Birçok Küresel Savaş Fünyesinin Dünyası: Vekalet Savaşları

Birçok Küresel Savaş Fünyesinin Dünyası: Vekalet Savaşları

Çoklu savaşların yaşandığı bir dünya ile karşı karşıyayız. Savaşlardan bazıları doğrudan küresel güç felaketlerine yol açarken, bazıları da bölgesel çatışmalar olarak başlıyor; ancak hızla büyük güç mücadelelerine evrili

 

Prof. James Petras 

Çoklu savaşların yaşandığı bir dünya ile karşı karşıyayız. Savaşlardan bazıları doğrudan küresel güç felaketlerine yol açarken, bazıları da bölgesel çatışmalar olarak başlıyor; ancak hızla büyük güç mücadelelerine evriliyor.

“Büyük güç” çatışmalarını tespit edeceğiz; ardından da büyük savaş gibi sonuçlar doğuran “vekalet” savaşlarının aşamalarını mercek altına alacağız.

 

Bizim dönemimizde ABD, güç ve şiddet kullanarak dünyada egemenlik arayışı içerisindeki temel güç idi. Washington; üst düzey hedeflere yönelmişti: Çin, Rusya ve İran. İkincil hedefleri arasında ise Afganistan, Kuzey ve Orta Afrika, Kafkaslar ve Latin Amerika bulunmaktaydı.

Çin, birçok ekonomik, siyasi ve askeri gerekçeyle ABD´nin başlıca düşmanı: Çin, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi konumunda. Teknolojisi, ABD´nin üstünlüğüne meydan okuyor, üç kıtaya yayılan küresel ekonomik ağlar inşa etmiş durumda. Çin, denizaşırı pazarlarda, yatırımlarda ve altyapıda ABD´nin yerini almış durumda. Çin, devlet bankalarını ve planlamayı özel sektör önceliklerine bağlayan alternatif bir sosyo-ekonomik model inşa etti. Tüm bu açılardan ABD onu gerisinde kaldı ve gelecekteki olanakları da giderek azalıyor. 

Buna yanıt olarak ise, ABD, kendi içinde kapalı – korumacı bir ekonomiye, ülke dışında ise saldırgan, askeri öncelikli emperyalist bir ekonomiye başvurdu. Başkan Trump, Çin´le tarife savaşı ilan etti ve birçok ayrılıkçı propaganda savaşı başlattı. Ayrıca, denizden ve havadan çevreleme politikasına yöneldi. 

İlk saldırı hattı, Çin´in ABD ve ona tabi ülkelere ihracatına devasa vergiler getirmek şeklinde yaşandı. İkinci olarak, Asya´daki denizaşırı üslere doğru yayılma söz konusu. Üçüncü olarak, Hong Kong, Tibet ve Uygurlar arasından ayrılıkçı müşterilerin teşvik edilmesi. Dördüncü olarak, AB ve Asyalı müttefikleri Çin´e karşı ekonomik savaşa katılmaları doğrultusunda zorlamak üzere yaptırımlara başvurulması. Çin, buna yanıt olarak askeri güvenliğini artırdı, ekonomik ağlarını genişletti ve ABD ihracatlarına yönelik ekonomik tarifeleri yükseltti. 

ABD´nin ekonomik savaşı, Çin´in önde gelen teknoloji şirketi Huawei´in üst düzey bir yöneticisini tutuklayıp hapse atmak suretiyle bir üst düzeye taşındı. 

Beyaz Saray, saldırganlık düzeyini yaptırımlardan provokasyona doğru yöneltti ve bu durum askeri misillemeden bir adım ötede. Nükleer fünye patlatılmış durumda. 

Rusya da ülke ekonomisi ve denizaşırı müttefikleri –özellikle de Çin ve İran- karşısında benzer tehditlerle karşı karşıya. Dahası, ABD, orta menzilli nükleer füzeler anlaşmasıyla uyumu ortadan kaldırdı. İran, petrol yaptırımları, askeri çevreleme ve Yemen, Suriye ve Körfez Bölgesi gibi vekil müttefiklerinin saldırılarıyla karşı karşıya. Washington ise, İran´ın ekonomisine zarar vermek ve bir “rejim değişikliği” yaratmak üzere askeri ve ekonomik baskılar uygulamaları için Suudi Arabistan, İsrail ve onların paramiliter gruplarına bel bağlıyor. 

ABD´nin üç stratejik hedefinden her biri, küresel hakimiyeti açısından merkezi önemde: Çin´e egemen olmak, Asya´yı ele geçirmeyi sağlayacak; Rusya´yı zayıflatmak Avrupa´yı tecrit edecek; İran´ın devrilmesi ise, ABD´nin petrol piyasası ve İslam dünyası üzerindeki gücünü perçinleyecek. ABD saldırganlığını ve provokasyonlarını artırdıkça, küresel bir nükleer savaş tehdidiyle –veya en iyi tahminle dünya çapında bir ekonomik kırılma ile- karşı karşıya kalıyoruz. 

ABD´nin Vekalet Savaşları için Hegemonya Artık Yeterli Gelmiyor 

ABD; Latin Amerika, Asya ve Afrika´da ikinci katman düşmanları hedefine yerleştirdi. 

ABD, Latin Amerika´da Venezüella, Küba ve Nikaragua´ya karşı ekonomik bir savaş başlattı. Daha yakın bir tarihte ise, Bolivya´ya siyasi ve ekonomik baskı uyguladı. Washington, içlerinde Brezilya, Peru, Şili, Ekvator, Arjantin ve Paraguay ile yerli sağcı elitlerin olduğu tebaa müttefiklerine bel bağlıyor. 

Diğer birçok durumda olduğu gibi, Washington askeri darbelere ve yolsuzluklara bulaşmış yasa koyuculara bel bağlıyor ve yönetimdeki ilerici rejimlere karşı bir duruş sergiliyor. Örneğin Başkan Morales karşısında Washington ABD´li vakfın kurduğu STK´lara, ayrılıkçı yerli liderlere ve emekli askeri yetkililere güveniyor. ABD, topyekûn bir müdahale yerine bir “iç savaş” görüntüsü vermek üzere ABD´nin emperyalist hedeflerini geliştirmek üzere yerel silahlı vekillere bel bağlıyor. 

Aslında, bir zamanlar “ayrılıkçı” veya “isyancı” olarak nitelendirilenler kendilerine güvenli bir köprübaşı belirler belirlemez, ABD´li askeri danışmanları “davet ederler”, askeri yardımları güvence altına alırlar ve Rusya, Çin ve İran´a karşı – “birinci katmandaki” rakipler- propaganda silahı işlevi görürler. 

Son yıllarda ABD´nin vekalet savaşları, Sırbistan´a karşı Kosova ayrılıkçı savaşında, Doğu Ukrayna´ya karşı savaşta ve Ukrayna´da 2014 yılında gerçekleşen darbede, Kürtlerin Kuzey Irak ve Suriye´yi ele geçirmelerinde, ABD´nin Çin´in Sincan eyaletinde ayrılıkçı Uygurların saldırısını desteklemesinde tercih edilen bir silah olmuştur. 

ABD, Afrika´da 32 askeri üs kurmuştur. Amacı ise, yerel savaş baronları ve plütokratlarla faaliyetlerini koordine etmektir. Vekalet savaşları, “meşru” rejimler ile İslamcı teröristler, aşiretler ve tiranlar arasındaki yerel çatışmalar olarak tanımlanmaktadır. 

Vekalet savaşlarının üç hedefi vardır. Öncelikle, Çin, Rusya ve İran´ı çevreleyen, daha geniş çaplı toprak savaşlarını “beslerler”. 

İkinci olarak, vekalet savaşları, hedefteki stratejik rakibin – yani Rusya, Çin ve İran- kırılganlığı ve yanıt verme kapasitesini ölçmek üzere “pilot bölgeler”dir. 

Üçüncü olarak, vekalet savaşları, stratejik düşmanlara yönelik “düşük maliyetli” ve “düşük riskli” saldırılardır. Bunlar, el altından büyük bir çatışmaya giden yolu döşerler. 

Eşit derecede önemli olan “vekalet savaşları” ise propaganda araçları işlevi görmekte, stratejik rakipleri, “batılı değerlerin yayılmacı, otoriter düşmanları” olmakla suçlamaktadır. 

SONUÇ 

ABD için imparatorluk inşa edenler, tek-kutuplu bir dünya dayatmaya yönelik birçok saldırganlık türüne katılmaktadır. En merkezde ise, Çin´e yönelik ticaret savaşları; Rusya ile bölgesel askeri çatışmalar ve İran´a yönelik ekonomik yaptırımlar bulunmaktadır. 

Bu geniş çaplı, uzun vadeli stratejik silahlar vekalet savaşlarıyla desteklenmektedir. Bu savaşlar ise, anti-emperyalist güçlerin müttefiklerinin ekonomik temellerini aşındırmak üzere tasarlanmış olup, bölgesel tebaa devletleri de içermektedir. 

Dolayısıyla, tarife savaşları yoluyla ABD´nin Çin´e yönelik saldırıları, Çin´i 82 ülkeye bağlayan küresek boyuttaki “Kemer ve Yol” altyapı projelerini sabote etmeyi hedeflemektedir. 

Benzer şekilde, ABD, tıpkı Irak, Libya ve Ukrayna´da yaptığı gibi Suriye´de de bir vekalet savaşı yoluyla Rusya´yı tecrit etme girişimlerinde bulunmaktadır. 

Bölgesel savaşlar yoluyla stratejik anti-emperyalist gücün izole edilmesi, “nihai saldırı” –yani nükleer savaş veya darbe yoluyla rejim değişikliği- için ortamı hazırlamaktadır. 

Bununla birlikte, ABD´nin dünya egemenliğine yönelmesi, bu zamana dek stratejik rakiplerini zayıflatamamış veya tecrit edememiştir. 

Çin, küresel altyapı programını geliştirmektedir ve ticaret savaşı, Pekin´i başlıca piyasalardan uzaklaştırmak açısından çok küçük bir etki doğurmuştur. Dahası, ABD´nin politikası, Çin´in Başkan Trump´ın korumacılığı karşısında “açık ticaretin” öncelikli bir savunucusu olarak rolünü artırmıştır. 

Benzer şekilde, Rusya´yı çevreleme ve yaptırımlara tabi tutmaya dönük taktikler, Moskova ile Pekin arasındaki bağları derinleştirmiştir. ABD, Latin Amerika ve Afrika´daki “vekillerinin” sayısını artırmıştır; ancak tüm bu ülkeler Çin´den gelecek yatırımlara ve Çin ile olan ticarete bağımlı durumdadır. Bu durum, özellikle Çin´e tarım-mineral ihracatı açısından geçerlidir. 

ABD´nin gücünün sınırları ve rejimleri devirmedeki başarısızlığını bir yana bırakırsak, Washington, küresel bir savaş tehdidini tırmandırmak suretiyle başarısızlıklarını telafi etmeye dönük adımlar atmıştır. Çin´in ekonomik liderlerini kaçırmış, Çin kıyıları açıklarına savaş gemileri sürmüş, Ukrayna´daki neo-faşist elitlerle müttefiklikte bulunmuştur. İran´ı bombalama tehditleri savurmaktadır. Bir diğer ifadeyle, ABD´nin siyasi liderleri, her zaman için bir, iki ve hatta daha fazla nükleer fünyeyi patlatmaya ramak kalan, maceraperest politikalara yönelmiştir. 

Başarısızlığa uğramış bir ticaret savaşının nükleer bir savaşa yol açabileceğini hayal etmek kolaydır. Aynı şekilde bölgesel bir çatışma da daha büyük çaplı bir savaşı beraberinde getirebilir. 

Peki Üçüncü Dünya Savaşı önlenebilir mi? Bunun mümkün olduğuna inanıyorum. ABD ekonomisi, kırılgan temeller üzerine inşa edilmiştir. Elitleri derinden bölünmüştür. Fransa ve Birleşik Krallık´taki başlıca müttefikleri derin bir krizin içerisindedir. Savaş çığırtkanları ve savaş yapıcılar, halktan destek görmemektedir. Halen umut etmek için sebep var! 

Ödül sahibi yazar Prof. James Petras, Küreselleşme Araştırmaları Merkezi´nde araştırmacıdır. 

Kaynak: https://www.globalresearch.ca/a-world-of-multiple-detonators-of-global-wars-wars-by-proxy/5662763



Âlemin yeni ‘ouroboros’u: ABD…

Özcan ÜNLÜ

Dünya

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Malezya ile atabileceğimiz müşterek adımları değerlendirmeyi sürdüreceğiz

umhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Malezya ile savunma sanayine ilişkin, "Önümüzdeki dönemde kazan-kazan ilkesinden hareketle bu alanda atabileceğimiz müşterek adımları değerlendirmeyi sürdüreceğiz." dedi.

Venezuela: ABD'nin askeri müdahalesinde ölenlerin sayısı 100'e yükseldi

Venezuela İçişleri Bakanı Diosdado Cabello, ABD'nin, Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu alıkoymasıyla sonuçlanan Venezuela'ya askeri müdahalesinde, ölenlerin sayısının 100'e çıktığını bildirdi.

Dünya

2026’ya iklim krizini önleyemeyeceğimizi kabullenerek mi girdik?

2025 yılında iklim değişikliğini aşırı hava olayları ve kuraklıkla sonuna kadar hissettik.

Çevre

Âlemin yeni ‘ouroboros’u: ABD…

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Malezya ile atabileceğimiz müşterek adımları değerlendirmeyi sürdüreceğiz

Venezuela: ABD'nin askeri müdahalesinde ölenlerin sayısı 100'e yükseldi

2026’ya iklim krizini önleyemeyeceğimizi kabullenerek mi girdik?

Trump, Venezuela'da kontrolün ABD'de olduğunu ve seçimlerin "doğru zamanda" yapılacağını söyledi

Yemen hükümeti, Hadramevt vilayetinde tamamen kontrol sağlandığını açıkladı

ÇELİKKUBBE'ye bir SİPER Sistemi daha eklendi

İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonda 110 zanlı yakalandı

Trump'tan Türkiye'nin Gazze'deki Uluslararası İstikrar Gücüne katılımı konusunda değerlendirme

HÜRJET'ten 2,6 milyar avroluk ihracat başarısı

ERSİAD, Bilal Erdoğan'ı Ağırladı…

Yunan Savunma Bakanı Dendias’tan haddini aşan sözler: Ege’yi füzelerle kapatacağız

KIZILELMA'nın tarihi başarısı dünyada yankılandı! 'Başkaları hayal kurarken Türkiye gerçekleştirdi, havadan havaya ölüm zinciri'

Trump Maduro'yu aradı: 'Venezuela'yı terk et' talebi

İçme suyu ve tarımda tasarruf önlemleri kuraklık riskine karşı güçleniyor

Helal telefon olsa alır mıydın?

Duygusal tüketim nesnesi olarak Atatürkçülük

Murat Ülker yapay zekânın atladığı gerçeği yazdı: SHG Airshow 2025

Milletimizin başı sağ olsun

Rahmi Koç bile “Bütün işleri yurt dışına taşımışsın” dedi!

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Pladis ve Godiva YK Başkanı Murat Ülker, Avrasya Bir Vakfı’nda

Avrasya Bir Vakfı, 2025 - 2026 Açılış Konferansı

Avrupa için rol model! Dünya basını yazdı: Türkiye, NATO'nun yükünü omuzluyor

Yunan akademisyenden canlı yayında Türkiye itirafı! 'Atina çıkmaza sürükleniyor, kapı değişti'

Fransa, Monako, Belçika, Lüksemburg ve Malta, Filistin Devleti'ni tanıdıklarını duyurdu

Cumhurbaşkanı Erdoğan Fox News'e konuştu: Gazze'deki soykırımın faili Netanyahu'dur

Gram altın kritik seviyeyi aşarak rekor kırdı

Dört haftadır güncel İtalya gezilerimi yazıyorum. Şimdi size hepsinin linklerini beraber takdim ediyorum.

Türk Milliyetçileri Türk Kültür Kampı’nda Buluştu

Rusya - Ukrayna Savaşında Macron'un Umudu Türk Askeri! Türkiye 3. Dünya Savaşını Nasıl Önledi?

Yükleniyor