Kemal Öztürk
Katar’ın en önemli gazetesinde yazmak ve bu gazete yoluyla görüşlerimi değerli okuyuculara aktarmak benim için büyük bir şereftir.
Orta Doğu ve İslam dünyasındaki gelişmeleri yakından takip eden biri olarak bu gazetede yazmak ve sevgili okurlara ulaşmak benim açımdan önemli bir deneyim olacaktır.
Genel olarak İslam dünyasında ve tam olarak da Orta Doğu’da meydana gelen büyük krizi oldukça yakından takip ediyorum. İslam dünyasının içinden geçtiği bu dönemin, son yüzyılda karşılaştığı en tehlikeli krizlerden biri olduğuna inanıyorum. Ayrıca bölgedeki önemli bir devlet olan Türkiye’nin de bu krizden nasibini aldığını düşünüyorum. Türkiye iki yıldır kendi iç sorunlarıyla başa çıkmak için oldukça çaba sarf ediyor.
Yukarda değindiğim husus, Türkiye’nin Orta Doğu krizinden tek başına etkilendiği anlamına gelmiyor. Aksine Orta Doğu`nun bütün önemli devletlerinin bu krizden etkilendiği anlamına geliyor. Bu ülkeler, bölgeyi saran ciddi krize karşı koymak için hâlen büyük bir çaba sarf etmekteler.
Türkiye, mücadele ettiği krizlerden toplumsal ve ekonomik olarak çok fazla etkilenmeden önemli bir seçime doğru ilerliyor. Nitekim 2015 yılının Haziran ayında yapılacak seçimler, gelecek dört yılda Türkiye’yi yönetecek partiyi belirleyecek.
Bu noktada şunları söyleyebilirim: Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi, bu seçimlerin favorisidir ve seçimlerden birinci parti olarak çıkması beklenmektedir.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önceki seçim kampanyasında “Yeni Türkiye” sloganını kullandı ve yüzde 52 oranında oy alarak Cumhurbaşkanı seçildi. Başbakan Davutoğlu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başlattığı süreci devam ettirmek için birçok münasebetle aynı sloganı kullandı. Aynı sloganın gelecek genel seçimlerde de kullanılması bekleniyor.
“Yeni Türkiye” rüyası nedir?
Yeni Türkiye terimi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nun, askerî darbeler döneminin tortularından kurtulmak, kötü bürokrasi dönemine ait çok sayıda uygulama ve araçları değiştirmek, güçlü ve sağlıklı bir Türkiye inşa etmek için başlattığı süreç anlamına gelmektedir. Bunu gerçekleştirmek için hem Cumhurbaşkanı Erdoğan hem de Başbakan Davutoğlu, Kürt meselesinin çözümünü önceliklerinin arasına yerleştirdi. Dolayısıyla gelecek dönemin Türkiye’de kalıcı barışın sağlanması açısından belirleyici olacağını söyleyebiliriz.
Geride kalan 30 yılda Türkiye`yi sarsan terör sorunundan kurtulduktan sonra yeni anayasa meselesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu’nun gerçekleştirmek için çaba harcayacakları en önemli hedefler arasında yer alacaktır. Zira 1980’deki askerî darbe yönetiminin belirlediği mevcut Anayasa ile yeni Türkiye’yi inşa etme fikrinin uyuşması imkânsızdır.
Dolayısıyla Adalet ve Kalkınma Partisi, gelecek seçimde yeni anayasa yapılmasını ve kabul edilmesi için referanduma sunulmasını mümkün kılacak yeterli sandalyeyi parlamentoda kazanmaya çalışacaktır.
Keza 2015 yılı, yeni Türkiye’nin inşa edilmesi bağlamında oldukça önemli gelişmelere tanık olacaktır. Yeni Türkiye ile daha güçlü bir ekonomi, daha çok diplomatik ilişki kurulması ve demokratik hayatın kökleşmesi hedeflenmektedir ki bu, Türkiye’nin bölgedeki komşularıyla ve Avrupa Birliği ülkeleriyle daha sıkı ilişkiler kurması anlamına gelecektir.
Türkiye’nin yeni bir döneme girmeye hazırlanmasının, Orta Doğu’nun yakın zamanda yeni bir döneme girmesi ve bölgede oldukça önemli gelişmelerin meydana gelmesiyle eş zamanlı olduğuna inanıyorum. Özellikle de Suudi Arabistan’ın yeni Kralı Selman bin Abdulaziz’in eylemleri ve siyasi tavrı, bölge dengelerinin değişeceğinin ve yeni bir Orta Doğu’ya gidildiğinin habercisidir.
Gelecek makalelerimde ele alacağım konuların merkezinde yeni Türkiye ve yeni Orta Doğu meselelerinin yer alacağını düşünüyorum. Değerli okuyuculara ve El Şark gazetesinde yazma fırsatını bana verdiği için Editör Cabir el Harmi’ye saygılarımı sunmak isterim. (Katar, El Şark - 18 Şubat 2015)