Temizliğin tarihi: Batı medeniyeti(cileri) hijyene yenildi
Dünyayı saran virüs krizi temizliğin ve hijyenin insan hayatında önemini birkez daha ve hem de temizliği, hijyeni ıskalayanları önemsemeyenleri cezalandırarak gösterdi.
Tarih: 26.3.2020 11:16:49 / 2013okunma / 0yorum
Halis ÖZDEMİR

Temizliğe dair araştırmayı, araştırmacı yazar İbrahim Okur yapmış ve “Temizliğin Tarihi” adlı kitap yazmış.

Bu konuda bilgi edinmemizi sağlamıştır. Daha geniş bilgi için kitaba müracaat edebilirsiniz. Kendisine teşekkür ederiz.

Türkler´in İslam olmadan da temizlendikleri tarihi kazılar ve yazıtlardan anlaşılmaktadır.

Gene batılı seyyahların anlattıkları ile Türklerin İslam sonrası da temizliği anlaşılmıştır.

Osmalı´da tutsak kalmış olan Georg‘un anlattıkları; ..”Georg (1420 -1502)..Türkler arasında tutsak kalmıştır… Özgür kaldığında Türkleri tanıtan ve Martin Luther bu esere önsöz yazmıştır.

Türken -Trsactatus“söz konusu eserin bir yerinde, “Türklerin Temizliği” konusunda: “Temizliği o denli severler ki kullanacakları şeylerin temiz olup olmadığını mutlaka gözden geçirirler.

Yemek yedikleri yerlerde tavuk ve köpekler bulunmaz…

“…çeşitli kentlerde günde iki üç kez yıkandıkları hamamlar vardır. Büyük ve küçük abdestten sonra ilgili organlarını yıkarlar…” daha pek çok detay anlatılmıştır.

Türkler temizlik maddesi sabunu Sümerler zamanından itibaren kullanmışlardır.

Bugün maalesef Türkiye´nin çok önemli ve tarihi sabun fabrikasını bir batılı şirket satın almıştır.

Temizlik insanlık tarihi boyunca gelişerek bu günlere gelindi.

Ama ne yolculuk!

Batı toplumları inançlarının gereği olarak “Vaftiz suyunun” gitmemesi için yıkanmamışlar.

Bazı topluluklarda yılın belli aylarında bir defa olmak üzere o da akarsu olmamak kaydı ile bir küvet (banyolarımızdaki küvet batılı yaşam tarzının bir hediyesidir(!) Fıçı vs. ya da yüzlerini bir çanak içinde yıkamaktaydılar.

Eski siyah beyaz Amerikan filmlerinde halen aynı şekilde yıkandıklarını görürsünüz.

Gazeteci yazar Ayhan Bilgin özel arabası ile 1980´li yıllarda yaptığı Avrupa seyahatinde şahit olduğu bir olayı şöyle anlatmıştı “Bulgaristan´dan geçmekteydik etraf yeşillikler içinde idi arabamızın camları açıktı fakat rüzgar estikçe çok kötü bir koku geliyordu bir yandan da ilahi sesleri duyuyorduk merak ettik ve kalabalığın olduğu yere yaklaştık fakat biz yaklaştıkça koku artmıştı gördüğümüz kalabalık cenaze defin işi yapıyorlardı sonra bir şehre, müslümanların olduğu yere ulaştık ve yaşadıklarımızı anlatınca “Yanından geçtiğiniz köy çok dindar hristiyanların yaşadığı bir köydür “vaftiz suyu” çıkmasın diye hiç yıkanmazlar.”

1800´lü yılların ortalarında pis kokuyu izale etmek üzere Fransızlar “Parfüm“ü geliştirdiler.

Kilisenin baskısından kurtulmak ve temizliğe verilen önemin giderek artmasıyla ortaya çıkmıştır. Nitekim, kilisenin baskısından ilk kurtulan İngiltere ve Almanya gibi bölgelerde başlamıştır.

Özellikle İngilizler, Fransızlar gibi tamamen yıkanmaz değildirler. İngilizlerin bir bölümü Kilise öğretilerine fazla aldırış etmezlerdi. Bunlar YILDA BİR KEZ yıkanırlardı.

Söz konusu FIÇI‘DA ilk yıkanma hakkı erkeğine tanınmış bir imtiyazdı onun ardından evin diğer erkekleri sırasıyla bu fıçıya girerler, sonra sıra kadınlara ve ardından kız çocuklarına gelirdi

en son olarakta, ….bebekleri yıkarlardı.”

Batı medeniyeti (!)

Al sana batı medeniyeti!

Maalesef kazuratlarını yol kenarlarına yapmaya ve evlerinde tas içine yaptıkları kazuratlarını ise pencereden dışarı atmaktaydılar. Sokaklarda yaptıkları kazuratlar üzerine kaz tüyü dikerek görünmesini sağlarlardı.

Yazılanların sizleri ne kadar rahatsız ettiğini anlıyorum onun için daha fazla detaylandırmayacağım.

Ancak bugün olmuş halen klozetlerinde genellikle taharet musluğu yoktur.

Taharet bilmezler.

Ancak ne acıdır ki bugün bazı vatandaşlarımız ‘sözümona´ medeniyet gereği imiş gibi batı hayranlığı ve teslimiyet içinde sorgusuz kabul ile evlerinde köpek beslemekte onu yataklarına sofralarına almaktalar.

Nereden nereye!

Bizim köylerimizde köpek beslenir ama bahçede.

Kışın soğuğunda Sıcak su ile “yal” hazırlanır karnı doysun diye hayvanın.

Ünlü/ Önder, bir zamanlar işçi sınıfı filan edebiyatı yapmaktaydı ve sonra anlaşıldı ki kendisi boğazda havuzlu bir villada yaşamakta olduğu konuşulması ile “sol edebiyatı” çökmüştü işte Solcu! Kapitalist yazar ölmüş olduğu için ismini yazmıyorum.

Gazetedeki köşesinde 1990 şu yıllarda yazdığı bir yazısında, ” Türkler halen g…lerini elleri ile yıkıyorlar gavur dediklerimiz ise …. Kağıt ile siliyorlar biz daha çok b..k avuçlarız” diye yazmıştı. Aydınımız ya işte biz de “Aydın”ın tipik örneği… Evine ayakkabı ile girmekten evinde köpek birlikte yaşamaktan kadeh kaldırmaktan ibaret aydınlık(!) anlayışı… bu da başka bir hikaye..

Bilimin mikrobu keşfi herkesi korkutmuştur. Avrupa kültüründe köklü değişiklikler ortaya çıkmıştır. Mikrobun keşfi, hatta mikroskop altında faaliyetlerin açıkça görülebilmesi, temizlik ideolojisinin yönünü değiştirmiş ve bilgi akışının yön değiştirerek Batıdan Doğuya akmaya başlamasına yol açmıştır.”

Temizlik konusunda bugün gelinen noktada ise sabun, kil gibi doğal malzemelerin yerini KİMYASAL temizlik maddeleri almış ve bu defa da maalesef dünya kirletilmektedir.

Hasılı kelam; canlı cansız bütün mahlukatın hayat hakkını “kendi hakkı” zanneden Batının “tek dişi kalmış” medeniyet (!) anlayışı “Gücü Hak Sebebi Sayan” zihniyeti dünyayı süratle yaşanmaz hale getirmektedir.

Bugün VİRÜS

Yarın GIDA

Diğer gün SU

Bir diğer gün HAVA

Ve derken dünya yaşanılmaz hale gelmektedir.

Tek dişi kalmış medeniler tarafından!

Hiç hayal ettiniz mi?

Düşündünüz mü?

Beslenmek için gıdanın büyük sorun olacağını!

Paket içinde SU satın aldığımız gibi

bir paket için de “TEMİZ HAVA” satın almak zorunda kalabileceğimizi.

Zalimler herşeyi kirletti,

İnsan zihnini,

çevreyi ve her şeyi.

Oysa bilmeyenimiz yoktur “Kurunun yanında Yaş´ın da YANDIĞI” gerçeğini!

Sahi İÇME SULARIMIZın YÜZDE KAÇını YABANCILARın aldığını kim biliyor?

Yüzde seksen midir?

Yüzde doksan mıdır?

Yoksa daha fazlasını mı aldılar?

SU hayattır.

Kaynak suyu şirketleri ÖZEL ŞİRKETTİR isteyen istediğine satar denilemez! İsteyen istediğine satamaz! Satmamalıdır.

Kaynak SULARI millete aittir!

Yanlış, sen yapınca da ben yapınca da siz yapınca da biz yapınca da yanlıştır!

Çok geç olmadan YANLIŞLARdan dönmek bir ERDEMDİR!

Çok geç olmadan! Hemen hiç vakit kaybetmeden.

Vesselam.

Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
8.0514
EURO
9.6802
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Röportaj Tüm Roportajlar
Üst üste koyduğunuz bardaklar yapışıp çıkmıyorsa bir leğenin içerisine koyun Üstteki bardağın içerisine buz koyup leğenin içerisine yavaş yavaş sıcak su koyun. Bardakların kolayca çıktığını göreceksiniz.

Püf noktası
Yeryüzünde size tıpa tıp benzeyen 6 kişi vardır. Karşılaşma ihtimaliniz ise % 9´dur.

İlginç bilgiler