Oğuzların Dini Kahramanlık Destanı Saltukname
Saltukname, Türkiye ve Azerbaycan Türklerinin dini kahramanlık temalı ortak anıtlarından biridir.
Tarih: 21.2.2020 14:59:43 / 1054okunma / 0yorum
Doç. Dr. Aybeniz Rahimova

 

Anahtar kelimeler : Saltukname, Anadolu, Mısır, İslam, Azərbaycan

 

Özet

 

“Saltukname” Oğuzların-Türkiye ve Azerbaycan Türklerinin- ortak dini kahramanlık destanlarından biri olup,13.yüzyılda Anadolu”da,Rumeli”de v.d. bölgelerde islamın yaygınlaşması uğruna savaşlar yapan Alperen Sarı Saltuk”la ilgili zaman içinde ortaya çıkarak toplumların belleğinde kendine yer bulan efsane ve menkibeler bir araya toplanması sonucu ortaya çıkmış değerli bir halk edebiyatı anıtıdır. 15.yüzyılda Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet”in oğlu Cem Sultan”ın emri üzerine Ebü”l Hayır isimli bir yazar çeşitli bölgeleerden Sarı Saltuk”la ilgili rivayetleri derleyerek üç ciltlik “Saltukname”yi kaleme almıştır.Ezerde asıl ismi Şerif Hızır olan kahramanın dünyaya gelişinden şehadetine kadar hayatının çnemli anları, islam dinini yaygınlaştırma uğruna vermiş olduğu mücadele ışıklandırılıyor. Sarı Saltuk,Anadilu”yu,Rumeli”yi,Firengistan”ı,,Mısır”ı,Türküstan”ı v.d. ülkeleri fethediyor, sayısız kahramanlık örnekleri sergiliyor, gittiği her yerde islamın bayrağını yücelerde tutuyor.Destanda reel tarihi mekanların ve şahsiyetlerin yanısıra efsanei mekan ve imgelere de rastlanıyor.Eserin lisanı halk dilin eyakın olup kimi durumlarda “Dedem Korkudun kitabı”nın dilini andırmaktadır.

 

The religiously-heroic dastan of the Oguz- "Saltukname"

 

Summary

Saltukname is one of the joint religious and heroic dastans (epics) of the Oguz Turkic peoples of Turkey and Azerbaijan. In the Middle Ages, the hero Sarah Saltuk, who, winning victories, spread in the XIII century in Anatolia, Rumelia and other places, Islamic religion was created by legends and stories. In the 15th century, by the order of Sultan Jem, the son of Ottoman emperor Mehmet Fatih, the author named Abulheyr Rumi, traveling to various places in Anatolia, collected various tales about this hero and combined them in one three-volume book, Saltukname. The real name of the hero is Sharif Hizr. The second name he received from Alain, he defeated a Christian warrior, who later converted to Islam. Sara Saltuk travels to different countries, spreads Islam in Anatolia, Abisinia, Turkustan, European countries. He is a relative of the Prophet Muhammad, Imam Ali, Sayyid Battal Ghazi. Everywhere he demonstrates heroism, the steadfastness of the Islamic, Turkic hero. Am­ong the heroes of the work a lot of real and historical personalities. But in the dastan we also meet mythical images-genies, divas, flying horses, etc. The language of the work is simple, close to the spoken language of the time. Some moments of the dastan resemble Oguz heroic epic "Ki­ta­bi-DedeGorgud".

 

Oğuz kavimlerinin “Dedem Korkudun kitabı”, “Destan-i Battal Gazi”,  “Havername”,  “Hazret-i Ali destanı”, “Danişmend-i Gazi destanı”, ”Ebu Müslimname”, “Müseyibname”, “Hamzaname” destanları gibi “Saltukname” de Türkiye ve Azerbaycan Türklerinin dini kahramanlık temalı ortak anıtlarından biridir. 13.yüzyılda Anadolu”da, Rumeli”nde v.d. bölgelerde savaşlara girerek islamı yaygınlaştıran Alperen Sarı Saltuk”la ilgili zamanında halkın arasında efsaneler oluşmuş, menkibeler yazılmıştır.15.yüzyılda Osmanlı padişahı Sultan Mehmet Fatih”in oğlu Cem Sultan”ın emriyle Ebü”l Hayır Rumi isimli müellif bölgelerden Sarı Saltuk”u konu alan rivayetleri ve menkibeleri derleyerek üç ciltten oluşan “Saltukname” isimli kapsamlı bir eser kaleme almıştır. Eserde asıl ismi Şerif Hızır olan kahramanın dünyaya gelişi, çocukluğu, büyümesi, kahramanlıkları, kerametleri ve nihayet şehadeti tasvir edilmiştir. Şunu not etmemizde yarar vardır ki,”Saltukname”, isimleri zikredilen dini kahramanlık destanları içinde zaman ve olaylar bakımından bir dizinin parçaları olarak dikkatleri kendi üzerine çekiyor.”Danişmend-i Gazi”destanını inceleyen Prof.Dr.V.S.Garbuzova bu eserlerin Anadolu”da,Suriye”de ve Balkanlarda islam dininin yaygınlaşmasıyla peşpeşe ortaya çıktığını ve onların temelinde tarihi olayların durduğunu tespit etmiştir. Araştırmacı şunu belirtmektedir :”Delhamm”da(Arap destanıda- A.R..) 7.-9. yüzyılların, “Destan-i Seyyid Battal Gazi”de 9.-10.yüzyılların, “Danişmend-i Gazi” destanında 11.yüzyılın,”Saltukname”de 13.-14. yüzyıılların olayları tasvir edilmektedir. Fakat bunların her birinde daha önce ve daha sonraki dönemlerde yaşanan olaylara da temas ediliyor.Örneğin, “Delhamm”da, “Destan-i Battal Gazi”de ve aynı zamanda “Danişmend-i Gazi” destanında kahramanların hiç bir tanesi o olaylara katılmamalarına rağmen Haçlı seferleri sırasında yaşanan bazı olaylar oraya da yansımıştır” (1,s.90-91) Araştırmacıların belirtikleri görüşler işığında destanda yaşanan bazı olayların Seyyid Lokman “Oğuzname”siyle çağrışımlar yaptığı ortaya çıkmaktadır.”Seyyid Lokman “Oğuzname”sine göre,Saltuk Dede hicri 662 yılınnda (m.1263-1264) Dobruca”daki (günümüz Romanya sınırları içinde) Baba Dağı civarında 10-12 bin Türkmeni yönetmiştir”(2,s.420)

 

“Saltukname”nin mevcut altı nüshası arasında Topkapı sarayı müzesinde,Ankara Milli Kütüphanesinde muhafaza edilen ve araştırmacı Prof.Dr. Necati Demir”in kişisel kütüphanesinde bulunan yazmalar büyük önem arzetmektedir.Bu nüshalara isnat ederek Prof.Dr.Necati Demir yazılı anıtın tam metnini tertip etmeye muvaffak olmuş,yazmayı çağdaş Türkçeye uyarlayarak yayınlamıştır.Topkapı nüshasını temel alan araştırmacı bilim adamı burada eksik bulunan kimi parçaları Ankara Milli Kütüphanesi”ndeki ve kendi kişisel arşivinde mevcut olan yazmanın yardımıyla sonuçlandıra bilmiş,bütün bir metin halinde yayınlamıştır (3,s.13)

 

  Ebü”l Hayır Rumi”nin eserin  yazıya aktarıılmasına ilişkin talimatı Cem Sultan”dan 1473 yılında aldığını ve bu işle yedi sene iştigal ettiğini gözönünde bulundurursak, “Saltukname”nin kaleme alınma sürecinin 1480 yılında tamamlandığını söylememiz mümkündür (4,s.67) .

 

“Saltukname”ye göre asıl ismi Şerif Hızır olan Sarı Saltuk,Muhammed Peygamber (s.a.s.), Hazret-i Ali Aleyhisselamın sülalesindendir.Dedelerinden biri Battal Gazi”dir.Kendisi destanda Seyyid,Şerif,Şerif Hızır, Server, Saltuk, Sarı Saltuk isimleriyle anılıyor.Eserin başlangıç kısmında kahramanın dedesi Seyyid Hüseyin ve babası Hasan”ın din uğruna girdikleri savaşlar-kazalar konu ediliyor.Babası Seyyid Hasan”ın düşmanlar tarafından zehirlenerek şehit edilmesinden sonra Abdülaziz isimli bir şahıs onun eğitimiyle uğraşıyor.Bir süre sonra kahramanın annesi de vefat ediyor ve o yalnız kalıyor.Serayıl isimli dadısı onun elinden tutarak Emir Ali”nin hüzurlarına götürüyor.Emir Ali hemen Şerif”i, Sultan Süleyman Sabuktekin”in yanına gönderiyor.Sultan ile birlikte avlanmaya giden Şerif orada tüm maharetlerini sergiliyor.Buna hayran kalan Sultan,ön dört yaşlı delikanlıya günlük kırk dirhem madeni para verilmesini emrediyor.Eserin başlangıç kısmında, yani birinci ciltte Şerif Hızır efsanevi silahlar ediniyor,Hercenevan Tekfuru Tırbanos”u öldürüyor,Alyon ile girdiği dövüşte zafer kazanarak Saltuk ismini almayı hakediyor.Kabe”ye, Kaf dağına,Kef”e ve Kırım diyarına ,Mısır”a, Habeşistan”a, Hindistan”a yürüyüşler düzenliyor, düşmanlarla savaşıyor.

 

Tarihi ve efsanevi olayların biri ötekini takip ettiği destanın süjesinde rüya görmeler önemli role sahiptir.Bir gün Muhammed Peygamber (s.a.s.),Saltuk”un ecdatlarından biri olan Battal Gazi”in rüyasına girerek kendisine şöyle diyor :”Oğlum,senin sülalenden bir kişi gelecek.İsmi Hızır olacak.Yani (o şahıs) Sarı Saltuk olacaktır.Anadolu”ya gelerek nice kiliseyi harabe durumuna getirecektir.Anadolu onun mücadelesiyle İslam ile dolacaktır.O”nunla ümmetim güçlü olacak ve çok gavuru bilek gücüyle müslüman yapacaktır.Sen ise çok kısa zaman sonra bana ulaşacaksın.Şehid olup şehadet şerbetini içeceksin” (5,s.21)

 

Kazavata gitmek isteyen Sarı Saltuk,nihayet bir gece rüyasında Batta Gazi”yi görüyor. Battal Gazi,Sarı Saltuk”a şöyle diyor:”Ciğerimin paresi! Kalk,yürüyüş düzenle.Senin önünde kimse duramaz,falanca mağaraya git,benim bindiğim Aşkar”ı orada bulacaksın,savaş silahlarım ve elbiselerim de oradadır.Kayyus”un süngüsünü ve diğer silahları da al.Gültaşbin kalkanı ve Hamza”nın tüm silahları da orada bulunuyor”(5,s.26)

 

Sonrasında da Şerif”e Aşkar”ın değil de Hazret-i Ali Aleyhisselam”ın Zulcinah atını ve silahlarını veriyor.

 

Eserin kimi kısımlarında Sarı Saltuk”un arka plana geçtiğini veya kimi zaman hiç gözükmedğini not etmemizde yarar vardır.Prof.Dr.Şükrü Haluk Akalın”ın dikkat çektiği üzere bu parçalar İslam tarihinden,Arap,Hint,Habeş,İran tarihinden veya efsanevi yaratıkları konu alan menkibelerden allınmıştır.Onların da ana tema ile irtibatları bulunmakta ve onlar da süjenin genel anlamda irelileyişine açıklık getirmektedirler (4,s.68) Eserin birinci cildine aşağıdakı menkibelerden alıntılar dahil edilmiştir: “Sarı Saltuk”un kazaları”, “Sarı Saltuk”un Kabe”ye yürüyüşü”, “Şerif”in Harcıvan”ı (Amasya”yı) fethederek haraca bağlaması”, “Sarı Saltuk”un İstanbul”a ve Balkanlara yürüyüşleri”, “Sarı Saltuk”un Rumeli”ye geçmesi”, “Seyyid Şerif”in Kaf dağına gitmesi”, “Seyyidin göç ederek Kefe diyarına gitmesi”, “Sarı Saltuk”un Mısır“a yürüyüşü ve Nil nehrinin kaynağını bulmaya gitmesi”, “Sarı Saltuk”un Habeş memleketine gitmesi”,”Sarı Saltuk”un Habeş diyarını fethetmesi”, “Sarı Saltuk”un Hindistan”a yeniden yürüyüş düzenlemesi”, “Şerif Saltuk”un Hindistan”a yürüyüş düzenlemesi”, “Saltuk”un Kaknüs”e gitmesi”... Prof.Dr.Akalın”ın belirttiği üzere buradaki bir dizi menkibeler Sarı Saltuk”un,Mısır”a ve Arabistan”a yaptığı yürüyüşler sırasında kendisinin yerel bilim adamlarından, tarihçilerden dinlemiş olduğu havadislerdir. Birinci cildin “Saltuk Gazi”nin Rumeli”ye gitmesi” isimli menkibesinde Sarı Saltuk büyük araziler katediyor,önce Rum”a gidiyor,kahramanlığının yanında hilebazlığını da kullanarak bir kısım gavuru yeniyor.O,arkadaşlık yaptığı Menuçehir isimli cinin öğretmiş olduğu duayı okuyarak görklere uçuyor, bunu gören gavurlar şaşkın durumda kalıyorlar.Şunu not etmemizde fayda vardır ki,eserin tamamında çeşitli dev,cin,cadı v.d. sıradışı varlıklara karşı mücadele veren kahraman, Menuçehir isimli cinin yardımlarından yararlanıyor.Keyvan isimli dev,Maymun-i Tayyar isimli cin,Kamus isimli peri de mücadelesinde Sarı Saltuk”a yardımda bulunuyorlar.Sivas”ta bulunduğu sırada Şerif uykudayken düşmanların gönderdiği bir fedai kendisine üç kez hançer vuruyor.Ayağa kalkan Şerif tek tasla gavurun beynini dağıtıyor.Şehir ahalisi elli dört ay boyunca kendisini tedavi ederek sağaltıyor.Rumeli”den dönen Şerif Kazvin”e,oradan Şirvan”a,sonra Demirkapı”ya oradan Ejderha vilayetine,Tatar vilayetine, Nogay vilayetine,Deşti Han vilayetine ve nihayet Çin”e kadar gidiyor.

 

“Sarı Saltukun İstanbul və Balkanlar yürüyüşşü” isimli menkibede Şerif”in kahramanlıklarına,eşsiz şücaatlerine tanık oluyoruz.Şunu not etmemizde yarar vardır ki,Köroğlu gibi Sarı Saltuk da düşmanı yenmek için şimşek gibi ses çıkaran narasından yararlanıyor.Sarı Saltuk”u Köroğlu”ya ve bir dizi diğer destan kahramanlarına benzeten özellikler kendisinin çevikliği ve yeri geldiğinde ortaya koyduğu hilegerliğidir.Bunun dışında Sarı Saltuk söylediklerini mantıkla temellendirme, çevresindekileri inandırma yeteneğine sahiptir.Sarı Saltuk papazlara “İncil”e göre, Arakın isimli yaşlı bir Peygamber gelecektir, herkesten yaşlı,nur sahibi olacaktır.Niçin kitabın o yerine gelindiğinde okumuyorsunuz?” diye soruyor.Papazlar “O, Muhammed”dir,bize değil de Türklere Peygamber olarak gelmiştir” diye yanıt veriyor. İncil”e isnat eden Sarı Saltuk gavurların müslümanlara,Türklere itaat etme zorunda olduklarını kanıtlıyor.Bundan sonra saldırarak onları mağlup ediyor (5,s.69)

 

Destanın ikinci cildi aşağıdakı menkibelerden oluşmaktadır: “Şerif”in Türkistan vilayetine gitmesi”,, “Şerif”in Rumeli”ne geçmesi”, “Anadolu evliyalarının öncüleri”, “Şerif”in Sultan Abdulaziz”in hüzuruna gitmesi”, “Firengistan”ın fethi ve Set hikayesi”, “Babil hikayesi”, “Salltuk”un Rad Cadı”yı yakalaması”, “Bakır gemi ve denizdeki şehir”, “Atabey”in Kuhistan diyarına gelmesi”, İkinci ciltte Oğuz Türklerinin ortak anıtı olan “Saltukname”nin Türk dünyasının tamamını kapsadığına bir daha tanık oluyoruz.Cildin birinci menkibesinde kahraman Türkistan illerine uğruyor,oradaki gavurlarla savaşıyor,ismı yaygınlaştırıyor.Şerif, Kaşgarların, Kıpçakların,Uygurların yaşşadıkları bölgelere, Haveran”a ulaşıyor.Burada öteki destanımız olan “Havername” ile örtüşmelerin olduğunu görüyoruz.

 

Destanın üçüncü cildine aşağıdakı menkibeler dahildir :”Saltuk Gazi”nin Maşrik diyarına yürüyüşü”, “Saltuk Gazi”nin Magrib”e giderek Cinnistan kalesini işgal etmesi”, “Saltuk Gazi”nin Berr-i Arap Badi”ye yürüyüşü”,, “Edirne cengi ve İsa”nın hezimeti”, “Sultan Alaaddin tarafından esir edilmesi”, “Saltuk Gazi”nin Umlak sarayını harab etmesi ve yakmasıyla Zerdanus”u öldürmesi”, “Saltuk Gazi”nin Rahip Bihrus leinin üzerinne yürüyüşü”, “Saltuk Gazi”nin Nirgab dağındakı ejderhanı öldürmesi”, “Esfar kuffarı ile Saltuk gazi”nin büyük kazası”, “Saltuk Gazi”nin Agus”u helak etmesi”, “Duhterin Mehriban isimli kızı alıp kaçması”,, “Diğer kaza”, “Saltuk Gazi”nin Esfar iile cengi”, “Saltuk Gazi”nin Manastır melikini esir etmesi ve öldürmesi” “Saltuk Gazi”nin son kazası ve vefatı” “Büyük kaza, İlyas”ın küffar”ı hezimete uğratması ve şehid olması”, “Ayas beyin Eflak meliki ile cenk etmesi”, “Tatar Han”ın kıssası”, “Umur beyin Rumeli”ye geçmesi ve Osman Gazi ve evladının Rumeli”ye geçmesi”

 

Bu cilde dahil edilen menkibelerde de gerçek tarihi olaylarla mitolojik,efsanevi süjelerin bir birine karıştığını görüyoruz.Buradaki son dört menkibede Sarı Saltuk”un şehit olmasından sonra cereyan eden olaylar,farklı gazilerin kahramanlıkları konuşuluyor.Fakat o menkibelerde de Sarı Saltuk bir vasi olarak kerametleriyle iştirak ediyor,islam gazilerinin rüyalarına girerek onlara yol gösteriyor.

 

Prof.Dr.Ş.H.Akalın temasına goru eserdeki menkibeleri üç gruba ayırmakta olup birinci gruba gerçek tarihi olayları konu alan bölümler dahildir.Türklerin Anadolu”yu ve Rumeli”yi fethetmesini, tekfurlarla savaşımlarını, Beylikler döneminin olaylarından, Osmanlı devletinin kurulmasını konu eden menkibeler tarihi olaylarla örtüşmektedir. Genel olarak Sarı Saltuk”un ön planda bulunduğu bu menkibelerde Osman Gazi,Umur Bey,Sultan Alaaddin,Kıyaseddin Keyhüsrev,Cengiz Han,Ahmet Fakih,Karaca Ahmet,Mevlana Celaleddin Rumi gibi tarihi şahsiyetler iştirak ediyorlar.İkinci gruba Sarı Saltuk”un efsanevi diyarlarda cinlerle,cadılarla,devlerle,sıradışı çeşitli varlıklarla savaştığı menkibeler sunuluyor.Yedi başlı ejderhaların,gökte uçan cadıların,kanatlı atların,konuşan ağaçların v.d. mitolojik imgelerin yer aldığı bu bölümlerde ana kahraman Kaf dağı,Cinnistan,Kuhistan,Cabülsa(Cabülka), Şah-i Maran gibi efsanevi mekanlara kadar ulaşıyor.Üçüncü gruba Sarı Saltuk”un Habeşistan,Arabistan gibi reel mekanlarda olmasına rağmen efsane,masal motiflerinin çogunluk teşkil ettiği menkibeleer dahildir(4,s.70)

 

Eserde cereyan eden ve Sarı Saltuk”la ilintili olan ana olayların 13.yüzyıla ait olduğunu görüyoruz.Şerif üç yaşındayken babası Seyyid Hasan Kastamonunu”nun Türkler tarafından fethi sırasında şehit oluyor. Kastamonu”nun Türkler tarafından son kez 1213”te fethedildiğini gözönünde bulundurarak Şerif”in 1210 yılında doğduğunu tahmin edebiliriz. Fakat destanda 13.yüzyıldan önce ve sonra cereyan etmiş olaylar da tasvir edilmiştir. Örneğin Osmanlı hükümdarı Sultan Selim”i (1470-1520) konu alan bölümün ve bir dizi diğer bölümlerin esere sonradan eklendiğini görmekteyiz.

 

Destanda olayların cereyan ettiği reel mekanlar Anadolu,Rumeli,Balkanlar,Kırım, Kefe,Deşt-i Kıpçak,Azerbaycan, Semerkand,Tataristan,Uygur diyarı,Nogay eli,Kaşgar,Arabistan,Mısır,Cezayir,Hindistan, Habeşistan”dır.Bölge isimleriyle kıyaslandığında kent isimlerinin daha az zikredildiğini de eserde görmekteyiz.

 

Hacimce büyük eser olan “Saltukname” imgelerin çokluğu bakımından da dikkati çekmektedir.Sarı Saltuk dışında eserde ön planda bulunan şahıslar arasında Köle Yusuf,Kemal Ata,Şehid Baba,İlyas,Hüsrev gazilerin isimlerini zikredebiliriz.Bunların kimileri önceleri müslüman olmamalarına rağmen Sarı Saltuk”a yenilerek kendisinin kerametlerini görmelerinden sonra İslam dinini kabul etmiş kişilerdir.İslam dinini kabul eden kişiye yeni isim takılması  geleneği büyük ilgi çekiyor.Malum olduğu üzere Oğuz destanlarında kahramana ismi esasen belirli hünerleri, toplumdakı seçkinliğinden dolayı veriyorlar. “Dedem Korkud”un kitabı”ndaki “Dirse Han oğlu Boğaç boyu”nda boğayı yenmesinden dolayı gence Boğaç ismini veriyorlar (6,s.28)

 

Araştırmacılar genel anlamda Türk destanlarında kahramana isim takılmasının kendisinin toplumda layık olduğu pozisyonu edinmesiyle ilintili olduğunu beirtiyorlar. “İsim takma Oğuz destan geleneğinde geniş yayılan ritüllerden bir tanesidir.Aynı zamanda isim takma Türk geleneğinde zor,onurlu,sorumluluk talep eden bir süreçtir.İsim verilen her bir çocuk veya delikanlı toplumun eşit haklara sahip olan bireyine dönüşmenin yanısıra aynı zamanda o isme uygun biçimde yaşamını sürdürüyor”( 7.s.10) “Saltukname”de Alyon, Şerif ile yüz yüze dövüşten önce kedisinden rüyasını yorumlaması ricasında bulunuyor.Şerif rüyayı onun müslüman olacağı şeklinde yorumluyor.Dövüşte yenilen Alyon,Şerif”in ısrarı üzerine müslümanlığı kabul ediyor ve sonrasında Şerif kendisine Sarı Saltuk ismini veriyor.Alyon”un ricası üzerine Şerif de Sarı Saltuk ismini kabulleniyor.Destanda bu ismin “Güçlü,kutlu” anlamı taşıdığı belirtiliyor (5,s.35)

 

Benzer olaya Oğuzların diğer bir dini kahrmanlık destanı olan “Kitab-i Battal Gazi”de rastlamaktayız.Cafer”in yendiği gavur olan Ahmet islam dinini kabul ediyor ve Cafer”e “Battal” ismini veriyor Battal Gazi ise yendiği kişiye “Ahmet Tarran” ismini veriyor(8,s.58-59)

 

Destanda Sarı Saltuk defalarca Osmanlı devletinin kurucusu ve islam dininin bölgede yaygınlaşmasında büyük hizmetleri olan Osman Gazi ile biraraya geliyor.Sarı Saltuk, gelecekte Osman Gazi”nin kuvvetli bir devlet adamı olacağını müjdeliyor.13.yüzyılda yaşamış ve tarihi kişilik olan Kiyaseddin Keyhüsrev,İzeddin Keykubat,Karamanoğlu Ali Bey,Çandarlıoğlu Ali Bey ve Aydınoğlu Umur Bey”in isimleri eserde sık sık geçiyor.Destanın ikinci cildinde baş kahraman Bektaş-i Veli,Ahmet Fakih,Karaca Ahmet,Mevlana Celalettin Rumi,Nasrettin Hoca,Tapduk Emre ve Mahmut Heyran ile buluşuyor.Tarihen mevcut olmamış,edebi fantezinin ürünü olan devlet adamlarının, tekfurların,din adamlarının isimlerine de destanda sık sık rastlamamızı not etmemiz gerekir.Peygamberlerin ve özellikle de Muhammed Peygamberin (s.a.s.), dört halifenin isimleri de eserde anılmaktadır.Eserin birinci cildinde Sarı Saltuk Kabe”ye gidiyor,,Peygamberin (s.a.s) mezarını ziyaret ederken O”nunla sohbet ediyor.

 

“Saltukname”de gerçek hayatta yaşanan olaylarla efsanevi olayların bir birine karıştığını belrtmiştik.Destanın “Sarı Saltuk”un Kaf dağına gitmesı”, “Saltuk”un Rad cadıyı yakalaması”, “Bakır gemi ve kıyıdaki sihir”, “Saltuk Gazi”nin Nirgab dağında ejderhayı öldürmesi” v.d. menkibeler büyük ölçüde kahramanın mitolojik imgelere karşı mücadelesini yansıtmaktadır.

 

Kaf dağına gemiyle giden Sarı Saltuk orada tesadüfen bir ejderhayla karşılaşıyor.Ejderhayı mağlup etmesinde kendisine Menuçehir isimli bir cin yardım ediyor.Kahramanın müslüman olması,Allah”ın yolundan yürümesi ejderhayı yenmesinin ana nedeni olarak eserde altı çiziliyor.

 

“Saltuk Gazi”nin Nigrab dağında ejderhayı öldürmesi” başlıkı menkibede dağlarda yaşayan ve zaman zaman dağdan inerek ahaliye eziyet eden ejderha sözkonusu oluyor.Yardım için Saltuk Gazi”ye müracaat etme kararına varan ahali şöyle diyor:”Olursa, bize çare Saltuk”tan olur.Zira Muhammedilerin(s.a.s.) kolu kuvvetlidr. Neye niyet etseler başarırlar,tüm kavimlerin büyüğü onlardır.Gidip de ona yalvarmamız gerekir” (5,s.547) Rumeli hristiyanları kendi papazlarından Sarı Saltuk ile konuşması ricasında bulunuyorlar.Papaz kendi cemaatine “Sarı Saltuk”un kendilerinin islamı kabul etmesini isteyeceğine” ilişkin uyarıda bulunuyor.Ejderhadan bıkan cemaat mensupları buna onay vereceklerini belirtiyorlar.Sarı Saltuk”a giden papaz kendisinin ejderhayı imha etmesi durumunda yerel kavmin islamı kabulleneceğini belirtiyor. Fakat bu durumda Konstantinopolis”in də yenilgiye uğratılarak islamlaştırılması koşulunu öne sürüyor.Zira bu kadar güçlü bir hrsitiyan kentinin çevresinde müslümanların yaşaması imkansızdır. Sarı Saltuk papazdan Konstantinopolis”in tarihine ve yapısına ilişkin kapsamlı bilgi alıyor.Ondan sonra ise papazları ve gazileri yanına alarak ejderhanın yaşadığı Migrab dağına çıkıyor.Sekizinci günde bir vadideki mağarada ejdarhanın uyuduğunu görüyorlar.Bu korkunç yaratığın vücudu tavus kuşuna,kafası ejderhaya,kanatları horoza,bacakları aslana,kuyruğu horoz kuyruğuna,gövdesi ceylana,boynu kaza benziyor.Nefes alırken ateş yükselerek siyah renge mağarayı bürüyor.Gazileri görünce ejderha kantlarını açarak havaya yükseliyor,sonra inmeye başlıyor.Sarı Saltuk üç ok atarak onu öldürüyor.Zehrinin kimseye zarar vermemesi için ejderhanın üzerine toprak döküyorlar.Bunu gören papaz ve cemaatinden yediyüz kişi islamı kabul ediyor.Menkibede daha sonra da bir dizi olaylar,efsanevi yaratıklarla buluşmara yer verilmiştir.

 

“Saltukname” halkın konuşma diline yakın aydın bir Türkçede yazıya aktarılmıştır. Dönemin düz yazı dilinin araştırılması bakımından destan büyük ilgi uyandırmaktadır.Arap ve Fars kelimelerinin azlığı,halkın dilinden alıntılanan kelime ve ibarelerin,ata sözlerinin yeteri kadar geniş yayğınlaşması destanın lisanının nitelikli özelliklerinden sayılmaktadır.Tabii ki, geniş halk kitlesi ve mütevazi kesim için öngörülen eserin dili de sade olmalıdır.

 

“Saltukname”nin diline ilişkin Prof.Dr.Şükrü Haluk Akalın şunu yazmaktadır:”Eser 15.yüzyılın ikinci yarısında yazılması dolayısıyla dil bakımından eski Anadolu (Türkiye) Türkçesinin özelliklerini taşımaktadır” (4,s.75) Bu düşüncenin netleştirilmesi ihitiyacı bulunduğu kanısındayız.Destan Anadolu”da gelişen Oğuz Türkçesinde- Azerbaycan ve Türkiye Türklerinin ortak dilinde yazıya alınmıştır.Abu”lhey Rumi tarafından çeşitli menkibelerin derlenerek tek kitap halıne getirildiği süreçte eserin dilinde bazı değişiklikler yapılması gerçeğe çok yakın bir ihtimaldir. Şu gerçeği unutmamamız gerekir ki, bu eser Osmanlı şehzadesi Cem Sultan”ın emriyle Anadolu”nun çeşitli bölgelerinden derlenerek yazıya aktarılmıştır.İlaveten şunu not etmemizde yarar vardır ki,”Sarı Saltuk”un Kabe”ye seferi” menkibesinde Peygamber efendimizin (s.a.s.) dilinden şialara karşı beyan edilen düşünceler destanınn şiaları (alevileri) düşman olarak gören sünni Osmanlı yöneticileri namına yazıya aktarılmasından dolayı esere de yansıdığı şeklinde yorumlamamız gerekmektedir. Eserin dilinde karşımıza çıkan “axşam, yox,axtar,oxşa,goxu” gibi kelimelerin Türkiye Türkçesindeki gibi “k” harfiyle değil de “x” harfiyle yazılması eserin Azerbaycan Türkçesine yaxın olan Anadolu şivesinde (iki kardeş halkın ortak dilinde) yazıya aktarıldığını gözler önüne sermektedir. Destanın dilinde, cümle yapısında “Dedem Korkudun kitabı”yla bir dizi ortak özelllikler kendini göstermektedir.Konu bakımından da bu iki eser arasında benzerlikler az değildir.İki anıtta da kahramanlar gavurlara karşı mücadele veriyor, sonda onların kiliselerini yıkarak yerinde camiler yaptırıyor,ahaliyi islamı kabüle davet ediyor,müslamanlığı kabul eden düşmanlara fırsat tanıyorlar.İki destanda da müslüman Oğuzların ana hasımları hristiyan yöneticileri olan tekfurlar ve meliklerdir.”Saltukname”de meliklerin sayısının daha fazla olmasına rağmen “Dedem Korkudun kitabı”nda Oğuzlara genel olarak Şukili Melik, Kıpçak Melik düşmanlık yapıyor. “Saltukname”de Sarı Saltuk”un yönetimi altındaki müslümanlar Anadolu”nun bir kısım hristiyan tefkurlarına taarruzda bulunuyorlar. “Dedem Korkudun kitabı”nda ise kimi hikayelerde Trabzon tekfuru ve Bayburt hisarının yönetcisiyle i hasımane ilişkiler sözkonusudur.

 

İki destanda da Hızır Peygamber kahramanın imdadına yetişiyor,onun yaralarını tedavi ediyor. “Dedem Korkudun kitabı”ndaki “Dirse Ha oğlu Boğaç”ın boyu”nda yaralanarak kanlar içinde kalan Boğaç Han takasız durumda uzandığı halde Hızır onun yardımına gelerek yarasını sarıyor.”Oğlan onda yığıldığında Boz atlı Hızır oğlana hazır oldu,üç katla yarasın eliyle sığadı.”Sana bu yaradan korkma,oğlum, ölüm yogdur,dağ çiçeği anan südüyle senin yarana melhemdir”- dedi,gayboldu” (6,s.32) “Saltukname”nin “Saltuk Gazi”nin Rumeli”ye geçmesi” menkibesinde benzer bir olay yaşanıyor.Sarı Saltuk Rumeli”de olduğu sıralarda kendisine karşı hileye başvurularak rehin alınıyor, el kolu bağlanarak ateşe atılıyor.Burada Hızır, İlyas Menüçehir isimli bir kahramanla birlikte Sarı Saltuk”u ölümden kurtarıyor. “Menüçehir cini,bir eli bağlı oğlanı havada, yukarıdan aşağı ateşin için edüşerken gördü.Hemen yetişip kıvradı,alıp Hazret-i Hızır”a getirdi.Şerif”i Hazret-i Hızır”ın önünde yere koydu.Hazret-i Hızır Şerif”i görüp yerinden kalktı,elini-ayağını çözüp “Şu gözler su almayınca sana ölüm yoktur.Alamet odur,korkma- dedi” (5,s.43) .Bundan sonra İlyas da yetişiyor.Bu mekanın Gaziler ocağı olmasının anlaşılması üzerine Hızır ve İlyas”ın kırk sene namaz kılmaları gerektiği ortaya çıkıyor.Bu iki kutsal insan kırk günü oruc tutan,kırk gün sabah namazı kılan kişilere gözüküyorlar.İki eserde de Hızır”ın yaralı kahramanı yüreklendirmesi amacıyla söylediği sözlerin içerik bakımından aynı olduğunu görmek sanıldığı gibi zor bir şey değildir. Hızır”ın ayrılırken Sarı Saltuk”un ağzına kendi ağız suyundan koyması “Destan-i Battal Gazi”yi andırmaktadır.Burada Azrayıl, Muhammed Peygamber”e(s.a.s.) gelecekte Malatya kentinden Cafer isimli bir kahramanın sayesinde Rum vilayetinin müslüman olacağını, sahabeden sadece Abdülvahhab”ın o günü göreceğini haber veriyor.Peygamber Abdülvahhab”ı çağırarak ağzındakı sudan onun ağzına vuruyor,zamanı gelince Cafer”e ulaştırmasını tembihliyor.”Saltukname”de ise şunları okuyoruz: “Hazret-i Şerif”e veda ederek :

 

-       Korkma, şimdi ağzını aç,-dedi.Şerif ağzını açtı.Ağzına barını verdi.Şerif bir o kadar daha kuvvetlendi,valiliği daha da belirgin duruma geldi,bütün gizli sırları açığa çıktı.Gözünden-gönlünden perde gitti,bütün gizli kalan sırları açığa çıktı.Sonra İlyas Peygamber Şerif”e ruhların duasını öğretti ki,ism-i azamdır. Hızır Peygamber meleklerle ilgili duayı öğretti.Hazret-i Hızır kayboldu” (5,s.43-44) İsm-i Azam Allah”ın gizli isimlerinin toplamıdır,onu bilen kişi oalağan dışı güç ve imkanlar ediniyor.”Dedem Korkudun kitabı”nda Dede Korkut da İsm-i Azam”ı biliyor ve lüzum görüldüğünde onları dile getiriyor. Destanın üçüncü boyunda Banuçiçek”i Beyrek için istemeye gelen Dede Korkud”u kızın kardeşi Deli Karçar öldürmek istiyor,kılıcını eline alıp onun üzerine yürüyor.Böylesine zor bir durumda Dede Korkut,İsm-i Azam okuyor ve Deli Karçar”a şöyle diyor: “Çalırsan elin kurusun” Bu bedduadan sonra gelişen olay destanda şöyle tasvir ediliyor :”Hak Teala”nın emriyle Deli Karçar”ın eli yugaruda asılu galdı.Zira Dede Korkud vilayet ıssı idi,dileği gabul oldu” (6,s.59)  .

 

“Saltukname” eserinin yazıya aktarılması talimatını veren makam olan Osmanlı yönetiminin talebi üzerine burada müslüman savaşçıların genel olarak sünni mezhebinden olmasına vurgu yapılmasına rağmen bazı noktalarda destanın derlenerek üç cilt haline getirilmesine kadarki dönemde farklı menkibelerde durumun farklı olduğu gözlenmektedir.Battal Gazi gibi, ana kahraman Sarı Saltuk da Muhammed Peygamber (s.a.s.), Hazret-i Ali ve imamların soyundan olup şii mezhebi mensubudur. “Sarı Saltuk”un kazaları” isimli menkibede düşmanla savaşıma hazırlanan ana kahramanın kafasına taktığı kalpaktaki simgeler de kendisinin açık ve kuşku götürmeyecek bir biçimde şia mezhebi mensubu olduğu dikkatlere sunuluyor :”Bu taraf Şeirf kendisi başına iki işaret koydu.Biri kızldır.Kızıl, Hüseyni”lerin elbisesidir.Biri de yeşildir.Yeşil Hasani”lerin elbisesidir. Bu Seyyid,bu Said alametleriyle donandı.Zira Şerif Baba tarafından Hüseyni ve anne tarafından Hasani idi” (5,s.29)

 

“Kitab-i Battal Gazi”, “Danişmend Gazi” destanı, “Hazret-i Ali cenkleri”, “Müseyibname” v.d. destanlar gibi “Saltukname” de esas itibariyle Anadolu”da ve Rumeli”de islam dininin yaygınlaştırılması uğruna mücadele veren savaşçı Oğuz Türklerinin kahramanlıklarını yansıtan eserdir.Toplum içinde ağızlarda dolaşan bu eser 15.yüzyılda Osmanlı şehzadesi Sultan Cem”in emriyle derlenerek yazıya aktarılmıştır. Eserin Azerbaycan Türkçesine yakın bir dilde yazıya aktarılması, ağız edebiyatı örneklerimiz, özellikle de “Dedem Korkuduun kitabı” ile yakınlık arzetmsi tesadüf sayılmamalıdır.İsimleri zikredilen destan anıtları ve o sırada bulunan “Dedem Korkud kitabı” gibi “Saltukname” de Oğuz Türklerinin dini kahramanlık destanları dizisinde araştırılarak edebiyat tarihimize dahil edilmelidir.

 

 

Kaynakça

 

  1. Garbuzova V.S. Skazaniyeo Melike Danişmende.İstoriko-filologiçeskiye issledovaniya.Moskva,İzdatelstvo Vostoçnoy Literaturı,1959,s.190.
  2. İslam Ansiklopedisi. 10.c. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi, s.220.
  3. Demir Necati, Erdem Mehmet Dursun. Ön söz / Saltukname (Saltuk Gazi Destanı). Cilt I, II, III. İstanbul: Enes Basım Yayın Matbaacılık Ltd. Şki. s. 13-15.
  4. Akalın Şükrü Haluk. Ebuʼl- Hayr-i Rumiʼnin Saltuknamesi / Türk kültürü araştırmaları, Prof.Dr. Zeynep Korkmaz”a armağan. Yıl XXXII/2. Ankara: Ankara Üniversitesi Basımevi. 1996. s.63-87.
  5. Saltukname (Sarı Saltuk destanı). Cilti I, II, III. İstanbul: Enes Basım Yayını Matbaacılık LTD. ŞKİ, 702 s.
  6. Kitabi-Dede Korkud / Yayına hazırlayan Ord.Prof.Dr. Tovfik Hacıyev. Bakı: “Önder yayınevi””, Bakü,2004, s.376
  7. Dede Korkud kitabı. Ansiklopedik lüğat.Yayına hazırlayan Ord.Prof.Dr.Tevfik : Hacıyev. Bakü, “Önder yayınevi”, 2004, s. 368
  8. Kitab-i Battal Gazi. Yayına hazırlayan ve  ön sözün müellifi: Doç.Dr. Aybeniz Rahimova. Bakü,: “Nurlan” yayınevi, 2009.

 

 

Doç. Dr. Aybeniz Rahimova, Azerbaycan Ulusal Bilimler Akademisi Fuzuli Yazmalar Enstitüsü Türk dilli yazmalar şubesi üst düzey araştırma görevlisi.

 

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
`Her halikarda bilim` (19 Şubat 2021 - Cuma)
`Bilim dünyasının `sessiz gücü`` (02 Ocak 2021 - Cumartesi)
`Şair olabilirdin.....` (25 Aralık 2020 - Cuma)
`Senden ayrılırken dağlar,civandım` (20 Kasım 2020 - Cuma)
`Dil Bilimciliğimizin Ağabeyi` (13 Kasım 2020 - Cuma)
`Mezarı bulunamayan milli bir bilgin` (15 Ekim 2020 - Perşembe)
Şiirden bilime bir Bahtiyar (11 Eylül 2020 - Cuma)
Belgesiz konuşmayan, yazmayan bilgin (04 Eylül 2020 - Cuma)
Bilimin Beyefendisi: Ali İsa Şükürlü (13 Ağustos 2020 - Perşembe)
Bitmemesi gereken yazı (06 Ağustos 2020 - Perşembe)
Bilim adamı mı hazine mi? (31 Temmuz 2020 - Cuma)
Bir ömür nasıl bu kadar hareketli geçer? (16 Temmuz 2020 - Perşembe)
Ömrün vefa etmediği bilgin (02 Temmuz 2020 - Perşembe)
“Bakü”den Tebriz”e yaya giderim” (25 Haziran 2020 - Perşembe)
Marksist sistemin ulusalcı filozofu (05 Haziran 2020 - Cuma)
“Kriter şahsiyettir” (21 Mayıs 2020 - Perşembe)
Hep ön cephedeki bilim adamı (08 Mayıs 2020 - Cuma)
Dil´in derin gözlemcisi (30 Nisan 2020 - Perşembe)
HOCAM (22 Nisan 2020 - Çarşamba)
“İsmim Tevfik Fikret´ten geliyor” (16 Nisan 2020 - Perşembe)
“Göster Ekrem Cafer´e….” (08 Nisan 2020 - Çarşamba)
Unutmayalım (21 Şubat 2020 - Cuma)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
8.1433
EURO
9.7816
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Röportaj Tüm Roportajlar
Halı´da Alkol ve İçki Lekesi: Halınızı şampuanlayıp daha sonra beyaz ispirtoyla tampon yapın.

Püf noktası
Arıların başlarının üzerinde 3 küçük, ön tarafta ise 2 büyük olmak üzere toplam 5 gözleri bulunuyor.

İlginç bilgiler