Türkiye´de Adelet Sadece Saray ismi mi?
Adalet, insan-eşya ilişkilerini, insanların birbirleriyle olan münasebetlerini ve insanın devletle olan alâkasını, düzenler. Zıddı, zulüm ve haddi aşmaktır.
Tarih: 16.12.2016 11:16:48 / 2183okunma / 0yorum
Selim Çoraklı

 

Mahkemelere gidince bir meşhur sözle karşılaşıyoruz:

“Adalet mülkün temelidir.”

Mahkemeler de zaten “ADALET SARAY”(!!!)larında bulunuyor.

Ama bu saraylarda ve içindeki mahkeme salonlarında “Adalet var mı?” diye sorarsanız, “FETÖ/PDY isimli örgütle yaptığım mücadeleden dolayı hakkımda açılan birçok davada adaletsizlik ve hukuksuzluğun birebir mağduru olarak ben adalet de, hukuk da görmedim.” Şeklinde cevaplarım.

Maalesef hukukun alabildiğine siyasileştiği, FETÖleştiği veya değişik güç odaklarının üzerinde operasyon çektiği bir ülkede “Adalet” galiba sadece bizim komşu teyzenin adı olarak kalmaya devam ediyor. Hâlbuki adalet, “hakkın gözetilmesi ve yerine getirilmesi” anlamına gelir. Haklı ile haksızın, suçlu ile suçsuzun ayırt edilmesi ancak adaletle sağlanır.

Düşünürler eski çağlardan beri adalet kavramıyla ilgilenmişlerdir. Kutsal kitapların hepsinde de adalete ve adil olmaya ilişkin bölümler bulunur.

Adalet, insan-eşya ilişkilerini, insanların birbirleriyle olan münasebetlerini ve insanın devletle olan alâkasını, düzenler. Zıddı, zulüm ve haddi aşmaktır.

Hakkaniyet, doğruluk ve eşitlik gibi mefhumlarla açıklanmaya çalışılır. Ayrıca "kötülükten arınmış vicdanın ifrat-tefritten uzak olarak itidal çizgisinde gördüğü her çeşit meşru hareket de adalet kavramı içinde yer alır.

Bu anlamda adalet en yüce erdemlerden biri, insanın ve devletin temel davranış kuralıdır.

Allah (cc) adalet kavramının her türlü iyiliğin kaynağı olduğunu ve adaletin zıddı olan zulme ve bozgunculuğa razı olmadığını ayetlerde çok açık biçimde beyan eder:

“Muhakkak, Allah, adaleti, iyiliği, yakınlara yardım yapmayı emreder; hayasızlığı, fenalığı ve azgınlığı da yasaklar.” (Nahl, 90)

“Zulmedenlere meyletmeyin, yoksa cehennem azabı size dokunur.”( Hud, 113)

“Muhakkak, Allah size, hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.

(Nisa, 58)

Türkiye Cumhuriyeti de adaletin tesisi için uygulanan Ceza hukukunun en önemli iki temel ilkesi suçta ve cezada kanunilik ilkesi ve suç ile cezada kusur ilkesini kabul etmiştir. Ancak bunun uygulamada geçerliğinin olmadığını bizzat yaşayarak gördüm.

Suçta ve cezada kanunilik ilkesi, suç ve bunun karşılığı olan cezanın ancak kanun ile belirlenmesi gerektiğini savunur. Bu temel ilke, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu´nun 2. maddesinin 1. fıkrasında yer almaktadır: "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz." Bu da suç tanımının belirgin ve açık biçimde kanunla düzenlenmesini gerektirir. Belirsiz ve muğlâk ifadelerle suç tanımlanamaz.

Yine birine ceza verebilmek için “Suçun Unsurları”nın oluşması gerekir. Yani bir fiilin cezalandırılacak bir suç teşkil etmesi için belli unsurların mevcut olması gerekir. Suçu oluşturan temel unsurlar, kanuni unsur, maddi unsur, hukuka aykırılık unsuru ve manevi unsurdur.

Buraya kadar açıkladığım adalet ve hukuk ilkelerinin temel sebebi FETÖ/PDY isimli örgüt ile yaptığım mücadele sürecinde;

İstanbul Anadolu 32. Sulh Ceza Mahkemesi (2013/1428 esas ve 11.10.2013 tarih) 105 gün;

İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesi (2015/146 Esas, 02.03.2015 tarih) 11 ay 20 gün ceza verdi.

Bu cezalar, mahkemelerimizin ve hâkimlerimizin ne kadar adaletten ve hukuktan yoksun olduğunu beyan etmektir.

İstanbul Anadolu 32. Sulh Ceza Mahkemesi (2013/1428 esas ve 11.10.2013 tarih) Hakimi Ahmet Kaya, hakkında iki deli raporu olan birine Twitter üzerinden “İki raporlu deli vb.” dediğim iddiasıyla açılan hakaret davasında herhangi bir araştırmaya ihtiyaç duymadan ve böyle bir suçu işlemediğimi beyan etmeme rağmen 2. Celsede 105 gün ceza vermiş ve bunu 5 yıl erteleme yoluna gitmiştir. Bu davada suçun hiçbir unsuru oluşmamasına rağmen İstanbul Anadolu 6. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi yanlı olarak verdiği kararı temyiz etmeme rağmen Yargıtay´a yollamamış ve ceza kesinleşmiştir.

Hiçbir hukuki temeli olmamasına rağmen kesinleşen 105 günlük bu cezayı, bozulması isteğiyle Anayasa Mahkemesi´ne gönderdim. Gerekçem ise şikâyetçi olan davacının deli raporu olduğu için dava açma ehliyetinin olmadığı ve hâkimin FETÖ/PDY mensubu olabileceği iddiasıydı. Bu iddia boş bir iddia değil, hâkim hakkında sosyal medyada FETÖ/PDY mensubu (Paralel örgüt) olduğuna dair çıkan yayınlardı. Tam bu dönemlerde bende TV ve gazetelerde FETÖ/PDY isimli örgütün bilinmeyenlerini deşifre eden açıklamalarda bulunuyordum. Bu iki gerekçe ile Anayasa Mahkemesi´ne bozulması için gönderdiğim dosya Eylül 6016 tarihinde “Hükmün geri bırakıldığı” gerekçe gösterilerek reddedilmiştir. Dosyayı TCK´nın 309. Maddesi üzerinden yeniden yargılanma isteğiyle Adalet Bakanlığı´na gönderdim. 

Yukarıdaki 105 günlük cezayı veren İstanbul Anadolu 32. Sulh Ceza Mahkemesi Hakimi Ahmet Kaya hakkında “Paralel örgüt mensubu” olup olmadığının incelenmesi için başka bir mahkemeye (İstanbul Anadolu 27. Asliye Hukuk Mahkemesi) verdiğim dilekçe (Dilekçede Hakimin hakkında paralel örgüt üyesi olduğuna dair 5 adet iddia bulunmaktaydı.) “suç aleti” yapılarak hakkımda İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından dava açılmış ve maalesef bu mahkemede “Ceza hukukunda tarif edilmemiş bir suç”a 11 ay 20 gün ceza vermiştir.

İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesi (2015/146 Esas, 02.03.2015 tarih) hâkimi Berna Dönmez´e, yargılanma sırasında, “Ceza hukukunda tarif edilmemiş bir suçtan dolayı birine ceza verebilir misiniz?” şeklinde sorduğum soruya “Hayır veremeyiz.” Cevabını vermiştir. “Peki, öyle ise beni burada niçin yargılıyorsunuz? Velev ki bir hâkime paralel demiş olsam bile böyle bir suç tarifi var mıdır?” şeklindeki soruma ise cevap yerine ceza verme yoluna gitmiştir. Yani açık biçimde birine “Paralel” deme iddiam suç sayılmış ve cezalandırılmıştır. Hâlbuki daha önce bir mahkeme aynı gerekçe ile açılan başka bir davada birine “Paralel” demenin ceza hukukunda tarif edilmemiş bir suç olduğunu ileri sürerek reddetmiştir.

İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi Berna Dönmez, verdiği cezanın gerekçesinde ise açık biçimde yalan söyleyerek güya benim duruşmalar sırasında hâkime hakaret suçunu kabul ettiğimi iddia etmiştir. Hâlbuki böyle bir durum yoktur ve hiçbir mahkeme duruşma tutanağında buna ait bir beyan bulunmamaktadır.

İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesi hâkiminin böyle bir ceza vermesi hukukun ve adaletin ne kadar siyasallaştığını açık biçimde ortaya koymaktadır. 11 ay 20 gün ceza aldığım bu dava şu anda Yargıtay aşamasındadır.

İstanbul Anadolu 68. Asliye Ceza Mahkemesi hâkimi Berna Dönmez, açık biçimde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu´nun 2. maddesinin 1. fıkrasında yer alan, "Kanunun açıkça

suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz." Bu da suç tanımının belirgin ve açık biçimde kanunla düzenlenmesini gerektirir. Belirsiz ve muğlâk ifadelerle suç tanımlanamaz.” İlkesini çiğnemiştir.

Buradan Adalet Bakanı´na ve HSYK´ya sesleniyorum:

Hâkimler mahkemelerde Anadolu tabiriyle “Ali kıran baş kesen” midir?

Haksız ceza veren hâkimleri kim denetlemektedir?

Hâkimlerin verdikleri kanunsuz suçların bir müeyyidesi yok mudur?

Yoksa mahkemelerde geçerli olan ilke, “Kanunlar örümcek ağına benzer. Zayıflar ona takılır; güçlüler deler geçer” midir?

Adalet sadece sarayların duvarlarında asılı bir slogan mıdır?

Benim gibi mahkemelerde mağdur edilmişlerin hakkını kim koruyacaktır?

Hukuk ne zaman siyasallaşmaktan veya başka ideolojilerin tasallutu altından kurtulacaktır?

Biz mağdurlar “Adalet” ile ne zaman tanışacağız?

Yoksa “Adalet” deyince aklımıza sadece komşumuz Adalet teyze mi gelecektir?

Anahtar Kelimeler: Türkiye, Adelet, Sadece, Saray, ismi
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Ahlaksız Siyaset Olurmu? (17 Ekim 2018 - Çarşamba)
Kanunlar Siyaselire İşlemiyor´mu? (05 Ekim 2018 - Cuma)
FETÖ GÜNAHINDA YALNIZ DEĞİL!!! (18 Eylül 2018 - Salı)
Aldatanlar Ve Aldananlar (19 Ağustos 2018 - Pazar)
Müslümanların Paradoksları (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Erdoğan Büyük Oyunu Bozdu! (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Fetöyü Paşa Yapıp Afedelim !!! (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Şehid Muhsin Reis (26 Mart 2018 - Pazartesi)
İslam´ın Güncellenmesi (10 Mart 2018 - Cumartesi)
Küresel Terörist Fetulşeytan (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
İtiraf Ediyorum Ben de Enayilik Ettim ! (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Necip Fazıl İstismarcılığı ! (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
Katliamları Muharref Tevrat Emrediyor! (08 Aralık 2017 - Cuma)
Müslüman Müslüman´a Güvenir mi? (19 Kasım 2017 - Pazar)
Diktatörler/Diktatörlük (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
Akıl Tarikatı ve Mürşidi (17 Eylül 2017 - Pazar)
Bizim(!) Medyadan Portreler!!! (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Utandım Tiksindim Ve Korktum !!! (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Fetö´nün Pisikolojik Savaş Taktikleri !!! (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Fetönün Yeni Şeytanlıkları (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Bylock Mit Operasyonu´mu ? (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Ordu Milletten TSK´ile Evrildik (18 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bu Mücadeleleyle Fetö´yü Yenebilirmiyiz (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Düşmanı Küçük Gören Kaybeder (01 Nisan 2017 - Cumartesi)
Üst Akıl´mı Çukur Akıl´mı ? (13 Mart 2017 - Pazartesi)
Ulu Hakan Abdul Hamit Han (28 Şubat 2017 - Salı)
Neden ´´Evet´´Diyorum? (17 Şubat 2017 - Cuma)
Alimim!Alimsin!Alim? (07 Şubat 2017 - Salı)
Dinini Davasına Kurban Edenler (24 Ocak 2017 - Salı)
Terörist Değilmiş (08 Ocak 2017 - Pazar)
TBMM Darbe Komisyonu Konuşmam (20 Aralık 2016 - Salı)
ABD mi Büyük (Hâşâ) Allah mı? (21 Kasım 2016 - Pazartesi)
Karizmatik Liderler İslam´ın Neresinde ? (28 Eylül 2016 - Çarşamba)
Değişen Toplumumuz Nereye Gidiyor (19 Eylül 2016 - Pazartesi)
Vahiy Akılsız Anlaşılmaz! (05 Eylül 2016 - Pazartesi)
Mehti Ve Mesih İnancı Fetöler Doğuruyor (24 Ağustos 2016 - Çarşamba)
İstihbarat Ağındaki Köstebek:Hocia (12 Ağustos 2016 - Cuma)
Kısır Darbeler Ülkesi! (04 Ağustos 2016 - Perşembe)
Darbe Ahlaksızlığı! (28 Temmuz 2016 - Perşembe)
Akılcılığın Öncüsü Büyük İmam (13 Temmuz 2016 - Çarşamba)
Çağımızda Bir Alperen: Arvasi (03 Temmuz 2016 - Pazar)
Dertlerimiz Bıraktığı Gibi! (22 Haziran 2016 - Çarşamba)
YESEVÎLİK RUHU VE ÖĞRETİSİ (11 Haziran 2016 - Cumartesi)
HOLOKOSTCU ALMANLAR! (06 Haziran 2016 - Pazartesi)
Kürt Meselesi İslam´la Çözülür (30 Mayıs 2016 - Pazartesi)
Makedonya´da Bir Türk Yapılanması: (14 Mayıs 2016 - Cumartesi)
ABD´İN ÇÖKÜŞÜ DE MUKADDER! (08 Mayıs 2016 - Pazar)
Fitnebaşı İngilizler (21 Nisan 2016 - Perşembe)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
5.4177
EURO
6.1310
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Röportaj Tüm Roportajlar
Kadife ve ipekli elbiselerinizi buharlı bir banyoya asın. Buhar onların tüm kırışıklıklarını alacaktır.

Püf noktası
Arıların başlarının üzerinde 3 küçük, ön tarafta ise 2 büyük olmak üzere toplam 5 gözleri bulunuyor.

İlginç bilgiler