Menü Yeni Dünya Gündemi
Tarih: 02.09.2016 19:34
Türkiye-Çin Stratejik İş Birliği

Türkiye-Çin Stratejik İş Birliği

Facebook Twitter Linked-in

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Kadim medeniyetlere sahip Türkiye ve Çin, Asya kıtasının iki ucunda bulunuyor. Uzun, parlak bir tarihe ve güçlü millî geleneklere sahip olan iki ülke, günden güne ekonomisini ve kendi halkının geleneksel anlayışını geliştiriyor.

Tarihî İpek Yolu, iki ülkeyi birbirine bağlıyor. Bugün, iki ülke arasındaki politik, ekonomik, ticari ve kültürel alanlardaki bütün bağlantılarla biz, 21. yüzyılın imkânlarını avantaja çevirmeye çalışıyoruz, zorluklarla birlikte baş ediyoruz.

Bugün ikili ilişkileri sadece politik ilişkilerle sınırlamıyoruz ayrıca iki ülkenin üst düzey yetkilileri arasında şekillenen yakın dostluk ilişkileri, toplumun her kesimine yayılıyor. Biz, iki ülke halkları arasındaki iletişim ve etkileşimi artırmak istiyoruz, kazan-kazan prensibi temelinde iki ülkenin ticari ilişkilerini güçlendirmek, iki ülkenin uluslararası arenadaki iş birliğini pekiştirmek istiyoruz. Eğer bu hedefler gerçekleşirse Türkiye-Çin ilişkileri yalnızca ülkelerimize kâr getirmekle kalmayacak aynı zamanda bölgesel ve küresel sorunların halledilmesi için aktif ve somut planlar sunulmasına imkân tanıyacak.

Geçen yıl biz G-20 Liderler Zirvesi´nin başkanlığını Çin´e devrettik. Bu yıl düzenlenecek G-20 Liderler Zirvesi´ne ise bizzat katılacağım. Sayın Devlet Başkanı Şi Cinping´in liderliğinde Çin´de çok başarılı bir zirve düzenleneceğine inanıyorum.

G-20 Liderler Hangcou Zirvesi, kritik bir dönemde düzenleniyor. Şimdilerde yalnızca ekonomik sorunlarla değil aynı zamanda politik ve toplumsal alanlarda da küresel zorluklarla karşı karşıyayız. Bu nedenle G-20´nin misyonunun sadece küresel ekonomik iş birliği ve ekonomik krizlerin önüne geçilmesiyle sınırlanması gerçekçi değildir.

G-20 üyesi ülkeler, küresel ekonominin yaklaşık yüzde 90´ını teşkil ediyor. Bu nedenle G-20 içinde jeostratejik risklere karşı sorumluluk almak ve ortak duruşla sorunlara çözümler bulmak gerekiyor. G-20, küresel ekonomik kalkınma ve istikrar konularında belirleyici rol oynamalı. Bu sebeple Antalya Zirvesi´nde G-20 liderleri ilk defa detaylı bir şekilde terörle mücadele ve mülteci krizi meselelerini tartışmıştı. G-20 üyesi ülkelerin bu iki önemli konudaki ortak duruşu, Antalya Zirvesi´nin sonuç belgesinde güçlü bir şekilde ifade edilmişti. Önemli olan terörizmin hâlâ dünya genelinde bir tehdit teşkil ediyor olmasıdır. Bu yüzden G-20 Liderler Hangcou Zirvesi´nde bu konu da ele alınmalı.

Türkiye, 15 Temmuz´da ciddi bir tehditle karşı karşıya kaldı. Fethullah Gülen terör örgütü, onlarca yıldan bu yana plan yapmış ve kendini kamufle etmiş, ülkemizin bütün kurumlarına sızmıştı. Entrika ve komploları ortaya çıkınca Pennsylvania´da yaşayan terörist başı Gülen´in emriyle askerî darbeye kalkıştılar. Ancak ülkemizin gücü, halkımızın birlik içinde hareket etmesi ve ülke genelindeki korkusuz kahramanlar sayesinde bu acımasız darbe girişimi engellendi. Aslında biz, terörizmin daha önce hiç görmediğimiz yeni bir yüzüne şahit olduk.

Fethullah Gülen terör örgütü, yeni nesil bir terör örgütüdür. Yasal gibi görünerek kurumları istismar etmek yoluyla yasa dışı biçimde hareket ediyor; ülkenin imkânlarını, toplumun iyi niyet ve güvenini kullanarak yasa dışı hedeflerine ulaşmaya çalışıyor. Bu örgüt sadece Türkiye´nin güvenliğini tehdit etmiyor, bütün ülkeler için tehdit oluşturuyor. Uluslararası toplumun bir an evvel bu ciddi tehdidin farkına vararak harekete geçmesi ehemmiyet arz ediyor.

Darbe girişimi rüzgârının ardından dostumuz, stratejik ortağımız Çin Halk Cumhuriyeti´nin bizimle birlikte hareket etmesi çok anlamlıydı. Çinli dostlarımızın dostane tutumu, "zor günde yanında olmaya benziyor". Biz Türk halkı bunu asla unutmayacağız.

Türkiye´deki son gelişmeler ekonomi, ticaret ve yatırım ortamını ise etkilemedi.

Çin bizim dünyada ikinci, Asya´da ise en büyük ticari ortağımızdır. 2010 yılında ikili ilişkilerimizi stratejik iş birliği seviyesine çıkardık, ikili ilişkilerin daha da gelişmesinin teşvik edilmesi ise ortak arzumuzdur.

Türkiye ile Çin´in ticaret hacmi yıldan yıla artıyor; 1990 yılında 238 milyon dolarken 2015 yılında 27 milyar 300 milyon dolara yükseldi fakat bu rakamlar iki ülkenin ekonomisinin sahip olduğu potansiyeli yansıtmıyor. Açık söylemek gerekirse belirlediğimiz hedefe ulaşmak için daha fazla çalışmamız gerekiyor.

Küresel ekonominin 2009 yılındaki ekonomik krizin ardından durgunlaşmasına rağmen Türkiye´nin ekonomisi iyi bir performans sergiledi. 2016´yılının ilk çeyreğindeki rakamlar gösteriyor ki yüzde 4,8´lik ekonomik büyümesiyle Türkiye, dünyanın en hızlı büyüyen ekonomilerinden biri. Diğer taraftan Türkiye, sağlam bir bankacılık sistemine ve katı bir mali disipline sahip olmasının yanı sıra bir dizi teşvik önlemiyle çok avantajlı yatırım fırsatları sunuyor.

Bununla birlikte son yıllarda daima Çin lehine olan ticari dengesizliği ortadan kaldırmak üzere birlikte çalışmaya ihtiyacımız olduğuna inanıyorum.

Türkiye ile Çin, enerji, demir yolu ve iletişim projelerinde başarılı şekilde iş birliği yaptı; ulaşım, madencilik ve bankacılık gibi alanlarda da önemli yatırımlar ve iş birliği yapmayı ümit ediyoruz.

Bu sebeple son zamanlarda büyük projelerde iş birliği fırsatının yakalanmış olmasını görmekten memnunuz. Mesela Edirne-Kars yüksek hızlı tren projesi, modern zamanın İpek Yolu olan Bakü-Tiflis-Kars demir yolunun önemli bir bölümü ayrıca nükleer enerji, yenilenebilir enerji kaynakları ve bankacılık alanlarındaki büyük projeler bunlar arasında sayılabilir.

Sayın dostum Şi Cinping´in sunduğu "Bir Kuşak Bir Yol" önerisi ve Türkiye´nin "Orta Koridor" projesi vasıtasıyla Çin´in, daha hızlı, ekonomik ve kolay şekilde Orta Asya üzerinden Avrupa ile bağlantı kurabileceğine inanıyorum. Bu projeleri samimiyetle destekliyorum. Bu projeler bölgedeki ülkelerin kalkınmasını ve istikrarını olumlu etkileyecektir.

Bu seferki Çin ziyaretimde saygıdeğer dostum Çin Devlet Başkanı Şi Cinping ile görüşmemizin, iki ülkenin stratejik ilişkilerinin gelişmesinin daha fazla teşvik edilmesi bakımından önem arz ettiğini düşünüyorum.

Güzel bir atasözü var: Geleceğin bütün çiçekleri bugünün tohumları içindedir. Bugün iki ülke ve halkları için Türkiye-Çin iş birliği kapsamında şimdiye kadar ekilen tohumların meyvelerini toplama zamanı geldi. Ümit ederim ki bugün ekilen tohumların meyvelerini de gelecek nesiller toplayacak.

Derinleşen Türkiye-Çin stratejik iş birliğinin, bölgenin ve dünyanın istikrarı, kalkınması ve refahına büyük katkı sağlayacağına inanıyorum.

Dost Çin halkına en içten selamlarımı sunuyorum.(Çin,Huanqiu Shibao-02.09.2016)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —