YENİ EBUZER´LERE İHTİYACIMIZ VAR!
Niçin herkes toplum içinde yaşar, toplum içinde ölürken Ebu Zer Gifari (ra) tek olarak yaşayıp, tek olarak ölmüştü?
Tarih: 19.9.2021 14:05:38 / 39okunma / 0yorum
Selim Çoraklı

 

Haksızlıkların, adaletsizliklerin, yolsuzlukların, hırsızlıkların, adam kayırmanın, Allah ile aldatmanın normal görülmesinin zirveye çıktığı her dönemde, hiçbir kınayanın kınamasından korkmaksızın, hiçbir dünyevi kaygıyı hesaba katmaksızın doğruyu insanların yüzüne söyleyecek Ebu Zer Gifari (ra) gibi yiğitlere ihtiyacımız var.

“Ebû Zer´e Allah(cc) rahmet etsin. Tek başına yürür. Tek başına ölür.

Tek başına diriltilir…”

O´nu böyle tek kılan neydi?

Niçin herkes toplum içinde yaşar, toplum içinde ölürken Ebu Zer Gifari (ra) tek olarak yaşayıp, tek olarak ölmüştü?

Bizce bu sır O´nun rivayet ettiği bir hadiste gizliydi.

Bir gün oturmuş yanındakilere hadis rivayet ediyor ve şöyle diyordu:

“Dostum Muhammet (sav) bana altı şey vasiyet etti. Miskinleri ve onlardan düşkün olanları sevmemi, kimseden bir şey istemememi, Akraba ile ilişkimi sürdürmemi ve acı da olsa hakkı söylememi emretti. Ayrıca Allah(cc) yolunda kınayıcının kınamasından çekinmememi ve Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh sözünü çok söylememi emretti.”

Ebu Zer Gifari (ra) bu vasiyeti tam olarak yaşadı. Hayatını ona uygun hale getirdi. Öyle ki kavmi ve ümmeti içinde bir vicdan gibi oldu.

Hazreti Ali (ra) O´nun için şöyle demiştir:

“Ebu Zer´den başka, kınayıcının kınamasından çekinmeyen kimse kalmadı bugün.”

***

“Konuşmayan kimse için dürüstlük bir fazilet olamaz. Susan dürüst bir kimse dürüst değildir. Dürüstlük, hakkı açıklamayı ve ilan etmeyi gerektirir.”

Ne güzel söylemiş büyük insan.

Evet, davası olmayanın sevdası olmaz. Sevdası olmayanın öfkesi olmaz. Gerçek dava adamları davalarına, inançlarına olan sevdaları sebebiyle öfkelidirler. Onların öfkelerinde sevda, sevdalarında öfke gizlidir. Böyle yüce ruhların davalarına, inançlarına leke gelmemesi için her şeylerini, mallarını, mülklerini, koltuklarını, konumlarını, kariyerlerini feda etmekten çekinmezler. Çünkü sayılanların hepsi onlar için ancak davalarına hizmet ettiği müddetçe kıymetlidir. Davaları ile aralarına giren her şey onlar için cadı tuzağıdır. Yollarını kesen cadı tuzağı ne olursa olsun ilk tekmeyi vurmasını bilirler. Çünkü onlar hem daim şu İlahi beyanın tehdidi altında ürperirler:

“De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız kazandığınız mallar, kesata uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah´tan, Resulünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevgili ise, artık Allah emrini getirinceye kadar bekleyin. Allah fasıklar topluluğunu hidayete erdirmez.” (Tevbe 24)

Öfkesi davası için, inancı için olan yüce ruh Ebu Zer Gifari (ra), hayatı boyunca en yüce yol olan İslam´ın, hayata Resulullah´ın (sav) yaşadığı gibi hâkim olması için didinip durdu. Bu hususta belki en yakınlarını bile ırgalamaktan çekinmedi. Valilerden, devlet başkanlarından, halifelerden sözünü esirgemedi ve hep hakkı haykırdı. Çünkü o hakkın hatırını yüksek tutan bir ruha sahipti. “Hakkın hatırı yüksektir. Hiçbir hatıra feda edilmez. Hakkı söyleyeceğim, bu hususta kimin hatırı kırılırsa kırılsın.” diyenler Ebu Zer´in açtığı geniş caddeden ilerledi. O geniş caddeye çıkmayanlar ise, hak ve hakikatin ezilmesi karşısında “Ne yaparsın hanede çoluk çocuk var, ev var, mal ve mülk var.” gibi değişik mazeretler arkasına saklandı. Davalarına ait değerler ezilirken ses çıkarmadılar.

Her daim öfkesi davası ve inancı için olan yüce ruh Ebu Zer Gifari (ra) dünyaya uzak, Allah(cc) ve Resulüne (sav) yakın oldu. Onun için dünyanın bir sinek kanadı kadar değeri yoktu. Yaşantısı, sade ve basitti. Ballar balını bulmuştu ve kovanının yağma edilmesi onun için bahse değer bir konu bile değildi.

Gösterişten, riyadan, debdebeden uzak, saltanat, servet ve şöhretten uzak durdu. Hayatında “iktisat eden bereket” bulur sırrı tecelli etmişti. Aza kanaat ve haline şükretmek onun değişmez ilkesiydi. Korku ondan uzaktı. Öyle ki ölüm karşısında bile hakkı söylemekten asla çekinmezdi. Bunun için dostları arasında, kimseden korkusu olmayan, hak sözü kim olursa olsun yüzüne karşı haykırması ile meşhur olmuştu. Hoş onun şöhretle, gösterişle alakası yoktu. O hakkı savunuyordu.

İslam orduları Rum Kayser´i ve Acem Kisra´sının memleketlerini fethedilince, onlardaki gösteriş, saltanat ve dünyaya olan ilgileri, Müslümanlara bulaşmaya başlamıştı. Yüce ruh Ebu Zer bu duruma şiddetli itirazlarda bulundu. Gözü davasından başka şeyi görmeyen bu yüce ruh için bu bir inkırazdı, gerilemeydi, çizgiden çıkmaydı.

Dünya malı biriktirenleri, dünya malının peşinde koşanları sevmezdi. Böyle yapanlara bıkıp usanmadan, “Altın ve gümüş depo edip Allah yolunda sarf etmeyenlere elim azabı müjdele...” mealindeki ayeti okuyordu.

Şam´da bulunduğu dönemlerde şatafatlı yaşama karşı sesini çok yükseltmişti. Vali bu durumdan kurtulmak için ihtiyaçlarını gidermek maksadıyla ona bir tahsisat bağlamıştı. Ama Ebu Zer kendisine bağlanan bu tahsisatı fakir ve gariplere dağıttırdı. Sonrada fakirlere dağıttığı paraların sıkıntısını çekerdi. “Niçin böyle yapıyorsun?” denildiğinde o şeyle derdi:

“Resulullah (sav) bana şöyle buyurmuştur: İnsana bir lokma bir hırka kâfidir.”

Zamanın halifesi yaptırdığı sarayını göstererek sordu:

“Saray nasıl olmuş?”

Cevabı tam Ebu Zer ruhuna uygundur:

“Bu sarayı kendi paran ile yaptırmışsan israf, yok devlet kesesinden yaptırmışsan haramdır.”

Milletin parasıyla kedilerine saraylar yaptırıp gününü gün eden Emevi zihniyetliler bu mühim ikazdan ders alır mı acaba?

Ebu Zer´in hayatı söylediği gibiydi. Zaten hep söylediklerini yaşamış, yaşadıklarını söylemişti. Bu dünyadan gerçek âleme giderken de bir hırka yerine geçen kefenle gitti. Kefen de kendisine ait değildi. Rebeze´de Rabbinin “gel” emrine uyduğunda kefen yapılacak bir şeyi yoktu. Bir sahabenin getirdiği kefenle, bu yüce ruh kefenlenip gerçek âlemin kapısı olan kabre kondu.

Ebu Zer´in açtığı bu çığır asırlar boyu öfkesi davası olan, sevdası için gür çıkanlara önder oldu. Saltanatın, dünyalıkların, gösterişin, riyanın, mal ve mülkün pençesine düşenler Ebu Zer Gifari´nin yolunda gidenlerden hep çekindiler. Tarih boyunca kim Ebu Zer ruhunu giyinmeye çalışsa onu toplumun dışına, yaşadıklarına müdahale etmeyecekleri zeminlere ittiler. Ama Ebu Zer ruhu yok olmadı. Gölgesi asırlar ötesinden günümüze kadar geldi ve asrımızda da sayıları azda olsa makes buldu.

Bu noktada durup şunu sormamız lazım değil mi vicdanımıza:

“Asr-ı Saadet´in Ebu Zer´i, Ebu Zer Gifari´ydi. Günümüze kadar birçok Ebu Zer ruhlu insan geldi ve haksızlıklara karşı hakkın hatırının yüksek olduğunu savundu.

Peki, egemen gücün ulusal ve uluslararası şeytanlarıyla gırtlağımıza basmaya yeltendiği bu çağın Ebu Zer´i kim?

Kim haksızlıklara karşı hakkın hatırını savunacak?

Yetimin hakkını koruyacak?

Parlak, cilalı, kaypak ve konjonktürel albenilerin hak yola yakışmadığını, Muhammedî bir ruh ve duyarlılıkla kim hesaba çekecek?

Kim elde ettikleri makam ve mevkiden kendilerine özel mülkiyet edinenlerin yanlışlığını haykıracak?

Kim, bu makam ve mevkilerin geçici olduğunu, aldanmamaları gerektiğini haykıracak?

Kim yapılan yolsuzluklara, adam kayırmalara dur diyecek?.

Kim adaletsizliklere ve işlenen zulümlere karşı hakkı savunacak?”

Bu ve benzeri soruların cevabını bulmamız gerekiyor. Ömrü davasının yaşanması uğruna tavizsiz geçen Ebu Zer´in hayatını ve bu hayat içerisinde bize ne gibi mesajlar verdiğini öğrenmek zorundayız. Biliyoruz ki böyle yüce ruhların hayatlarını anlatmak alabildiğine zordur. Ama yine de o ruhun yüceliğini elimizdeki kaynaklara başvurarak yeniden gündeme getirmek gerekiyor. Zira bugün inananlar, inandıklarının gereğini yerine getirmekten çok, mal ve mülk yığmakla, yazlık ve kışlık evlerine, villalara yenilerini katmakta, biriktirdikleri altın ve gümüşü koyacak banka kasaları bulamamaktadırlar.

Ebu Zer gibi yüce bir ruhu öğrenirken, bu yüce ruha gerçek enerjisini veren kaynak olan Kur´an´ı Kur´an´ın pratikteki uygulayıcısı Hz. Muhammed´i (sav) sahih kaynaklardan öğrenmek bizim için kaçınılmaz bir keyfiyettir. Ta ki, bu öfkenin, davaya olan sevdanın hangi kaynaktan geldiği anlaşılsın. Aksi halde yansıyan ışığı gösterip kaynağını gizlemek, o ışığın geldiği mahiyetin muhteşemliğini örttüğü gibi, ışığın değerinin de gerçek anlamda anlaşılmasına engel teşkil eder.

En baştaki paragrafı bir kez daha hatırlatarak meseleyi noktalayalım:

Haksızlıkların, adaletsizliklerin, yolsuzlukların, hırsızlıkların, adam kayırmanın, Allah ile aldatmanın normal görülmesinin zirveye çıktığı her dönemde, hiçbir kınayanın kınamasından korkmaksızın, hiçbir dünyevi kaygıyı hesaba katmaksızın doğruyu insanların yüzüne söyleyecek Ebu Zer gibi yiğitlere çok ihtiyacımız var.

 

 

Anahtar Kelimeler: YENİ, EBUZER, LERE, İHTİYACIMIZ
Okuyucu Yorumları (0 yorum)
Adınız Soyadınız *
E-Posta *
 
Telefon
Güvenlik *
Yenile
 
Yorumunuz *
Yazarın Diğer Yazıları
Adaletli Bir Dünya Mümkün mü? (16 Ekim 2021 - Cumartesi)
Ak Partideki Kibir ve Gurur Hastalığı! (11 Ekim 2021 - Pazartesi)
TERÖRİST ÜLKÜ OCAKLARI! (30 Eylül 2021 - Perşembe)
ERDOĞAN VE FETÖ SONRASI!!! (29 Eylül 2021 - Çarşamba)
FETÖYE TAPINANLARIN PROFİLİ (06 Eylül 2021 - Pazartesi)
COVİT İLE ZALİMLEŞENLER! (25 Ağustos 2021 - Çarşamba)
MUHALEFETİN MİTOMANİLİĞİ! (14 Ağustos 2021 - Cumartesi)
Tarikatcı, Nurcu, Şucu, Bucu! (03 Ağustos 2021 - Salı)
ÇAĞDAŞ, YANDAŞ, FONDAŞ MEDYA! (26 Temmuz 2021 - Pazartesi)
FETÖ´NÜN AHLAKSIZLIKLARI BİTMEZ! (06 Temmuz 2021 - Salı)
TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ? (29 Haziran 2021 - Salı)
İKTİDARA MUSALLAT OLAN KILIÇ! (17 Haziran 2021 - Perşembe)
EN BÜYÜK EŞKİYA (MAFYA) KİM? (10 Haziran 2021 - Perşembe)
MAFYASIZ TÜRKİYE MÜMKÜN MÜ? (23 Mayıs 2021 - Pazar)
BENİM MAFYAM SENİNKİNİ DÖVER! (11 Mayıs 2021 - Salı)
KADİR GECESİ HAKKINDA ÇELİŞKİLER (08 Mayıs 2021 - Cumartesi)
SAĞLIĞIMIZLA KİM OYNUYOR? (03 Mayıs 2021 - Pazartesi)
KUYRUKLARI HEP HAVA DA AMA! (25 Nisan 2021 - Pazar)
POLİTİK ARENADAKİ PARTİ VE PARTİCİKLER! (12 Nisan 2021 - Pazartesi)
FETÖ´YÜ DEVLET ERKİ BESLİYOR! (07 Nisan 2021 - Çarşamba)
ERDOĞAN SONRASI FETÖ NE YAPAR? (11 Mart 2021 - Perşembe)
MAHREMİN MAHREMİ FETÖKULLİ İŞLER! (03 Mart 2021 - Çarşamba)
AŞK ELMA ŞEKERİNE BENZER! (21 Şubat 2021 - Pazar)
FETULLAH´IN MÜNAFIKLIĞI VE TİLMİZLERİ (10 Şubat 2021 - Çarşamba)
HANİ YARGIDA FETÖ BİTMİŞTİ! (28 Ocak 2021 - Perşembe)
BİREYİ YOK EDEN KATİL YAPILAR (16 Ocak 2021 - Cumartesi)
YAZARLAR SAHTEKÂRLIK YAPARSA! (09 Ocak 2021 - Cumartesi)
MÜNAFIK İNSİ ŞEYTAN! (31 Aralık 2020 - Perşembe)
"PKK/HDP VE FETÖ ORTAK ALGISI" (19 Aralık 2020 - Cumartesi)
İNSANIZ İŞTE! (15 Aralık 2020 - Salı)
Sağlıkta Küresel Çete Oyunlar (04 Aralık 2020 - Cuma)
FETÖNÜN İŞLEDİĞİ CİNAYETLER (30 Kasım 2020 - Pazartesi)
POLİTİK ALAN ÇOK KİRLİ! (23 Kasım 2020 - Pazartesi)
FETÖ Mahkemelerinde Yaşadıklarım (18 Kasım 2020 - Çarşamba)
Boykot Ve Kandil Aforizmaları (30 Ekim 2020 - Cuma)
ADI MİLLİ AMA KENDİ ZAVALLI! (23 Ekim 2020 - Cuma)
CEHENNEME PASAPORT KESEN MEZHEPLER? (12 Ekim 2020 - Pazartesi)
ÂLİM OL Kİ ÖLMEYESİN (28 Eylül 2020 - Pazartesi)
ACELECİ, CAHİL VE ZALİM! (21 Eylül 2020 - Pazartesi)
Şeytan´ın Dünya Merkezleri! (14 Eylül 2020 - Pazartesi)
DİNSEL VE CİNSEL TACİZCİLER! (10 Eylül 2020 - Perşembe)
BU NE SİYASİ AYAKMIŞ BE! (29 Ağustos 2020 - Cumartesi)
HADİS KÜLLİYATINI OKURKEN DEHŞETE KAPILDIM! (20 Ağustos 2020 - Perşembe)
POLİTİKACILARA GÜVENİYOR MUSUNUZ? (13 Ağustos 2020 - Perşembe)
AYRILIK RAHMET OLABİLİR Mİ? (29 Temmuz 2020 - Çarşamba)
YENİ FETÖLERE FISRAT VERMEYELİM (22 Temmuz 2020 - Çarşamba)
MİDE BULANDIRAN SORULAR! (15 Temmuz 2020 - Çarşamba)
AYASOFYA AÇILDI DA! (14 Temmuz 2020 - Salı)
ARINÇ FETÖCÜ DEĞİLSE! (01 Temmuz 2020 - Çarşamba)
FETÖ İLE İŞBİRLİĞİ YAPMIŞLAR!!! (16 Haziran 2020 - Salı)
BAĞIRSAK DÜĞÜMLEMESİ Mİ OLDUK? (19 Mayıs 2020 - Salı)
YA SOSYAL MEDYA OLMASA! (17 Mayıs 2020 - Pazar)
FETÖ İTİRAFLARINDAKİ SIR (09 Mayıs 2020 - Cumartesi)
FETÖYE HALA KİMLER HİZMET EDİYOR? (22 Nisan 2020 - Çarşamba)
DEVLET HERKESİ AFFEDEBİLİR Mİ? (17 Nisan 2020 - Cuma)
KUL AZMAYINCA BELA GELMEZ! (07 Nisan 2020 - Salı)
SİYASAL İSLAM VEYA İSLAMCILIK İLLÜZYONU (02 Nisan 2020 - Perşembe)
SAİD NURSİ TÜRK DÜŞMANI MI? (26 Mart 2020 - Perşembe)
VİRÜSTEN DEĞİL ALLAH(cc)´TAN KORK! (16 Mart 2020 - Pazartesi)
SİYASİ ALANDA FETÖ VALSI (09 Mart 2020 - Pazartesi)
FETÖ´DEN KORKAN KORKAKLAR! (02 Mart 2020 - Pazartesi)
ÜLKÜCÜ AHLAKLI OLUR! (20 Şubat 2020 - Perşembe)
İHANET HIZ KESMEDEN DEVAM EDİYOR (04 Şubat 2020 - Salı)
TELİF HAKKI KUL HAKKIDIR (13 Ocak 2020 - Pazartesi)
İSLAM ŞAİRİ AKİF (30 Aralık 2019 - Pazartesi)
ÜLKÜCÜ BİRLİK NASIL SAĞLANIR? (23 Aralık 2019 - Pazartesi)
HİÇ ŞİRK KOŞUYOR MUSUNUZ? (18 Aralık 2019 - Çarşamba)
YENİ TERÖR ÇEŞİDİ: SOFİSTİKE TERÖR (11 Aralık 2019 - Çarşamba)
İŞGAL EDİLMİŞ ZİHİNLER! (02 Aralık 2019 - Pazartesi)
HORTUMUN MUSLUĞU YASALARDA (28 Kasım 2019 - Perşembe)
FETULLAH´A HAKSIZLIK ETMİŞİZ!!! (18 Kasım 2019 - Pazartesi)
KAZAK ERKEK MİSİNİZ!!! (13 Kasım 2019 - Çarşamba)
KURDUN ARKASINDAN BİN ÇAKAL HAVLAR (04 Kasım 2019 - Pazartesi)
KHK´LAR TAM BİR FACİA İMİŞ!!! (01 Kasım 2019 - Cuma)
BARIŞ PINARI KİMLERİN KİMYASINI BOZDU? (12 Ekim 2019 - Cumartesi)
ÜLKÜCÜLER BİRLİK OLABİLİR Mİ? (07 Ekim 2019 - Pazartesi)
ASRIN MÜHRÜ ÇAMLICA CAMİİ (02 Ekim 2019 - Çarşamba)
AK PARTİ AFORİZMALARIM (20 Eylül 2019 - Cuma)
FETÖ´DEN AYRILANLARIN PROFİLİ! (10 Eylül 2019 - Salı)
KARUN, HAMAN VE FİRAVUN (26 Ağustos 2019 - Pazartesi)
İSLAMOĞLU VE MÜRİTLERİ NEREDEN KOŞUYOR? (29 Temmuz 2019 - Pazartesi)
BİTİRMEZSEN BİTİRİRLER! (03 Temmuz 2019 - Çarşamba)
FABRİKATÖR (Doğu Perinçek) (01 Temmuz 2019 - Pazartesi)
CHP KAZANMADI, AKP KAYBETTİ! (25 Haziran 2019 - Salı)
ZULÜM DEVAM ETMEZ! (10 Haziran 2019 - Pazartesi)
Devin Yalnızlığını Besteleyemedik! (27 Mayıs 2019 - Pazartesi)
FETÖCÜLÜK BİR ZİHNİYETTİR (19 Mayıs 2019 - Pazar)
AKLIMDA DELİ DELİ SORULAR! (14 Mayıs 2019 - Salı)
SEÇİM ve GEÇİM AFORİZMALARI (29 Nisan 2019 - Pazartesi)
Fetöcüler Neden Tam Temizlenmedi? (16 Nisan 2019 - Salı)
Adalet Öldü Helvasını Yedik!!!! (06 Nisan 2019 - Cumartesi)
ADI GİBİ ARİFTİ OZAN ARİF (19 Şubat 2019 - Salı)
İSLAMCI AYDINLARIN ÇIKMAZI! (07 Şubat 2019 - Perşembe)
Siyasi Dalkavuklar / Dalkavuklukları (15 Ocak 2019 - Salı)
YÖNETİCİLERİMİZ BİZDEN Mİ? (20 Aralık 2018 - Perşembe)
AK PARTİ AKP´LEŞİR Mİ? (04 Aralık 2018 - Salı)
Medeniyet Tasavvurumuz (22 Kasım 2018 - Perşembe)
Ahlaksız Siyaset Olurmu? (17 Ekim 2018 - Çarşamba)
Kanunlar Siyaselire İşlemiyor´mu? (05 Ekim 2018 - Cuma)
FETÖ GÜNAHINDA YALNIZ DEĞİL!!! (18 Eylül 2018 - Salı)
Aldatanlar Ve Aldananlar (19 Ağustos 2018 - Pazar)
Müslümanların Paradoksları (27 Temmuz 2018 - Cuma)
Erdoğan Büyük Oyunu Bozdu! (28 Mayıs 2018 - Pazartesi)
Fetöyü Paşa Yapıp Afedelim !!! (02 Mayıs 2018 - Çarşamba)
Şehid Muhsin Reis (26 Mart 2018 - Pazartesi)
İslam´ın Güncellenmesi (10 Mart 2018 - Cumartesi)
Küresel Terörist Fetulşeytan (29 Ocak 2018 - Pazartesi)
İtiraf Ediyorum Ben de Enayilik Ettim ! (25 Ocak 2018 - Perşembe)
Necip Fazıl İstismarcılığı ! (20 Aralık 2017 - Çarşamba)
Katliamları Muharref Tevrat Emrediyor! (08 Aralık 2017 - Cuma)
Müslüman Müslüman´a Güvenir mi? (19 Kasım 2017 - Pazar)
Diktatörler/Diktatörlük (07 Ekim 2017 - Cumartesi)
Akıl Tarikatı ve Mürşidi (17 Eylül 2017 - Pazar)
Bizim(!) Medyadan Portreler!!! (24 Ağustos 2017 - Perşembe)
Utandım Tiksindim Ve Korktum !!! (24 Temmuz 2017 - Pazartesi)
Fetö´nün Pisikolojik Savaş Taktikleri !!! (14 Haziran 2017 - Çarşamba)
Fetönün Yeni Şeytanlıkları (03 Haziran 2017 - Cumartesi)
Bylock Mit Operasyonu´mu ? (26 Mayıs 2017 - Cuma)
Ordu Milletten TSK´ile Evrildik (18 Mayıs 2017 - Perşembe)
Bu Mücadeleleyle Fetö´yü Yenebilirmiyiz (24 Nisan 2017 - Pazartesi)
Düşmanı Küçük Gören Kaybeder (01 Nisan 2017 - Cumartesi)
Üst Akıl´mı Çukur Akıl´mı ? (13 Mart 2017 - Pazartesi)
Ulu Hakan Abdul Hamit Han (28 Şubat 2017 - Salı)
Neden ´´Evet´´Diyorum? (17 Şubat 2017 - Cuma)
Alimim!Alimsin!Alim? (07 Şubat 2017 - Salı)
Dinini Davasına Kurban Edenler (24 Ocak 2017 - Salı)
Terörist Değilmiş (08 Ocak 2017 - Pazar)
TBMM Darbe Komisyonu Konuşmam (20 Aralık 2016 - Salı)
ABD mi Büyük (Hâşâ) Allah mı? (21 Kasım 2016 - Pazartesi)
Karizmatik Liderler İslam´ın Neresinde ? (28 Eylül 2016 - Çarşamba)
Değişen Toplumumuz Nereye Gidiyor (19 Eylül 2016 - Pazartesi)
Vahiy Akılsız Anlaşılmaz! (05 Eylül 2016 - Pazartesi)
Mehti Ve Mesih İnancı Fetöler Doğuruyor (24 Ağustos 2016 - Çarşamba)
İstihbarat Ağındaki Köstebek:Hocia (12 Ağustos 2016 - Cuma)
Kısır Darbeler Ülkesi! (04 Ağustos 2016 - Perşembe)
Darbe Ahlaksızlığı! (28 Temmuz 2016 - Perşembe)
Akılcılığın Öncüsü Büyük İmam (13 Temmuz 2016 - Çarşamba)
Çağımızda Bir Alperen: Arvasi (03 Temmuz 2016 - Pazar)
Dertlerimiz Bıraktığı Gibi! (22 Haziran 2016 - Çarşamba)
YESEVÎLİK RUHU VE ÖĞRETİSİ (11 Haziran 2016 - Cumartesi)
HOLOKOSTCU ALMANLAR! (06 Haziran 2016 - Pazartesi)
Kürt Meselesi İslam´la Çözülür (30 Mayıs 2016 - Pazartesi)
Makedonya´da Bir Türk Yapılanması: (14 Mayıs 2016 - Cumartesi)
ABD´İN ÇÖKÜŞÜ DE MUKADDER! (08 Mayıs 2016 - Pazar)
Fitnebaşı İngilizler (21 Nisan 2016 - Perşembe)
Sayfa:
Başlangıç Tarihi
Bitiş Tarihi
DOLAR
9.1993
EURO
10.6785
İstanbul için namaz vakitleri
İmsak Güneş Öğle İkindi Akşam Yatsi
06:34 08:20 13:17 15:37 17:55 19:29
Çok Okunanlar
Çok Yorumlananlar
Röportaj Tüm Roportajlar
Çatal-Bıçaklar için pratik bilgiler: Bulaşık makinesi çatal, bıçaklarınızı karartıyorsa, bunu önlemenin kolayı var. Bulaşık makinesinin deterjan gözüne ayda bir kere olmak üzere çamaşır suyu koyun. Böylece çatal ve bıçaklarınızın kararmasını engellediğiniz gibi onları parlatmış da olursunuz.

Püf noktası
Üzüntü ve sıkıntı nedeniyle de ses kısılabilir ve aynı zamanda boğaz yutkunamayacak derecede ağrıyabilir.

İlginç bilgiler