Menü Yeni Dünya Gündemi
Tarih: 26.12.2014 13:50
Türkiye-Mısır İlişkileri

Türkiye-Mısır İlişkileri

Facebook Twitter Linked-in

El Hurra

SUNUCU: İstanbul’dan bize Said el Haj katılıyor. Sayın el Haj, Mısır- Katar ilişkilerinin düzeleceğine dair emareler var. Sizce, bu düzelme eğilimi, Türkiye- Katar ilişkilerine yansır mı? Zira Cumhurbaşkanı Erdoğan, Katar Emiri’nin Türkiye ziyareti sırasında alışılmamış bir şekilde Mısır yönetimine yönelik bir eleştiri yapmadı. Ayrıca, sizce Mısır- Türkiye ilişkilerinin canlanması yönünde Katar’ın üstlenmiş olduğu bir görev var mı?

SAİD EL HAJ (Türkiye Uzmanı, İstanbul): Türkiye’nin diğer ülkelerle ilişkilerinin düzelmesi yönünde bir eğilimi olabilir. Zira daha dün Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, birbirimize muhtaç olduğumuz için Körfez ülkeleriyle ilişkilerimizi iyi tutmak zorundayız dedi. Arınç, Mısır’da olanın bir darbe olduğunu ama iki ülke hükûmetlerinin şu ya da bu şekilde iletişim halinde olmaları gerektiğini söyledi. Bu, yakınlaşma olabilir ama çok yakın zamanda bunun gerçekleşmesini beklemiyorum. Yani Mısır’ın Katar ile ilişkileri uzun vadede nasıl normalleşiyorsa, Türkiye- Mısır ilişkilerinin normalleşmesi için zamana ihtiyaç var. İlk etapta, bu ilişkinin normalleşmesi yönünde, Türkiye Mısır’a yönelik darbe suçlamaları söylemlerinden uzaklaşabilir. Türkiye, bu söylemlerinden dolayı geçen aylar boyunca izole oldu ve yalnız kaldı. Ancak ABD ve Avrupa’nın birçok ülkesi, Türkiye’nin Mısır yönetimine karşı takındığı tavrın aksi istikametinde, Sisi yönetimiyle gelen fiili durum kabul etti ve Sisi ile ilişkilerini devam ettirdi. Türkiye bu süreç içinde ekonomik olarak da zarara uğradı zira Suriye sınır kapılarının kapanması ve Mısır’ın Ro-Ro anlaşmasını iptal etmesi Türkiye’nin aleyhinde oldu. Keza bu süreç içinde Türkiye, Mısır’a karşı tutumundan dolayı, BM Güvenlik Konseyinde geçici üye sandalyesini de kazanamadı. Sanırım Türkiye, bu siyasetini gözden geçirmek istiyor ve Mısır’daki aşılamayan fiili durumu kabul etme yoluna girebilir. Bu yönde varılmış bir karar olabilir ama belki bu yönde biraz hazırlık adımları atmak gerekecek veya Katar arabuluculuk görevini üstlenmiş olabilir zira Bülent Arınç, ilişkilerin düzelmesi yönünde Mısır’ın ilk adımı atması gerektiğine işaret ediyordu. Türkiye’de sadece Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Mısır yönetimini eleştiriyordu ancak gerçekte karşı kampanya Mısır medyasından geliyordu. Burada insaflı olmalıyız.

SUNUCU: Ahmet, Türkiye- Mısır ilişkilerinin düzelmesi için ilk adımın Mısır’ın atması gerektiğini düşünüyor musun? Yoksa Mısır’ın Katar ile ilişkilerini düzeltmesi gibi Türkiye ile ilişkilerini düzeltmesi için üçüncü bir tarafa ihtiyaç var mı? Türkiye- Mısır ilişkilerinde Katar katalizör bir rol oynar mı?

AHMET BAN (Nil Stratejik Araştırmalar Merkezi’nde Araştırmacı): Katar’ın bu rolü oynayacağını sanmıyorum ancak Türk hükûmeti gelir- gider tablosuna bakarak Mısır ile ilişkilerini gözden geçirecek. Zira Türkiye- Arap ülkeleri ilişkileri Mısır ile iyi ilişkilerden geçiyor. Türkiye- Mısır ilişkilerinin kapısı Müslüman Kardeşler anahtarıyla açılır. Bir süre önce İstanbul’da Müslüman Kardeşlerin oluşturduğu “paralel” bir parlamento kuruldu. Ama söz konusu parlamento üyelerine bu parlamentonun periyodik olarak toplanıp toplanmayacağı sorulduğunda, bu soruya verilen cevap, bu parlamentonun değişik yerlerde toplanabileceğine işaret ediyordu. Demek ki Müslüman Kardeşler, Türkiye’den alacakları desteğin devamından emin değiller.

SUNUCU: Sayın Oşki, Türkiye- Mısır ilişkilerinin düzelmesinde Katar’ın rolü olur mu? Yoksa Mısır- Katar ilişkilerinin düzelmesinde rol oynayan Suudi Arabistan, burada da rol oynar mı?

ANWAR OŞKİ (Orta Doğu Araştırmalar Merkezi Başkanı, Cidde): Türkiye, Mısır ile ilişkilerinin düzelmesi için çaba harcıyor. İki ay önce Türkiye’deydim ve orada üst düzey müsteşarlarla bir araya geldim. Onlara Türkiye’nin Müslüman Kardeşlerle ilişkileri ideolojik mi yoksa siyasî mi? diye sordum; Siyasî diye cevap verince, o zaman Mısır ile barışabilirsiniz diye söyledim. Evet? diye cevap verdiler ve arzu edilirse merkezimiz, sizin merkezinizle bu konuda işbirliği yapabilir dediler ve bunda da anlaşma sağladık.

SUNUCU: Şu anda Türkiye – Mısır ilişkilerinde arabuluculuk görevini yürütüyor musunuz peki?

OŞKİ: Aradaki kasvetli atmosferi dolaylı olarak yumuşatmaya çalışıyoruz. Katar’ın doğal gazının, Suudi Arabistan’dan geçerek Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşması gerekiyor. Bundan dolayı Filistin sorununun yanı sıra bölgedeki birçok sorunun hallolması şart. İsrail son dönemde Eilat bölgesinden Türkiye’ye uzanan Tabline enerji hattını inşa ediyor. Demek istediğim şu ki bölgedeki olaylar aslında global olaylardır. Nitekim Türkiye, Mısır ile barışa doğru adım atmalı, keza Katar kendi ekonomik çıkarları için bunu destekliyor. Keza İsrail de enerji çıkarları için Filistin meselesine bir çözüm bulmalı. Dolaysıyla Orta Doğu’daki durum yeni bir şekil alacak.

SUNUCU: Sayın Mahmut Hamad, bölgedeki barışma rüzgârlarını ele aldığımızda, Arap baharlarının sekteye uğradığını söyleyebilir miyiz? Zira Mısır, Türkiye, Suudi Arabistan ve diğer Körfez ülkeleri kendi bakış açıları doğrultusunda bölgedeki liderliklerini tekrar almaya başladı şeklinde gözükmüyor mu?

MAHMUT HAMAD (Drake Üniversitesi Uluslararası İlişkiler ve Siyaset Bilimi Öğretim Görevlisi): Son yirmi yılda 1990 yılından bu yana, Devlet Başkanı Mübarek döneminden beri Mısır`ın rolünün gerilemesiyle, başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkelerinin bölgedeki etkili rolü artmaya başladı. Bundan hareketle, Suudi Arabistan’ın bölgedeki rolünün devam ettiğini ve Arap devrimlerini söndürmek için kısa vadede Suudi Arabistan stratejisinin başarıya ulaştığını söyleyebiliriz. Ancak orta ve uzun vadede bu stratejinin başarılı olacağını kestiremeyiz. Öte yandan Türkiye’nin tarihsel boyutu, nüfusu ve ülkeyi ziyaret eden herkesin görebileceği son on yıldaki şaşırtan ekonomik gücüyle bölgede etkili bir rol oynayabileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

SUNUCU: Sayın el Haj, Mısır, Türkiye ve Suudi Arabistan’dan oluşan aktörlerin bölgede Yemen, Suriye ve Libya’daki gibi Arap devrimlerine karşı oluşturduğu yeni bir tabloyla karşı karşıya mıyız?

EL HAJ: Bölgede yeni eksenlerin oluşmasından bahsetmek için daha erken bence. Biraz önce de belirttiğim gibi Mısır ile Türkiye arasında bir normalleşme olacaksa bu, uzun vadeli ve kademli olarak gerçekleşebilir ve ondan önce de bu ilişkinin normalleşmesi için Türkiye’nin, başta Suudi Arabistan olmak üzere Körfez ülkeleriyle arasındaki buz dağını kırması gerekiyor. Ama Arap Baharı’nın gerilediğini söyleyebiliriz. Uluslararası olarak terörle mücadele noktasında bir koalisyon var ve bu koalisyonla bölgedeki bazı çatışmaların bitirilmesi hedefleniyordu. Bu barışmaların bir kısmı gerçekleşti. Örneğin bazı Körfez ülkeleri arasında sağlandı. Keza şimdi Katar ile Mısır arasında sağlanıyor. Öte yandan Lübnan’da Hizbullah ile el Müstakbel Akımı arasında bir mutabakattan bahsediliyor. Türkiye’den de Körfez ülkeleriyle arasındaki buzları eritmesi isteniyor. Bunların hepsini büyük çerçevede görebiliyoruz. Ama küçük çerçeveye baktığımızda bölgedeki her ülke kendi çıkarlarını asgari düzeyde tutmamanın peşinde. Zira Türkiye- Mısır ilişkileri olsun Türkiye- Mısır- Suudi Arabistan ilişkileri olsun bireysel anlamda çıkarları muhafaza etmenin ötesine geçemez. Yani bu ilişkilerde bir normalleşme bekleyemeyiz.

SUNUCU: Sayın Ban, on saniyede bölgenin yakın geleceğini çizebilir misiniz?

BAN: Türkiye’nin dış politikasıyla ilgili son noktayı Başbakan Davutoğlu koyacak. Biraz önce konuşan konuğunuzun aksine, IŞİD tehlikesine karşı yeni bölgesel güç eksenleri aktif rol oynayabilir.(ABD destekli El Hurra - 24 Aralık 2014)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —