Menü Yeni Dünya Gündemi
Tarih: 20.11.2013 12:23
Türkiye`de Paradigma Değişikliği

Türkiye`de Paradigma Değişikliği

Facebook Twitter Linked-in

Thomas Seibert

Erdoğan’ın AKP’sinin ilk seçim zaferinden 11 yıl sonra Türk Meclisi, Genel Kurulda başörtüsü yasağına son vererek tarihî bir adım attı. Ordu, yargı ve bürokrasi içindeki laik ve seçkin eski tabakanın hor gördüğü İslami muhafazakâr Türkler, en önemli simgelerini Cumhuriyet’in en kutsal mekânına taşıdı. Beklenmedik ölçülerde az gürültü koparılarak Türkiye’de geleneksel devlet anlayışının son kalelerinden birisi daha böylece yıkılmış oldu. Şimdi sıra yeni bir Türkiye’nin inşa edilmesinde lakin bunun öncekinden daha demokratik olup olmayacağı da kanıtlanmak zorunda.

Eski düzenin demokratik olmadığına hiç şüphe yok. Nüfusunun yüzde 99’u Müslüman olan bir ülkede başörtüsü takan genç kadınların yüksek öğrenim görmek için Hristiyan Avrupa veya ABD’ye gitmek zorunda kalması saçmalıktı. Kendilerini çağdaş ve demokrat olarak gören yönetici konumundaki laiklik yanlıları, milyonlarca kadını yüksek öğrenim ve meslek hayatından dışlamakta ve sonra da bu insanları eğitimsiz olarak damgalamakta bir beis görmüyorlardı. Erdoğan’ın “Benim insanım da Türkiye’nin eşit vatandaşıdır.” sözünün en çok sevilen sözlerden birisi olması boşuna değil. Başbakan, eski düzenin kaybedenlerini temsil ediyor.

Son 11 yılda, bu eski düzen adım adım parçalandı. Ordu, gücü elinden alınarak darbecilik davalarıyla itibarsızlaştırıldı. Yargı ve bürokrasi, yerine geçirilen yeni personelle ideolojik olarak yeniden yapılandırıldı. Ekonominin eski seçkinleri, karşılarında “İslami Kalvenistler” olarak sükse yapan ve zenginleşen dindar İslami rakipler buldu. Birden zengin mağaza ve alışveriş merkezlerinde başı örtülü kadınlar gezinmeye başladı, Eskiden olsa ancak tuvaletleri temizlerlerdi.

Laiklerin tehdit edildikleri hissine kapılmaları şaşırtmıyor. Ordu, darbeyle tehdit etti ve Anayasa Mahkemesi Erdoğan’ın yol arkadaşı Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesini engelleyebilmek için yasaları kendine göre yorumladı. Bütün bunların hiçbir faydası olmadı zira Erdoğan, seçmen çoğunluğunun desteğini arkasına aldı. Bu ihtilalin kan dökülmeden gerçekleşmesi, Türkiye’nin bütün siyasi kutuplarının büyük bir başarısıdır.

Şimdiyse Erdoğan, “kendi” yeni Türkiye’sini kuruyor ve geçmiş, bu bağlamda önemli -fakat her zaman iyi olmayan- bir yer tutuyor. Erdoğan, haziran ayındaki Gezi protestolarının arkasında, iktidarı tekrar ele geçirmek isteyen laikçi eski rakiplerinin olduğunu düşündü. Başbakan buna karşılık daha güçlü bir şekilde İslami muhafazakâr seçmenine yöneldi. Gerçi Erdoğan, Mecliste başörtüsü yasağının son bulmasından sonra ister başı kapalı ister açık olsun bütün kadınların eşit olduğuna vurgu yaptı ama aynı zamanda başörtüsünün İslam’ın bir gereği olduğunu da söylemeyi ihmal etmedi.

11 yıllık AKP iktidarı sonrasında Devlet ile iktidar partisi arasındaki sınırlar giderek daha da belirsizleşiyor. Erdoğan’ın yeni Türkiye`si daha çok demokrasi ve çoğulculuk fırsatına sahip. Bu fırsatın kullanılıp kullanılmayacağı ise henüz belli değil. (Almanya`da yayınlanan Der Tagesspiegel gazetesi, 4 Kasım 2013)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —