Erdoğan`ın Hesaba Katılmamış Zaferi

Erdoğan`ın Hesaba Katılmamış Zaferi

10 Ağustos 2014`te Türklerin büyük çoğunluğu, demokratik olmayan davranışlarına rağmen Recep Tayyip Erdoğan`ın yeni cumhurbaşkanları olması yönünde oy kullandı. O gece zaferinin ardından konuşan Erdoğan, Türkiye`deki 1960 darbesiyle

Nick Danforth

Türkiye`nin Güçlü Adamı, Ordunun Gücünü Kırdı. Bu, Uzun Vadeli bir Demokrasi Zaferini Garantileyebilir mi? 28 Mayıs 1960 tarihinde ABD Büyükelçisi Fletcher Warren, ülkenin demokratik yollarla seçilen ilk başbakanı Adnan Menderes hükûmetini devirerek Türkiye`nin kontrolünü ele geçiren generalle evvelsi günün sabah erken saatlerinde bir araya geldi. Latin Amerika`daki diplomat olarak görev yaptığı sırada birçok darbeye şahit olan Warren, Türkiye`nin yeni liderine, bunun bu zamana dek gördüğü 'en kesin, en etkili ve en hızlı' darbe olduğunu söyledi. Övgüsünü takiben Warren, ordunun bir kere gücü ele geçirdikten sonra gelecekte de siyasi süreç bocaladığında bunu tekrarlamaktan kaçınmakta zorlanacağı konusunda uyarıda bulundu.

10 Ağustos 2014`te Türklerin büyük çoğunluğu, demokratik olmayan davranışlarına rağmen Recep Tayyip Erdoğan`ın yeni cumhurbaşkanları olması yönünde oy kullandı. O gece zaferinin ardından konuşan Erdoğan, Türkiye`deki 1960 darbesiyle açılan parantezin artık kapandığını belirtti. Büyükelçi Warren`ın da tahmin etmiş olduğu gibi 1960 darbesini, 1971, 1980 ve 1997 darbeleri izledi. Şimdi görünen o ki Türk tarihine devamlı askerî müdahalelerin damga vurduğu bir dönem -Erdoğan ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) yönetimi altındaki sivil otoriterizmin yolunu açarak- gerçekten de sona erdi.

Erdoğan`ın otokrasiye doğru yönelişinin hikâyesi gerçekten de Adnan Menderes ve onu iktidardan indiren darbeyle başlıyor. Menderes`in Türk ordusunca idam edilmesi, Erdoğan`ın ve destekçilerinin bir başka askerî darbeden kaçınmak için otoriter yolları nasıl rahatça kullandığını açıklıyor.

Menderes 1950`ler boyunca demokratik bir kahramandan bir zorbaya dönüştü; dönüşme şekli Erdoğan ile rahatsız edici bir benzerlik sunuyor. Erdoğan gibi Menderes de kariyerine cesur ve genç bir politikacı olarak başlayarak halkın maddi gereksinimleri ve demokratik hakları adı altında kurulu otokrasiye meydan okudu. Bir yandan ülkenin kırsal nüfusuna refah getirmek için ekonomiyi liberalleştirirken diğer yandan hükûmetin katı, zaman zaman İslam karşıtı laiklik anlayışını gevşeterek takdir kazandı. Ancak iktidarında kendini hiçbir zaman güvende hissetmedi. Bu gücün elinden alınabileceği korkusu, paranoya ve otoriterizme düşüşünü tetikledi.

Seçildikten sonraki beş yıl içerisinde partisi hâlâ seçimlerde çoğunluğa hükmederken Menderes, gazeteleri kapatmaya ve muhalif gazetecileri hapse atmaya başladı. 1960 yılında rejim, ülkedeki muhalefet partisinin liderliğini vatana ihanet suçlamasıyla yargıladı. ABD hükûmeti, Menderes`in otokratik davranışı konusunda içten içe endişeli olsa da 10 yıllık bir serbest piyasa reformu gözeterek Türkiye`yi NATO`ya kabul ettiren kişiyi desteklemeye devam etti.

1960 yılında iktidarı ele geçirdikten sonra Türkiye`nin yeni askerî liderliği, iktidarı, yeni kurulan sivil bir hükûmete teslim etmeden önce Başbakan Menderes`i yargıladı ve astı. Ordu, Menderes`in hayatı bağışlanırsa bir sonraki seçimlerde iktidarı yeniden ele geçireceğinden ve intikam alacağından korktu. Ancak Menderes öldükten sonra bile Türk halkı hiçbir zaman ordunun onlardan istediği şekilde oy vermedi. Takip eden on senelerde solculara, İslamcılara ve yönetime uygun olmadığı düşünülen kişilere karşı birçok darbe yapıldı. Askerî yönetimin acımasızlığı ve aşağılaması, teşvik ettiği laik otoriter milliyetçiliğin abartılı versiyonu ve buna eşlik eden Kürt ayrılıkçılarla on yıllar süren kirli, gerilla savaşları, Türkiye`yi bir travmaya soktu. Bu da başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere birçoklarının Menderes`i demokratik bir şehit olarak romantikleştirmesine yol açtı.

Menderes gibi Erdoğan`ın da Türkiye`yi gerçek bir demokrasi yapma kabiliyeti vardı. Hem kullandığı söylemlerde hem de makamı devraldıktan sonraki hareketlerinde Erdoğan, liberal reformların peşinden gitme konusunda gerçek bir cesaret gösterdi. Ve makamındaki ilk yılında da bir darbe girişimiyle karşılaştı. Ordu, Birleşmiş Milletlerin (BM) Kıbrıs`ı birleştirme planına -bu hareket AB üyeliğini Türkiye için gerçek bir olasılık hâline getirirdi- verdiği destekten ötürü Erdoğan`a karşı çıktı. Erdoğan hükûmeti buna Ergenekon davalarıyla karşılık vererek ordunun siyasetteki konumunu kıran bir ceza davasına dönüştürdü. Bu davalar yüzünden görünen o ki Erdoğan`ın hikâyesinin Menderes`inkinden farklı bir sonu olacak. Ergenekon sonrasında ordu, geçmişte olduğu gibi dokunulmaz bir şekilde hareket eden bir güç değil.

Menderes, Richard Nixon ve farklı zamanlardan ve kıtalardan diğer liderler gibi Erdoğan da düşmanları tarafından haksız bir şekilde hedef alındığı inancıyla hereket ediyor. 2008 yılında AKP hükûmeti, -Erdoğan`ın, siyasi haberlerini tatmin edici bulmadığı- önde gelen bir holdingi milyar dolardan fazla para cezasına çarptırdı. Erdoğan, geçmişte gerçekten de haksız yere hedef alındı, bu nedenle onun ve destekçilerinin eleştirileri demokrasilerin normali -ve hatta gereği- olarak kabul etmesi zor. Özellikle de ülkesinin demokrasiyle deneyimlerinin idam sehpasında sonlandığı düşünülünce.

Türkiye`nin askerî darbelerinin düşürdüğü gölge, Erdoğan`ın ve birçok destekçisinin otoriterliği, demokrasiye ulaşmanın savunulabilir hatta elzem yolları olarak görmesine yol açtı. Eleştirmenler AKP`yi tek partili bir devlet kurmaya çalışmakla suçlarken AKP politikacılarının buna, suçlamaları reddederek değil ülkenin erken tarihinden daha otoriter dönemlere işaret ederek yanıt vermesi bunun göstergesi. Erdoğan, orduyu iktidarda bıraksaydı Türkiye bugün şüphesiz daha kötü bir durumda olurdu. Ülkede hiç kimsenin bir başka gerçek darbe beklemek için bir nedeni olmaması, AKP`nin sayesinde. Erdoğan, bir zamanlar çamur attığı kurumla şimdi ilişkilerini onarıyor ve ordunun en üst düzey subaylarını destekçileri yapmaya çalışıyor.

Erdoğan`ın otoriter teyakkuzu sonucu Türkiye, yağmurdan kaçarken doluya tutuldu. Türkiye bu defa, laik askerî otoritarizmden sivil, din-merkezli türde bir otoritarzime katlanacak. Ancak diğer alternatiflerle kıyaslandığında Türkiye`nin göreceli başarısı ülkeyi, bir dizi daha beter felaketten kurtardı. Her ne kadar acımasız da olsa bir başbakanın ve iki meslektaşının idam edilmesi, Suriye ve Irak`taki siyasi cinayetlerin korkunç çetelesinin yanında sönük kalıyor. Ve kuvvetle muhtemel bu sebeptendir ki Türkiye, İran`ın 1950`de yaşadığı gibi İslami bir devrim geçirmedi. Türkiye, İran`ın aksine laik moderniteyi demokrasi ile harmanladı. Bugün hükûmetin Suriye`nin Kobani şehrindeki olayları ele alış şekliyle ortaya çıkan tehlikeli tersliklerle dâhi ülkenin Kürt sorununa siyasi bir çözüm bulabilme umudu Erdoğan`ın iyi miraslarından biri olabilir.

Türkiye`nin tam demokrasiye giden yolu pürüzsüz olmadıysa da en azından geminin dümenini güçlü bir rüzgâra doğru çevirmek gibi görülebilir. Her yön değişikliği ülkeyi bazı hedeflerinden uzaklaştırsa da eninde sonunda diğer hedeflerine yakınlaştırır. Erdoğan`ın seçimleri öncesinde birçok yorumcunun, bilhassa da AKP bir sonraki seçimlerde üçte ikilik bir çoğunluk sağlayamazsa Erdoğan`ın beklenmeyen kısıtlamalarla karşılaşabileceğini ileri sürmesi bunun bir örneği. Diğerleri ise - -Erdoğan`ın dönemi sona erdiğinde görevde kalamayacağına güvenerek- daha liberal bir Erdoğan sonrası dönemi iple çekiyor.

Türkiye`nin geleceği, tam demokrasinin alternatifleri Putin`in Rusya`sı veya Humeyni`nin İran`ıymış gibi sunulduğunda her şey kaybolmuş gibi gözükebilir. Ancak varoluşsal bir umutsuzluk hissiyatının ve hatta geçmişteki askerî yönetimlerin hatıralarının olduğu bir ortamda Türkiye için -örneğin Berlusconi`nin İtalya`sı gibi- katlanılabilir bir fonksiyon bozukluğunu sürdürmek şaşırtıcı şekilde tatmin edici ve başarılabilir bir sonuç gibi görünüyor. Bu, en azından dümeni daha liberal bir demokrasiye doğru döndürme olasılığını korur. (ABD - Foreign Policy - 05 Kasım 2014)

 



Gençlik Merkezimizden KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’a ziyaret

Gençlik Merkezi Başkanımız Çağrı Batuhan Budak ve yönetim kurulu üyeleri KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Prof. Dr. Tufan Erhürman’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.

Türkiye

Siyonist emperyalizm ve iki manyak…

En gelişmiş silahlar, -maalesef- en eski nefretlerin hizmetindedir.

Dünya

Bir Milletin İstiklal Sesi: Mehmet Emin Resulzade

Türk dünyasının modern tarihine bakıldığında, bazı isimler yalnızca kendi dönemlerinin değil, aynı zamanda milletlerinin kaderinin de sembolü hâline gelir. Bu isimlerden biri hiç şüphesiz Mehmet Emin Resulzade’dir.

Bakü Türkoloji Kurultayı: Ortak Hafızanın ve Dil Birliğinin Yüz Yıllık Çağrısı

Türk dünyasının ilmî, fikrî ve kültürel tarihinde müstesna bir yere sahip olan Bakü Türkoloji Kurultayı, ilk kez 1926 yılında Bakü’de düzenlendi.

Türkiye

Gençlik Merkezimizden KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’a ziyaret

Siyonist emperyalizm ve iki manyak…

Bir Milletin İstiklal Sesi: Mehmet Emin Resulzade

Bakü Türkoloji Kurultayı: Ortak Hafızanın ve Dil Birliğinin Yüz Yıllık Çağrısı

Genç ASAM

Avrasya Bir Vakfı Cumartesi Sohbetleri'nde Türk Dünyasının Geleceği Masaya Yatırıldı

Âlemin yeni ‘ouroboros’u: ABD…

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Malezya ile atabileceğimiz müşterek adımları değerlendirmeyi sürdüreceğiz

Venezuela: ABD'nin askeri müdahalesinde ölenlerin sayısı 100'e yükseldi

2026’ya iklim krizini önleyemeyeceğimizi kabullenerek mi girdik?

Trump, Venezuela'da kontrolün ABD'de olduğunu ve seçimlerin "doğru zamanda" yapılacağını söyledi

Yemen hükümeti, Hadramevt vilayetinde tamamen kontrol sağlandığını açıkladı

ÇELİKKUBBE'ye bir SİPER Sistemi daha eklendi

İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonda 110 zanlı yakalandı

Trump'tan Türkiye'nin Gazze'deki Uluslararası İstikrar Gücüne katılımı konusunda değerlendirme

HÜRJET'ten 2,6 milyar avroluk ihracat başarısı

ERSİAD, Bilal Erdoğan'ı Ağırladı…

Yunan Savunma Bakanı Dendias’tan haddini aşan sözler: Ege’yi füzelerle kapatacağız

KIZILELMA'nın tarihi başarısı dünyada yankılandı! 'Başkaları hayal kurarken Türkiye gerçekleştirdi, havadan havaya ölüm zinciri'

Trump Maduro'yu aradı: 'Venezuela'yı terk et' talebi

İçme suyu ve tarımda tasarruf önlemleri kuraklık riskine karşı güçleniyor

Helal telefon olsa alır mıydın?

Duygusal tüketim nesnesi olarak Atatürkçülük

Murat Ülker yapay zekânın atladığı gerçeği yazdı: SHG Airshow 2025

Milletimizin başı sağ olsun

Rahmi Koç bile “Bütün işleri yurt dışına taşımışsın” dedi!

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Pladis ve Godiva YK Başkanı Murat Ülker, Avrasya Bir Vakfı’nda

Avrasya Bir Vakfı, 2025 - 2026 Açılış Konferansı

Avrupa için rol model! Dünya basını yazdı: Türkiye, NATO'nun yükünü omuzluyor

Yunan akademisyenden canlı yayında Türkiye itirafı! 'Atina çıkmaza sürükleniyor, kapı değişti'

Yükleniyor

loading