Mehmet Hasan Göğüş *
Kuzey Suriye Şehri Kobani İle İlgili Mevcut Gelişmelerde Ankara, Çok Fazla Haksız Eleştiriye Maruz Kalıyor. Son günlerde Suriye sınırındaki Kobani şehriyle ilgili gelişmeler çerçevesinde basın ve yayın organlarında Türkiye’ye haksız ve adil olmayan eleştiriler yöneltilmektedir. Madalyonun diğer yüzünü de görebilmek amacıyla bazı gerçeklerin Avusturya kamuoyunda daha iyi bilinmesinde fayda vardır.
Türkiye IŞİD’i Avrupa‘da henüz bilinmediği 2013 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla terör örgütleri listesine almıştır. Bu tutumunda bugün de bir değişiklik yoktur. IŞID’e karşı uluslararası koalisyonu destekleyeceğini de açıklamıştır. 2 Ekim 2014 tarihinde Parlamentonun yurt dışına asker gönderip yurt içine asker kabul etmesi için hükümete verdiği yetkiyle bu mücadelenin ulusal bazda hukuki zemini hazırlanmıştır.
Bölgedeki gelişmelerden en fazla etkilenen ülkelerin ilk sıralarında Türkiye gelmektedir. Uluslararası ekonomik ortamda yaşanan krize rağmen bugüne kadar Türkiye’de misafir edilen Suriyelilerin sayısı 2 milyona yaklaşmıştır. Suriyeli mültecilere ulusal bütçeden harcadığımız meblağ 4 milyar doları aşmıştır.
Az Uluslararası Yardım
Kobani saldırılarının başlamasından sonra sadece 3 gün içerisinde 187 bin Kürt Türkiye’ye kabul edilmiştir. Bu sayı tüm Avrupa ülkelerinin 3 yılda aldığı mültecilerden daha fazladır. Türkiye’nin üstlendiği yükün hafifletilmesi için uluslararası camiadan çok az yardım alınmaktadır.
Öte yandan, bir hafta öncesine kadar sınırlarını daha sıkı denetlememekle suçlanan Türkiye, bu kere hudutlarını açmaya teşvik edilmektedir. İki hafta önce Parlamento’dan yurtdışına asker gönderme yetkisi alındığında savaş çığırtkanlığıyla suçlanırken bu kere neden müdahale etmediği sorgulanmaktadır. Ayrıca Parlamento’da Kürtleri temsil eden Parti, tezkere aleyhinde oy kullanmıştır. Tüm bu hususlar cevap gerektiren ve izah edilemeyen çelişkiler olarak akla gelmektedir.
Ankara’nın Tezi
Ayrıca, daha önce Türkmen nüfusun yoğun olarak yaşadığı Irak’ın Telafer ve Musul kentleri IŞİD tarafından ele geçirildiğinde uluslararası camianın neden herhangi bir tepki göstermediği de yerinde bir suali teşkil etmektedir.
Türkiye’nin Kobani’ye asker göndermesi veya sınırlarını açarak dolaylı olarak soruna müdahil olmasının Türkiye için ne gibi sonuçlar doğuracağının çok iyi düşünülmesi gerekmektedir.
Türkiye’nin tezi bellidir. Yeni bir göç dalgasının önlenmesi ve ülkemiz üzerindeki mevcut yükün hafifletilmesini teminen uçuşa yasak güvenli bir bölge oluşturulması ve sadece IŞİD değil tüm terörist unsurların temizlenmesini sağlayacak bütüncül bir Suriye stratejisi belirlenmesi gerekmektedir.
Maalesef son 3 yıldır Suriye’de bir iktidar boşluğu bulunduğu, bu boşluk giderilmediği takdirde radikal unsurların ortaya çıkacağı yönünde müttefiklerimize ve Batılı dostlarımıza yaptığımız telkinler dikkate alınmamış ve bugünkü vahim tablo ortaya çıkmıştır.
Türkiye uluslararası camianın polisi değildir. Bugün uluslararası koalisyona aktif destek veren batılı ülkeler bölgeden 3-5 bin km uzaklıkta iken Türkiye’nin Suriye ve Irak ile 1265 km ortak sınırı mevcuttur. Türkiye’den talepte bulunan dostlarımızın Türkiye’nin güvenlik ihtiyaçlarını da dikkate alması gerekmektedir.(Avusturya, Die Presse-15 Ekim 2014)
* Mehmet Hasan Göğüş Türkiye`nin Viyana Büyükelçisidir