Genetik Mühendisliği: Dünya Çapında Gıda ve Tarım Krizi

Genetik Mühendisliği: Dünya Çapında Gıda ve Tarım Krizi

Çin’de 1949 yılında kullanımdaki yaklaşık 10.000 kadar buğday çeşidinin arasından, 1970’li yıllara kalan sadece 1.000 kadardır. ABD’de son bir yüzyıl içerisinde yetiştirilen lahanaların yüzde 95’i, mısırın %91’i, nohudun %94’ü,

Colin Todhunter


2012 yılında Fransa’daki Caen Universitesi’nden Profesör Seralini, GDO’larla beslenmiş farelerin üzerinde sağlık etkilerine dair bir araştırmayı yürüten ekibe öncülük yaptı. (1) İki yıllık çalışmanın sonucunda, GDO’larla beslenen farelerin, beslenmeyenlere oranla ciddi sağlık sorunları yaşadıkları sonucuna varıldı. Şimdiyse yeni ve önemli bir araştırma daha gündeme geliyor; keza bir diğer saygın dergide kısa süre önce yayımlanmıştı. Bu araştırma, biyoteknoloji alanında sık sık öne sürülen, “GDO teknolojisinin üretimi artırdığı ve tarıma yararlı olduğu” yönündeki iddiayı mercek altına alıyor.

Merkezi İngiltere’de bulunan Canterbury Üniversitesi araştırmacıları, Kuzey Amerika’daki temel mahsul üretiminde kullanılan GDO stratejisinin mahsulleri sınırlandırdığı ve Batı Avrupa’da GDO kullanılmayan tarımcılık faaliyetleriyle kıyaslandığında böcek ilacı kullanımını artırdığını ortaya çıkarmışlardır. Profesör Jack Heinemann’ın önayak olduğu araştırmanın bulguları, Uluslararası Tarımsal Sürdürülebilirlik Dergisi’nin Haziran ayında yayımlanmıştı. Araştırmada, Kuzey Amerika ve Batı Avrupa’da son 50 yıldır gerçekleşen tarımsal verimliliğe dair veriler incelenmişti.

Heinemann’ın takımı; Batı Avrupa’nın kullandığı GDO’suz tohumlar ve tarımsal yönetim uygulamalarının bir arada düşünüldüğünde, ABD’nin tercih ettiği GDO-odaklı paketin kullanımından çok daha hızlı bir şekilde mısır mahsullerini artırdığını bulmuştu. Araştırmaya göre, Avrupa’da GDO’suz kanola mahsulleri, Kanada’nın tercih ettiği GDO-odaklı pakete kıyasla çok daha hızlı gelişmektedir. Dahası, araştırmaya göre, ABD’de kullanılan kimyasal bitki öldürücü kullanımı GDO tohumlarıyla birlikte artarken, burada ise kimyasal bitki öldürücüler azalmış ve böcek ilacı kullanımında daha büyük azalımlar sağlanmıştır.

Heinemann’a göre, Avrupa, hektar başına daha fazla gıda üretmeyi ve bu süreçte daha az kimyasal kullanmayı öğrenmiştir. Diğer yandan, Amerika’nın biyoteknoloji alanındaki tercihleri, üretkenlik ve sürdürülebilirlikte Avrupa’nın gerisine düşmesine yol açmaktadır.

Heinemann takımının raporunda belirtilen bir diğer husus ise, Kuzey Amerika’daki teşviklerin, GDO tohumlarına ve yönetim usullerine bağımlılığa yol açtığı yönündedir. Söz konusu ususller, Avrupa’daki teşvik sistemleri çerçevesinde benimsenenlerden çok daha düşük düzeylidir. Bu durum, ayrıca, GDO’lu olmayan mahsulleri de etkilemektedir. Amerika’nın GDO’suz buğday mahsulü giderek Avrupa’nın gerisine düşmektedir. Profesör Heinemann’a göre, bunu şu şekilde açıklayabiliriz: “Amerika’nın biyoteknoloji alanındaki tercihleri, Avrupa’ya ilişkin olarak hem GDO’lu hem GDO’suz mahsül türlerini cezalandırmaktadır.”

Heinemann sözü şu noktaya vardırıyordu: Mahsullerin yıllık değişkenliklerindeki azalma, Avrupa’nın daha üst düzey bir tohum ve mahsul yönetim teknolojisi olduğunu ve hava değişimlerine daha iyi dayandığını gösteriyor. Bu, önemli bir şey; çünkü yıllık değişkenlikler, yüz milyonlarca insanı gıda yoksulluğuna itebilecek türden fiyat spekülasyonlarına yol açmaktadır.

Rapor, ayrıca, tükenmiş genetik çeşitliliğe yönelik genel bir eğilim çerçevesinde modern tarımın etkisi ve ardından temel gıda mahsullerinde doğacak potansiyel felaket risk hakkında da bazı ciddi endişeleri vurgulamıştır. Çin’de 1949 yılında kullanımdaki yaklaşık 10.000 kadar buğday çeşidinin arasından, 1970’li yıllara kalan sadece 1.000 kadardır. ABD’de son bir yüzyıl içerisinde yetiştirilen lahanaların yüzde 95’i, mısırın %91’i, nohudun %94’ü, domates çeşitlerinin %81’i yok olmuştur. GDO’lar ve patentler yoluyla tohumların kontrolü, çiftçilerin tercih alanını kısıtlamış ve tohum tasarrufunu önlemiştir. Bu durum ise, sorunu daha da perçinlemiştir.

Heinemann’ın vardığı sonuç ise, büyüme için farklı çeşit uygulamaların gerekli olduğu, gıdaların GDO desteksiz yapılması gerektiği yönünde. Öte yandan, sadece kar yaratan biyoteknolojiler dışında yararlı başka sistemlere de ihtiyacımız var ki dünyanın beslenmesinde dayanıklı bir arz sunabilsinler.

Kanıtlara rağmen hükümetler teslim oluyorlar

GDO’ların etkisi ve güvenilirliğini sorgulayan kanıtlar giderek arttıkça, bazı hükümetlerin niçin GDO’ların ticari piyasalarda erişilebilir olması için biyoteknoloji sektörüyle birlikte çalıştığı meselesi gündeme geliyor. GDO sektörü için lobicilik yapan sözde bilimadamlarının sürekli öne sürdüğü gibi, ülkeler birbiri ardı sıra bilimsel veriler temelinde GDO’ları kabul ediyor yönündeki iddia gerçeği yansıtmıyor. Eğer bilimsel veriler belirleyici bir etmen olsalardı, çok az ülke GDO’ları yasaklamış olurdu.

Yanıtın bir kısmı, Amerika’da güçlü bir biyoteknoloji sektörünün halen kendi gündemini (yani GDO’ların, insanlığı açlık ve kıtlıktan kurtaracak bir üst teknoloji olduğunu) ön planda tutmaya devam ettiği gerçeğinde yatıyor. Oysa ki, dünyadaki açlığın büyük bölümü, kar peşinde koşan endüstriyel kimya tarımının ve “serbest ticaret” ve “yapısal uyum” başlığı altında dünya çapında gıda üretimi ve dağıtımının tekellerde yapılandırılmasından kaynaklanıyordu.

Bununla birlikte, insanlığın kurtarıcısı olaraköne sürülen GDO’lar, GDO sektörünün kukla politikacıları ve düzenleyici kurumları sağ olsun, varlığını sürdürüyor. ABD, dengesiz nitelikli ikili ticaret anlaşmalarını diğer ülkelerle yapmak üzere teşviklerde bulunurken, amacı, sadece ekonomileri kendi ekonomik hegemonyasına bağlamak suretiyle krizdeki ekonomisi ve gevşek para birimini güçlendirmeye çalışmak değil, ayrıca, ve daha spesifik olarak, ulusların GDO’ları “kabul etmesini sağlamak”tır.

Küresel düzeyde ise, GDO’ların büyük oranda bulaştığı buğday, pirinç ve mısıra ilişkin haberlere bakıldığında, dünyanın mahsullerinin büyük bölümüne bu şekilde bir bulaşma yaşanmasının ardında bir alavere olduğu düşünülüyor. Böylelikle, GDO’lar mutlak bir şekilde dizginleri ellerine alsınlar ve GDO yanlısı / GDO karşıtı tartışması tamamen akademik düzeyde kalsın.

Görünen o ki, gizli ticari anlaşmalar, “kamu çıkarını” sağlamak için tasarlanan resmi kurumların hareket kabiliyetinin bloke edilmesi ve zorbalık veya göz korkutma, yeterli gelmemiştir. Yayılma stratejileri, saydam ve demokratik araçlarla söz konusu olamayan kapalı ve saydam olmayan yöntemler yoluyla başarı sağlamanın bir yoludur – çünkü yüz milyonlarca insan, GDO istememektedir.

Büyük ilaç şirketleriyle yaşanan anlaşmazlık dahilindeyken, kodamanlar, gıdamızı kontrol etmeye ve kendi çok karlı “şahane çözümlerini” ve çevre sorunlarını teşvik etmek suretiyle sağlık hizmetleri sistemimizi belirlemeye meraklı görünüyorlar. Tüm bunlar, insanın varlığının her aşamasını doldurup kontrol etmeye çalışan daha geniş kapsamlı kurumsal küresel bilimsel elitlerin gündemin bir parçasıdır. (Kanada merkezli düşünce kuruluşu Globalresearch)

 

Kaynak: http://www.globalresearch.ca/genetic-engineering-the-global-food-and-agricultural-crisis/5341879



Gençlik Merkezimizden KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’a ziyaret

Gençlik Merkezi Başkanımız Çağrı Batuhan Budak ve yönetim kurulu üyeleri KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Prof. Dr. Tufan Erhürman’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.

Türkiye

Siyonist emperyalizm ve iki manyak…

En gelişmiş silahlar, -maalesef- en eski nefretlerin hizmetindedir.

Dünya

Bir Milletin İstiklal Sesi: Mehmet Emin Resulzade

Türk dünyasının modern tarihine bakıldığında, bazı isimler yalnızca kendi dönemlerinin değil, aynı zamanda milletlerinin kaderinin de sembolü hâline gelir. Bu isimlerden biri hiç şüphesiz Mehmet Emin Resulzade’dir.

Bakü Türkoloji Kurultayı: Ortak Hafızanın ve Dil Birliğinin Yüz Yıllık Çağrısı

Türk dünyasının ilmî, fikrî ve kültürel tarihinde müstesna bir yere sahip olan Bakü Türkoloji Kurultayı, ilk kez 1926 yılında Bakü’de düzenlendi.

Türkiye

Gençlik Merkezimizden KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’a ziyaret

Siyonist emperyalizm ve iki manyak…

Bir Milletin İstiklal Sesi: Mehmet Emin Resulzade

Bakü Türkoloji Kurultayı: Ortak Hafızanın ve Dil Birliğinin Yüz Yıllık Çağrısı

Genç ASAM

Avrasya Bir Vakfı Cumartesi Sohbetleri'nde Türk Dünyasının Geleceği Masaya Yatırıldı

Âlemin yeni ‘ouroboros’u: ABD…

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Malezya ile atabileceğimiz müşterek adımları değerlendirmeyi sürdüreceğiz

Venezuela: ABD'nin askeri müdahalesinde ölenlerin sayısı 100'e yükseldi

2026’ya iklim krizini önleyemeyeceğimizi kabullenerek mi girdik?

Trump, Venezuela'da kontrolün ABD'de olduğunu ve seçimlerin "doğru zamanda" yapılacağını söyledi

Yemen hükümeti, Hadramevt vilayetinde tamamen kontrol sağlandığını açıkladı

ÇELİKKUBBE'ye bir SİPER Sistemi daha eklendi

İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonda 110 zanlı yakalandı

Trump'tan Türkiye'nin Gazze'deki Uluslararası İstikrar Gücüne katılımı konusunda değerlendirme

HÜRJET'ten 2,6 milyar avroluk ihracat başarısı

ERSİAD, Bilal Erdoğan'ı Ağırladı…

Yunan Savunma Bakanı Dendias’tan haddini aşan sözler: Ege’yi füzelerle kapatacağız

KIZILELMA'nın tarihi başarısı dünyada yankılandı! 'Başkaları hayal kurarken Türkiye gerçekleştirdi, havadan havaya ölüm zinciri'

Trump Maduro'yu aradı: 'Venezuela'yı terk et' talebi

İçme suyu ve tarımda tasarruf önlemleri kuraklık riskine karşı güçleniyor

Helal telefon olsa alır mıydın?

Duygusal tüketim nesnesi olarak Atatürkçülük

Murat Ülker yapay zekânın atladığı gerçeği yazdı: SHG Airshow 2025

Milletimizin başı sağ olsun

Rahmi Koç bile “Bütün işleri yurt dışına taşımışsın” dedi!

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Pladis ve Godiva YK Başkanı Murat Ülker, Avrasya Bir Vakfı’nda

Avrasya Bir Vakfı, 2025 - 2026 Açılış Konferansı

Avrupa için rol model! Dünya basını yazdı: Türkiye, NATO'nun yükünü omuzluyor

Yunan akademisyenden canlı yayında Türkiye itirafı! 'Atina çıkmaza sürükleniyor, kapı değişti'

Yükleniyor

loading