Oğuzların İki Destanını Kıyaslarken
Oğuz Türklerinin Anadolu`ya yerleşmelerini ve islam dinini yaygınlaştırmak uğruna verdikleri mücadeleyi yansıtan ilk dini-kahramanlık örneği Battal Gazi destanıdır.
Tarih: 12.10.2021 14:34:07 / 96okunma / 0yorum
Doç. Dr. Aybeniz Rahimova

 

 

Dr. Mayis Alizade

Azerbaycan Ulusal Bilimler Akademisi

Yazmalar Enstitüsü Kidemli Araştırmacısı

 

Anadolu Türklerinin yanısıra Azerbaycan ve Orta Asya Türkleri arasında yaygın olan bu eser `Menakib-i Battal Gazi`, `Seyyid Battal Gazi`, `Hikayet-i Battal Gazi`,`Battalname`, `Kitab-i Battal Gazi` v.d. isimler altında ünlü olmuştur.Araştırmacılar bu destanın baş kahramanı Battal Gazi`nin (ö.-h.122,m.740) tarihi bir kişilik olduğunu,Emeviler döneminde Bizans`a karşı yürütülen savaşlarda ve islam dininin kabul ettirilmesi uğruna gerçekleştirilen askeri yürüyüşlerde isim yaptığına dikkat çekmektedirler.Zaman geçtikçe bu kahramanla ilgili tarihi bilgilerle efsaneler bir birine karışmıştır.Kimi rivayetlere göre kendisi Abbasi Halifesi Harun Reşid döneminde (786-809) Malatya civarında yaşamıştır.Arap kökenli bu kahraman Anadolu Türkleri tarafından islamın yayğınlaşması uğruna savaşan bir Türk kahramana dönüştürülmüş,kendisiyle ilgili toplumun yarattığı destan 11.-13.yüzyıllarda şekillenmiş ve 13.yüzyılda ilk kez yazıya aktarılmıştır.`Battalname` ile Oğuz Türklerinin öbür dini-kahramanlık destanları,özellikle `Dedem Korkudun kitabı` arasında gözlenen bir dizi benzer özellikler ilgi çekmektedir.

Anahtar kelimeler: destan, epos, Battal Gazi, islam, hristiyanlık

 

Giriş

Oğuz Türklerinin Anadolu coğrafyasına bir daha terk etmemek üzere Anadolu`ya yerleşmelerinden sonra İslam dininin yaygınlaştırılması uğruna verilen mücadelenin halk yaratıcılığı alanında en iyi tasvirni veren örnek Battal Gazi destanı olup Azerbaycan ve Orta Asya Türkleri arasında da geniş yayılmış bu destan Menakib-i Battal Gazi,Seyyid Battal Gazi,Battalname, Kitab-i Battal Gazi v.d. isimler altında da ün kazanmıştır.Araştırmacılar bu destanın esas kahramanı olan Battal Gazi`nin (ö.h.122,m.740(?) tarihi bir kişilik olduğunu,Emeviler döneminde islam dinini yaygınlaştırmak uğruna gerçekleştrilen mücadelelerde askeri yürüyüşler organize ettiğine dikkati çekmektedirler.Aynı zamanda araştırmalarda tarihi bir kişilik olan Battal Gazi ile efsane ve destan kahramanı Battal Gazii`nin birbrlerinden ayrı tutulması zaruretine vurgu yapılmaktadır:”Tarihi kişiliğiyle menkibevi kişilği kaynaklarda ve hafızalarda birbirine karışan,Endülüs`ten Orta Asya`ya kadar tüm müslüman milletlerinin ortak malı haline gelen Battal Gazi`nin gerçek kişiliğiyle efsanevi şahsiyetini birbirinden ayrı olarak ele almak gerekir.Battal`dan bahseden Yakubi,Tabari`den başlayarak Evliya Çelebi`ye gelinceye kadar Mesudi,İbn Esakir,İbn-ül Esir, İbn-ül Esir, Sibt İbn-ül Cevzi,İbn Şakir,El Kutubi,İbn Fazlullah el Ömeri,Zahabi,İbn Kesir,Gelibolulu Mustafa Ali bir dizi kaynakta tarih ve menkibe iç içedir” (1,s.206). Kimi rivayetlerde Battal Gazi`nin, Abbasi Halifesi Harun Reşid zamanında(786-809) Malatya civarlarında yaşamasının (`Tarih-i Tabari-i Kebir,Evliya Çelebi `Seyahaname`si) iddia edilmesine rağmen bunun gerçeği yansıtmadığı kanısındayız.

Eski Hristiyan kaynaklarından Teophanes`te,Süryani kökenli yazar Tell Mahreli Denys`in eserlerinde bu kahramanın Emeviler döneminde yaşadığını öne sürülmektedir (`Tarih-i Tabari`nin Abu Ali Balʼami tarafından Farsçaya çevirisinde bir serkerde olarak Battal Gazi`nin ilk kez yiğitliği Maslamah bin Abdul Melik`in kumandanlığında gerçekleştirilen İstanbul`u kuşatma operasyonunda gösterdiği yazılmaktadır (1,s.204).Girdiği savaşlarda kendisinin Abdulvahap ibn Buht isimli kahraman bir askeri de bulunmuştur.Aynı şahıs Abdulvahap Gazi ismiyle Türk Battalname`sinde de karşımıza çıkmaktadır.Daha eski kaynaklarda Battal Gazi`nin,Kayseri,Afyon,Eskişehir ve günümüz Suriye topraklarında savaşlara girdiğiinin belirtilmesine rağmen Evliya Çelebi,Gelibolulu Mustafa Ali,Müneccimbaşı v.d. Türk kaynaklar kendisinin Malatya çevresinde yaşadığı noktasında hemfikirler.Osmanlı seyyah ve bilginleri bu son versiyonu tarihi bir gerçek olarak kabul etmektedirler.Daha eski gerçeklikleri yansıtan Teophannes,Tabari,İbnü`l Esir,İbn Kesir v.d. ise Battal Gazi`nin günümüz Eskişehir bölgesinin Güney Batısındaki Akrinoin mevkiinde bir savaşta şehit düştüğünü (m.740) ileri sürüyorlar.Onun çevredeki Hristiyan toplumlarını korkuya salan bir kahraman olduğu,düşmanın kale ve şehirlerini kimi zaman kılıcının,bazen ise zekasının gücüyle teslim aldığı öne çıkarılıyor. Kendisinin bu özellikleri Oğuz boyuna mensup Türklerin `Battalname` isimli destanına da yansımıştır.Örneğin,Türkiye `Battalname`sinde Battal Gazi bir arap kökenli komutan olarak değil de islam mücahidi ve klasik bir Türk alpereni olarak karşımıza çıkıyor ve bu özelliğiyle dikkatleri daha ziyade kendine çekiyor.`Eren sözcüğünün anlamını mercek altına almış Türk toplumlarının destan yaratıcılığının kiymetli araştırmacılarından Prof.Dr.Halik Köroğlu düşüncesini “Eren` denilince ise Batı topraklarında din uğruna savaşanlar kastediliyor,yeni vatanlarında Oğuzlar bu şekilde değerlendiriliyordu” sözleriyle ifade etmiştir (2.s.176).

Yazı

Türk kavimlerinin en erken yazıya alınmış Dedem Korkudun kitabı isimli dini-kahramanlık destanında da din uğruna mücadele,gavurlara karşı verilen savaş ve hasımların kale ve şehirlerinin zaptedilmesi temaları sıkı şekilde işlenmektedir.Dedem Korkudun kitabı ile Battalname arasındaki benzerlikleri incelerken öncelikle Dedem Korkudun kitabı`nın Kafkasya`nın yanısıra Anadolu`daki gelişmeleri de yansıttığını ve toplumda yaygınlaştığını not etmekle birlikte Battalname`nin ağırlıklı olarak Anadolu coğrafyasındaki gelişmelerden gıdalanmak suretiyle bir halk yaratıcılığı anıtı olarak şekillendiğini ifade etmemiz gerekmektedir. Ünlü Türk halk edebiyatı bilgini Ord.Prof.Dr.Fuad Köprülü henüz 1926`da Bakü`de yayınlanan `Azeri edebiyatına ait tetkikler` isimli eserinde Azerbaycan Türkçesinin,Kuzey ve Güney Azerbaycan`ın yanısıra İran`ın iç bölgelerinde ve aynı zamanda Doğu Anadolu`da 20.yüzyılın başlarında çok yaygın olduğuna dikkat çekmiştir (3,s12).

İşte bu yüzden Battal Gazi`nin hayıtını ve mücadelelerini konu alan destan ile Dedem Korkudun kitabı arasında gerek içerik ve gerekse sanat özellikleri bakımından bir dizi uyumlu noktaların bulunduğunu belirtmemizde fayda vardır.Bu bakımdan iki anıtın da Azerbaycan ve Anadolu Türklerinin ortak anıtı olarak genel bir zeminde incelenmesi yeni sonuçları ortaya çıkarmanın yanısıra farklı metodolojik yaklaşımlara da kapı aralayacaktır.

Bilindiği üzere Battal Gazi destanı henüz Selçuklular döneminden Anadolu`nun mütevazi yaşam tarzına sahip insanlarının yanısıra çeşitli tasavvufi akımların(Kalenderler,Bektaşiler,Aleviler) ortamında da yaygın olmuştur.Şöyle ki Peygamber efendimizin(s.a.v.),Hazret- Ali`nin,Hazret Hüseyin`in soyundan gelen destanın esas kahramanına `Seyyid` diye hitap edilmektedir.Bu durum inanç bakımından yaklaşıldığında Azerabycan Türkleriyle yakınlık arzetmekte olup Dedem Korkudun kitabı`nda aynı detayları görebilmekteyiz. Prof.Dr.Ahmet Yaşar Ocak tarihi bir kişilik olarak Emeviler döneminde yaşamış Seyyid Battal`ın,Türk-Oğuz destanında Hazret-i Ali soyundan bir seyyide dönüşmesi ve çeşitli kesimlerde bir evliya ve kutsal bir insan olarak kabul görmesinin nedenni şu sözlerle ifade etmiştir:”Burada dikkatlerden kaçmaması gereken husus gerçekte Hazret-i Ali ve soyuna iyi gözle bakmayan bir hanedan olan Emevilere mensup bir şahsiyetin bu yanının unutularak ön saflarda gelen bir evliya düzeyine çıkarılmış olmasıdır.Böylece tabir caizse,Emevi hanedanının Battal Gazi`si heterodoks Türk zümreleri arasında yerini Hazret-i Ali soyundan gelen Battal Gazi`ye devretmiştir”.(1, s. 205).

Dikkat çektiğimiz üzere Anadolu Türkleri arasında yaygınlaşmış Battal Gazi`yle ilgili öyküleri içeren menkibeler destan hüviyetini kazandıktan sonra ilk kez 13.yüzyılda yazıya aktarılmıştır.Günümüzde destanın nüshaları İngiltere,İtalya,Almanya,Rusya v.d. ülkelerin Şark yazmaları kütüphanelerinde muhafaza edilmekte olup Azerbaycan Ulusal Bilimler Akademisi Muhammed Fuzulu Yazmalar Enstitüsü hazinesinde bu anıtın biri yazma,ötekileri ise taş baskı halinde üç nüshası bulunmaktadır.Nüshaların kısa paleografik tasvirini sunuyoruz:

1.V-86/1692 şifres altında muhafaza edilen taş baskısı kitap,üzerinde sarı çilleri bulunan siyah karton ciltle kaplanmıştır.Ölçüsü 24X11 sm.olup 112 sayfadan ibarettir.H.1287 yılında (1870-71) basılmış olup ilk sayfası nakışlı çerçeveye salınmış ve üzerine Kazavat-i Sultan Seyyid Battal Gazi kelimeleri yazılmıştır.Harekeli nesih yazısıyla yazılmış kitap Şirket-i Hayriiye-yi Sahafiye`de basılmıştır.

2. X-1080 şifresi altında muhafaza edilen taş baskısı kitabın cildi siyah renkte olup H.1298`de(1881) basılmıştır.Ölçüsü 24X16 olup 175 listeden ibarettir.Harekeli nesih yazısıyla yazılmış kitap Şirket-i Hayriye-yi Sahafiye matbaasında basılmış olup düz yazıyla kaleme alınmış bu kita şiir parçaları da eklenmiştir.

3. XVI-165 şifresi altında muhafaza edilen taş baskısı kitabın ölçüsü 24x14 sm.olup 154 sayfadan ibarettir. Gri renkli karton kapakla kaplanmıştır.Harekeli nesihle kaleme alınmıştır.H.1329`da(1911) Şirket-i Hayriye-yi Sahafiye`de basılmış üç kitabın da başlığında “Her sözünün evveli Bismillah`tır.Mahlukin içün her sözün Allah`tır” cümleleri bulunmakta olup kitapların sonlukları da aynıdır:

Hakkın ismini yad etmektir erkan

Bir erkan ucunu tuttukta insan,

Revadur ismini yadetmek anun.

Yazmalar Enstitüsü`nde B-7698 şifresi altında muhafaza edilen yazma nüshası 198 sayfadan ibaret olup ölçüsü 17.5X22-11.5X16 sm.dir.Cildi siyah-mavi gri renktedir.Karton cildin üst kısmında kitabın Muhammed Refi`ye ait olmasına ilişkin bir not da bulunmaktadır.Destan siyah mürekkeple düz beyaz sayfalara aktarılmıştır.Her sayfası 12 satırdan ibaret oln metin nesih hattıyla kaleme alınmış olup kıssaların başlangıcı kırmızı mürekkeple yazılmıştır.Kitabın ilk sayfasındaki Besmeleden önce destanın içeriğine uygun bir sayfa uzunluğunda yarım kalmış bir yazı parçası da bulunmakta olup ardından destan metni gelmektedir.105a listesinin boş olmasına rağmen metni yarım sayamayız.Kitapta geleneksel `Temmet`ül kitap be oun-il-illah`ül mülk el Vehhab` kelimeleriyle bitmektedir.Bunun ardından `Kitab-i Seyyid Battal.Abdulvahhab veled-i Mirza Celil tamam şod.Merhum Nuhevi sahib-i kitab` şeklinde Farsça not gelmekte olup Hicri 1255(1839) tarihi düşülmüştür.Tüm bunlar eserin 19.yüzyılda Mrza Celil`in oğlu Abdulvahab isimli bir şahıs tarafından aktarıldığını görmekteyiz.Zamanında kitap ünlü dil bilimcisi Ord.Prof.Dr.Abdul Ezel Demircizade`nin kütüphanesinde bulunmuştur. Destanın V-86/1692 şifresi altında muhafaza edilen taş baskısı nüshası ise ünlü yazar Neriman Nerimanov`a mahsus olmuştur.Yazma nüshasının metni ile taş baskısı arasında farklı hususlar dikkati çekmektedir.Şöyle ki baskı nüshası metninn en başındaki manzum giriş yazmada bulunmamaktadır.

Battal Gazi destanının metin özelliklerini ilk kez 1871 yılında Alman Oryantalistler H.Fleischer ve H.Ethe iincelemiş ve birkaç metnin kıyaslamasını yaparak eseri Almancaya çevirmişler.Osmanlı döneminde bu destanın ismine ilk kez Fuad Köprülü`nün henüz 1918`dde yayınladığı Türk edebiyatında ilk mütasavvıflar isimli araştırmasında rastlamaktayız.Ord.Prof.Dr.Köprülü 1928`de ışık yüzü görmüş Türk edebiyatı tarihi isimli kitabında da bilim dünyasında destanla ilgili ifade edilmiş görüşlerin özetini sunmanın yanısra kendi görüşlerini de öne sürmüştür.Rus Oryantalist Ord.Prof.Dr.Vasiliy Barthold ise İslam kültürü tarihi isimli yapıtında Araplar,Farslar gibi öteki kavimlerin temalarını temel alarak Türklerin yeni edebi eserler yarattığını iddia etmiş,bunun örneklerinden biri olarak Battal Gazi destanını göstererek bakışını şu şekilde ifade etmiştir:”Arapların ve Farsların başlattıkları kültürel faaliyetleri Türklerin yeni bir şevkle sürdürdüklerini ve müslüman medeniyetine yeni bir ivme kazandıdıklarını düşünmek,kuşkusuz imkan çerçevesindedir.Gerçekten Türkler her ne kadar ötekilerin yaratmış olmalarına rağmen o örnekler temelinde Türküstan`da ve Anadolu`da kendilerinin yeni edebi dillerini ortaya çıkardılar.Henüz Emeviler döneminde şehit düşmüş Arap kahraman Seyyid Battal`a ilişkin öyküleri alarak kendisini bir Türk savaşçısına dönüştürdüler”(4,167).İşte bu araştırmaların devamında konu üzerinde Bizans ve İslam edebiyat tarihçileri de kafa yormaya başlamış olup örneğin 1929-1930 yıllarında M.Henry Gregorie,Bizanslıların ünlü Akritas destanıyla Seyyid Battal destanı arasındaki ilişkileri ortaya çıkarmıştır.Arapların ünlü Delhemma (Zatü`l hemma,Zü`l hemma) destanıyla Türklerin Battalname`si arasındaki yakınlıklara M.Ganard,R.Goossens,P.Kuruakides gibi bilim adamları dikkat çekmişler.Destan üzerinde incelemeler yapan V.M.Kocatürk,P.N.Boratav, A.Kabaklı,Prof.Dr.N.Demir`in yanısıra eserin Bakü nüshasına ilişkin ilk kez bilgiler sunmuş Prof.Dr.Azade Musabeyli`nin çalışmaları özellikle ön plana çıkmaktadır.İslam Ansiklopedisi için kaleme aldığı `Battal` isimli makalede P.N.Boratav kaynaklara istinaden Battal Gazi`nin tarihi kişiliğinin halk edebiyatında uğramış olduğu değişikliklere değinirken `Türk Battalname`sindeki bir dizi tarihi bilginin hayali masal ve menkibelerle süslenerek karmaşık hale getirildiğine işaret etmiş ve “Battal`ın Hindistan seferi,orada devleri öldürmesi,Mağrib seferi,Rad Cazu ile maceraları v.d. sahneler hayal unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır” diye yazıyor(5,s.349-350).

Strasbourg Üniversitesi klasik edebiyat uzmanlarından İrene Melikof 1988`de Bakü`de yayınladığı (6) `Babek Hürremi ve Seyyd Battal` isimli makalesinde Battalname`deki bir dizi olayı mercek altına alarak Battal Gazi ile özgürlük için savaşmış tarihi bir kişilik Babek`in özelliklerini kıyaslamıştır.Battal Gazi destanında Battal`ın,Babek`i yendiği bilinmektedir.Bu bakımdan Battal Gazi`yi,Emeviler döneminde yaşamış tarihi bir kişilik olarak ele aldığımızda kendisinin 9.yüzyılda yaşamasının ve Babek ile karşı karşıya gelerek savaşmasının gerçeklikle pek bağdaşmadığını söylememiz gerekecektir.Bize göre Anadolu orijinli bir destanda farklı dönemlerde yaşamış tarihi kişiliklerin karşı karşıya getirilmelerinin ana nedeni İslam ideolojisinin zaferinin dışavurumu ve halk edebiyatı sayfalarında yaşatılması olarak değerlendirilmelidir:islam dinini yaygınlaştırmak için savaşan bir serkerdenin farklı dönemde yaşamış ve islama karşı çıkmış birisiyle savşamasına farklı bir anlam yüklemek suni bir analiz olacaktır.Aslında bu durumun islami düşüncenin Anadolu`da hızla kabul görerek halkın yarattığı edebiyatın sayfalarında da kendine yer bulmuş bir olgu olarak değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyoruz.

Rus bilim kadını Ord.Prof.Dr.V.S.Garbuzova 1959`da yayınladığı `Melik Ahmed Danişmend destanının tarih-dil-edebi özellikleri` isimli kitabında ismini zikr ettiğimiz destandan henüz bir asır önce ortaya çıkmış aynı tarzdaki Battalname`ye de değinerek bu eseri incelemiş Ord.Prof.Dr.M.F.Köprülü,H.A.Yücelen ve rus bilim adamı V.G..Smirnov`un araştırmalarından yararlanmıştır (7,s.85-92).

1980`lerin başlarından itibaren Türkiye`de bu alandaki çalışmaların yeni bir aşamaya girdiğini ve önemli çalışamaların altına imzaların atıldığını ifade etmemiz gerekir.Bu bakımdan Prof.Dr.Hasan Köksal`ın uzun soluklu incelemelerinin sonucu olarak 2003 yılında yayınladığı 327 sayfalık Battalname kitabını çok önemli bulmaktayız (8).İlerleyen dönemde esere daha geniş açılardan bakma fırsatı bulan Prof.Dr.Necati Demir ve Yrd.Doç.Dr.Mehmet Dursun Erdem`in titiz çalışmalar sonuncunda yayına hazırladıkları destan 2006 yılında Battalname (9) ve Battal Gazi (10) isimleri altında iki varyantta ışık yüzü görmüştür.Bu çalışmaların sadece Türkiye`de değil Azerbaycan`da ve Türkolojinin önemli merkezleri olan Sankt-Petersburg`ta,Moskova`da,Tiflis`te,Taşkent`te de sık sık kullanılan kaynaklar olduğunu belirtmemiz gerekmektedir.

Battal Gazi destanının Bakü nüshaları üzerindeki ilk incelemeleri Yazmalar Enstitüsü Türk dilli yazmalara şubesi müdürü Prof.Dr.Azade Musabeyli yapmıştır.Destanın, çeşitli dünya kütüphanelernde muhafaza edilen nüshalarına ilişkin kapsamlı bilgiler sunan Prof.Dr.Musabeyli bu yapıtın Azerbaycan destan gelenekleriyle yakınlık arzeden taraflarına dikkat çekmiştir (11).

Uzun soluklu çalışmalarımın sonucunda yayına hazır hale getirdiğim Battal Gazi destanının Bakü nüshası 2009 yılında ışık yüzü görmüştür (12).Kaleme aldığım ön sözde eserin bir dizi özelliklerine dikkati çekmek suretiyle Azerbaycan`da yeni bir yazma nüshası haline getirilmesinin ve daha sonra taş baskılar halinde yayınlanmasının asla bir tesadüf olmadığına ilişkin düşüncelerimi paylaşmışım.

Geniş bir coğrafyada mesken tutmuş Türklerin destan yaratma geleneğinin çok eski tarihi bulunmakta olup Alp Er Tunga,Şu,Oğuz Kağan,Türeyiş (Bozkurt),Ergenekon destanı ve efsaneler islam dininin kabulünden önceki dönemde ortaya çıkmışlardır (13).Türklerin islamı kabul etmesinden sonra Karahanlıların döneminde,9.10.yüzyıllarda Satuk Buğra Han destanı yaranmış olup 10.11.yüzyıllarda müslüman Türklerin mükemmel bir yaratıcılık ürünü olarak ortaya çıkmış eser ise Manas`tır. Azerbaycan,Türkiye,İran,Irak,Türkmenistan,Afganistan,Suriye v.d. coğrafyalarda meskunlaşmış Oğuz Türklerinin devlet kurma tarihinin yanısıra destan yaratma geleneği de her zaman ilgi merkezinde bulunmaktadır.Oğuzların islam öncesinde yarattığı Oğuz Kağan destanının önemli yeri bulunmakta olup 16.yüzyılın ikinci yarısında yazıya aktarıldığı ifade edilen Dedem Korkudun kitabı da gerek Türk kavimlerinin örf ve geleneklerini ve gerekse devlet yapısını,yönetim tarızını yansıtması bakımından dünya destan yaratıcılığının ender önekleri olarak bilim dünyasının yakın ilgi alanında kalmayı sürdürmektedir.

Destanın elimzde mevcut olan Dresden ve Vatikan nüshalarının yanısıra birkaç sene önce bulunarak yayınlanan 13.hikayesi de kimi süjelerin Türkistan`la sıkı bağlantılı olmasının yanısıra son şeklinin Kafkasya ve Anadolu Oğuzları tarafından verildiğinden kuşku duymaya mahal bırakmamaktadır.Özellikle Selçukluların döneminde Anadolu`da islam bayrağı altında `gavur` Bizans`a karşı verilen mücadelenin destanda mükemmel edebi-poetik anlatımlarla yansımalarını görmekteyiz. İşte Anadolu coğrafyasında Bizans`a karşı islam bayrağı altında verilen mücadelenin destan yaratıcılığı alanına yansımalarının edebi bakımdan gelişmiş örnekleri arasında bulunan Battal Gazi,Hamzaname,Havername,Cenkname-yi Ali,Kıssa-yi Muhammed Hanife, Miraçname, Heybername,Danişmend Gazi destanları gibi Saltukname,Ebu Müslimname,Müseyibname de aynı kategoride değerlendirilmesi gereken eserlerdir. Zaman itibariyle bunlardan önce ortaya çıkmış Battal Gazi destanının ilerleyen dönemde yaranmışörnekler üzerindeki etkisini inkar etme olanağı bulunmamaktadır. Örneğin Danişmend Gazi destanını Battal Gazi`nin devamı olarak görenler de mevcut olup bunun temeli olarak Battal Gazi`nin islamı yaygınlaştırmak uğruna mücadelesinin Danişmend Gazi`nin Malatya`dan başlayarak sürdürdüğü gösterilmektedir.Saltuk Gazi destanında ise eserin kahramanının aynı mücadeleyi Sinop`tan başlattığını görüyoruz.

Destanın esas kahramanı sırdaışı bir güç-kuvvete sahip olmanın yanısıra manevi özelliklleriyle de Oğuz boylarının öteki destan kahramanlarında bulunmayan bir dizi farklı çizgilierini kendi kişiliğinde taşımaktadır.Battal Gazi`nin kişiliğinde biz onun kahramanlığının yanısıra bilgisine ve kuvvetli inancına da tanık oluyoruz.Şöyle ki yetmiş iki dil bilen Battal Gazi iki bilimsel ve dört kutsal kitabı derinden öğrenmiştir,camide vaaz verirken hoş sesiyle dinleyenleri etkiliyor.Battal Gazi sıradan bir kahraman olmayıp içinden çıktığı kavim ve mensup olduğu din için çalışıyor,fetih gerçekleştiriyor,gazidir,cihat yapan bir mücahittir.Konuyu bu bağlamda ele alan Doç.Dr.Mehmet Emin Bars, Türk-Oğuz destan geleneğinde alp kahraman imgesinin yerini gazi imgesine bırakmasını şu sözlerle yorumlamaktadır:”İslamı kabul ettikten sonra Türkler din ile kendi kültürleri arasında bir sentez oluşturdular.Eski Türk destanlarında yüceltilen alp imgeleri yerlerini gazi imgelerine bırakıyorlar.Alp gibi gazi de dünyayı fethetmeyi amaçlıyor.Bunun yanısıra islam onun savaşımına yüce bir anlam katıyor” (14,s.80). Destana gazavat ruhu hakim olup Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi`nde bu kavrama ilişkin şu açıklamayı okuyoruz:”Gaza- özellikle eski Osmanlılarda din için yapılan savaşı ifade eden bir terim.Eski sözlüklerdeki anlamı `düşmanla savaşmak` şeklinde ifade edilen bir kelime.Osmanlı Beyliği`nin ortaya çıktığı 13-14.yüzyıllarda islamyeti yaygınlaştırma,müslümanların yönetimi altındaki toprakları veyahut nüfuz alanını genişletmek uğruna yapılan akınlara katılmak ve cenk etmek anlamını kazanmıştır”(15,s.427). Battal Gazi cihat yapan,mücahit bir kahraman imgesi olup müslümanlardan talep edilen manevi ahlaki özelliklerin arasında önemli yere sahiptir.İslam Ansiklopedisi bu kavramlara şu anlamları atfetmektedir:”Arapçada `güç kuvvet sarfetmek,bir işi becermek için tüm imkanları kullanmak` anlamını taşıyan `cehd` kökünden yaranmış `cihat` kelimesi islami edebiyatta dini emirleri öğrenerek ona göre yaşama ve diğerlerini öğretme,iyliği emredip kötülüklerden sakındırmaya çalışma,islamın propagandasını yapma,nefse ve dış düşmanlara karşı mücadele verme şeklinde geniş anlama sahip fıkıh terimi olup daha ziyade gayri müslimlerle savaş,tasavvufta ise nefs-i ammareyi yenmeyi ifade etmek için kullanılmıştır(16,s.527).

`Battalname`nin esas kahrmanının islam uğruna savaşan bir arap serkerde tiplemesinin ardından Anadolu`yu fetheden bir Oğuz Türkü gazisine,erenine evrilme sürecini değerlendiren Ord.Prof.Dr.Fuad Köprülü bu transformasyonlara ilişkin önemli tespitlerde bulunmuştur:”Bu dönemin ürünleri milli nitelik kazanmış dini kahramanların veya islami bir şekil almış milli kahramanların menkibelerinden,yani dini adapla ilişkili didaktik propaganda eserlerinden ve biraz da tasavvufi şiirlerden oluşmaktadır”(17,s.254).Destanlardaki esas kahraman örneklerini kıyasladığımızda örneğin,bir yandan arap kökenli kahraman Battal`ın Türkleştiğini gördüğümüz halde Dedem Korkudun Kitabı`nda Türk Oğuzların müslümanlaştığını ve özellikle destanın her hikayesinin sonuç kısmında `müslümanlık` vurgusunun yapıldığını görüyoruz.Dedem Korkudun kitabı üzerinde yarım yüzyıldan fazla incelemler yapmış Prof.Dr.Şamil Cemşidov bu hususları incelerken destanlarımızı `milli` ve `millileştirilmiş` olarak tasnif ederek (18,s.45) Kitabi Dedem Korkud,Köroğlu,Aşık Garip,Aslı ile Kerem destanlarını `milli`,Battalname,Hamzaname,Havername,Bahtiyarname,Kahramanname v.d. bazı destanları ise `millileştirilmiş` sınfına dahil etmiştir.

Destanın esas kahramanı Battal Gazi, (asıl ismi Cafer`dir) Peygamber soyundan olup Hüseyin Gazi isimli ünlü bir kumandanın ailesinde dünyaya gözünü açmıştır.Eserde Bağdat,Şam,Hindistan,Çin,Irak,Rum,Mısır,Yemen,Türküstan,Bulgaristan,Gürcüstan v.d. coğrafyaların isimlerinin telaffuz edilmesine rağmen önemli olaylar Malatya ve civarında cereyan etmektedir.Sergilemiş olduğu kahramanlıklardan dolayı babasının yerine orduya komutan tayin edilmesi gündeme gelince Cafer babasının intikamını almadan bu işi kendi üzerine almayacağını belirtiyor.Bu açıdan baktığımzda Battal Gazi,Dedem Korkudun kitabı`ndaki kimi kahramanları ve Köroğlu destanı esas kahramanının babası Ali`nin bir kısım özelliklerini çağrıştırıyor.`Milli` ve `millileştirilmiş` destanlar arasındaki ortak özellikleri Prof.Dr.Azade Musabeyli bir çalışmasında incelemiştir (19,s.10-11).Dedem Korkudun kitabı ve Battal Gazi destanlarını bu bakımdan incelediğimizde şu tabloyla karşılaşıyoruz:

1. İki eser de Resül Aleyhisselam döneminin anılmasıyla başlamakta olup Dedem Korkud`un,henüz islam peygamberinin zamanına yakın dünyaya geldiği ifade ediliyor.Battalname`nin başlangıcında ise bir gün Peygamber`e gelen Cebrail`in,onun vefatından iki yüz sene sonra Cafer isimli bir yiğitin ortaya çıkarak Rum diyarını fethedeceği bildiriyor ve sahabeden Abdulvahab`ın o günleri göreceğini ekliyor.Peygamber,Rum diyarının gelecekteki fatihine ulaştırması için mektubu ve ağzının suyunu Abdulvahab`a veriyor (9,s.27) .

2. Dedem Korkudun kitabı`nın yiğitleri gibi Battal Gazi de olağanaüstü güce ve kuvvete sahip ok atan,at süren maharetli bir savaşçıdır

3. Dedem Korkudun kitabı`nın kahramanları gibi Battal Gazi de inançlı bir müslüman olarak islamı yaygınlaştırmak uğruna gavurlara karşı mücadele verdiği gibi zafere ulaştığında mücahit ve gazi olarak onların kiliselerini yıkarak yerine cami yaptırıyor,namaz kılıyor,dini vecibelerini yerine getiriyor.

4. Battal Gazi de Dedem Korkudun kitabı`nın kahramanları gibi bir dizi konuda babasının yolundan yürümektedir.

5. Dedem Korkudun kitabı`nın bir kısım kahramanı gibi Battal Gazi`ye de sergilemiş olduğu hünerlerden dolayı isim veriliyor.

6. Battal`ın zaferlerinde önemli role sahip bulunan ve Allah tarafından gönderilmiş Aşkar isimli atı,silahları ve düşmanın ödünü koparan narası vardır.Buna uygun olarak Dedem Korkudun kitabı kahramanlarının at ve silahları,Havername destanında Hazret-i Ali`nin Zülfikar kılıcı,Düldül ve Nügab isimli atları ve narası,Köroğlu`nun Mısırı kılıcı,Kırat`ı ve Dürat`ı mevcuttur.

7. Dedem Korkudun kitabı`nın kahramanları,örneğin Salur Kazan gibi Battal Gazi de düşmanla yalnız başına savaşmayı yeğliyor.Havername`nin Hazret-i Ali`si ve Köroğlü destanının aynı isimli kahramanı da aynı özellikleri taşıyan destan karakterleri olarak karşımıza çıkmaktadırlar.

8. Salur Kazan gibi Battal Gazi de düşmanla mücadelede güç-kuvvetinin yanısıra aklını ve akılcı taktiklerini kullanmaktadır.

9. Battal Gazi de Salur Kazan misalinde olduğu gibi dövüş ganimetlerini paylaşmayı uygun buluyor.

10.Mücadelesinde Battal Gazi`ye Muhammed Peygamber (s.a.v.) ve Hızır Peygamber yardımcı oluyor,Dedem Korkudun kitabı`nda ise kahramanların değişmez yardımcısı Hızır Peygamber`dir.

11.Battalname`de mit,efsane menşeli imgeler,ejderhalar,devler,cadılar,periler çok sayıda mevcut olup onlardan bazıları ve vahşi hayvanlar Battal`a yardımcı oluyorlar.Dedem Korkudun kitabı`nın Dresden ve Vatikan nüshalarındaki Basat`ın Tepegöz`ü öldürdüğü hikayede peri sökonusu olduğu gibi birkaç sene önce yayınlanan Günbez versiyonunun onüçüncü hikayesinde Salur Kazan`ın ejderhayı öldürdüğü sahnesiyle karşılaşıyoruz.

12.Dedem Korkudun kitabı kahramanları gibi Battal Gazi de yendiği gavurları islamı kabule davet etmekte olup bu teklifi kabul etmeyenleri öldürüyor.Dedem Korkudun kitabı`nda bu tür sahneyle karşılaşmamaktayız.

13.İki destanda da masal ve destan tarz ve mantığı güçlü olup,örneğin Battal Gazi bir göz kırpımında aklın almayacağı mesafeleri katediyor,Battalname`de Halifenin kızını kaçırarak `yedi derenin öbür tarafına` götürüyor.Masala,destana has zaman ve mekan kavramı çerçevesinde bakıldığında burada tehlikenin ne kadar büyük,mesafenin ne kadar uzak olduğu gözükmektedir.Dedem Korkudun kitabı kahramanları da uzak mesafeleri kısa sürede katediyorlar; örneğin Demirkapı Derbent`e kadar varıyorlar.Battalname`nin masalları andıran sahnelerinde çok sayıda düşman öldürülüyor.Dedem Korkudun kitabı`nda defalarca “Bir ulu savaş oldu,meydan dolu baş oldu” tümceleri kullanılıyor.Battalname`de gelişmelere mit kökenli varlıkların müdahalesini daha fazla görmekteyiz.Dedem Korkudun kitabı`nda ise Basat,Tepegöz gibi sırdaışı bir yaratığı öldürebiliyor.Kanlı Koca oğlu Kanturalı hikayesinde ise Kanturalı,Trabzon tekfurunun kızı Selcan hatun ile evlenip amacına ulaşmak için arkadaşlarıyla yedi gün yedi gece at koşturarak Trabzon`a varıyor,boğa,aslan ve deveyle yalnız başına karşı karşı geldiğinde onları öldürmesini beceriyor.İki halk edebiyatı anıtındaki imgelerin sıradışı özellikleri

dikkat çekiyor.Battalname`de ise Cafer`in ilk baştan sıradışı görüntüsü vardır,üç yaşındayken kendisine yedi yaş veriyorlardı,boy posundan kimse kendisiyle eşleşemiyor.

14. İki destanda da rüya görmelerin mühim rolü bulunmaktadır..Battal uykudayken Peygamber kendisine talimatlar veriyor.Kazan Han`ın av sırasında gördüğü bir rüya ise Oğuz yurdunu büyük bir faciadan kurtarıyor.

15. İki eserde de Anadolu coğrafyasında önemli gelişmeler yaşanıyor.Battalname`de olayların çoğu Malatya civarında ve Anadolu`nun diğer bölgelerinde cereyan ettiği halde Dedem Korkudun kitabı`nın Kan Böre`nin oğlu Bamsı Beyrek hikayesinde İstanbul`un ismi zikrediliyor.Bamsı Beyrek gavurların elinde Anadolu`nun Güneydoğu bölgesindeki Bayburt kalesinde rehin oluyor.Kanlı Koca oğlu Kanturalı hikayesinde ise Kanturalı,Trabzon tekfurunun kızı Selcan Hatun ile evlenmek için Karadeniz sahilindek bu Anadolu şehrine geliyor ve yaşadığı bir dizi macera sonrasında Selcan hatun`u alıp kendi memleketine götürüyor.

16. İki eserde de gavurların rehin alddığı kahramanlar belirli mücadeleden sonra esirlikten kurtuluyorlar.Battal Gazi`ye olduğu gibi Dedem Korkudun kitabı`nın kahramanı Bamsı Beyreğin de eslirlikten kurtulmalarına kendilerine aşık olan gavur kızları yardımda bulunuyorlar.Danışmend Gazi destanında da benzeri durumlarla karşılaşmaktayız.

17.İki destanda da cengaver kadın imgeleri dikkat çekmekte olup Battalname`deki imgelerden biri Adu Banu dövüşte Battal Gazi`ye yenildikten sonra islamı kabul etmekle kalmayıp yaygınlaşması için mücadele ediyor.Dedem Korkudun kitabı`ndaki Banu Çiçek ve Selcan Hatun sergilemiş oldukları yiğitlikler bakımından erkeklerden geri kalmıyorlar.

18.İki destan da lisanının sadeliği,akıcılığı,eski unsurlarla zenginliği bakımından dikkati çekmektedir.Araştırmacılar Dedem Korkudun kitabı`nın 16.yüzyılda,Battalname`nin ise 13.yüzyılda yazıya aktarıldığı görüşünde hemfikir olup sayısız olgu bu tezleri desteklemektedir.Bu iki destanın ortak noktası Oğuz Türklerinin zengin yaratıcı geleneklerni yansıtan üslupta yazıya aktarılmış olmalarıdır.Gerek Dedem Korkudun kitabı ve gerekse Battalname`nin bir dizi ortak özelliğinin yanında ikisinin de dini-kahramanlık destanları kategorisinde yer alması da bizim bizzat ve ısrarla üzerinde durduğumuz hususlardan biridir.

Battal Gazi`nin şehadeti sadece doğduğu bölgede değil islam dünyasının farklı noktalarında derin teessürle karşılanmıştır.Kendisinin dünyadan ayrılırken mücadele arkadaşlarına tavsiye ettiği `Nefsin emrine girmeme` ilkesi Battal Gazi`nin islama bağlılığımın başka bir delili sayılmalıdır.

Sonuç

Battal Gazi destanı Oğuz Türklerinin Anadolu`ya kalıcı şekilde yerleşmelerini ve islamı yagınlaştırmalarını konu eden ilk dini-kahramanlık yapıtı olup 13.yüzyılda yazıya alınarak Türk-Oğuz destan geleneğinin kendinden sonraki örnekleri üzerinde etkili olmuş,Melik Danişmend,Hamzaname,Heybername,Saltukname v.d. destanlar üzerinde kendi güçlü etkisini göstermiştir.De

rototipinin Arap Emiri Battal Gazi olmasına rağmen ana vatanının Malatya olmasının yanısıra kendisi Türk kökenlidir.Battal Gazi ile Oğuz Türklerinin başka bir kiymetli halk yaratıcılığı örneği Dedem Korkudun kitabı arasında bir dizi önemli parallelikler bulunması da dikkati çekmekte olup Türk destan geleneğinin bütünlük ilkesi adına önem arzetmektedirTürk destan geleneğinin iki önemli örneği arasında kurduğumuz kimi paralellikler Dedem Korkudun kitabı gibi Battal Gazi destanını da Oğuzların ortak bir halk yaratıcılığı ürünü olarak görmemizi gerektirmektedir.

 

 

 

 

Kaynakça

 

1. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. Cilt 5. İstanbul: Diyanet Vakfı Yayınları İşletmesi, 1992. 560 s.

2. Koroğlu Xalıq. Oğuz qəhrəmanlıq eposu. Bakı: “Yurd”, 1999.

3. Köprülüzadə Məhəmməd Fuad. Azərbaycan ədəbiyyatına aid tədqiqlər. Bakı: “Sabah”, 1996, 68 s.

4. Barthold V. İslam medeniyyeti tarihi/ Prof.dr. M.Fuad Köprülü tarafından başlanğıçta izah ve düzeltmeler kısmi ilave edilmişdir. Ankara: Türk Tarih Kurumu Basımevi: 1963, 367s.

5. İslam Ansiklopedisi. 2 cilt. İstanbul: Milli Eğitim Basımevi, 1970, 847s.

6. Məlikova İren. Babək Xürrəmi və Seyyid Battal Qazi. “Ədəbiyyat və incəsənət” qəzeti. 25 dekabr, 1988.

7. Гарбузова В.С. “Сказание о МеликеДанишменде» Историко-филологицескоеисслевание. Москва: Издателъство Восточной литературы, 1959, 190c.

8. Köksal H. Battal Qazi Dastanı. Ankara: Akçağ Başer Matbaası, 2003.

9. Demir N, Erdem M.D. “Battal Qazi Dastanı. Hece yayınları, 2006.

10. Demir N. Danişmend Gazi Destanı. Hece yayımları, 2006.

11. Musayeva A. “Kitabi-Dədə Qorqud”dan sonra yaranmış oğuz-türk abidəsi. “Elmi araşdırmalar” elmi-nəzəri məqalələr məcmuəsi, №1-4. Bakı, 2002.

12. Kitabi-Battal Qazi/ Tərtibçi və ön sözün müəllifi: Aybəniz Rəhimova. Bakı: “Nurlan”, 2009, 646s.

13. Qədim Türk dastanları/Redaktor və ön sözün müəllifi: Rafael Hüseynov Bakı, 216, 214s.

14. Bars Mehmet Emin. Battal Gazi Destanıʼnda dini unsurlar üzerine bir değerlendirme. Tarih Okulu Dergisi. Mart, 2015. Yıl 8, sayı XXI, ss.73-106.

15. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. Cilt 13, İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı İslam Araştırmalar Merkezi, 1997, 559 s.

16. Türkiye Diyanet Vakfı İslam Ansiklopedisi. Cilt 7. İstanbul: Türkiye Diyanet Vakfı Vakıf Yayınları İşletmesi, 1993, 560 s.

17. Köprülü Fuad. Türk edebiyyatında ilk mütasavvıflar. Ankara: 1991.

18. Cəmşidov Şamil. Azərbaycan yazılı dastan abidələrinin təqdiqi. Bakı: “Nurlan”, 2002, 189 s.

19. Musayeva Azadə. “Kitabi-Battal Qazi” dastanının Azərbaycan əlyazmasının ilk nəşri/ Kitabi-Battal Qazi. Bakı, Nurlan, 2009, 646s.

20. Battalname (Eski Türkiye türkçesi)/ Hazırlayanlar: Necati Demir, Mehmet Dursun Erdem.

 

 

Религиозно-героический эпос огузских тюрков-«Дастан о Баттал Гази»

(Резюме)

Первым религиозно-героическим дастаном, говорящим о проживании и борьбе за распространение ислама в Анатолии огузских тюрков является «Дастан о Баттал Гази». Это широко распространенное произведение как среди тюрков Анатолии, так и среди азербайджанских, среднеазиатских тюрков известно под названиями «СеййидБаттал Гази», «Хекайати-БатталГази», «Батталнаме», «Китаби-Баттал Гази» и т.д. дата Исследователи показывают, что главный герой эпоса Баттал Гази (смертц: х.122-740 [?]) является исторической личностью, был известен во времена Амавитов как участник войн против Византии, за распространение ислама. С прошествием времени исторические факты переплелись с легендами о Баттал Гази. По некоторым сказаниям он жил во время правления Аббасидкого халифа ХарунАррашида (786-809) в Малатьи. Анатолийские тюрки превратили этого героя, который был по происхождению арабом в тюркского героя. Тюрко-огузский эпос о нем сформировался в IX-XIII вв., широко распространился. Эпос был впервые переписан в XIII веке. Прослеживатся ряд схожих моментов между «Батталнаме» и другими религиозно-героическими дастанами тюрков-огузов, в том числе и с «Китаби-Деде Горгуд», что вызывает большой интерес.

Ключевые слова: Дастан, эпос, Баттал Гази, ислам, христианство

 

Religious and heroic epos of the Oguz Turks - "Dastan about Battal Gazi"

(Summary)

The first religious-heroic dastan, speaking about the residence and struggle for the spread of Islam in Anatolia of the Oghuz Turks is "Dastan about BattalGazi" , "Hekayati-BattalGazi", "Battalname", "Kitabi-BattalGazi", etc. Researchers show that the protagonist of the epic BattalGazi (death: x 122-740 (?)) Is a historical person who was known during the Amavite times as a participant in

the wars against Byzantium, for spreading.With the passage of time, historical facts intertwined with legends about BattalGazi. According to some legends, he lived during the reign of the Abbasid Caliph HarunArrashid (786-809) in Malatya. The Anatolian Turks turned this hero, who was of Arab origin, into a Turkic hero. The Türkic-Oguz epos about him was formed in the 9th-13th centuries and spread widely. The epic was first rewritten in the 13th century. A number of similar moments can be traced between "Battalname" and other religious and heroic dastans, Oguz Turks, including the "Kitabi-DedeGorgud", which arouses great interest.

Key words: Dastan, epic, BattalGazi, Islam, christianit

 

 

Anahtar Kelimeler: OĞUZLARIN, DESTANINI, KIYASLARKEN
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
`Yazar, bilim adamı, hoca, ekol` (09 Ağustos 2021 - Pazartesi)
`Siyasetten sürgüne, Sibirya`dan bilime...` (22 Mayıs 2021 - Cumartesi)
`Hazine-i edebiyat, ilim, sanat...` (08 Mayıs 2021 - Cumartesi)
`Her halikarda bilim` (19 Şubat 2021 - Cuma)
`Bilim dünyasının `sessiz gücü`` (02 Ocak 2021 - Cumartesi)
`Şair olabilirdin.....` (25 Aralık 2020 - Cuma)
`Senden ayrılırken dağlar,civandım` (20 Kasım 2020 - Cuma)
`Dil Bilimciliğimizin Ağabeyi` (13 Kasım 2020 - Cuma)
`Mezarı bulunamayan milli bir bilgin` (15 Ekim 2020 - Perşembe)
Şiirden bilime bir Bahtiyar (11 Eylül 2020 - Cuma)
Belgesiz konuşmayan, yazmayan bilgin (04 Eylül 2020 - Cuma)
Bilimin Beyefendisi: Ali İsa Şükürlü (13 Ağustos 2020 - Perşembe)
Bitmemesi gereken yazı (06 Ağustos 2020 - Perşembe)
Bilim adamı mı hazine mi? (31 Temmuz 2020 - Cuma)
Bir ömür nasıl bu kadar hareketli geçer? (16 Temmuz 2020 - Perşembe)
Ömrün vefa etmediği bilgin (02 Temmuz 2020 - Perşembe)
“Bakü”den Tebriz”e yaya giderim” (25 Haziran 2020 - Perşembe)
Marksist sistemin ulusalcı filozofu (05 Haziran 2020 - Cuma)
“Kriter şahsiyettir” (21 Mayıs 2020 - Perşembe)
Hep ön cephedeki bilim adamı (08 Mayıs 2020 - Cuma)
Dil´in derin gözlemcisi (30 Nisan 2020 - Perşembe)
HOCAM (22 Nisan 2020 - Çarşamba)
“İsmim Tevfik Fikret´ten geliyor” (16 Nisan 2020 - Perşembe)
“Göster Ekrem Cafer´e….” (08 Nisan 2020 - Çarşamba)
Unutmayalım (21 Şubat 2020 - Cuma)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
13.6801
EURO
15.4548
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Röportaj Tüm Roportajlar
Limon gibi asitli meyveleri daha sulu hale getirmek için mikrodalga fırında 15-20 saniye ısıtmanız yeterli.

Püf noktası
» Arıların bazı çiçeklerden yaptığı balların zehirli olduğunu,bu zehrin arıları etkilemediği için arıların bu çiçeklerden de nektar topladıklarını, ancak yaptıkları balın insanları zehirlediğini ve bu zehirli bala deli bal dendiğini,

İlginç bilgiler