri alınmadan hiçbir karara varılmaz, Bilimler Akademisi dışında savunulan tezlerin yeterliliğine ilişkin Edebiyat Araştırmaları Enstitüsü Halk edebiyatı şubesinin görüşü alınmadan doktor veya profesör adayları kürsüye çıkma hakkı kazanamazlardı. “Tehmasib Hoca” olgusu 1950”li yılların ortalarından Azerbaycan Halk edebiyatı bilimciliğinin simgesi haline geldiği gibi bilim otoritesi olan “Tehmasib Hoca” ismi günümüzde de pozisyonunu muhafaza etmektedir. Prof. Dr. Muhammed Hüseyin Tehmasib”in vefatından sonra Halk edebiyatı bilimciliği alanında bir dizi bilim insanının ortaya çıkmasına, Ord. Prof. Dr. titri almasına rağmen onun yayına hazırladığı masal, destan, anekdot ciltleri, bilimsel kitaplar ve nihayet,  “Azerbaycan halk destanları(Orta çağlar) eseri olmaksızın bu alanın varlığı kuşku altına düşüyor. Kendisinin yoğun çabaları sonucu ışık yüzü görmüş “Köroğlu” destanının kapsadığı coğrafyaya ilişkin Prof. Dr. Tehmasib”in yapmış olduğu tespit destan üzerinde farklı ülkelerde yapılan çalışmalara yön verici niteliktedir:”Yaygınlaşmış olduğu coğr afya bakımından dünya destanları arasında “Köroğlu” niteliğindeki bir yapıtı akla getiremiyoruz. Dil ve din farklılıklarına rağmen destan, Orta çağlarda çok sıkı sınırları bulunmuş siyasi yapıları aşarak Kafkasya, İran, Afganistan, Orta Asya, Sibirya, Arabistan ve Avrupa”nın bir dizi milletleri arasında ünlenmiş,  çeşitli varyasyonlar ortaya çıkarmıştır.” Halk edebiyatı alanında çalışmalar yapan bilim insanları Prof. Dr. Muhammed Hüseyin Tehmasib”in bu tespitinin başta Moskova ekolü olmak üzere eski sovyet coğrafyasının Kafkasya ve Orta Asya Halk edebiyatı bilimciliği ekollerine belirleyici ve teçvik edici role haiz olduğunu bilmektedirler. Yayınlanmış son bilimsel makalesinde Molla Kasım ve Yunus Emre şiirlerinin içerik ve şekil yakınıklarını incelemesi bir bilim adamının yükseldiği manevi zirveyle ilgili fikir sahibi olmamıza da fırsat yaratmaktadır.

Bir edebiyat ve sanat insanı olarak Muhammed Hüseyin Tehmasib”in kaleme aldığı senaryolar temelinde çevrilen filmler yetmiş seneden beri TV ekranlarındaki yerini korumayı sürdürüyor. Çünkü onun film senaryoları aktüalitesini günümüzde de koruyan yasamın en çetrefilli konuları üzerine kaleme alınmıştı, yönetmenler o senaryolardan ustalıkla dramatik süjeler çıkara biliyorlardı. Bu alanda yeteneğini sergilemesinde “dadaşım” dediği yönetmen ağabeyi Rıza Tehmasib”in önemli etkisi olmasına rağmen Muhammed Hüseyin Bey sinema alanında hiçbir zaman ağabeyinin gölgesine sığınmamış, onun ismini kullanmamıştır. Sinema dünyasına kendi senaryolarıyla adım atmış, kendi ayakları üzerinde durmuş, kendi eserleriyle yaşamaktadır.

Fakat tabiatı itibariyle biz bilim insanları Prof. Dr. Muhammed Hüseyin Tehmasib”i kendi alanımızın bir duayeni, bir mürşidi olarak hatırlıyor, kıymetli çalışmalarından adeta her gün yararlanıyoruz. Bundan dolayı başta Bilimler Akademisi Yazmalar Enstitüsü Türk dilli yazmalar şubesi müdürü Prof. Dr. Azade Musabeyli olmakla mesai arkadaşlarımızın tamamının Prof. Dr. Muhammed hüseyin Tehmasib”e şükran borcu bulunduğunu hepimiz idrak ediyoruz.

Bundan dolayıdır ki, aziz hatırası önünde saygıda hiçbir zaman zerre kadar da kusur etmiyoruz.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
`Her halikarda bilim` (19 Şubat 2021 - Cuma)
`Bilim dünyasının `sessiz gücü`` (02 Ocak 2021 - Cumartesi)
`Şair olabilirdin.....` (25 Aralık 2020 - Cuma)
`Senden ayrılırken dağlar,civandım` (20 Kasım 2020 - Cuma)
`Dil Bilimciliğimizin Ağabeyi` (13 Kasım 2020 - Cuma)
`Mezarı bulunamayan milli bir bilgin` (15 Ekim 2020 - Perşembe)
Şiirden bilime bir Bahtiyar (11 Eylül 2020 - Cuma)
Belgesiz konuşmayan, yazmayan bilgin (04 Eylül 2020 - Cuma)
Bilimin Beyefendisi: Ali İsa Şükürlü (13 Ağustos 2020 - Perşembe)
Bitmemesi gereken yazı (06 Ağustos 2020 - Perşembe)
Bilim adamı mı hazine mi? (31 Temmuz 2020 - Cuma)
Bir ömür nasıl bu kadar hareketli geçer? (16 Temmuz 2020 - Perşembe)
Ömrün vefa etmediği bilgin (02 Temmuz 2020 - Perşembe)
“Bakü”den Tebriz”e yaya giderim” (25 Haziran 2020 - Perşembe)
Marksist sistemin ulusalcı filozofu (05 Haziran 2020 - Cuma)
“Kriter şahsiyettir” (21 Mayıs 2020 - Perşembe)
Hep ön cephedeki bilim adamı (08 Mayıs 2020 - Cuma)
Dil´in derin gözlemcisi (30 Nisan 2020 - Perşembe)
HOCAM (22 Nisan 2020 - Çarşamba)
“İsmim Tevfik Fikret´ten geliyor” (16 Nisan 2020 - Perşembe)
“Göster Ekrem Cafer´e….” (08 Nisan 2020 - Çarşamba)
Unutmayalım (21 Şubat 2020 - Cuma)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
8.1433
EURO
9.7816
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Röportaj Tüm Roportajlar
Deodorant lekelerini kurumuş ıslak mendille çıkarın.Kurumuş ıslak mendille lekeleri dairesel olarak ovun. Kurumuş ıslak mendil deodorantı emer. Dikkat etmeniz gereken bir nokta: Kurumuş ıslak mendilin tiftiklenmemiş olmasına dikkat edin, aksi takdirde mendil gri lekeler bırakır. Külotlu çorabı da aynı amaçla kullanabilirsiniz.

Püf noktası
Yavru bir balinanın boyunun 10 m olduğunu,

İlginç bilgiler