Menü Yeni Dünya Gündemi
Tarih: 19.10.2015 16:38
Erdoğan Olmadan Bu İş Başarılamaz

Erdoğan Olmadan Bu İş Başarılamaz

Facebook Twitter Linked-in

 

Michael Martens

Angela Merkel´in Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu ile mülteci krizinin olası çözümlerini görüşmesi doğru bir tutum. Zira Türkiye olmadan yahut Türkiye´ye karşı olarak AB, tarihinde karşı karşıya kaldığı en büyük krizi kontrol altına alması mümkün olmayacak. Bunun Türkiye ile başarılıp başarılamayacağı ise elbette kesin değil. Şu günlerde Türk politikacılar veya görevliler ile görüşen kişilerin, AB´nin Türkiye ile prensipte üzerinde anlaştığı ve Ankara ile İstanbul´da 'eylem planını' yorumlayan Türk yetkililerin büyük suskunlukları gözüne çarpmıştır.

Çünkü Türkiye açısından -ki Türk siyasilerin de bunu belli ettiği üzere- bir anlaşmanın varlığından söz etmek mümkün değil. Türkiye Dışişleri Bakanı Feridun Sinirlioğlu, planın daha başlangıç safhasında olduğunu ve mevcut haliyle yanlış ağırlık noktaları üzerinde durduğunu söyledi. Sinirlioğlu´na göre Türkiye´nin ödeme karşılığında mültecileri AB´den uzak tutacağı düşüncesi yanlış. Hükûmet lideri Davutoğlu ise 75 milyon vatandaşı için Şengen Bölgesi´ne vize muafiyeti sağlanmadan bir anlaşma olmayacağını belli etti.

Kulis önündeki Türk politikacılardan daha açık kulis ardındaki Türk görevliler ve diplomatlar konuşuyor. Buna göre AB Komisyonunun Türkiye ile mülteci akınını sonlandırma üzerinde anlaştığı, Türkiye´de iki milyon sığınmacıya dönük altı yeni kampın inşa edilmesinin öngörüldüğü yönünde çıkan haberlerin daha Ekim ayının başlarında Ankara´da şaşkınlıkla karşılandığı ifade ediliyor. Avrupa´nın bir başkentindeki bir Türk büyükelçisi, 'Daha şimdiden dünyanın geri kalanından daha fazla sığınmacıyı kabul etmiş Türklerin her biri 300´er bin sığınmacıya dönük altı devasa kamp daha inşa edeceğine Avrupa´da gerçekten inanılıyor mu?' sözleriyle Avrupalıların ya hesap kitap işlerinden anlamadıklarını ya da düşünemediklerini ileri sürdü.

Türkiye´de başka itirazlar da işitiliyor. Nahoş olmayan ya da sadece nahoş olmayan tedbirlerle mültecilerin Türkiye´den ayrılmasını engellemenin mümkün olmayacağı belirtiliyor. AB açık seçik Ankara´yı zorunlu tedbirler almak konusunda cesaretlendirse de Türkiye neden Avrupa´nın ona biçtiği kötü adam rolünü üstlensin ki? Başka yerlerde de görüntüleri ortaya çıkabileceği üzere neden televizyonda çirkin görüntüler verilsin ki? Kendini Müslüman dünyanın ahlaki lideri gören Cumhurbaşkanı Erdoğan, milyonlarca Müslüman´ın Avrupa´ya gitmesini zor kullanarak neden önlesin ki? Eğer Avrupa bir kötü adam arayacaksa onu başka yerde arasın.

Türklerin kuşkusu konusunda pek az bilinen ama hafife almamak gereken bir neden var. Ankara ile AB, yıllardır Türkiye vatandaşlarına dönük vize muafiyeti üzerine pazarlıklar yaptı. Batı Balkanlar´da Aralık 2009´dan itibaren -Kosova hariç- tek tek her ülke için Şengen Bölgesine seyahatlerde vizeler ortadan kaldırılırken Türkiye için bu geçerlilik devam ediyor. Bilhassa son yıllardaki bu çekişmenin sonucu olarak Ankara´da AB Komisyonu ve de genel olarak AB´ye karşı derin bir kuşku söz konusu.

Türkiye´nin tutumu şu anda Ankara ile ortak hareket etmeyi müzakere etmenin ümitsiz olacağı anlamına gelmiyor hele mülteci krizinin kontrolden çıkarak devam etmesinin Türklerin de çıkarına olmayacağı için. Ancak durum çözüm bulmanın kolay olmayacağını gösteriyor. Birkaç milyar avro için Cumhurbaşkanı Erdoğan´ın devleti, hedefleri Kuzeybatı Avrupa olan mülteciler için bir muazzam toplama havuzuna razı gelmeyecektir. Türkiye kendi yurttaşları için vizesiz seyahat istiyor ve bunun ötesinde muhtemelen de AB´den zira Rusya´nın Suriye´yi bombalamaya ve Halep etrafında yeni çatışmaların baş göstermeye başlamasından sonra yeni bir sığınmacı dalgasıyla karşı karşıya kalacağından Türkiye´den birkaç yüz bin mülteci daha almasını isteyecektir.

Ancak talepleri yerine getirildiğinde -zaten kolay bir müzakere partneri olmayan- Türkiye, Avrupa´dan Suriyeli olmayan göçmenleri geri almaya hazır olacaktır. (Almanya, Frankfurter Allgemeine Sonntagszeitung - 18 Ekim 2015)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —