SİZİ HANGİ EVLİYA KURTARACAK?
İnsanların Allah (cc) tarafından kendilerine gönderilen hidayet rehberi Kur´an´ı hakkıyla tanımadığı ve izini takip etmedikleri zaman kendilerine ya bir şeyh veya evliya bularak onlar vasıtasıyla kurtarılmak istediklerine şahit oluyoruz.
Tarih: 6.12.2021 11:22:36 / 99okunma / 0yorum
Selim Çoraklı

 

 

Selim Çoraklı

 

Bugün inancı ne olursa olsun hangi tarikat veya cemaat ehline sorsanız mutlaka kendilerini kurtaracak olanın, “Şeyhleri, Velileri, Azizleri, Kutupları, Gavsları, Kainat imamları, Mehdileri veya Mesihleri olduğunu söylerler.

İnsanlardaki bu kurtarıcı lider/şeyh/ aziz vs. bekleme inancı veya alışkanlığı sadece günümüze ait bir istek veya yanılsama değil, aksine tarih boyunca insanlar ne zaman sıkıntıya düşse bir kurtarıcıya sarılma ihtiyacı hissetmiş ve kısa zamanda birilerine bu amaçla yapışarak onu kutsayarak putlaştırmışlardır.

Hz. Ömer´e atfedilen bir söz var:

“Biz önce helvadan put yapar sonra acıkınca onu yerdik.”

Bu zihniyet bugün de değişmedi, ruhlarındaki açlığı Allah´ın gönderdiği vahiy ile doldurmayanlar kendi elleri ve zihinleriyle kutsallaştırdıkları / putlaştırdıkları kişilere “Veli, Şeyh, Kutup, Gavs. Aziz, Kainat İmamı, Mehdi, Mesih, vs.” sıfatlar takarak kendilerini kurtaracaklarını zannetmektedirler.

Bu durum sadece kendilerine Müslüman diyen kişiler arasında değil, aksine Hıristiyan ve Yahudilerle birlikte diğer dinlerin mensupları arasında da oldukça yaygındır.

Veli kelimesi aslında Kur´an´da geçen Allah´ın isimlerinden biridir ve “Dost, emir sâhibi ve iyi insanların, mü´minlerin dostu olup onlara yardım ederek işlerini yöneten.” anlamlarına gelir. Allah (cc) inananların dostudur ve onları karanlıktan aydınlığa çıkarmak için vahiy denilen yol gösterici rehberi göndermiştir.

Kur´an-ı Kerim´de geçen veli / evliya kelimesinin yer aldığı toplam 87 ayetin 46´sında Allah´ın insanlara dostluğu, 2 ayette insanların Allah´a dostlukları, 10 ayette insanlarla şeytan arasındaki dostluk, diğerlerinde ise iyi veya kötüler arasındaki dostluklar için kullanıldığı görülmektedir.

"Allah, iman etmiş olanların velisidir; onları karanlıktan nura çıkarır. Küfretmiş olanlara gelince, onların velileri de tağutlardır; onları nurdan karanlıklara götürürler." (Bakara, 257)

Allah´ın ipine yapışanlar nura çıkarken, şeytanın ipine yapışanların karanlıklarda boğulacağı ayette veciz biçimde aktarılmıştır. Ancak hidayet rehberi olarak gönderilen vahyi bağlamından koparıp başka anlamlar yükleyenler hep olmuş ve velilik / evliyalık gibi makamlar türetilmiştir. Türetilen bu makamlara kutsiyet atfedildiği için onların günahsız oldukları, Allah tarafından torpilli şekilde korundukları, geleceği ve gaybi bildikleri ve insanların akıllarından / kalplerinden geçenleri okudukları da iddia edilmiştir. Hatta bazıları bunu, haşa “Allah´ın ete kemiğe bürünerek kendi şeyhleri Mahmut diye göründüğünü” söyleyerek din dışına çıkmışlardır.

İnsanların kutsanarak tapınılması yeni bir hadise değildir. araştırmacılar, Kur´an´da adı put olarak geçen Lat, Menat ve Uzza´nın aslında daha önceki toplumların ileri gelenleri olduklarını ama toplumlarının kendilerini kutsayarak yüceltip putlaştırdıklarını söylemektedirler. Kur´an´dan uzak zihniyetlerin oluşturduğu veli kültü de bu çerçevede ortaya çıkmış ve bazı toplumlarda inanç haline gelmiştir.

Ahmet Yaşar Ocak, “Türk Halk İnançlarında ve Edebiyatında Evliya Menkıbeleri” adlı eserinde veli kültü ve kaynağı hakkında şu bilgileri verir: “Veli kültünü, kısaca, fevkalâde kuvvet ve kudretlerle mücehhez olup Allah´a yakın kabul edilen bir şahsiyetin herhangi bir konuda -sağ veya ölü iken- yardımının dokunacağına inanılması ve bunu temin için belli

yollara başvurulmasıdır, şeklinde tarif edebiliriz. Bu anlayış, velinin takdis olunmasıyla sonuçlanmaktadır.”

Bu veli / evliya inanışı ister Sünni ister Şii olsun bütün mezheplerde olduğu gibi Yahudilik ve Hıristiyanlıkta da varlığını “Aziz veya Azize” olarak sürdürmüştür.

Azizlik inancı genel olarak Hristiyanlığın literatüründe yer alsa da kökleri Yahudilik geleneğine uzanır. Hindular ve Budistlerde de “Aziz” kavramı vardır.

Tasavvufçular ve Hıristiyanlar bazı kişileri kutsarken Yahudiler işi daha da ileri götürerek bütün Yahudilerin birer aziz olduklarına inanmış ve böylelikle bütün Yahudilerin üstün ırk oldukları fikrine saplanmışlardır.

Yahudilik, Hıristiyanlık, Hinduizm ve Budizm de var olan bu inanç Kur´an ve Resul´ün hayatında asla kabul görmemiştir. Ancak Vahiyden uzaklaşan zihniyetler tarih boyunca bu kutsallaştırmayı hayata geçirerek insanları aldatmaktan başka bir şey yapmamışlardır.

Veli / evliya kültü ne yazık ki tevhit dinine mensup kişiler arasında da zuhur etmiş ve tarih boyunca bu bela inananların yakasını hiç değiştirmemiştir. Özellikle tarikat ve tasavvuf kitaplarında veli olabilmenin temel şartı olarak dinin emirlerini yaşamak konusunda titizlik sergilemek olarak değerlendirilmiştir. Kur´an´ın takva sahipleri olarak vasıflandırdığı kişilere “Veli” sıfatı vererek kutsama yoluna gidilmiştir. Bunca kutsanan insanlara keramet yetkisi vermek de gecikmemiş ve böylece evliya kerametlerini anlatan yüzlerce cilt kitaplar yazılmıştır.

Bu anlamda veliliğe Resullük makamına paralel bir statü verilmiş ve hatta bazı tarikatların inancına göre kutsadıkları veli kişileri Resullerden de yukarı tırmandırmışlardır. “Resullük Allah tarafından verilen bir makamdır. Velilik ise kazanca dayalıdır. Vahye mazhar olmuş peygamberin şahsında velâyet nübüvvetin Hakk´a yönelik yüzü, nübüvvet velâyetin halka yönelik yüzüdür ve bu vesile ile velilik Nebilikten üstündür.” Diyecek kadar sapıtmışlardır.

“Üçler, yediler ve kırklar” Türkler arasında en çok bilinen varlığı iddia edilen veli / evliya gruplarıdır. Bunların ölmedikleri, tasarruflarının devam ettiği ve Allah adına kainatı idare ettiklerine inanılır. Aslında bu inanç eski Yunan´dan kalma bir felsefedir. Bu felsefeye göre, “İlk yaratılan varlık akıldır. Mutlak bilinç ve zeka olan bu ilk akıl her ne kadar bir ise de zatı itibariyle çokluk karakterine sahiptir. Bu nedenle ilk akıldan ikinci akıl, nefs(ruh) ve felek(tabiat) çıkar. Allah kainatı yarattıktan sonra detaya karışmadı ve evrene müdahale etmedi.” Safsatası ileri sürülmüştür. Halbuki Kur´an bize Allah´ın Ehad olduğunu ve yarattığı her bir zerreyi bile başıboş bırakmayarak “Her an işte” olduğunu açık biçimde anlatmaktadır. “Üçler, yediler ve kırklar” gibi veli kültlerinin Allah´ın kainatı yarattıktan sonra detaya karışmadığı bu Yunan felsefesinden kaynaklanmakta ve buna inanlar detaya karışmadığı için de bu velilerin Allah adına kainatta tasarruf ettiklerini iddia etmektedirler.

Veli /evliya inancı bazı durumlarda daha da ileri gitmiş ve hatta bazı tarikat mensupları Hz. Muhammed için kullanılan “Hatemu´l-Enbiya” makamına karşılık bir de “Hatemu´l-Evliya” makamı icat ederek meselenin adeta şirazesini kaydırmışlardır.

Velâyet makamının kutsallaştırılması Muhyiddin-i Arabî ile zirveye tırmandırılmış “Gavs, Kutup, Nüceba, Abdal, Evtad, Gayb İmam” gibi makamlara ayrılmıştır. Bu makamların en üstüne “Gavs” makamını yerleştirdikleri için bu makama oturan kişinin Allah adına bütün kainatı kendi emrindeki diğer velilerle idare ettiğine inanmaktadırlar. Bu sebeple Gavslar, Kutuplar, Şeyhler vs. kutsanmış / putlaştırılmışlar kendilerine bağlı müritleri almadan cennete gitmeyeceklerini söylemekte ve bunu kullanarak büyük dünyalıklar edinmektedirler.

Böyle bir inancın Kur´an ve Resulullah´tan referans alması elbette düşünülemez.

Bu türden kutsallaştırmalar Yahudi ve Hıristiyan inançlarında da vardır. Hıristiyanlıktaki “Aziz” anlayışı ile “Veli” anlayışı arasında neredeyse hiçbir fark yoktur. Azizler de tıpkı veliler gibi Allah dostu olarak bilinir. Bu sebeple tasavvuftaki gibi (Züht mesleği) onlar da dünyadan elini eteğini çekerler. Veliler keramet gösterdikleri gibi azizler de keramet sahibi olarak kabul edilir. Aslına bakarsanız Hıristiyanların ve Yahudilerin aziz anlayışı ile tasavvufçuların veli anlayışı tamamıyla paralel birer kavramdır ve üstlerine yüklenen misyonda aynıdır.

Yahudilik ve Hıristiyanlıkta azizlerin mezarları kutsandığı gibi tasavvuf anlayışında da velilerin mezarları kutsal sayılmıştır. Bu anlamda geçmişten günümüze kadar tarikat ve tasavvufun yaygın olduğu bütün topraklarda türbe kavramı ortaya çıkmış ve bu binalar adeta kutsanarak dini kisveye büründürülmüştür.

Veli / evliya anlayışı özellikle Türkler arasında çok yayılmış ve Anadolu´ya gelmiştir. Bugün bu türden türbeler Anadolu´nun birçok yerinde insanların orada yattıklarına inandıkları kişilerden medet ummakta, kendilerini kurtaracağını sanmakta ve buna karşı çıkanlara da “dinsiz” gözüyle bakılmaktadır. Hatta daha da ileri gidilerek o mezarlarda yatan velilerin, ulu kişilerin ölmediklerini, tasarruflarının devam ettiğine inanılmakta ve bu sebeple türbelere kurban bile kesilmektedir. Evlenemeyen kızlar koca istemekte, ev sahibi olamayanlar ev, iş sahibi olamayanlar iş ve herkes kendine göre bu türbelerden bir şeyler istemektedirler. Türbeler kutsandığı için çaput bağlama, mum yakma, türbede yatanlardan dünyalık veya ahretlik bir şey isteme inancı yerleşmiştir. Halbuki Kur´an oralarda yatanların da tıpkı diğer insanlar gibi öldüklerini, yeniden dirilişe kadar ölü olarak kalacaklarını ilan etmektedir.

Halbuki Kur´an bize bilerek veya bilmeyerek Resul ve Nebiler de dahil Allah´ın kul olarak tanımladığı herhangi bir insanı, kutsamayı yasaklamış ve bunun şirk olduğunu söylemiştir. Kelime-i Şahadette öncelikle “Kul” vurgusundan sonra Resul olduğunun anlatılmasında bu incelik vardır. Kur´an kavramı olarak veli Batılılardaki “Süpermen, Batman, Demir Adam” gibi özel yetkilerle donatılmış süper kahraman değil, aksine Allah´a inanmış kişiler için kullanıldığı karşımıza çıkarmaktadır. Yani gerçek anlamda bütün Müslümanlar Allah´ın dostudur. Zaten haşa Allah´a düşman birinin Allah dostu yani veli olması elbette düşünülemez.

Veli anlayışı Türklerin Müslüman olmadan önceki hayatlarında da karşımıza çıkmaktadır. O dönemlerdeki Türk töresinde yarı ilah gibi kabul edilen; Gök Tanrı ile insanlar arasında iletişimi sağlayan imtiyazlı kimselere “Baba, Dede, Kam vs.” gibi sıfatlar verilerek kutsanmıştır. Zaten bu işi araştıranlar veli kültünün Türklerin eski dinleri olan Şamanizm´deki kişi kültü, menkıbe, yatır, türbe, ziyaretgâh anlayışının tasavvuf marifeti ile kamufle edilip Müslümanlığa taşınmasından başka bir şey olmadığının altını kalınca çizmektedirler. Zaten Kur´an´ın bize öğrettiği Tevhit inancına göre Allah´ı veli edinip, başka hiçbir şeyi veya kimseyi veli edinmemek esas ilkemizdir.

Mü´minlerin birbirlerini veli edinmelerinin manası ise Tevbe suresi 71 ayette açık biçimde şöyle ortaya konmuştur.

"Mü´min erkekler ve mü´min kadınlar, birbirlerinin velileridirler; iyiliği emrederler, kötülüklerden sakındırırlar; namazı kılarlar, zekâtı verirler ve Allah´a ve Resul´üne itaat ederler."

Bugün Anadolu´da yaygın olan tarikat ve tasavvuf erbabı kişilerin inançlarına göre veli olan bir şeyhe bağlanmak, ona iradesini tamamen teslim etmek ve onun hem dünyadaki hem de ahiretteki tasarrufuna inanmak esastır. Bunun için böylelerinden “Himmet ve keramet” beklenir. Bu kişilerin ahirette kendilerini cübbelerinin altına saklayarak cennete götüreceğine inanılır. Hatta bazıları şeyhlerinin bütün müritlerini

alarak cennete götüreceğine dair Allah ile pazarlık yaparak senet aldığına bile inanılmaktadır.

“Bu velilerin kabirleri/türbelerini ziyaret edip onlara adaklar adamak, Kur´an okuyup hediye etmekle onların şefaatine mazhar olmayı umuyoruz.” Denilerek “Şefaat” hakkının bu kişilerde olduğunu, Allah kulunu cehennemde yakmak isterken bunların gelip müritlerini Allah´ın elinden kurtararak cennete götüreceklerine inanç temel olarak kabul edilmektedir.

Aslında özet olarak söylediğimiz bütün bu inanç iddiaları yani sapkın veli/evliya anlayışı Kur´an ve sünnetten asla referans alamazlar. Böyle inançlara birçok ayetle de sabit olduğu gibi müşriklerin inançlarıyla birebir örtüşmektedir.

Türbe, yatır ve evliya kabristanı denilen yerlerin içerisinde ölü olarak yatanlar için değil, aksine diri olan ziyaretçiler için ibret yerleri olmalıdır. Bu tür yerler veya kabirler ancak ahireti hatırlamak, dünyanın geçici olduğunu ve bir gün kendisinin de öleceğini düşünmek için ziyaret edilir. Buralarda İslâm´ın tevhit anlayışına ters düşen zararlı olan tutum ve davranışlardan uzak durmak gerekir. "Allah bu sevgili kullarına bazı yetkiler, imkânlar, özellikler bahşetmiştir, bizler günahkâr olduğumuz için doğrudan Allah´tan istemeye yüzümüz yok, belki bunlar sayesinde Allah dileklerimizi kabul eder," şeklindeki inançlar Kur´an dışıdır ve şirktir.

Makalemizi şu muhteşem Kur´an ayetiyle bitirelim:

“Allah, kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah´a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır." (Nisâ, 116)

 

 

Anahtar Kelimeler: SİZİ, HANGİ, EVLİYA, KURTARACAK
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Cahil Alim Ve Politik Kılıklılar! (20 Ocak 2022 - Perşembe)
Fetökulli Algı Yöntemleri (17 Ocak 2022 - Pazartesi)
SİZDE DE HURUFİLİK VAR MI? (04 Ocak 2022 - Salı)
ASKERDE AKİF´İ ANMAYA KALKTIK!! (28 Aralık 2021 - Salı)
Türkler Hurafeyi Sever ve İnanır! (21 Aralık 2021 - Salı)
DARBE ALGISINA İTİRAFÇI TOKADI (15 Aralık 2021 - Çarşamba)
SEZAİ KARAKOÇ İSTİSMARCILARI! (27 Kasım 2021 - Cumartesi)
AKIL SAĞLIĞIMIZ YERİNDE Mİ? (26 Kasım 2021 - Cuma)
ALİ BULAÇ FARK EDEMEMİŞ? (15 Kasım 2021 - Pazartesi)
LÜTFÜ TÜRKKAN MORON MU? (08 Kasım 2021 - Pazartesi)
KUR´AN TEMELLİ AKILCI YOL (05 Kasım 2021 - Cuma)
ŞEYTANİ DİYALEKTLER (26 Ekim 2021 - Salı)
Adaletli Bir Dünya Mümkün mü? (16 Ekim 2021 - Cumartesi)
Ak Partideki Kibir ve Gurur Hastalığı! (11 Ekim 2021 - Pazartesi)
TERÖRİST ÜLKÜ OCAKLARI! (30 Eylül 2021 - Perşembe)
ERDOĞAN VE FETÖ SONRASI!!! (29 Eylül 2021 - Çarşamba)
YENİ EBUZER´LERE İHTİYACIMIZ VAR! (19 Eylül 2021 - Pazar)
FETÖYE TAPINANLARIN PROFİLİ (06 Eylül 2021 - Pazartesi)
COVİT İLE ZALİMLEŞENLER! (25 Ağustos 2021 - Çarşamba)
MUHALEFETİN MİTOMANİLİĞİ! (14 Ağustos 2021 - Cumartesi)
Tarikatcı, Nurcu, Şucu, Bucu! (03 Ağustos 2021 - Salı)
ÇAĞDAŞ, YANDAŞ, FONDAŞ MEDYA! (26 Temmuz 2021 - Pazartesi)
FETÖ´NÜN AHLAKSIZLIKLARI BİTMEZ! (06 Temmuz 2021 - Salı)
TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ? (29 Haziran 2021 - Salı)
İKTİDARA MUSALLAT OLAN KILIÇ! (17 Haziran 2021 - Perşembe)
EN BÜYÜK EŞKİYA (MAFYA) KİM? (10 Haziran 2021 - Perşembe)
MAFYASIZ TÜRKİYE MÜMKÜN MÜ? (23 Mayıs 2021 - Pazar)
BENİM MAFYAM SENİNKİNİ DÖVER! (11 Mayıs 2021 - Salı)
KADİR GECESİ HAKKINDA ÇELİŞKİLER (08 Mayıs 2021 - Cumartesi)
SAĞLIĞIMIZLA KİM OYNUYOR? (03 Mayıs 2021 - Pazartesi)
KUYRUKLARI HEP HAVA DA AMA! (25 Nisan 2021 - Pazar)
POLİTİK ARENADAKİ PARTİ VE PARTİCİKLER! (12 Nisan 2021 - Pazartesi)
FETÖ´YÜ DEVLET ERKİ BESLİYOR! (07 Nisan 2021 - Çarşamba)
ERDOĞAN SONRASI FETÖ NE YAPAR? (11 Mart 2021 - Perşembe)
MAHREMİN MAHREMİ FETÖKULLİ İŞLER! (03 Mart 2021 - Çarşamba)
AŞK ELMA ŞEKERİNE BENZER! (21 Şubat 2021 - Pazar)
FETULLAH´IN MÜNAFIKLIĞI VE TİLMİZLERİ (10 Şubat 2021 - Çarşamba)
HANİ YARGIDA FETÖ BİTMİŞTİ! (28 Ocak 2021 - Perşembe)
BİREYİ YOK EDEN KATİL YAPILAR (16 Ocak 2021 - Cumartesi)
YAZARLAR SAHTEKÂRLIK YAPARSA! (09 Ocak 2021 - Cumartesi)
MÜNAFIK İNSİ ŞEYTAN! (31 Aralık 2020 - Perşembe)
"PKK/HDP VE FETÖ ORTAK ALGISI" (19 Aralık 2020 - Cumartesi)
İNSANIZ İŞTE! (15 Aralık 2020 - Salı)
Sağlıkta Küresel Çete Oyunlar (04 Aralık 2020 - Cuma)
FETÖNÜN İŞLEDİĞİ CİNAYETLER (30 Kasım 2020 - Pazartesi)
POLİTİK ALAN ÇOK KİRLİ! (23 Kasım 2020 - Pazartesi)
FETÖ Mahkemelerinde Yaşadıklarım (18 Kasım 2020 - Çarşamba)
Boykot Ve Kandil Aforizmaları (30 Ekim 2020 - Cuma)
ADI MİLLİ AMA KENDİ ZAVALLI! (23 Ekim 2020 - Cuma)
CEHENNEME PASAPORT KESEN MEZHEPLER? (12 Ekim 2020 - Pazartesi)
ÂLİM OL Kİ ÖLMEYESİN (28 Eylül 2020 - Pazartesi)
ACELECİ, CAHİL VE ZALİM! (21 Eylül 2020 - Pazartesi)
Şeytan´ın Dünya Merkezleri! (14 Eylül 2020 - Pazartesi)
DİNSEL VE CİNSEL TACİZCİLER! (10 Eylül 2020 - Perşembe)
BU NE SİYASİ AYAKMIŞ BE! (29 Ağustos 2020 - Cumartesi)
HADİS KÜLLİYATINI OKURKEN DEHŞETE KAPILDIM! (20 Ağustos 2020 - Perşembe)
POLİTİKACILARA GÜVENİYOR MUSUNUZ? (13 Ağustos 2020 - Perşembe)
AYRILIK RAHMET OLABİLİR Mİ? (29 Temmuz 2020 - Çarşamba)
YENİ FETÖLERE FISRAT VERMEYELİM (22 Temmuz 2020 - Çarşamba)
MİDE BULANDIRAN SORULAR! (15 Temmuz 2020 - Çarşamba)
AYASOFYA AÇILDI DA! (14 Temmuz 2020 - Salı)
ARINÇ FETÖCÜ DEĞİLSE! (01 Temmuz 2020 - Çarşamba)
FETÖ İLE İŞBİRLİĞİ YAPMIŞLAR!!! (16 Haziran 2020 - Salı)
BAĞIRSAK DÜĞÜMLEMESİ Mİ OLDUK? (19 Mayıs 2020 - Salı)
YA SOSYAL MEDYA OLMASA! (17 Mayıs 2020 - Pazar)
FETÖ İTİRAFLARINDAKİ SIR (09 Mayıs 2020 - Cumartesi)
FETÖYE HALA KİMLER HİZMET EDİYOR? (22 Nisan 2020 - Çarşamba)
DEVLET HERKESİ AFFEDEBİLİR Mİ? (17 Nisan 2020 - Cuma)
KUL AZMAYINCA BELA GELMEZ! (07 Nisan 2020 - Salı)
SİYASAL İSLAM VEYA İSLAMCILIK İLLÜZYONU (02 Nisan 2020 - Perşembe)
SAİD NURSİ TÜRK DÜŞMANI MI? (26 Mart 2020 - Perşembe)
VİRÜSTEN DEĞİL ALLAH(cc)´TAN KORK! (16 Mart 2020 - Pazartesi)
SİYASİ ALANDA FETÖ VALSI (09 Mart 2020 - Pazartesi)
FETÖ´DEN KORKAN KORKAKLAR! (02 Mart 2020 - Pazartesi)
ÜLKÜCÜ AHLAKLI OLUR! (20 Şubat 2020 - Perşembe)
İHANET HIZ KESMEDEN DEVAM EDİYOR (04 Şubat 2020 - Salı)
TELİF HAKKI KUL HAKKIDIR (13 Ocak 2020 - Pazartesi)
İSLAM ŞAİRİ AKİF (30 Aralık 2019 - Pazartesi)
ÜLKÜCÜ BİRLİK NASIL SAĞLANIR? (23 Aralık 2019 - Pazartesi)
HİÇ ŞİRK KOŞUYOR MUSUNUZ? (18 Aralık 2019 - Çarşamba)
YENİ TERÖR ÇEŞİDİ: SOFİSTİKE TERÖR (11 Aralık 2019 - Çarşamba)
İŞGAL EDİLMİŞ ZİHİNLER! (02 Aralık 2019 - Pazartesi)
HORTUMUN MUSLUĞU YASALARDA (28 Kasım 2019 - Perşembe)
FETULLAH´A HAKSIZLIK ETMİŞİZ!!! (18 Kasım 2019 - Pazartesi)
KAZAK ERKEK MİSİNİZ!!! (13 Kasım 2019 - Çarşamba)
KURDUN ARKASINDAN BİN ÇAKAL HAVLAR (04 Kasım 2019 - Pazartesi)
KHK´LAR TAM BİR FACİA İMİŞ!!! (01 Kasım 2019 - Cuma)
BARIŞ PINARI KİMLERİN KİMYASINI BOZDU? (12 Ekim 2019 - Cumartesi)
ÜLKÜCÜLER BİRLİK OLABİLİR Mİ? (07 Ekim 2019 - Pazartesi)
ASRIN MÜHRÜ ÇAMLICA CAMİİ (02 Ekim 2019 - Çarşamba)
AK PARTİ AFORİZMALARIM (20 Eylül 2019 - Cuma)
FETÖ´DEN AYRILANLARIN PROFİLİ! (10 Eylül 2019 - Salı)
KARUN, HAMAN VE FİRAVUN (26 Ağustos 2019 - Pazartesi)
İSLAMOĞLU VE MÜRİTLERİ NEREDEN KOŞUYOR? (29 Temmuz 2019 - Pazartesi)
BİTİRMEZSEN BİTİRİRLER! (03 Temmuz 2019 - Çarşamba)
FABRİKATÖR (Doğu Perinçek) (01 Temmuz 2019 - Pazartesi)
CHP KAZANMADI, AKP KAYBETTİ! (25 Haziran 2019 - Salı)
ZULÜM DEVAM ETMEZ! (10 Haziran 2019 - Pazartesi)
Devin Yalnızlığını Besteleyemedik! (27 Mayıs 2019 - Pazartesi)
FETÖCÜLÜK BİR ZİHNİYETTİR (19 Mayıs 2019 - Pazar)
AKLIMDA DELİ DELİ SORULAR! (14 Mayıs 2019 - Salı)
SEÇİM ve GEÇİM AFORİZMALARI (29 Nisan 2019 - Pazartesi)
Fetöcüler Neden Tam Temizlenmedi? (16 Nisan 2019 - Salı)
Adalet Öldü Helvasını Yedik!!!! (06 Nisan 2019 - Cumartesi)
ADI GİBİ ARİFTİ OZAN ARİF (19 Şubat 2019 - Salı)
İSLAMCI AYDINLARIN ÇIKMAZI! (07 Şubat 2019 - Perşembe)
Siyasi Dalkavuklar / Dalkavuklukları (15 Ocak 2019 - Salı)
YÖNETİCİLERİMİZ BİZDEN Mİ? (20 Aralık 2018 - Perşembe)
AK PARTİ AKP´LEŞİR Mİ? (04 Aralık 2018 - Salı)
Medeniyet Tasavvurumuz (22 Kasım 2018 - Perşembe)
Ahlaksız Siyaset Olurmu? (17 Ekim 2018 - Çarşamba)
Kanunlar Siyaselire İşlemiyor´mu? (05 Ekim 2018 - Cuma)
FETÖ GÜNAHINDA YALNIZ DEĞİL!!! (18 Eylül 2018 - Salı)
Aldatanlar Ve Aldananlar (19 Ağustos 2018 - Pazar)
Müslümanların Paradoksları (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Erdoğan Büyük Oyunu Bozdu! (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Fetöyü Paşa Yapıp Afedelim !!! (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Şehid Muhsin Reis (26 Mart 2018 - Pazartesi)
İslam´ın Güncellenmesi (10 Mart 2018 - Cumartesi)
Küresel Terörist Fetulşeytan (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
İtiraf Ediyorum Ben de Enayilik Ettim ! (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Necip Fazıl İstismarcılığı ! (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
Katliamları Muharref Tevrat Emrediyor! (08 Aralık 2017 - Cuma)
Müslüman Müslüman´a Güvenir mi? (19 Kasım 2017 - Pazar)
Diktatörler/Diktatörlük (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
Akıl Tarikatı ve Mürşidi (17 Eylül 2017 - Pazar)
Bizim(!) Medyadan Portreler!!! (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Utandım Tiksindim Ve Korktum !!! (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Fetö´nün Pisikolojik Savaş Taktikleri !!! (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Fetönün Yeni Şeytanlıkları (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Bylock Mit Operasyonu´mu ? (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Ordu Milletten TSK´ile Evrildik (18 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bu Mücadeleleyle Fetö´yü Yenebilirmiyiz (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Düşmanı Küçük Gören Kaybeder (01 Nisan 2017 - Cumartesi)
Üst Akıl´mı Çukur Akıl´mı ? (13 Mart 2017 - Pazartesi)
Ulu Hakan Abdul Hamit Han (28 Şubat 2017 - Salı)
Neden ´´Evet´´Diyorum? (17 Şubat 2017 - Cuma)
Alimim!Alimsin!Alim? (07 Şubat 2017 - Salı)
Dinini Davasına Kurban Edenler (24 Ocak 2017 - Salı)
Terörist Değilmiş (08 Ocak 2017 - Pazar)
TBMM Darbe Komisyonu Konuşmam (20 Aralık 2016 - Salı)
ABD mi Büyük (Hâşâ) Allah mı? (21 Kasım 2016 - Pazartesi)
Karizmatik Liderler İslam´ın Neresinde ? (28 Eylül 2016 - Çarşamba)
Değişen Toplumumuz Nereye Gidiyor (19 Eylül 2016 - Pazartesi)
Vahiy Akılsız Anlaşılmaz! (05 Eylül 2016 - Pazartesi)
Mehti Ve Mesih İnancı Fetöler Doğuruyor (24 Ağustos 2016 - Çarşamba)
İstihbarat Ağındaki Köstebek:Hocia (12 Ağustos 2016 - Cuma)
Kısır Darbeler Ülkesi! (04 Ağustos 2016 - Perşembe)
Darbe Ahlaksızlığı! (28 Temmuz 2016 - Perşembe)
Akılcılığın Öncüsü Büyük İmam (13 Temmuz 2016 - Çarşamba)
Çağımızda Bir Alperen: Arvasi (03 Temmuz 2016 - Pazar)
Dertlerimiz Bıraktığı Gibi! (22 Haziran 2016 - Çarşamba)
YESEVÎLİK RUHU VE ÖĞRETİSİ (11 Haziran 2016 - Cumartesi)
HOLOKOSTCU ALMANLAR! (06 Haziran 2016 - Pazartesi)
Kürt Meselesi İslam´la Çözülür (30 Mayıs 2016 - Pazartesi)
Makedonya´da Bir Türk Yapılanması: (14 Mayıs 2016 - Cumartesi)
ABD´İN ÇÖKÜŞÜ DE MUKADDER! (08 Mayıs 2016 - Pazar)
Fitnebaşı İngilizler (21 Nisan 2016 - Perşembe)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
13.4020
EURO
15.1892
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Röportaj Tüm Roportajlar
Saç dökülmesinin önüne geçmek için saçınızı çok sıkı toplamaktan kaçının. Saçınızı çok sıkı toplamak saç köklerinize zarar verir ve saçın büyümesini önler. Ayrıca, saçınızı her zaman aynı noktadan toplamamaya dikkat edin.

Püf noktası
12 arının tüm hayatları boyunca ürettiği bal sadece bir yemek kaşığını doldurur.

İlginç bilgiler