Tarih: 30.12.2013 13:49

“Müslüman, Müslümanın Düşmanı Olamaz“

Facebook Twitter Linked-in

Soldan sağa: Hacı Şeyh Sabri Sayan, ASAM Başkanı Şaban Gülbahar, Prof. Dr Ferman Demirkol, Şükrü Bozkurt ve Ömer Özkaya


Haber Merkezi

Dünya Caferileri Başkanı Hacı Şeyh Sabri Sayan, 'Müslüman, Müslümanın Düşmanı Olamaz' dedi. Şeyh Sayan 'Bugünkü müslümanların birbirlerine düşman gözüyle bakmasının müsebbibi, hadislerle, tefsirlerle oynayan zalim kalemlerdir' dedi.

Avrasya Stratejik Araştırmalar Merkezi`nde düzenlenen konferansta 'İslam`da devlet, millet ve Caferilik İnancı' başlığı altında müslümanlar ve mezhepler arasındaki ihtilaflar, İslam`ın devlet ve millete yaklaşımı ele alındı. Dünya Caferileri Başkanı Hacı Şeyh Sabri Sayan ve Prof. Dr. Ferman Demirkol, konferansta birer konuşma yaptılar.

Hacı Şeyh Sabri Sayan`ın konuşmasından notlar:

'İslam`ın temel anlamı, salimlik, selamet, birlik ve beraberliktir, samimiyet demektir. Kuran-ı Kerim`e baktığımızda yüce rabbimiz `Fırkalara bölünmeyin, Allah`ın ipine sarılın` buyuruyor.

Hiç bir zaman Müslüman, müslümanın düşmanı olamaz. Kardeşiz, kardeş; sadece aynı ana-babadan olan demek değildir, imanı 'bir' olan herkes kardeştir. Öyleyse biz müslümanlar neden bir olmuyoruz? Çünkü kulaklarımızı etrafdan gelen haberlere verdiğimizden dolayı, dolduruşa geldiğimizden mütevellit, aramızda bir kısım ihtilaflar yaratarak, müslümanı müslümana düşman gösteriyorlar.

Allah, bu Türkiye vatanımızı yerin göğün afat ve belalarından muhafaza kılsın, içten ve dıştan düşmanlarımıza fırsat vermesin, bu melekete huzur ve esenlik versin.

Allah birdir, Resulullah Hz. Muhammed ve bütün mezheplerin kıblesi Kabe-i Muazzama`dır. Bütün mezheplere mensup olanlara dinlerini sorsanız, dinimiz İslam, hepimiz 'elhamülillah müslümanız' diyoruz. Peki nedir bu dava, nedir bu ihtilaf?

Herkes, babadan, anadan, etraftan, komşudan, ders aldığı hocasından duyup işittiklerini gerçek İslam olarak kabul etmekte ve diğerlerinin de İslam dışı olduğunu ileri sürmektedir. Bu düşünce müslümanlar arasında bölünmeye sebep olmaktadır. Oya neden birbirimizi sevmeyelim, neden birlik beraberlik olmasın? Hepimiz aynı kıbleye dönerken, neden böyle oldu?'

Prof. Dr. Ferman Demirkol`un konuşmasından notlar:

'Türkçe, dünyada, İngilizce`den sonra üçüncülüğü zorluyor: Çince, İspanyolca, İngilizce ve Türkçe. Türk milletinin toprakları artık sadece Türkiye değildir, değişmelidir. Biz eskiden Türkiye`de oturup, dışarıdaki Türk Cumhuriyetlerine `Dış Türkler` diyorduk, ama bir müddet sonra belki de Türkiye `Dış Türkler` olacak. Bir makale yazdım, müthiş şekilde tepkiler geldi. Bu makalede dedim ki, eğer Türkiye`yi bölüp buradan bir devlet çıkarırlarsa, biz de başka ülkelerde başka devletler çıkarmalıyız! Mesela Yunanistan`da Batı Trakya`da... Almanya`da... ABD`nin yanısıra PKK`nın en büyük destekçisi Almanya`dır. Almanya`da 13 federe devletçik var, 14. cüsü de Türk federe devleti olabilir! PKK`nın bir başka destekçisi İran. İran`da da hazır Türk devleti var, her an olur. Ama biz hiç bir ülkenin bölünüp parçalanmasını istemiyoruz.

Sadece nüfus ve toprakla devlet olunmaz, bakın Filistin olamıyor. Kimi zaman da devlet oluyorsunuz ama topraklarınızın bir kısmı işgal ediliyor. Dünyanın en stratejik maddesi petrole sahip oluyorsunuz ama topraklarınızın % 20`si işgal altında. Peki topraklarınızı işgalcilerden, emperyalistlerden neden kurtaramıyorsunuz? Azerbaycan bu durumda. Azeraycan topraklarını Ermeniler işgal etmedi ki! Ermenistan`da, Karabağ`da Ermeni kalmadı ki... Eşekler, atlar, keçiler kalmış bir de ve... İşte Azerbaycan topraklarını 've' işgal altında tutuyor! Dolayısıyla, devlet olabilmeniz için nüfus ve toprağın yanısıra egemenliğiniz olacak. Yani emretme ve yasak koyma gücünüz varsa devlet olabilirsiniz.'

ASAM Genel Müdürü Ömer Özkaya da 'Din, son yıllarda, dünya kamuoyunun önüne birleştiren değil ayrıştıran bir unsur olarak sunuldu. Oysa geniş kitlelere hitap eden ilahi dinlerin 'ortak' özellikleri, farklılıklarından çok daha fazladır. O halde din, birleştirici bir unsur olarak dünya barışına nasıl hizmet edebilir ve bu konuda din adamlarına önemli roller düşmektedir' dedi. Özkaya, Amerika’nın ilk kadın dışişleri bakanı Madeleine Albright`ın, yeni kitabı “The Mighty and The Almighty”i tanıtmak üzere merkezi New York’ta bulunan ve ülke siyasetinde etkin bir yeri olan Dışilişkiler Konseyi’nde 5 Mayıs 2006 günü yaptığı konuşmada 'uluslararası sorunlara çözüm aranırken, dini liderlerin mutlak olarak bu sürece dahil edilmesi gerekir' dediğini aktardı.




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —