Menü Yeni Dünya Gündemi
Tarih: 19.02.2016 20:11
Yasin Aktay İle Mülakat

Yasin Aktay İle Mülakat

Facebook Twitter Linked-in


El Cezire TV

AHMET MANSUR (Sunucu): Allah´ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun. Üç saat önce şiddetli bir patlama yaşayan Türkiye´nin başkenti Ankara´dayız. Patlama, şimdiye kadar çoğu asker 24 kişinin ölümüne ve 61 kişinin yaralanmasına neden oldu. Konuğumuz Adalet ve Kalkınma Partisi eski Genel Başkan Yardımcısı, Dış İlişkiler Komisyonu Üyesi ve Dünya Parlamenter Birliği Türkiye Parlamento Heyeti Başkanı Yasin Aktay. Kendisiyle neler olup bittiğini, yapılan saldırının boyutlarını ve Suriye´yi konuşacağız. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan´ın ABD, Avrupa ve Türkiye´nin aşırılık yanlısı olarak tanımladığı Kürt partilere yönelik açıklamalarını değerlendireceğiz. Sayın Yasin Aktay programımıza hoş geldiniz.

YASİN AKTAY (AK Partinin Eski Dışişlerinden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı): Teşekkür ediyorum. Öncellikle bu saldırıdan dolayı çok üzgün olduğumuzu belirtmek isterim. Saldırı sadece askerleri değil sivilleri de hedef almıştır. Nitekim terör, sivil, asker ayrımı yapmadan bütün insanlığa yöneliktir. Ankara buna benzer birçok saldırı yaşadı. 102 kişinin ölümüne, 300´den fazla kişinin yaralanmasına neden olan Ankara Garı saldırısı buna örnek. Bu saldırılarda ölenlerin çoğu sivil masum insanlardı. Patlamanın hedefini öğrenmek istiyorsak zamanlamasına bakmamız gerekiyor.

MANSUR: Zaman, mekân ve hedeflediği kitle bakımından önem arz ediyor.

AKTAY: Türkiye, zor bir süreçten geçiyor ve bazı önemli kararlar alıyor.

MANSUR: Arkadaşlarımdan aldığım bilgilere göre şu anda Cumhurbaşkanı liderliğinde, Başbakan, bakanlar, kuvvet komutanları ve güvenlik yetkililerinin katılımıyla Güvenlik Zirvesi yapılıyor. Bu zirvede nasıl kararlar alınabilir?

AKTAY: Güvenlik Zirvesi daha önce planlanmıştı; patlama nedeniyle değil ancak saldırının zamanlaması özel bir mesaj taşıyor. Saldırı, Türkiye´nin Suriye konusunda almış olduğu kararları etkilemek istiyor. Türkiye´nin, Suriye konusundaki politikası belli ve bu politika Rusya, İran ve hatta ABD politikalarıyla örtüşmüyor. ABD, Suriye´de icra ettiği politikalarla bizi şaşırtıyor. ABD, Esad´ın Suriye´nin geleceğinde herhangi bir yerinin olmayacağını savunurken şimdi bu düşüncelere uymayan adımlar atmaya başladı.

MANSUR: Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün yaptığı açıklamalarda ABD´nin Kürt Halk Savunma Birliklerine (YPG) desteğini eleştirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD´nin yaptıklarının terörle mücadele çabalarını zorlaştırdığını, Türkiye´ye değil de bir terör örgütüne inandığı için şaşkın olduğunu belirtti.

AKTAY: Öncellikle şunu belirtmem lazım. Türkiye, Kürtlere karşı bir ülke değil. Ayrıca Demokratik Birlik Partisi (PYD) Kürtleri temsil etmiyor. Suriye ile ilişkilerimiz iyiyken Cumhurbaşkanımız, Suriye´deki Kürtlerin şartlarının iyileştirilmesi için Esad´a nasihatlerde bulunuyordu zira Kürtlerin hakları ve kimlikleri bile yoktu. PYD, Kürdistan İşçi Partisinin (PKK) bir kolu ve PKK, hem ABD hem de Avrupa tarafından tanınan bir terör örgütüdür. Ancak PKK, sınırı geçince PYD oluyor ve onlara göre bir terör örgütü olmaktan çıkıyor.

MANSUR: Birkaç gündür Parlamentodaki görüşmeleri takip ediyorum ve sıcak tartışmalara şahit oldum. Bugün Güvenlik Zirvesinde çok radikal kararlar alınabilir. Suriye´ye girecek misiniz?

AKTAY: Türkiye, her türlü senaryo ve ihtimale hazır. Bu gerekirse yapılacak.

MANSUR: Suriye´ye girmeye hazır mı? Azez´e kadar mesela?

AKTAY: Türkiye bunu yaparsa kendini savunmak için yapacak. Bugün Ankara´da saldırı yapıldı ve sonuçları ortada.

MANSUR: Ankara´nın göbeğinde bomba yüklü araçla yapılan saldırının dış ülkelerin bir planı olduğunu düşünüyor musunuz?

AKTAY: Terör saldırılarının tabiatı dolayısıyla uluslararası bağlantıya ihtiyacı var. Geçmişte bazı ülkelerin desteğiyle yapılan terör saldırılarına maruz kaldık.

MANSUR: Saldırılar yabancı istihbarat birimlerinin işi mi?

AKTAY: Biz DAİŞ veya PKK´nın bu denli vizyona sahip olduğunu ve planlarının bulunduğunu düşünmüyoruz. Bunları yönetenler var.

MANSUR: Birkaç gündür buradayım. Birçok yetkiliyle konuşma fırsatım oldu. Onlara, "gelen yeni sığınmacılara kapıların neden açılmadığını" sorduğumda, "Gelen sığınmacılarla beraber bomba kuşanmış onlarca kişi de geçiyor." cevabı alıyorum. Bu konuda ne söyleyeceksiniz?

AKTAY: Bazen 100 kişi giriyor ama aralarında bir kişi saldırıda bulunuyor. Terörle mücadele konusu kolay bir iş değil. Zira 100 saldırıyı önlerken gözden kaçırdığınız bir tanenin sonuçlarıyla baş başa kalıyorsunuz.

MANSUR: Erdoğan, Avrupa´ya yönelik sert sözler sarf etti. Erdoğan, "Sığınmacıların hepsini kabul edeceğiz ancak Batı´da kendine gelecek arayanların karşısında da durmamız söz konusu değil." dedi. Bu mesaj, Erdoğan´ın cuma günü yaptığı, "Sabrımız artık tükendi." açıklamasıyla paralellik gösteriyor. Türkiye, mültecilerle ilgili politikasını değiştirip Avrupa´ya gideceklerin önünü kesmeyip Avrupa´ya gitmelerine müsaade eder mi?

AKTAY: Erdoğan´ın sözleri tehdit olarak algılanmamalı. Tehdit, Türkiye´den gelmiyor. Nitekim Türkiye, üç milyona yakın mülteci barındırıyor ve zor durumda. Türkiye´deki bazı mülteciler hâllerinden memnun ve burada kalmak isterken, daha iyi bir gelecek arayanlar da Avrupa yolunu tutuyor. Erdoğan, mültecilerin durumuna uluslararası camianın dikkatini çekmek istedi.

MANSUR: Durum, maddi yardım yapılması konusunu çoktan geçti ve daha karmaşık bir hâl almaya başladı.

AKTAY: Kesinlikle öyle. Biz mültecilerin, Türkiye´nin içinde soruna neden olduğuna şahit değiliz. Ancak sadece 10 bin kişi herhangi bir Avrupa ülkesine giderse orada kriz yaşanır. Zira nasıl saldırıya uğradıklarına ve dışlandıklarına siz de şahit oluyorsunuz. Ancak Allah´a şükürler olsun ki bu, Türkiye´de yaşanmıyor ama yaşanmayacağını kimse garanti edemez. Türkiye´nin talep ettiği maddi yardım değil zira Türkiye eskisi gibi fakir bir ülke değil. Türkiye´nin talep ettiği sivillere yapılan bombardımanların durdurulmasıdır.

MANSUR: Başbakan Yardımcısı, biraz önce saldırıda ölenlerin sayısının 28´e, yaralıların da 61´e yükseldiğini açıkladı. Keza Erdoğan Azerbaycan ziyaretini, Başbakan da Brüksel ziyaretini iptal ediyor. Erdoğan´ın "Sabrımız tükendi." açıklamasının ardından, bugünkü Güvenlik Zirvesinden radikal kararlar çıkabilir. Türkiye, geçen süre içinde ABD tarafından daha önce belirlenmiş kırmızı çizgiyi aşabilir. Parlamentodaki tartışmalara bakıldığında, muhalefet partilerinin temsilcilerine göre hükûmet, Kürtlerle sanki savaş hâlinde. Siz de biraz önce PKK ve uzantısı Suriye´deki partilerin Kürtleri temsil etmediğini belirtiniz. AK Partinin Kürtlere karşı çalıştığıyla ilgili yürütülen algı operasyonunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

AKTAY: AK Parti, Kürtlere karşı değil ve Kürtleri temsil ettiğini iddia eden Halkların Demokratik Partisinden (HDP) daha çok Kürtlere değer veriyor. Zira HDP´nin içindeki Kürt milletvekili sayısı 20´den azdır.

MANSUR: AK Partinin içindeki Kürt milletvekili sayısı 70´e yakınken Kürtleri temsil ettiğini iddia eden HDP´nin içinde 20 Kürt milletvekili var.

AKTAY: Evet, bu doğru.

MANSUR: Bu ayrımları yapmak isteyen ve Türkiye´yi karıştırmak isteyen kim?

AKTAY: Maalesef bunlar bazı komşu ülkelerden yardım alıyor. Esad rejimi, Abdullah Öcalan´ı Şam´ ve Bekaa Vadisi´nde barındırıyordu. İran´dan da bunlara destek geliyordu ve hâlâ gelmeye devam ediyor. Zira Kasım Süleymani her gün Kandil´i ve Suriye´deki Demokratik Birlik Partisi (PYD) milislerini ziyaret ediyordu. Suriye´deki Kürtlerin durumu çok kötüydü ve AK Parti durumlarının iyileştirilmesi için Esad rejimine baskı yapıyordu. Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu, Beşar Esad´a reform için baskı yapıyordu. Türkiye´nin PYD´ye karşı mücadelesi Kürtlere yapılan bir mücadele olarak görülüyor. Bu, doğru bir yaklaşım değil. Zira PYD, Kürtleri temsil etmeyen Esad rejiminin maşası konumunda. Esad rejimi de Suriye´nin kuzey bölgelerini PYD´ye bıraktı.

MANSUR: Suriye ile 900 kilometrelik bir sınırınız söz konusu ve bu sınırın güvenliğini sağlamak için koca bir orduya ihtiyacınız var. Ne yapacaksınız? Onlar, bütün sınır şeridine sahip olup sınırları kontrol etmek istiyor.

AKTAY: Senaryo bu şekilde işliyor. Sınır şeridini kontrol edip Halep ile bağlantımızı ve Azez´e açılan koridoru kesmeye çalışıyorlar. Türkiye, buna karşılık tedbirini alıyor. Yapılan topçu atışları buna örnek. Sanırım bugünkü Ankara saldırısı da bu tedbirlere yönelik yapıldı.

MANSUR: Hâlihazırda Suriye´nin bölünmesinden bahsediliyor. İsrail bu bölünmeden bahsediyor ve bundan istifade edecek ülkelerin başında. Rusya ve İran da bu konuyu dile getiriyor. Suriye´nin devletçiklere bölünmesi, Türkiye´nin ulusal güvenliğini nasıl etkiler?

AKTAY: Böyle bir bölünme sadece Türkiye´nin güvenliğine değil bölgenin güvenliğine etki edecek bir gelişme olur. Türkiye´nin ulusal güvenliğine tehdit oluşturan her şey bölgenin güvenliğini tehdit eder. Bu endişelerden hareketle Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri ve diğer Arap ülkeleriyle yakınlaşmamız söz konusu oldu. Suriye´nin bölünmesi ve Kürtlere bir devletçik ihdas edilmesi, Türkiye´nin lehine değil. Bizim Kürtlerle bir sorunumuz yok ancak Kürtleri kendi ajandası için kullanan ve destek veren taraflar söz konusu. İsrail´in Filistin´deki bölücü rolü, benzer bir şekilde ihdas edilmek istenen Kürt devletlerinden de bekleniyor. Nitekim bölgenin kalbine bıçak saplanmaya çalışılıyor.

MANSUR: Raporlar, Yemen, Irak, Suriye ve Türkiye´de yaşananların İsrail´e hizmet ettiğini gösteriyor. Zira buralarda yaşanacak kaosla İsrail´in etrafındaki devletlerin bölünmesi ve zayıflaması hedefleniyor?

AKTAY: Evet, netice olarak bu doğru. Bizi şaşırtan İran´ın tutumu. İran, her zaman İsrail ve Siyonizm´e karşı bir eksen oluşturuyordu ancak İran´ın söz konusu planın gerçekleşmesi için çalıştığını görüyoruz.

MANSUR: Bu planın gerçekleşmesi için İran ile İsrail arasında bir anlaşma var mı?

AKTAY: Gördüğümüz kadarıyla böyle bir ittifak var.

MANSUR: Suriye´de uzun soluklu bir savaşa girişmesi, Türkiye´nin ekonomisine darbe indirir ve ülkeyi yeni etnik çatışmalara sürekler. Analistler, Rusya ve Suriye´nin savaşa yönelik kışkırtmasına Türkiye´nin kulak asmadığını belirtiyor. Bu konuya nasıl değerlendiriyorsunuz?

AKTAY: Bu görüşe ben de katılıyorum. Türkiye, başından beri Suriye´de bir kara harekâtına veya doğrudan bir savaşa girmeyi reddediyor. Nitekim Türkiye, İslam dünyasında ve Orta Doğu´da kalkınma, gelişme, büyüme ve ekonomik açıdan bir başarı öyküsü yarattı. Öncellikle bunu korumaya çalışıyoruz. Türkiye, her zaman bütün ülkelerin güvenli olmasına çabaladı. Başbakanımız Ahmet Davutoğlu, bu yüzden "sıfır sorun" sloganıyla çıkmıştı. Ancak ne yazık ki bu daha gerçekleşmiş değil. Nihai olarak Türkiye, herhangi bir savaşa girmek istemiyor.

MASNUR: Rusya sanki şu ya da bu şekilde Türkiye´yi savaşa sürüklemeye çabalıyor. Bu amaç için Kürtleri, rejimi ve mülteci kozunu kullanarak Türkiye´ye baskı yapmaya çalışıyor.

AKTAY: Türkiye, bu saldırıların ve çabaların farkında. Türkiye tedbirini alıyor ve almaya devam edecek. Türkiye zayıf bir ülke değil.

MANSUR: ABD´nin gaddar davrandığını düşünüyor musunuz? Bazı Türk siyasetçiler ve medya mensupları, ABD´nin bu tavrını ihanet olarak tanımladı. Bütün bunlar, Türkiye´nin bahsettiğiniz başarı öyküsünü yok etmek için gösterilen çabadan ibaret değil mi? Savaş ve çatışma bütün başarıları yok eder.

AKTAY: Türkiye´yi savaşa sokmak için buna benzer arayışlar ve komplolar var ancak Türkiye, diplomatik yolları tercih ediyor.

MANSUR: Diplomasi yoluyla şimdiye kadar başarı sağlanmadı. Rusya, Suriye´de fiilî bir durum oluşturdu.

AKTAY: Evet, maalesef Rusya bunu yaptı ancak Türkiye´nin diplomasisi meyvesini vermeye başladı. ABD´de Rusya´nın yaptıklarına karşı sesler yükselmeye başladı. Biz ABD´nin Suriye´deki tavrından rahatsızız.

MANSUR: Siz partide karar verici konumdasınız. Bunca saldırıya karşı Güvenlik Zirvesinden ne tür kararlar çıkmasını bekliyorsunuz? Oluşabilecek senaryolar neler?

AKTAY: Bütün bunlar, Cumhurbaşkanı ve Başbakan´ın katıldığı Güvelik Zirvesinde değerlendiriliyor.

MANSUR: Bu senaryoların arasında Suriye topraklarının 10 kilometre içine girmek var mı?

AKTAY: Evet, bu uygulanacak ilk plan. Zira terör örgütü olarak saydığımız PYD´nin sınır şeridine yayılmasına izin vermeyeceğiz. Halep ve Azez´de DAİŞ mensuplarından kimse yoktu. PYD ve Rusya´nın buralara saldırması yanlış bir adım. DAİŞ ile savaşmak için ABD´den destek alan PYD, ılımlı muhaliflerden oluşan Özgür Suriye Ordusuna (ÖSO) ve Türkmenlere karşı savaşmaya başladı. Nitekim PYD´nin başka bir gündemi var. Biz müttefiklerimizin bunu fark etmesini istiyoruz

MANSUR: Bir seyircimiz, "Türkiye´nin Rusya ile savaşması hâlinde AB´nin Türkiye´nin yanında olacağını düşünüyor musunuz?" diye soruyor.

AKTAY: Rusya´dan bize karşı bir saldırı gelirse NATO´nun Türkiye´nin yanında durması gerekiyor. Öte yandan Türkiye saldıran taraf olmak istemez ve bundan da kaçınıyor. Türkiye savunma pozisyonunda olursa NATO, Türkiye´nin yanında olmalı yoksa bir fonksiyonu kalmaz.

MANSUR: Bir seyircimiz, Türkiye´nin içinden geçmesi planlanan Rus doğal gaz boru hattının akıbetini soruyor.

AKTAY: Enerji hatlarının hukuksal bir boyutu var. Bu konu, diğer gelişmelerden ayrı tutuluyor.

MANSUR: Yani, uluslararası hukuk ve yapılan anlaşmalar söz konusu.

AKTAY: Evet.

MANSUR: Şu anda bu hat çalışıyor mu?

AKTAY: Çalışıyor.

MANSUR: Türkiye, Azerbaycan ile 2017 yılında faaliyete geçecek bir doğal gaz hattı anlaşması yaptı.

AKTAY: Türkiye, her zaman alternatif hatlar arayışında. Katar, Suudi Arabistan ve hatta İsrail´den alternatifleri araştırıyor. İsrail ile ilişkilerin normalleşmesi için daha önce ortaya atılan özür, tazminat ve Gazze´ye uygulanan ambargo konularında bazı ilerlemeler söz konusu.

MANSUR: Bir seyircimiz, "Rus ve Osmanlı imparatorlukları arasında zamanında yaşanan ihtilafın şimdiki krizi derinleştirdiğini düşünüyor musunuz?" diye soruyor.

AKTAY: Geleceğe bakmamız gerekiyor. Nitekim Türkiye, Osmanlı İmparatorluğu değil Rusya da Rus İmparatorluğu. Her ikisinin dünya düzeninde yeni bir yeri ve gücü var. Türkiye bu bakış açısıyla olaylara bakıyor.

MANSUR: Dünya ve Türkiye, Suriye´nin parçalanmasına sessiz kalırsa sıradaki ülke Irak mı?

AKTAY: Buna sessiz kalmak insanlığın bittiğinin bir göstergesidir ama Türkiye yalnız kaldı.

MANSUR: Türkiye´ye karşı gaddar davranılıyor.

AKTAY: Evet,

MANSUR: ABD, AB ve NATO Türkiye´yi yalnız ve sahipsiz bıraktı.

AKTAY: Maalesef. Uluslararası ilişkilere ve diğer ülkelere güveniyorsunuz ama öyle olmuyor.

MANSUR: Birlik içinde bir İslam dünyası olsaydı haritalar değişirdi. Bir seyircimiz, "Madem PYD, Türkiye´nin güvenliğini tehdit ediyor, Türkiye, peşmergenin Ayn el Arap´a (Kobani) geçişine neden izin verdi?" diye soruyor.

AKTAY: Ayn el Arap savaşında Türkiye´nin üzerinde uluslararası bir baskı vardı. Biz Kobani´den gelen 200 bin kadar mülteciyi kabul ettik ve dünyayı orada savaşçılardan başka kimsenin kalmadığına ikna edemedik. PYD, orada iki yüzlülük yaptı ve peşmergeden silahlarını bırakıp gitmesini istedi. Kendilerini koruyan peşmergeyi bile kabul etmemişti.

MANSUR: Seyircilerimizden Türkiye´ye sitem dolu sorular var. Türkiye´nin Suriye´ye girmekte geç kalması, Rusya ve İran´ın girmesine ve fiilî bir durum yaratmalarına neden oldu. Suriyeli muhalifler de sitemde bulunuyor. "Türkiye´nin desteği baştan gelmiş olsaydı varmış olduğumuz noktaya gelmezdik." diyorlar.

AKTAY: Cumhurbaşkanı Erdoğan´ın bazen kendi düşüncesi olabiliyor. Hükûmetten farklı düşündüğü zamanlar oluyor.

MANSUR: Evet, bazı konularda pişman olduğunu açıklamıştı.

AKTAY: Evet, doğru. Türkiye, Suriye´nin içişlerine müdahil olmak ve Suriye´yi işgal etmek istemiyor. Türkiye´nin böyle bir amacı yok. Türkiye böyle bir şey yapmış olsaydı işgalci ülke olurdu.

MANSUR: Gelecek 48 saat içinde neler bekliyorsunuz? Cumhurbaşkanı ve Başbakan bütün ziyaretlerini iptal etti. Patlama Ankara´nın merkezini ve askerî merkezi vurdu. Neler olabilir?

AKTAY: Hayatını kaybedenlere Allah´tan başsağlığı diliyorum. Şehitlerimizin cenazeleri kaldırılacak.

MANSUR: Yarın Türkiye için yas günü diyebilir miyiz?

AKTAY: Evet. Yarın ve öbür gün de öyle. Onun için bu iki gün Türkiye için yas günü.

MANSUR: Bu iki gün etkili kararların çıktığı günler de olabilir değil mi?

AKTAY: Türkiye´nin, kendisine yönelik bir saldırı olduğunda kendini savunma hakkı var.

MANSUR: Sayın Yasin Aktay, kısa bir süre içinde çağrımıza icabet edip geldiğiniz ve katıldığınız için teşekkür ediyorum. Ekran karşısındaki seyircilerimize saygı ve selamlarımı iletiyorum. Allah´a emanet olun. diyorum.(Katar,El Cezire TV17 Şubat 2016)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —