Mehmet Hasan Göğüş
Türkiye, beş yıldır göğüslediği mülteci akınını, kucak açtığı 2,5 milyon misafirinin mağduriyetine mahal vermeden yönetebilmek için elindeki tüm imkânları seferber etmekte, BM Mülteciler Yüksek Komiseri (UNHCR) Filippo Grandi´nin de belirttiği üzere bu konuda dünyaya örnek olmaktadır.
Bu çerçevede, bir yandan hayatlarını kurtarmak için kaçan insanlara açık kapı politikasını ayrım gözetmeksizin uygulamaya devam ederken öte yandan Avrupa´ya yönelik göçmen akınını önlemeye matuf adımlar kapsamında üçüncü ülkelerden gelen Suriyelilere karşı vize uygulamaya başlamıştır. Bunun sonucu olarak ocak ayının ilk haftasında üçüncü ülkelerden Türkiye´ye 41.781 Suriyeli giriş yapmışken, uygulamanın yürürlüğe girmesiyle 08-18 Ocak 2016 tarihlerinde bu sayı dramatik şekilde azalarak 1.155 olmuştur.
Türkiye, yüzde 10,5 düzeyindeki kendi işsizlik oranına rağmen Suriyeli göçmenlerin istihdam piyasasına yasal olarak girebilmelerini temin etmek için gerekli mevzuat değişikliğini 15 Ocak 2016 tarihinde yürürlüğe koymuştur. Bu, birçok AB ülkesinin niyet beyanının ötesinde somut adım atmaya cesaret edemediği, çok büyük ve önemli bir fedakârlıktır.
Türkiye, Ege Denizi´nde de mülteci akınını durdurmak için imkânlarını sonuna kadar zorlamaktadır. Ülkemizin Ege Denizi´ndeki kıyı uzunluğu 3.000 kilometreyi bulmaktadır. Bu uzunluktaki bir deniz sınırının her karesinin her daim denetlenmesi mümkün değildir. Bu şartlarda dahi Türk Sahil Güvenlik Güçleri toplamda 129.225, sadece 2015 yılında ise 85.842 mültecinin geçişini önlemiş, insan kaçakçılığıyla bağlantısı olduğu tespit edilen 1.709 kişiyi tutuklamıştır. AB, FRONTEX kapsamında 21,4 milyon avro bütçeyle Ege Denizi´nde bir uçak, bir helikopter, 16 sahil güvenlik botu ve bir sahil güvenlik gemisiyle devriye gezerken Türkiye´nin, aynı sahada mülteci akınını önlemek için 60 milyon avro bütçeyle 2 uçağı, 9 helikopteri, 59 sahil güvenlik botu, 2 sahil güvenlik gemisi, 3 mobil radarı ve 1.300 personeli görev yapmaktadır.
Öte yandan, Türkiye, insani mülahazalarla yaptığı bu çabalarla AB´nin taahhüdü arasında bağ kurmazken AB´nin verdiği sözlerin henüz yerine getirilmediğini hatırlatmak isterim. "Musluğun tek bir el tarafından kapatılmasıyla suyun aynı anda her yerde kesileceği" gibi bir beklenti yaratılması gerçekçi değildir.
Yasa dışı göçle mücadele hepimizin ortak sorumluluğudur.Hasan Göğüş Türkiye´nin Viyana Büyükelçisi(Avusturya,Die Presse-26 Ocak 2016)