Menü Yeni Dünya Gündemi
Tarih: 27.02.2015 12:42
Türk Büyükelçinin Mülakatı

Türk Büyükelçinin Mülakatı

Facebook Twitter Linked-in

Oberösterreichische Nachrichten

OÖN Gazetesine Verdiği Mülakatta Göçmenler İçin Fırsat ve Hak Eşitliği Talep Eden Hasan Göğüş, 'Onlara Toplumun Bir Parçası Oldukları Hissi Verilmelidir.' dedi.

2013 yılından bu yana Avusturya’daki Türk Büyükelçisi olarak görevini yürüten Hasan Göğüş, Avusturya’daki göçmenler için daha fazla fırsat ve hak eşitliği talep ediyor. 61 yaşındaki siyaset bilimcisi, OÖN’a (Yukarı Avusturya Haberleri) verdiği mülakatta, “Bu nedenle Türkçenin “Matura” (lise bitirme sınavı) dersi olması bizim için önemlidir.” diyor.

OÖN: Türkiye Süleyman Şah’ın naaşını geçen hafta sonu Suriye’de düzenlediği bir operasyonla geçici olarak ülkeye geri getirdi. Neden?

GÖĞÜŞ: Türkiye ile Fransa arasındaki 1921 yılına ait Ankara Antlaşması, Süleyman Şah Türbesi’nin bulunduğu yerin Türk toprakları olduğunu öngörüyor; Türbe 38 asker tarafından korunuyor. Suriye’deki güncel olaylardan dolayı ülkem, naaşın geçici olarak Türkiye’ye geri getirilmesinin daha güvenli olacağı kanaatine vardı.

OÖN: Suriye içerisinde başka bir bölgede aynı büyüklükte yeni bir yer seçildi. Naaş neden Türkiye’de kalmıyor?

GÖĞÜŞ: Aksi takdirde haklarımızı kaybederiz. Hareket tarzımız uluslararası hukuka yüzde 100 uygundur.

OÖN: Türkiye, DAİŞ teröristlerine karşı mücadeledeki rolünden dolayı her seferinde şiddetli bir şekilde eleştiriliyor. Ülkeniz teröre karşı mücadelede yeterince angaje oluyor mu?

GÖĞÜŞ: Eleştiriler haksızdır. Türkiye’nin dünya genelinde DAİŞ’i terör örgütü olarak tanımlayan ilk ülkeler arasında olduğunu hatırlatmak isterim. Ayrıca ülkem DAİŞ’e karşı uluslararası ittifakın üyesidir.

OÖN: Bir eleştiri hususu da Avrupa’daki cihat teröristlerinin Türkiye üzerinden kolayca Suriye’ye girebildikleri yönündedir. Kontroller yetersiz mi?

GÖĞÜŞ: Türkiye’nin Suriye ile 910 kilometre uzunluğunda ortak bir sınıra sahip olduğunu hatırlatmak isterim. Bu sınırın eksiksiz kontrol edilmesi mümkün değildir. Ayrıca, geçen yıl Türkiye’ye 37 milyon turist gelmiştir. Ülkeye gelen herkesin yanına bir polis vermemizi kimse bizden beklemesin. Herkesi adım adım takip etmemiz mümkün değildir. Bizim ihtiyacımız olan şüpheliler hakkında bilgidir ve bu bilgiler Avrupalı ortaklarımızdan gelmelidir.

OÖN: İstihbarat servisleri arasında artık yeterince iş birliği var mı?

GÖĞÜŞ: İyiye gidiyor. Güncel olarak elimizde 10 bin şüphelinin listesi var. Bir ay öncesine kadar listede 7 bin isim vardı. Ayrıca 1.000 kişiye giriş izni vermedik. Şunu da açıkça belirtmek gerekir: DAİŞ ile mücadele Avusturya’da ve bütün diğer Avrupa ülkelerinde başlar. DAİŞ’e katılan cihat teröristleri kendilerini dışlanmış ve tecrit edilmiş hissediyorlar. Bu kişilerin gerçek bir perspektifi olsaydı Suriye’ye gitmek için bir nedenleri olmazdı. Onlara toplumun bir parçası oldukları hissini vermek gerekir.

OÖN: Avusturya’daki uyum politikasından memnun musunuz?

GÖĞÜŞ: 300 bin Türk ve Türk kökenli Avusturyalılar genel olarak iyi uyum sağlamış durumda. Bu kişilerin hepsi sadık birer vatandaştır ve aynı zamanda kendi kültürlerini de yaşatıyorlar. Avusturya’daki bütün Türklerin Almanca öğrenmesi önemlidir. Ancak ikinci bir dil öğrenilmeden ana dil öğrenilmelidir. Bu nedenle bizim için örneğin Türkçenin “Matura” dersi olması çok önemlidir.

OÖN: Başka sorunlar var mı?

GÖĞÜŞ: Evet. Türkler arasında işsizlik oranı Avusturyalılar arasındakinden daha yüksek. Bu nedenle iş piyasasında fırsat ve hak eşitliği talep ediyoruz.

OÖN: İslam dininin Avusturya’nın bir parçası olduğuna inanıyor musunuz?

GÖĞÜŞ: Avusturya’da yaklaşık 600 bin Müslüman yaşıyor; bu bir gerçek. Ancak İslam dininin Avusturya’nın bir parçası olup olmadığını yorumlamak benim görevim değildir.

OÖN: Ancak bu rakamlara bakıldığında İslam’ın Avusturya’nın bir parçası olduğu bir gerçektir. Öyle değil mi?

GÖĞÜŞ: Bunu yorumlamak bana düşmez. (Avusturya, Oberösterreichische Nachrichten-İnternet, 26 Şubat 2015)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —