`Milli mi milli mütevazi mi mütevazi bir bilim adamı`
`Mehmet Emin Yurdakul,Arif rfan Karaosman,Ruşen Eşref,Feyzullah Sacid v.d. Azerbaycan`ın kendi şairleri gibi seviliyorlardı, bu topraklara gönülden bağlılardı...
Tarih: 11.12.2020 18:59:24 / 1369okunma / 0yorum
Doç. Dr. Aybeniz Rahimova

 

UNUTMAYALIM

 
 
 
 
 
Türk dünyasının bilim adamları dizisinden - kırk üçüncü yazı

 

*BAKÜ MEKTUBU*

 

`Mehmet Emin Yurdakul,Arif rfan Karaosman,Ruşen Eşref,Feyzullah Sacid v.d. Azerbaycan`ın kendi şairleri gibi seviliyorlardı,bu topraklara gönülden bağlılardı...Biz Türkiye`nin bilim insanlarıyla birlikte Türk Halkları Edebiyatı yaza ve antolojiler çıkara biliriz`

Batı`lı anlamda Kafkasya`nın aydınlama çağına ayak bastığı yer Tiflis kenti olmuştur.Azerbaycan aydınlanmasının beşiği başında durmuş `Şark`ın Mollier`i` ünvanlı Mirza Fethali Ahundzade de orada görev yapmış,yazmış,hayata gözlerini yummuştur(1812-1878).Daha sonra 1880`lerin başında Tiflis yakınlarındaki Gori kasabasında kurulan Yüksek Öğretmen Okulu`nda o zaman Çarlık Rusya`sı sınırları içinde bulunan köylerimizden yetenekli çocuklar belirlenerek onlara verilen kaliteli eğitimin sayesinde Azerbaycan,28 Mayıs 1918`de Şark`ın ilk Cumhuriyetini çok sağlam altyapı üzerine inşa ede bilmiştir.Yine 1880`lerin başlarından Tiflis`te yayınlanan ana dilindeki basınımıza daha sonra rusça çıkan `Şark-ı Rus` isiml gazetemiz önemli ölçüde güç katmıştır.Şark aydınlanmasının kuşkusuz en önemli basın kurumu 7 Nisan 1906`da Tiflis`te çıkmaya başlamış `Molla Nasrettin` dergimz olmuş,geçtiğimz yüzyılın başlarından itibaren milli zemindeki fikir ve düşünce tartışmalarının iki merkezinden birini Tiflis,ikincisini ise Bakü oluşturmuş ve nihayet 28 Mayıs 1918`de devletimizi de Tiflis`te ilan etmişizdr.Haliyle fikir ve düşünce merkezlerimizin de Cumhuriyetimizin sınırları içine taşınmasıyla birlikte Tiflis 1920`den beri de özellikle bilim alanındaki çalışmalarımızı entellektüel anlamda beslemeyi sürdürmüş,Gürcüstan`ın Türk bölgeleri bu sürece muazzam katkılarda bulunmuştur.Liste oluşturmaya kalktığımızdabu yazının çerçevesini 100 misli aşacak bir sıralama ortaya çıkacağından bu yazıda Borçalı bölgesi ve Tiflis mühitinin yetirmesi olan saygın bir bilim adamından bahsetmek daha uygun olacaktır.Edebiyat bilimciliğimizin derin mi derin mütevazi mi mütevazi milli mi milli bir bilim adamı merhum Prof.Dr.Eflatun Memmedli`nin (Saraçlı) hayat yoluna ve çalışmalarına değineceğiz.

Bakü`deki Hazar Üniversitesi`nin 2002 yılında doğumunun 65.yılı dolayısıyla yayınladığı `Ömür geçti rüya gibi” kitabına kendisinin yazdığı biyografiden günümüzde Gürcüstan Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan Türk bölgesi Borçalı`nın kökenleri çok eskiye dayanan ailelerinden birinin evladı olarak 1937 güzünde Saraçlı köyünde dünyaya geldiğini öğreniyoruz. Fakat belirli nedenlerden dolayı 1950`lerin ortalarında doğum tarihi 5 Aralık 1936 olarak yaklaşık 1 yıl geriye çekilmiştr.Sosyalist rejimin baskılarından 1929-1930`lu yıllarda birkaç kez nasibini alan babası Yunus Bey dünya savaşı sırasında (1944) erken yaşta hayatını kaybedince ailenin yükü cefakar annenin üzerine düşmüştür.Köy okulunda sekiz yıllık eğitimin tamamlayınca Eflatun Memmedli,Tiflis`teki Yüksek Öğretmen Okuluna kaydını yaptırdı,dört senelik eğitimden sonra herkes Bakü`de üniversite eğitimine devam edeceğini beklerken Tiflis`teki A.S.Puşkin Devlet Eğitimi Ünversitesi`nin tarih-filoloji bölümünü kazanmıştır.

 

/resimler/2020-12/11/1907233277942.jpg

 

1961 yılında fakülteden üstün başarı diplomasıyla mezun olmuş ve Azerbaycan dili ve edebiyatı bölümünde çalışmaya başlamıştır.1962`de Bakü`ye taşınınca kısa süre gazetede çalışmış,daha sonra Bilimler Akademisi Dil-Edebiyat Araştırmaları Enstitüsü`ne transfer olarak kendini 1960`ların gür bilim hayatının içinde bulmuştur.Örneğin Azerbaycan edebiyatının ve basının anıt şahsiyetlerinden biri Celil Mehmetkuluzade`nin 1966`da yapılan doğumunun 100.yılı törenlerinin organizasyon komitesinde aktif görev almıştır.Ki bunun önemli sembolik anlamı bulunmaktaydı; zira Şark Rönesansı`nın basın alanındaki zirvesi sayılan ve sadece Kafkasya`yı değil başta Osmanlı olmakla müslüman Şark coğrafyasının tamamının sorunlarını sayfalarına taşıyan `Molla Nasrettin` dergisinin ışık yüzü gördüğü ilk yer de Tiflis`ti(7 Nisan 1906.) Yirminc yüzyılın başlarında Tiflis`te ve Bakü`de ortaya çıkan Türk dilli basın `milletleşme` sürecimize ilişkin tartışmaların esas ünvanıydı.Eflatun Memmedli`nin doktora tezine tema olarak `Debistan`,`Rehber` ve `Mektep` dergilerinde edebiyat meseleleri` konusunu seçmesi de ulusal bilincin şekillendiği dönemin arşivlerde kalmış tartışmalarını bilimin sath-ı mailinde gündeme getirmek,tahlil etmek ve 1960`lardakı yeniden filizlenen `milliyetçilik` tartışmalarına tarih üzerinden katkıda bulunmaktı.

Nitekim 1967`de doktora tezini savunduktan sonra bir bilim adamı olarak yirminc yüzyılın başlarında edebiyatta ve basında kendiye yer bulan “milletleşme` konularından ömrünün sonuna kadar ayrılmadı: 1984`te savunduğu profesörlük tezinin konusu da aynı konsept ve düşünce içinde kaleme alınmıştı :`19-20.yüzyıllarda Azerbaycan düz yazısının gelişimi üzerine` konulu tezini başarıyla savunan Eflatun Memmedli, birkaç ay sonra Bilimler Akademisi`nin o dönem için en yüksek araştırmacı kadrosuna atanarak 19.yüzyılın sonu 20.yüzyılın başlarındaki edebiyata ve basına ilişkin bilimsel çalışmaların stratejik yönünü belirleyen bilim adamlarından biri olmuştur.Doktora tezini 1977`de `Azerbaycan çocuk edebiyatı` adı altında yayınlatan Eflatun Memmedli,dönemin kurallarına uygun olarak profesörlük tezini de savunmadan bir yıl önce 1983`te `Azerbaycan düz yazısı` başlıklı kitap halinde yayınlamış ve böylece tez savunmak için henüz kürsüye çıkmadan bilim kamuoyunun eserle tanışmasını sağlamıştır.Aynı yıl yayınlanan `Abdullah Şaik` kitabı ise Azerbaycan edebiyatının başka bir önemli şahsiyetinin hayatının o zamana kadarki bilinmeyen yönlerini ışıklandırması,eserlerinde öne çıkan hususların tahlili bakımından bilim dünyasına sunulmuş farklı bir armağan olmuştur.1881 Tiflis doğumlu Abdullah Şaik`in bizim `milletleşme` sürecimize yaptığı entellektüel katkılar gerek bir şair-yazar,gerekse bir okul öğretmeni olarak hep

gündemde olmuştur.Bu çalışmasında Prof.Dr.Eflatun Memmedli`ye danışmanlığı Abdullah Şaik`in oğlu Ord.Prof.Dr.Kemal Talıpzade`nin yapması `Abdullah Şaik` kitabının sonraki kuşaklar için de belirleyici ve yol gösterici nitelik kazanmasını sağlamıştır.İsimlerini zikrettiğimiz kitapları dışında Prof.Dr.Eflatun Memmedli`nin kaleme aldığı çalışmalar içersinde diğer önemli yapıtlar yer almaktadır:

-Celil Mehmetkuluzade`nin hayatı ve faaliyetleri.Bakü,1979.

-20.yüzyıl Azerbaycan edebiyatı konuları(kolektif çalışma.),Birinci kitap.Bakü,1979.

-20.yüzyıl Azerbaycan edebyatı konuları (kolektif çalışma.),İkinci kitap. Bakü,1985

-20.yüzyıl Azerbaycan edebiyatı meseleleri(kolektif çalışma.)Üçüncü kitap.Bakü,1989.

-Zeynel Abidin Marağalı.Azerbaycan`ın önemli şahsyetleri serisi.Bakü,1996.

-Azerbaycan Halk Cumhuriyeti(kolektif çalışma.) Bakü,1998-

-Azerbaycan Yazarları Cumhuriyet Döneminde.Bakü,2001.

Prof.Dr.Eflatun Memmedli`nin son derece mütevazi dil ve üslupta kaleme aldığı byografisinde dikkati çektiğ noktalardan biri de 1980`lerin sonlarında Azerbaycan`ın bağımsızlığı uğruna verlen mücadelenin ön saflarında bulunduğunu hatırlatmasıdır.Evet,kuşkusuz bağımsızlık mücadelemizin çıkış noktası Bilimler Akademisi`ydi ve milli aydınlarımızın o mücadelenin öncülüğünü yapmalarından doğal bbir şey de olamazdı.Mücadelenin başarıyla sonuçlanmasından sonra Prof.Dr.Eflatun Memmedli`nin,hayatının son on beş yılına sığıdırdığı çalışmalarının ana temasının 1918-1920 yılları arası yirmi üç aylık bağımsız Cumhuriyet dönemiminin edebiyatının ve basının adeta her sayfası olduğunu görmekteyiz.Bu çalışmalarında Prof.Dr.Memmedli 1918-1920 dönemi bağımsızlığımıza Türkiye`nin sadece askeri bakımdan değil edebi-ideolojik bakımdan etkilerini geniş araştırmaya tabi tutmuş ve bunu her fırsatta Türkiye`nin sadece bilim insanı meslektaşlarıyla değil devlet yetkilileiyle de paylaşmayı kendine görev addetmiştir.Örnek vermek gerekirse,1999 yılında Türkiye Cumhuriyeti Bakü Büyükelçisi Kadri Ecvet Tezcan`ın bilim insanlarını kabulü sırasında yaptığı konuşmadan bazı şatırları tereddütsüz buraya almam gerekecektir:”Türkiye ile Azerbaycan arasında o dönemdeki edebi-kültürel ilişkileri hatırladığımızda gurur duyuyoruz.Zira ilişkilerimizin en zengin dönemini de o zaman yaşamışızdır.Azerbaycan Halk Cumhuriyeti`nin kurucuları Türkiye ile sıkı ilişkiler içindelerdi.

 

/resimler/2020-12/11/1908402966920.jpg

 

Azerbaycan`ın rus ve taşnak ermeni işgalcilerden temizlenmesinde Nuri Paşa`nın kumandanlığında gelmiş Türk askeri birlikleri büyük kahramanlık sergilemişlerdi.Burada şehid olmuşların mezarları üzerine bugün anıtlar dikmemiz gerekir.Azerbaycan Halk Cumhuriyeti döneminde manevi destek amacıyla Türkiye`den kalem sahipleri geldiler,Azerbaycan istiklali konusunda eserler kaleme aldılar.Örneğin Mehmet Emin Yurdakul,Arif İrfan Karaosman,Ruşen Eşref,Feyzulah Sacid v.d. Azerbaycan`ın kendi şairleri gibi seviliyorlardı,bu topraklara gönülden bağlılardı...Biz Türkiye`nin bilim insanlarıyla birlikte Türk Halkları Edebiyatı yaza ve antolojiler çıkarabiliriz...Evimin önünden geçen Atatürk caddesi benim övünç kaynağım olduğu gibi İstanbul`da da Mehmet Emin Resulzade caddesinin olmasını istiyorum.Atatürk ile Resulzade`nin isimleri hep bir olmalı”

Bağımsızlık dönemimizde Bilimler Akademisi Edebiyat Araştırmaları Enstitüsü Yeni dönem Azerbaycan edebiyatı şubesi müdürlüğü yapan Prof.Dr.Eflatun Memmedli`nin belirlediği ana konsept `Tarihi kökenler üzerndeki millilik` olmuş,kaleme alınan doktora tezlerinin konularının o

temelde olması ön koşulu teşkil etmişti.Yani,Prof.Dr.Memmedli henüz 1950`lerin ortalarında belirlediği çalışma konseptine hayatının sonuna kadar sadık kalmıştır.Bir bilim insanı,bir aydın için yaşamı boyunca durduğu çizgiyi terketmemesi onu gelecek kuşakların saygın ve örnek şahsiyeti haline getirmesinin değişmez koşulu da bu olmalı.Prof.Dr.Eflatun Memmedli`nin yaratıcı insan meziyetleri sırasında onun `Saraçlı` mahlasıyla kaleme aldığı şiirleri ve gürcüceden çevirileri de çok önemli yere sahip olup bu kısa yazımızda biz kendisini Türk okuruna bir bilim adamı olarak tanıtmayı amaçladık.Kuşkusuz onun şairlik ve çevirmenlik maharetine ilişkin yazılar kaleme alımıyor,alınacaktır,alınmalı.

Prof.Dr.Eflatun Memmedli gibi etkili kaleminin yanısıra mütevazi kişiliğiyle topluma örnek insanlar her daim saygıyla hatırlanmayı haketmektedir.

Derin saygıyla anıyor,Allah`tan rahmet diliyoruz.

 

Anahtar Kelimeler: Milli, milli, mütevazi, mütevazi, bilim, adamı
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
`Her halikarda bilim` (19 Şubat 2021 - Cuma)
`Bilim dünyasının `sessiz gücü`` (02 Ocak 2021 - Cumartesi)
`Şair olabilirdin.....` (25 Aralık 2020 - Cuma)
`Senden ayrılırken dağlar,civandım` (20 Kasım 2020 - Cuma)
`Dil Bilimciliğimizin Ağabeyi` (13 Kasım 2020 - Cuma)
`Mezarı bulunamayan milli bir bilgin` (15 Ekim 2020 - Perşembe)
Şiirden bilime bir Bahtiyar (11 Eylül 2020 - Cuma)
Belgesiz konuşmayan, yazmayan bilgin (04 Eylül 2020 - Cuma)
Bilimin Beyefendisi: Ali İsa Şükürlü (13 Ağustos 2020 - Perşembe)
Bitmemesi gereken yazı (06 Ağustos 2020 - Perşembe)
Bilim adamı mı hazine mi? (31 Temmuz 2020 - Cuma)
Bir ömür nasıl bu kadar hareketli geçer? (16 Temmuz 2020 - Perşembe)
Ömrün vefa etmediği bilgin (02 Temmuz 2020 - Perşembe)
“Bakü”den Tebriz”e yaya giderim” (25 Haziran 2020 - Perşembe)
Marksist sistemin ulusalcı filozofu (05 Haziran 2020 - Cuma)
“Kriter şahsiyettir” (21 Mayıs 2020 - Perşembe)
Hep ön cephedeki bilim adamı (08 Mayıs 2020 - Cuma)
Dil´in derin gözlemcisi (30 Nisan 2020 - Perşembe)
HOCAM (22 Nisan 2020 - Çarşamba)
“İsmim Tevfik Fikret´ten geliyor” (16 Nisan 2020 - Perşembe)
“Göster Ekrem Cafer´e….” (08 Nisan 2020 - Çarşamba)
Unutmayalım (21 Şubat 2020 - Cuma)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
8.1433
EURO
9.7816
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Röportaj Tüm Roportajlar
Alüminyum kaplarınızı su ve bolca sirke koyarak kaynatın. Hepsi pırıl pırıl olacaktır. Bakır tencerelerinizi ve bu malzemeden yapılan diğer tüm eşyalarınızı da, kaya tuzu ve sirke ile silerek ilk günkü ışıltısına kavuşturabilirsiniz.

Püf noktası
Yavru bir balinanın boyunun 10 m olduğunu,

İlginç bilgiler