El Arabiya
SUNUCU: Değerli İzleyicilerimiz, Türkiye Başbakan Yardımcı Sayın Numan Kurtulmuş ile İstanbul´da özel bir mülakat yaptık. Öncelikle bize bu şansı tanıdığı için Sayın Kurtulmuş´a şükranlarımızı sunuyoruz. İzin verirseniz doğrudan Suriye ateşkesinden bahsetmek istiyorum. Bu ateşkesi nasıl değerlendiriyorsunuz?
NUMAN KURTULMUŞ: Biz, Suriye ateşkesinin yüzde yüz başarılı olduğunu düşünmüyoruz. Nitekim ateşkes kararının ihlal edildiğini görebiliyoruz. Oysa biz, barış görüşmeleri sonuçlanıncaya, ayrıca siyasi ve barışçıl çözüm çabaları bir sonuca bağlanıncaya kadar söz konusu ateşkes kararının sürmesini istiyoruz. Beş yıldır devam eden Suriye´deki olaylar, bir iç savaşa dönüştü ve Suriye rejimi sivillere ateş açmaya ve Humus, Halep, Hama ve Şam´da Sarin gazını kullanmaya başladı. Bölgedeki tarihî eser ve değerleri yok ettiler. Suriye rejimi, diktatör bir rejim olup ülkesini yakıp yıktı. İç savaşın bitmesini umut ettik. Nitekim iki yıl önce bu iç savaş sona erdi ancak yerine Suriye topraklarında vekalet savaşları başladı. Bazı ülkeler, Suriye´deki birçok silahlı grubu ve terör örgütünü desteklemeye başladı. Rusya´nın geçen eylül ayında Suriye´ye doğrudan müdahale etmesiyle vekalet savaşları sona erdi ve doğrudan savaş başladı. Böylece Suriye topraklarında uluslararası güçler arasında bilfiil savaş başlamış oldu. Bu savaşa Rusya, İran, Amerika ve belki de Çin iştirak ediyor. Suriye´de şu an birçok uluslararası güç ve uluslararası koalisyon gücü var. Suriye krizini barışçıl bir şekilde çözmeye kalkışmazsak ateş herkesi yakacaktır. Amerika, Rusya ve diğer bütün ülkeleri, Suriye´de siyasi ve barışçıl çözüm seçeneğini desteklemeye davet ediyoruz. Barış çabaları başarısız olursa bundan sadece Suriye değil, bütün bölge ülkeleri etkilenecektir.
SUNUCU: Türkiye açısından alternatif bir çözüm yolu var mı? Şu ana kadar Rus ordusu ve rejim güçleri ilerleme kaydederek birçok alanı ele geçirmeyi başardı. Yani Suriye´de denklem değişti.
KURTULMUŞ: Herhangi bir ülkeye dış müdahaleden bahsediyorsak, bunun başarılı olacağı düşünülemez. Nitekim Amerika Afganistan´da ve Irak´ı işgal etme konusunda başarısız oldu. Bu nedenle herhangi bir dış müdahale başarısız olmaya mahkum. Yani her zaman için son söz, halka aittir. Biz Suriye halkının taleplerini nihai talepler olarak değerlendiriyoruz. Yani her ne kadar Rusya ve İran etkin olarak müdahale etse de Suriye´de halkın istekleri gerçekleşecektir. Suriyeliler, diktatör rejimleri bitirmek, barışı sağlamak ve söz sahibi olmak istiyorlar. Suriye bir Arap baharı yaşadı. Bu bahar, baskılanmış olabilir, halkın sesi susturulmuş olabilir ancak bunlar Arap baharının Suriye´de başarısız olduğu anlamına gelmez. Biz Suriye halkının taleplerinin -uzun vadede olsa bile- gerçekleşmesini diliyoruz. B planına gelince, biz Suriye´deki durumun kapsamlı bir savaşa dönüşmesini istemiyoruz. ABD B planı olarak Suriye´yi bölmekten bahsetse de bu plandan vazgeçti. Bunun yerine bölge ülkelerini bölme planı ortaya atıldı. Asıl senaryo, 100 yıl önce ortaya atılan Sykes-Picot planını tamamlamaktır. Sykes-Picot´a göre yapılan bölünmeler yetmezmiş gibi bölünen ülkeleri tekrar bölmeye çalışıyorlar ve yeni sınırlar çizmek istiyorlar. Onlara soruyorum: Türkiye ile Suriye arasında doğal veya tarihî sınır var mıdır? Keza Suriye ile Ürdün arasında tarihî ve doğal sınırlar var mıdır? Bunların hepsi yapay sınırlardır. Bunlar masa üzerinde cetvelle çizilen sınırlardır. Yaklaşık 20 veya 25 yıl sonra Orta Doğu bölgesi mezhep ve ırk temellerine dayalı bir şekilde bölünmeler yaşadı. Kürtler, Türkler, Araplar ve Acemler arasında sorunlar ortaya çıkmaya başladı. Bu kapsamda bölge ülkeleri ve halkları arasındaki ilişkilerin yeniden onarılması çağrısında bulunuyoruz. Biz bölüneni bölme planından bahsetmiyoruz. Biz bölmeye karşıyız zira böyle bir şeyin halkların yararına olacağını düşünmüyoruz. Bu nedenle Suriye topraklarının bütünlüğünden, bütün Suriye halkının gerçek temsilinden ve ülkeyi yöneten demokratik bir rejimden yanayız.
SUNUCU: Değindiğiniz konular ışığında ABD´nin, ülkenizin dürüst bir müttefiki olduğunu düşünüyor musunuz?
KURTULMUŞ: Amerika´ya gelince, onun çıkarları, Türkiye ile ittifak meselesinin ötesindedir. Türkiye ile Amerika arasındaki ilişkiler eskiye dayanıyor. Türkiye, her zaman ve hâlen de Amerika ile ilişkilerini korumaya özen gösteriyor. Bu nedenle Türkiye, ABD için önemli ülkeler arasında yer alıyor.
SUNUCU: Türkiye´nin politikası, Amerika´nın çıkarları doğrultusunda mı seyretti? Bu politika Türkiye´nin değil de Amerika´nın çıkarlarına mı hizmet etti? Amerika´nın Suriye´de Türkiye´nin düşmanı olarak nitelendirilebilecek Kürt gruplara silah sağladığından bahsediliyor. Yani Amerika´nın çıkarları sizin çıkarlarınızın üstünde olabilir mi? Türkiye, Amerika´nın bölgedeki politikasını desteklemeye sürüklenmiş olabilir mi? Neticede bu artık sizin menfaatlerinize hizmet etmiyor olabilir mi?
KURTULMUŞ: Evet hiç şüphesiz. Biz bunu birçok kez Amerika´ya ifade ettik. Bu konudan rahatsız olduğumuzu dile getirdik. Müttefik ülkeler bazı konularda anlaşamayabilir. Amerika´nın Suriye politikası sabit değildir. Nitekim Amerika zaman zaman farklılık arz eden davranışlar sergiledi. Misal Amerika bazen Esad rejiminin düşmesi gerektiğini savunurken bazen de bunun aksini savundu. Yani Amerika bazen hızlı bir şekilde tutum değiştiriyor. Suriye halkı, Amerika´nın sergilediği değişken politikanın bedelini ağır ödedi. Bizim yapmamız gereken DAİŞ´e karşı savaşmaktır. Biz Türkiye´de, Kürtlerin Suriye´nin kuzeyinde bulunmalarından rahatsız değiliz. Bizim Iraklı Kürtlerle dostane ilişkilerimiz var. Keza Suriye´deki Kürtlerle de iyi ilişkilerimiz var. Biz tek bir aileyiz. Dolayısıyla Suriye´nin kuzeyinde Kürtlerin varlığından rahatsızlık duymayız. Bizi rahatsız eden Suriye´nin kuzeyinde şu an yaşanan etnik temizliktir. Suriye´nin kuzeyindeki Arap ve Türkmenler katlediliyor. Biz birçok kez uyarıda bulunduk. Amerika´ya, 'DAİŞ ile savaştığınız doğru ancak bu sizin birtakım terör örgütlerini silahlandırmanızı açıklamaz´ dedik. O silahlar terör örgütü PKK´nın er ya da geç eline geçecektir. Nitekim öyle de oldu. Şu an, bu silahların bir kısmı Demokratik Birlik Partisinin (PYD) elinde, bir kısmı da PKK´nın elinde.
SUNUCU: Türkiye´nin Beşar Esad´a yönelik tutumunda herhangi bir değişiklik var mı? Beşar Esad, geçici de olsa çözümün bir parçası olabilir mi?
KURTULMUŞ: Bu rejim, halkını öldürdü, kentleri yakıp yıktı. 450 binden fazla insanı öldürdü. Biz iktidarda kalmasını istesek bile Suriye halkı bunu kabul etmeyecektir. Gerçekleri değiştiremeyiz. Barış görüşmeleri çok ilerledi. Geçiş döneminde Esad´ın kalmasını kabul edebilirler. Ancak önemli olan geçiş sonrası dönemdir. Bu dönem, Suriye´nin bütün katillerden (Örneğin Esad rejimi, DAİŞ ve el Nusra Cephesi) arındırılacağı bir dönem olacaktır. Mutabık olduğumuz ortak nokta budur işte. Burada önemli olan Suriye halkının istek ve beklentileridir. Dolayısıyla biz, Suriyelilerin onaylamadığı bir barışı istemeyiz.
SUNUCU: Türkiye hükûmetinin resmî tutumu nedir? Yani Esad çözümün bir parçası mıdır? Esad´ın Suriye´de bir geleceği var mı?
KURTULMUŞ: Halkını hunharca öldüren bu rejimin Suriye´de bir geleceği olamaz ve Suriye´ye faydası dokunamaz. Suriye halkı bunun farkında. Türkiye´nin de tutumu bu yönde. Ancak Esad rejiminin geçici bir şekilde çözüm sürecinin bir parçası olması gerekiyor olabilir. Bu mümkün. Ancak Esad´ın Suriye´nin geleceğinde yeri yoktur.
SUNUCU: Suriye´de güvenli bölgeden çokça söz ettiniz. Son gelişmeler ışığında bu önerinin hayata geçirilebileceğini düşünüyor musunuz?
KURTULMUŞ: Şu an itibarıyla bunun için Suriye´de uygun bir zemin kalmadığını düşünüyoruz. Biz savaşın bitmesini ve bütün Suriye´nin güvenli bölgeye dönüşmesini temenni ediyoruz.
SUNUCU: Geç kaldığınızı mı düşünüyorsunuz?
KURTULMUŞ: Evet, uluslararası camia çok geç kaldı. Suriye´nin kuzeyinde güvenli bölge inşası konusunda herkes geç kaldı. Uluslararası camia, Türkiye´nin bu projesini ve Suriye´nin hava sahasında uçuş yasağı getirilmesi gerektiği önerisini kabul etmiş olsaydı binlerce insan ölmemiş ve kentler yıkılmamış olacaktı. Bunun yanı sıra Avrupa, bu denli mülteci akınına maruz kalmayacaktı. Yani üç milyon Suriyeli, Ürdün´e ve bir o kadar da Türkiye´ye göç etmeyecekti. Dünya, Türkiye´nin, güvenli bölgenin inşasına dönük önerisini kabul etmiş olsaydı, binlerce kişinin Avrupa´ya gitmek isterken denizlerde boğularak öldüğüne tanık olmayacaktık.
SUNUCU: Mülteciler konusuna gelince, Türkiye´nin Suriyeli mültecilere karşı tutumunda bir değişiklik var mı? Mültecilerin sınırda yığıldığını görüyoruz. Eskiden onlara kapılarınız açardınız ve girmelerine izin verirdiniz. Bu, sizinle AB arasındaki anlaşmaların bir sonucu mudur?
KURTULMUŞ: Bizim tutumumuzda bir değişiklik yok. Kapılarımızı, kalplerimizi ve evlerimizi onlara açtık. Bu, dinî, insani ve komşuluk vazifemizdir. Arap, Türkmen, Sünni, Şii veya Yezidi farkı gözetmeksizin bize iltica eden herkesi kabul ettik ve ağırladık. Dolayısıyla insanlık görevimizi sürdürüyoruz. Kamplardaki mültecilere yaklaşık beş milyar dolar harcadık. Birçok zengin ülke Türkiye´ye bu konuda yardımcı olmadı. Dünya ülkeleri çok az miktarda destekte bulundu. Bazı dost Arap ülkeleri kayda değer yardımda bulunmadı. Biz bunlara aldırmadan Suriyeli mültecilere yardımlarımızı sürdürdük. Geçen yaz denizde boğulan Suriyeli çocuk Aylan Kürdi´nin kıyıya vurmuş cesedinin fotoğrafları, bütün dünyada dolaştı. İşte o zaman dünya, Suriyeli mülteciler krizine odaklandı ve Batı, bu meseleyi idrak etmeye başladı. Ancak onlar hâlâ bu meselenin Batı´yı değil, Doğu´yu ilgilendiren bir konu olduğunu düşünüyorlar. Denizde boğulan Suriyeli mültecilerin cesedi kıyıya vurduğunda durumun ne kadar tehlikeli boyutta olduğunu fark ettiler. Dünya ülkelerine, mültecilere dönük izledikleri geleneksel politikadan vazgeçmeleri ve daha insancıl yöntemler benimsemeleri konusunda çağrıda bulunuyoruz. Onlar, ortak bir Avrupa politikası geliştirdikleri gibi mültecilerle ilgili bir politika geliştirmeleri gerekir. Avrupa kapılarını tamamen kapatsa bile Suriye´de savaş devam ettiği müddetçe mülteci akınına engel olamayacaklar. Zira insanlar, ülkelerindeki ölümden ve terörden kaçarak onurlu bir şekilde yaşayacakları bir yer bulmaya çalışıyorlar. Biz göçe neden olan hususların ortadan kaldırılması gerektiğini düşünüyoruz. Yani mülteci krizini çözmek için Suriye´deki diktatör rejimin düşürülmesi gerektiğini ve terör örgütlerinin yok edilmesi gerektiğini savunuyoruz. Türkiye, mültecilere yardım edecek kadar zengin bir ülke değil ancak bizim gönlümüz zengin. Biz insan kaçakçılığına karşıyız. Nitekim bir ay önce Bakanlar Kurulunda insan kaçakçılığını terör suçu sayan bir karar aldık. Bu bağlamda birçok kaçakçıyı yakaladık ve onlara karşı yaptırımlar uyguladık. Ancak sığınacak yer arayışı içinde olan insanlara da biz kucak açıyor ve onları kolluyoruz. Türkiye, mültecileri kabul etmeye hazır ancak insan kaçakçılığına karşıdır. Dünya, Türkiye´den çok şey bekliyor. Türkiye de mültecilere yardım edecek ve bunu sürdürecek güce sahiptir.
SUNUCU: Suriye´de yaşanan çatışmanın bir parçası da Lübnan Hizbullahı´dır. Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri, Hizbullah´ı terör örgütü olarak sınıflandırdı. Siz Türkiye´de Hizbullah´ı nasıl değerlendiriyorsunuz?
KURTULMUŞ: Lübnan´daki Hizbullah ne yazık ki Suriye´de ölüm eylemlerine iştirak etti. Bunun hiçbir şekilde açıklaması olamaz. Lübnan uzun yıllar boyunca iç savaş yaşadığı için şu an istikrar arayışı içerisinde. Suriye de şu an iç savaştan muzdarip ve istikrar arayışı içerisinde. Ancak maalesef Hizbullah´ın, iç savaşa katılmak üzere Lübnan´dan Suriye´ye intikal ettiğini görüyoruz. Bu asla kabul edilemez. Bu, Suriye´ye yönelik bir ihlaldir.
SUNUCU: Hizbullah´ı terör grubu olarak tasnif ediyor musunuz?
KURTULMUŞ: Türkiye´de şu anda daha önemli meseleler var. Hizbullah´tan, Suriye´deki savaşın bir parçası olmamasını istiyor. Hizbullah, Suriye´de faaliyet gösteren silahlı gruplardan bir tanesidir. Türkiye, Suriye´nin bütün silahlı gruplardan (buna Hizbullah dahil) arındırılmasını istiyor.
SUNUCU: Son olarak sizin Fenerbahçe takımını desteklediğiniz biliniyor. Fenerbahçe ile Beşiktaş arasındaki son futbol maçını izlediniz mi?
KURTULMUŞ: Maçın özetlerini izledim. Fenerbahçe çok iyi oynadı. Her iki takım şampiyonluk için yarıştı. Avrupa ve Türkiye kupası için de yarışıyorlar. Fenerbahçe çok iyi oyun sergilemiyor olabilir ancak çok iyi sonuçlar elde etti. Fenerbahçe´nin bu sezonu güzel bir şekilde kapatacağını düşünüyorum.
SUNUCU: Sayın Dr. Numan Kurtulmuş, bize zaman ayırıp bu güzel söyleşiyi gerçekleştirmemize olanak sağladığınız için size sonsuz teşekkürler.(Birleşik Arap Emirlikleri,El Arabiya-07.03.2016)