SEZAİ KARAKOÇ İSTİSMARCILARI!
Ülkemizde başkasını tarif ederken en çok kullanılan kelimelerin başında herhalde “Başkan, Reis, Üstat vb.” geliyor.
Tarih: 27.11.2021 20:04:15 / 169okunma / 0yorum
Selim Çoraklı

 

Selim Çoraklı

 

Binlerce dernek var ve başkanları var. Spor kulüplerinin başkanları var. Ocaklıların ve partililerin reisleri var.

Bir de neredeyse herkesin ve her kesimin bir veya birkaç üstadı var.

Masonların da üstadı var, sporcuların da..

İslamcıların da üstadı var Nurcuların da..

Türkçülerin de üstadı var, dolandırıcıların da..

Bir de özellikle Siyasal İslamcı kesimde herkes tarafından üstat kabul edilen şairlerimiz var.

Masonların, sporcuların, dolandırıcıların üstatlarını saymaksak Siyasal İslamcılar arasında son dönemin en meşhur üstatları olarak, Üstat Said Nursi ve Üstat Süleyman Hilmi Tunahan gelir.

İslamcı kesimin neredeyse hepsinin Üstat olarak kabul ettiği şairler ise Necip Fazıl, Üstat Abdurrahim Karakoç ve Üstat Sezai Karakoç´tur.

16 Kasım 2021´De aramızdan ayrılarak gerçek alemi göç eden Sezai Karakoç´un ardından yazılanların samimiyetsizliklerine ve istismar kokan yapılarına bakınca üstat kavramı zihnimde yeniden canlandı.

Türk Dil kurumu üstat kelimesini, “İlim, bilim veya sanat alanında üstün bilgisi ve yeteneği olan kimse.” Olarak tarif etmiş. Bu tarife göre üstat denilenlerin özelliklerine bakınca “olgunluk, donanım, sabır ve araştırıcılık ruhu” olduğunu görüyoruz.

Sezai Karakoç´a bu yönüyle baktığımızda hem şairlikte hem de edebiyatta büyük donanımı sahibi olduğunu ve üstatlığı bileğinin hakkıyla kazandığı bir gerçektir.

Bu iki alandaki üstatlığını kabul etmekle birlikte bana göre Sezai Karakoç´un üstatlığının zirve noktası şiir ve edebiyatı bir araç olarak kullanıp gençliğimize İslami bir istikamet çizmeye çalışması ve bunu yaşayarak, eserler ortaya koyarak ve Diriliş isimli bir parti kurarak ortaya koymasıdır.

Vefatının ardından yazılanlara bakınca genelde şiirine, edebiyatına ve eserlerine değinilirken bence en önemli eseri olan partisine değinilmemesi Sezai Karakoç´u bir yandan üstat kabul ederken diğer yandan bu yönünde üstatlığa layık görmemelerinden ve istismar aracı olarak kullanmalarından kaynaklanmaktadır.

Bütün meşhurlar gibi Sezai Karakoç da ölümünden sonra kendisini üstat olarak ilan edilenler tarafından istismar edilerek büyük övgülerle anılmaya başlandı. Karakoç´u övenler arasında yer alan bazı kişilere bakınca hayatında bir kere bile Üstat diye yazdığı kişinin yanına hiç gitmediğini, kurduğu partiyi desteklemediğini veya herhangi bir faaliyetine katılmadığını gözlemledim.

Bütün ünlüler gibi Karakoç´un ardından yapılan bu tavır aslında toplumumuzda riyakarlığın ve istismarın ne kadar ileri olduğunu gösteren çarpıcı bir örnek olmuştur.

88 yıllık hayatının en az altmış yılını davasına adayan ve adeta bu alanda bir “Diriliş Destanı” yazan Sezai Karakoç´u unutuluşa mahkûm edenlerin bu riyakar psikolojilerini doğrusu çok merak ediyorum.

Böylelerine diyorum ki:

“Sezai Karakoç madem üstattı, neden peşine gitmedin?

Neden kurduğu siyasi partisine destek vermedin?

Neden faaliyetlerinden hiç birine katılmadın?

Kusura bakma ama madem bunların hiç birini yapmadın, öyleyse vefatından sonra sergilediğin bu ikircikli halinin ne olduğunu biliyor musun?

Bilmiyorsan ben hatırlatayım:

Sen büyük bir riyakarsın! Karakoç´un ölümünü istismar ederek kendine onun üzerinden bir şeyler katmak düşüncesindesin.”

Hayatta iken değer vermediğin birinin ölümü üzerinden edebiyat parçalamak istismardan ve vicdansızlıktan başka bir şey değil midir?

Aynı durum şairliği ve edebiyatı hususunda Sezai Karakoç´u üstat ilan edip onun politik çabalarını görmeyenler için de geçerlidir.

Sezai Karakoç şair ve edebiyatçı olduğu kadar iyi bir siyaset adamıdır ve bunu “Diriliş Partisi” ve “Yüce Diriliş Partisini” kurarak göstermiştir. Ancak üstat diyenlerin hiç biri sahip çıkmadığı için kurduğu partiler varlık gösterememişlerdir.

Diriliş düşüncesi de kendiliğinden doğmamıştır. Bir hakikatin sesi olmak için doğmuştur. Karakoç Diriliş düşüncesinin doğuşunu ‘Hatıralar´ da şöyle anlatır:

“Yeni bir nesil gelmişti. Ortam, otuz yıl öncesine göre çok değişmişti. Düşünüşte bir tazelenme ve yenilenmeye ihtiyaç vardı. Yeni bir dil ve üslup gerekliydi. Bir süredir daldığım metafizik düşünceler de kendini ifade için beni zorluyordu. Bu fevkalade şartlar içinde doğdu Diriliş.”

“Üstat üstat” diyerek peşinden sözde koşan Siyasal İslamcılar ne hikmetse Sezai Karakoç´un bu politik yönünü hep görmezden gelmeleri riyakarlık ve gerçeğe gözlerini kapatmaktır. Çünkü takip ettikleri yol, Sezai Karakoç´un ilkelerini çizerek sergilediği politik çizgiyle uyum sağlamamaktadır.

Sezai Karakoç, Diriliş partisini bir amaç olarak değil araç olarak kurduğunu yaptığı faaliyetlerde ve yayınladığı bildirilerde açık biçimde görüyoruz. Bu anlamda Diriliş çizgisinin bütün emperyalist zalimlere karşı dik duruşun sembolü olmuştur. Diriliş bildirilerinde küresel çetelerin dünyayı sömürmelerine göz yummamış, zalimliklerine karşı hakkı savunmuş, mazlumların yanında yer almıştır.

Sezai Karakoç, haksızlık yapmaya karşı olduğu gibi yapanlar da kim olursa olsun karşı çıkmıştır. Ölümünden sonra çokça anlatılan bir Diyanet başkanının kendisini hacca götürme teklifine verdiği muhteşem cevap Sezai Karakoç´un kişiliğini ortaya koyma bakımından çok çarpıcı bir örnektir.

Evet, Sezai Karakoç´un ardından “Üstat gitti öksüz kaldık” diyerek adeta bir “toplu ağlama ayinine” çıkan siyasal İslamcılara sesleniyorum:

“Karakoç, ABD şeytanının Bağdat´ı işgaline karşı çıkarken siz ne yapıyordunuz?

Karakoç, ABD ve Rusya şeytanlarının Suriye, Irak, Libya, Sudan vs. halkı Müslüman ülkeleri işgallerine yüksek sesle karşı çıkarken siz neredeydiniz?

Karakoç, dünyanın en büyük ihanet örgütü olan FETÖ´nün en güçlü döneminde CIA projesi olduğunu söylerken siz neredeydiniz?”

Aklınıza hiç, ‘Ya bu üstat niye bir siyasi parti kurma gereği duydu?´ düşüncesi gelmiş midir?

Ya da Sezai Karakoç´un neden bir parti kurma ihtiyacı duyduğunu anlatan yazılarını okudunuz mu?”

Siz suizan diyebilirsiniz ama ben aklınıza gelmediğini ve bu tür yazıları işinize gelmeyeceğini bildiğiniz için okumadığınızı düşünüyorum.

Okusaydınız herhalde mevcut politik partiler hakkında serdettiği şu düşüncelerin Sezai Karakoç´a ait olduğunu bilirdinz:

“Türkiye´deki bütün partiler geçmişsiz ve geleceksiz bir halk doğurmak için çırpınıyor duruyor. Bugün politik arenadaki bütün partiler iflas bayrağını çekmişlerdir. Birbirinin içine girip var olmaya çalışıyorlar. Kurt ve kaşarlanmış politikacılar, yeni yeni partiler kurup büyük gürültüler koparabilirler. Yeni maskeler ve göz boyama usulleriyle vatan ufku podyumunda boy gösterebilirler. Ama sen, milletinin gözbebeği olan, samimi bir kalp

taşıyan kardeşim, aldanma ve inanma. Ne eskimiş partilerde, ne de onlardan kopan kaşarlanmış politikacıların kuracakları yeni partilerde, senin için, yurt için, halk için bir umut vardır.”

Bakın her alanda üstat diye ilan ettiğiniz Sezai Karakoç herhangi bir parti ayrımı yapmıyor. Sağcı partiler, solcu partiler, yiyici partiler vs. demiyor. Bütün siyasi partiler diyor. Yani içinde AKP´nin de, SP´nin de, MHP´nin de, İP´in de, CHP´nin de, yeni kurulan ıvır zıvır partilerinde hepsini içine alan bir açıklama yapıyor.

Sezai Karakoç´un, meselenin daha da açıklığa kavuşmasını için 2008 yılında yaptığı bir konuşmasından politik alanla alakalı bazı yerlerini özetleyerek alıntılamak istiyorum:

“Fikren, zihnen ve kültürel olarak asgari düzeyde bir altyapıya sahip olmayan milliyetçi ve sözde İslamcı bir grup sistemin müsaadesi ile partiler kurdular. Aslında kendileri İslamcı olmayan partilerden doğdukları halde İslamcılık iddiasıyla bir parti kuranlar, asıl İslamcı aydın kadronun kurması gereken İslami partinin önünü tıkıyor.”

“Türkiye´de kurulan partilerin tümünün İttihatçıların uzantılarından doğdu. AK Partiden ayrılarak kurulacak bir parti de gerçek bir İslamcı parti olamayacaktır. Çünkü halktan doğmamışlardır. Nereden doğduklarını biliyoruz. Bugün içinde bulundukları durum da köksüzlüklerindendir. Eğer köklü olsalar, milletin desteği arkalarında ve olabilecek en büyük çoğunluktalar, kadroları var, maddi imkanları var, şimdiye kadar olmayan bir medya desteği var. Bir şekilde kendilerine bağlı medya kurdular.”

“Asıl aldatıcı olanın ittihatçıların uzantısı olan oluşumlardan doğan partilerin, en sonuncusunun çıkıp ‘Ben İslamcıyım´ der, hak suretinde görünürse o zaman Müslümanlar aldanır. Millet, kendi içinden bir partinin çıkması engellendiği için Ehven-i Şer olanı tercih etmiştir. Millete bir kabahat bulamayız. Ama aydınları şahsen sorumlu görüyorum. Onlar ortaya çıkıp ‘İkinizde sahtesiniz.´ diyebilirlerdi. Bir tiyatro sahnesi gibi siyaset sahnesi. Biri hak rolünde, biri zıddı rolde. İkisi birbirini suçlar. Sonunda perde kapanır. Sonra yeniden perde aralanır. Aynı oyun oynanır. Bizde millet olarak seyrederiz.”

“Yüce Diriliş Partisinin şu an iktidar partilerince önemsenmeyip dikkate almıyorlar ama bir gün gelişip, büyüdüklerinde bizi susturmaya çalışacaklar.”

“Milli Selamet Partisi, CHP´ye destek oldu ve CHP iktidar oldu. Yoksa Ecevit´in hiçbir zaman iktidar olacak hali yoktu. Daha sonra Ecevit´in ikinci kez iktidara gelişi de MHP sayesinde oldu. Bunlardan hiçbiri milletten aldıkları oyla gelebilmiş değiller. Bu desteği yapmalarına MSP´nin hakkı var mıydı? Yoktu. Kimseye danıştı mı? Hayır. Bütün bunlar gösteriyor ki İslam adına, Milliyetçilik adına ortaya çıkan partilerin hiç biri halkın vicdanına dayanmıyor. Çünkü halkın vicdanı İttihatçıları ve onların uzantısı olanları asla kabul etmemiştir.”

“Herkes soruyor, Ak Parti kapanır mı diye. Kapansa ne olur, kapanmasa ne olur? Şu an manen kapanmıştır zaten. Bitmiştir çünkü. Ruhunun olmadığı ortaya çıkmıştır. Böyle bir parti iktidarda kalsa ne olacak kalmasa ne olacak? Efendim o olmasa CHP gelir. Hayır gelemez. CHP her geldiğinde millet onu yere vurmuştur. Böyle partileri bizim olarak görmemize imkan yoktur. Biz kendi partimizi kurmalıyız. Şerhen kurmuş bulunuyoruz ama kurmak demek içini doldurmak anlamına gelir. Aydınlar gelecek, dolduracak. Millet de arkasında duracak. Yeter ki biz gerçekten layık olalım.”

Sezai Karakoç´un ölümünün ardından bütün siyasi partiler ve devlet yetkilileri de taziye yayınlayarak ne kadar büyük üstat olduğunu vurguladılar. Ancak hiç birinin Sezai Karakoç´un siyasi tarafına değinmemesi çok ilginç bir tablo oluşturdu. Acaba bunu bilerek mi yaptılar yoksa Sezai Karakoç´un kendileri hakkındaki düşüncelerinden haberleri yok muydu?

Konuşmalarından sık sık üstat diyerek referans veren ve şiirlerinden, yazılarından örnekler aktaranların Sezai Karakoç´un siyasi düşüncelerinden haberleri olmadığını söylemek doğru olmaz. Böyle bir durumda haberleri olmasına rağmen görmezden gelmelerini tıpkı Necip Fazıl hususunda sergiledikleri gibi tam bir istismar olarak değerlendiriyorum.

Sezai Karakoç, 2015 yılında kaleme aldığı “Gerçek Durum ve Tek Umut” isimli yazısında mevcut iktidar partisi için şu düşünceleri serdetmiştir:

“Adalet ve Kalkınma Partisi, çok partili düzene geçtiğimizden beri, en uzun iktidarda kalmış parti olmak açısından talihli bir partidir. Halkın oyuna ve iltifatına mazhar olmak açısından şikayete hakkı olmayan bir durumdadır. Buna karşılık iktidar, icraatlarını, propagandasını ustaca yapmakta olsa da, ülkenin temel, öteden beri süregelen sorunlarının geleceğimizi teminat altına alacak şekilde kökten çözüme kavuştuğuna dair, gözle görülür elle tutulur bir ilerleme ne yazık ki, gözlemlenememektedir.”

“Dış politika İslam âlemine açılma başarısızlıkla sonuçlanmıştır, Mısır, Suriye ve Libya ile olan ekonomik ilişkiler dahil bütün bağlar kopmuş, bölgedeki bölünmeler ve parçalanmalar sonucunda, bazı ülkelerle birlikte bir tarafa savrulmuş olan ülke, diğer her bir İslam ülkesi gibi, geleceği karanlık ve diğer ülkelerle çatışma tehlikesiyle karşı karşıya kalmış durumdadır. Bu durum şüphesiz Batılı ve Doğulu büyük devletlerin İslam dünyasını parçalama, istila ve işgal emellerinden doğmaktadır. Ancak bunu önceden görüp diğer İslam ülkelerini uyarmak ve buna bir çare aramak, bunun için bir araya gelmek, birleştirmek gerekirken Batılılarla birlikte hareket etmek, onların çizgisinde yürümek, hep tabii olmak hiçbir zaman gerçek bir inisiyatif kullanamamak, ülkemizin geleceği için en büyük bir handikaptır.”

Bütün meşhurlar gibi Sezai Karakoç da ölümünden sonra aynı talihsizliği yaşamıştır. Hayatında iken kendisine destek vermeyenler, politik olarak yanında olmayanlar ve hatta onun bazı siyasi açıklamalarının kendi partilerine zarar verdiğini düşünenlerin ölümünün ardından adeta bir “toplu ağlama ayinine” çıkmalarını doğrusu samimi bulmuyorum. Tıpkı Necip Fazıl gibi Sezai Karakoç da fikirlerinden en çok söz edilen ama yine en çok istismar edilen kişiler arasında yerini almıştır. Bu ikircikli tavrı doğru bulmuyor ve herkesi samimi olmaya davet ediyorum.

 

 

 

Anahtar Kelimeler: SEZAİ, KARAKOÇ, İSTİSMARCILARI
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Cahil Alim Ve Politik Kılıklılar! (20 Ocak 2022 - Perşembe)
Fetökulli Algı Yöntemleri (17 Ocak 2022 - Pazartesi)
SİZDE DE HURUFİLİK VAR MI? (04 Ocak 2022 - Salı)
ASKERDE AKİF´İ ANMAYA KALKTIK!! (28 Aralık 2021 - Salı)
Türkler Hurafeyi Sever ve İnanır! (21 Aralık 2021 - Salı)
DARBE ALGISINA İTİRAFÇI TOKADI (15 Aralık 2021 - Çarşamba)
SİZİ HANGİ EVLİYA KURTARACAK? (06 Aralık 2021 - Pazartesi)
AKIL SAĞLIĞIMIZ YERİNDE Mİ? (26 Kasım 2021 - Cuma)
ALİ BULAÇ FARK EDEMEMİŞ? (15 Kasım 2021 - Pazartesi)
LÜTFÜ TÜRKKAN MORON MU? (08 Kasım 2021 - Pazartesi)
KUR´AN TEMELLİ AKILCI YOL (05 Kasım 2021 - Cuma)
ŞEYTANİ DİYALEKTLER (26 Ekim 2021 - Salı)
Adaletli Bir Dünya Mümkün mü? (16 Ekim 2021 - Cumartesi)
Ak Partideki Kibir ve Gurur Hastalığı! (11 Ekim 2021 - Pazartesi)
TERÖRİST ÜLKÜ OCAKLARI! (30 Eylül 2021 - Perşembe)
ERDOĞAN VE FETÖ SONRASI!!! (29 Eylül 2021 - Çarşamba)
YENİ EBUZER´LERE İHTİYACIMIZ VAR! (19 Eylül 2021 - Pazar)
FETÖYE TAPINANLARIN PROFİLİ (06 Eylül 2021 - Pazartesi)
COVİT İLE ZALİMLEŞENLER! (25 Ağustos 2021 - Çarşamba)
MUHALEFETİN MİTOMANİLİĞİ! (14 Ağustos 2021 - Cumartesi)
Tarikatcı, Nurcu, Şucu, Bucu! (03 Ağustos 2021 - Salı)
ÇAĞDAŞ, YANDAŞ, FONDAŞ MEDYA! (26 Temmuz 2021 - Pazartesi)
FETÖ´NÜN AHLAKSIZLIKLARI BİTMEZ! (06 Temmuz 2021 - Salı)
TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ? (29 Haziran 2021 - Salı)
İKTİDARA MUSALLAT OLAN KILIÇ! (17 Haziran 2021 - Perşembe)
EN BÜYÜK EŞKİYA (MAFYA) KİM? (10 Haziran 2021 - Perşembe)
MAFYASIZ TÜRKİYE MÜMKÜN MÜ? (23 Mayıs 2021 - Pazar)
BENİM MAFYAM SENİNKİNİ DÖVER! (11 Mayıs 2021 - Salı)
KADİR GECESİ HAKKINDA ÇELİŞKİLER (08 Mayıs 2021 - Cumartesi)
SAĞLIĞIMIZLA KİM OYNUYOR? (03 Mayıs 2021 - Pazartesi)
KUYRUKLARI HEP HAVA DA AMA! (25 Nisan 2021 - Pazar)
POLİTİK ARENADAKİ PARTİ VE PARTİCİKLER! (12 Nisan 2021 - Pazartesi)
FETÖ´YÜ DEVLET ERKİ BESLİYOR! (07 Nisan 2021 - Çarşamba)
ERDOĞAN SONRASI FETÖ NE YAPAR? (11 Mart 2021 - Perşembe)
MAHREMİN MAHREMİ FETÖKULLİ İŞLER! (03 Mart 2021 - Çarşamba)
AŞK ELMA ŞEKERİNE BENZER! (21 Şubat 2021 - Pazar)
FETULLAH´IN MÜNAFIKLIĞI VE TİLMİZLERİ (10 Şubat 2021 - Çarşamba)
HANİ YARGIDA FETÖ BİTMİŞTİ! (28 Ocak 2021 - Perşembe)
BİREYİ YOK EDEN KATİL YAPILAR (16 Ocak 2021 - Cumartesi)
YAZARLAR SAHTEKÂRLIK YAPARSA! (09 Ocak 2021 - Cumartesi)
MÜNAFIK İNSİ ŞEYTAN! (31 Aralık 2020 - Perşembe)
"PKK/HDP VE FETÖ ORTAK ALGISI" (19 Aralık 2020 - Cumartesi)
İNSANIZ İŞTE! (15 Aralık 2020 - Salı)
Sağlıkta Küresel Çete Oyunlar (04 Aralık 2020 - Cuma)
FETÖNÜN İŞLEDİĞİ CİNAYETLER (30 Kasım 2020 - Pazartesi)
POLİTİK ALAN ÇOK KİRLİ! (23 Kasım 2020 - Pazartesi)
FETÖ Mahkemelerinde Yaşadıklarım (18 Kasım 2020 - Çarşamba)
Boykot Ve Kandil Aforizmaları (30 Ekim 2020 - Cuma)
ADI MİLLİ AMA KENDİ ZAVALLI! (23 Ekim 2020 - Cuma)
CEHENNEME PASAPORT KESEN MEZHEPLER? (12 Ekim 2020 - Pazartesi)
ÂLİM OL Kİ ÖLMEYESİN (28 Eylül 2020 - Pazartesi)
ACELECİ, CAHİL VE ZALİM! (21 Eylül 2020 - Pazartesi)
Şeytan´ın Dünya Merkezleri! (14 Eylül 2020 - Pazartesi)
DİNSEL VE CİNSEL TACİZCİLER! (10 Eylül 2020 - Perşembe)
BU NE SİYASİ AYAKMIŞ BE! (29 Ağustos 2020 - Cumartesi)
HADİS KÜLLİYATINI OKURKEN DEHŞETE KAPILDIM! (20 Ağustos 2020 - Perşembe)
POLİTİKACILARA GÜVENİYOR MUSUNUZ? (13 Ağustos 2020 - Perşembe)
AYRILIK RAHMET OLABİLİR Mİ? (29 Temmuz 2020 - Çarşamba)
YENİ FETÖLERE FISRAT VERMEYELİM (22 Temmuz 2020 - Çarşamba)
MİDE BULANDIRAN SORULAR! (15 Temmuz 2020 - Çarşamba)
AYASOFYA AÇILDI DA! (14 Temmuz 2020 - Salı)
ARINÇ FETÖCÜ DEĞİLSE! (01 Temmuz 2020 - Çarşamba)
FETÖ İLE İŞBİRLİĞİ YAPMIŞLAR!!! (16 Haziran 2020 - Salı)
BAĞIRSAK DÜĞÜMLEMESİ Mİ OLDUK? (19 Mayıs 2020 - Salı)
YA SOSYAL MEDYA OLMASA! (17 Mayıs 2020 - Pazar)
FETÖ İTİRAFLARINDAKİ SIR (09 Mayıs 2020 - Cumartesi)
FETÖYE HALA KİMLER HİZMET EDİYOR? (22 Nisan 2020 - Çarşamba)
DEVLET HERKESİ AFFEDEBİLİR Mİ? (17 Nisan 2020 - Cuma)
KUL AZMAYINCA BELA GELMEZ! (07 Nisan 2020 - Salı)
SİYASAL İSLAM VEYA İSLAMCILIK İLLÜZYONU (02 Nisan 2020 - Perşembe)
SAİD NURSİ TÜRK DÜŞMANI MI? (26 Mart 2020 - Perşembe)
VİRÜSTEN DEĞİL ALLAH(cc)´TAN KORK! (16 Mart 2020 - Pazartesi)
SİYASİ ALANDA FETÖ VALSI (09 Mart 2020 - Pazartesi)
FETÖ´DEN KORKAN KORKAKLAR! (02 Mart 2020 - Pazartesi)
ÜLKÜCÜ AHLAKLI OLUR! (20 Şubat 2020 - Perşembe)
İHANET HIZ KESMEDEN DEVAM EDİYOR (04 Şubat 2020 - Salı)
TELİF HAKKI KUL HAKKIDIR (13 Ocak 2020 - Pazartesi)
İSLAM ŞAİRİ AKİF (30 Aralık 2019 - Pazartesi)
ÜLKÜCÜ BİRLİK NASIL SAĞLANIR? (23 Aralık 2019 - Pazartesi)
HİÇ ŞİRK KOŞUYOR MUSUNUZ? (18 Aralık 2019 - Çarşamba)
YENİ TERÖR ÇEŞİDİ: SOFİSTİKE TERÖR (11 Aralık 2019 - Çarşamba)
İŞGAL EDİLMİŞ ZİHİNLER! (02 Aralık 2019 - Pazartesi)
HORTUMUN MUSLUĞU YASALARDA (28 Kasım 2019 - Perşembe)
FETULLAH´A HAKSIZLIK ETMİŞİZ!!! (18 Kasım 2019 - Pazartesi)
KAZAK ERKEK MİSİNİZ!!! (13 Kasım 2019 - Çarşamba)
KURDUN ARKASINDAN BİN ÇAKAL HAVLAR (04 Kasım 2019 - Pazartesi)
KHK´LAR TAM BİR FACİA İMİŞ!!! (01 Kasım 2019 - Cuma)
BARIŞ PINARI KİMLERİN KİMYASINI BOZDU? (12 Ekim 2019 - Cumartesi)
ÜLKÜCÜLER BİRLİK OLABİLİR Mİ? (07 Ekim 2019 - Pazartesi)
ASRIN MÜHRÜ ÇAMLICA CAMİİ (02 Ekim 2019 - Çarşamba)
AK PARTİ AFORİZMALARIM (20 Eylül 2019 - Cuma)
FETÖ´DEN AYRILANLARIN PROFİLİ! (10 Eylül 2019 - Salı)
KARUN, HAMAN VE FİRAVUN (26 Ağustos 2019 - Pazartesi)
İSLAMOĞLU VE MÜRİTLERİ NEREDEN KOŞUYOR? (29 Temmuz 2019 - Pazartesi)
BİTİRMEZSEN BİTİRİRLER! (03 Temmuz 2019 - Çarşamba)
FABRİKATÖR (Doğu Perinçek) (01 Temmuz 2019 - Pazartesi)
CHP KAZANMADI, AKP KAYBETTİ! (25 Haziran 2019 - Salı)
ZULÜM DEVAM ETMEZ! (10 Haziran 2019 - Pazartesi)
Devin Yalnızlığını Besteleyemedik! (27 Mayıs 2019 - Pazartesi)
FETÖCÜLÜK BİR ZİHNİYETTİR (19 Mayıs 2019 - Pazar)
AKLIMDA DELİ DELİ SORULAR! (14 Mayıs 2019 - Salı)
SEÇİM ve GEÇİM AFORİZMALARI (29 Nisan 2019 - Pazartesi)
Fetöcüler Neden Tam Temizlenmedi? (16 Nisan 2019 - Salı)
Adalet Öldü Helvasını Yedik!!!! (06 Nisan 2019 - Cumartesi)
ADI GİBİ ARİFTİ OZAN ARİF (19 Şubat 2019 - Salı)
İSLAMCI AYDINLARIN ÇIKMAZI! (07 Şubat 2019 - Perşembe)
Siyasi Dalkavuklar / Dalkavuklukları (15 Ocak 2019 - Salı)
YÖNETİCİLERİMİZ BİZDEN Mİ? (20 Aralık 2018 - Perşembe)
AK PARTİ AKP´LEŞİR Mİ? (04 Aralık 2018 - Salı)
Medeniyet Tasavvurumuz (22 Kasım 2018 - Perşembe)
Ahlaksız Siyaset Olurmu? (17 Ekim 2018 - Çarşamba)
Kanunlar Siyaselire İşlemiyor´mu? (05 Ekim 2018 - Cuma)
FETÖ GÜNAHINDA YALNIZ DEĞİL!!! (18 Eylül 2018 - Salı)
Aldatanlar Ve Aldananlar (19 Ağustos 2018 - Pazar)
Müslümanların Paradoksları (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Erdoğan Büyük Oyunu Bozdu! (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Fetöyü Paşa Yapıp Afedelim !!! (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Şehid Muhsin Reis (26 Mart 2018 - Pazartesi)
İslam´ın Güncellenmesi (10 Mart 2018 - Cumartesi)
Küresel Terörist Fetulşeytan (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
İtiraf Ediyorum Ben de Enayilik Ettim ! (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Necip Fazıl İstismarcılığı ! (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
Katliamları Muharref Tevrat Emrediyor! (08 Aralık 2017 - Cuma)
Müslüman Müslüman´a Güvenir mi? (19 Kasım 2017 - Pazar)
Diktatörler/Diktatörlük (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
Akıl Tarikatı ve Mürşidi (17 Eylül 2017 - Pazar)
Bizim(!) Medyadan Portreler!!! (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Utandım Tiksindim Ve Korktum !!! (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Fetö´nün Pisikolojik Savaş Taktikleri !!! (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Fetönün Yeni Şeytanlıkları (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Bylock Mit Operasyonu´mu ? (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Ordu Milletten TSK´ile Evrildik (18 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bu Mücadeleleyle Fetö´yü Yenebilirmiyiz (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Düşmanı Küçük Gören Kaybeder (01 Nisan 2017 - Cumartesi)
Üst Akıl´mı Çukur Akıl´mı ? (13 Mart 2017 - Pazartesi)
Ulu Hakan Abdul Hamit Han (28 Şubat 2017 - Salı)
Neden ´´Evet´´Diyorum? (17 Şubat 2017 - Cuma)
Alimim!Alimsin!Alim? (07 Şubat 2017 - Salı)
Dinini Davasına Kurban Edenler (24 Ocak 2017 - Salı)
Terörist Değilmiş (08 Ocak 2017 - Pazar)
TBMM Darbe Komisyonu Konuşmam (20 Aralık 2016 - Salı)
ABD mi Büyük (Hâşâ) Allah mı? (21 Kasım 2016 - Pazartesi)
Karizmatik Liderler İslam´ın Neresinde ? (28 Eylül 2016 - Çarşamba)
Değişen Toplumumuz Nereye Gidiyor (19 Eylül 2016 - Pazartesi)
Vahiy Akılsız Anlaşılmaz! (05 Eylül 2016 - Pazartesi)
Mehti Ve Mesih İnancı Fetöler Doğuruyor (24 Ağustos 2016 - Çarşamba)
İstihbarat Ağındaki Köstebek:Hocia (12 Ağustos 2016 - Cuma)
Kısır Darbeler Ülkesi! (04 Ağustos 2016 - Perşembe)
Darbe Ahlaksızlığı! (28 Temmuz 2016 - Perşembe)
Akılcılığın Öncüsü Büyük İmam (13 Temmuz 2016 - Çarşamba)
Çağımızda Bir Alperen: Arvasi (03 Temmuz 2016 - Pazar)
Dertlerimiz Bıraktığı Gibi! (22 Haziran 2016 - Çarşamba)
YESEVÎLİK RUHU VE ÖĞRETİSİ (11 Haziran 2016 - Cumartesi)
HOLOKOSTCU ALMANLAR! (06 Haziran 2016 - Pazartesi)
Kürt Meselesi İslam´la Çözülür (30 Mayıs 2016 - Pazartesi)
Makedonya´da Bir Türk Yapılanması: (14 Mayıs 2016 - Cumartesi)
ABD´İN ÇÖKÜŞÜ DE MUKADDER! (08 Mayıs 2016 - Pazar)
Fitnebaşı İngilizler (21 Nisan 2016 - Perşembe)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
13.4020
EURO
15.1892
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Röportaj Tüm Roportajlar
1896 Fizikçi Wilhelm Conrad Röntgen, kendi adı verilen cihazı buldu.
1911 Kamil Paşa hükümeti İttihat ve Terakki´cilerce devrildi. Babıali baskını diye anılan darbeyle Sadrazam istifa ettirildi ve yerine Mahmut Şevket Paşa getirildi.
1925 Şili´de hükümet bir askeri darbeyle devrildi.
1941 Türk Karikatür Sergisi İstanbul´da açıldı.
1973 Vietnam´da ateşkes ilan edildi.
1974 Türkiye´de Tunceli´nin Yeşilyazı bucağında çığ düştü;15 kişi öldü.
1974 İsrail askerleri Süveyş Kanalının batısından çekilmeye başladı.
Şişelerin Dibindeki Yosunlar: Su şişelerinin dibi zamanla yosun tutar. Bu da hem kötü görüntüye, hem de pis kokuya yol açar. Bunu yok etmek için, şişelerin içine gazete parçaları atıp, içine su doldurun. Birkaç Saat sonra çalkalayın. Ve gazete parçalarını içinden çıkartın. Daha sonra deterjanlı sıcak suyla yıkayın. Böylece yosunlardan kolayca kurtulmuş olursunuz.

Püf noktası
Tarantulaların iki buçuk yıl hiçbir şey yemeden yaşayabildiklerini,

İlginç bilgiler