Marco Maier
Son Yıllarda Dış Politika Alanında Yaşanan Güç Kaybının Ardından Şimdilerde Türkiye’nin Prestijinin Yeniden Arttığı Dikkatleri Çekiyor. Özellikle de Jeopolitik Konular, Erdoğan ve AKP’sinin Başına Buyruk Politikalarına Rağmen, Boğaz’daki Ülkenin Yeniden Dünya Güçlerinin Odağında Yer Almasına Neden Oluyor.
Yakın geçmişte Türkiye’nin izlediği politikaya yönelik eleştiriler hiç eksik olmadı. Ancak uluslararası koalisyonun İslam Devletine (İD) yönelik mücadele etmesi, Türkiye’nin desteği olmadan mümkün değil. ABD ve NATO’nun gayretleri özellikle de bu olguya dayanıyor. Bunun yanı sıra Batı da yeniden, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin`in Türkiye’ye gerçekleştirdiği son ziyaretinde iki ülke arasındaki ekonomik ilişkilerin güçlendirilmesi noktasında bir adım atması sonrasında, Türkiye’ye karşı daha yoğun bir ilgi oluşmaya başladı. Buna bir de AB ve ABD’nin Güney Akım Projesi`ni sürekli olarak sabote etmesi sonrasında Türkiye ile yapılan yeni doğal gaz pazarlığı ekleniyor. Bu özellikle de Washington ve Brüksel’in keyfini kaçırdı.
Özellikle de Washington adına, Rusya ve Türkiye arasındaki ticaretin üç katına çıkarılacağı açıklaması tabiri caizse ekonomik bir savaş ilanı niteliğinde. Ne de olsa her iki ülke bu hususta mümkün mertebe Amerikan dolarının kullanımından kaçınmak istiyor. Dünya ticareti para birimi olarak dolara muhtaç olan Washington bu tarz işlerin artması dolayısıyla her geçen gün biraz daha fazla baskı altına giriyor.
Şimdi de AB, Türkiye’nin şimdiye dek görmediği kadar üst düzey bir heyet ile Ankara’da. Bunun arkasındaki amaç gayet açık; Brüksel, Rusya’ya yönelik yaptırımların baltalanmasından endişe ediyor. Bu ekonomik savaşta mümkün mertebe çok sayıda müttefik kazanmak mevzubahis.(Avusturya, Contra Magazin - 09 Aralık 2014)