Rusların Meydan Okuması
Kırım ve Donbass´ta Ukrayna´ya karşı çifte saldırganlığı ile Rusya, ABD ve NATO karşısında stratejik bir rakip olarak yeniden ortaya çıktı. Birçok gözlemci açısından bu durum ani ve beklenmedikti; ancak bu eylemler, yirmi yıldır ka
David A. Shlapak
Batı´da birçok kesim, SSCB´nin çöküşünü yanlış yorumladı. Bu durum, Almanya karşısında 1945 yılı Mayıs ayında yaşanan zafer gibi kutlandı – bu, bir toplumun topyekûn mağlubiyeti idi ve diğer tarafta tamamen farklı bir şekilde ortaya çıktı. Leninizm´in ölümü de aynı şekilde görüldü. Geçmişinde kalıcı demokratik kurumların, güçlü sivil toplumun veya “aşağıdan yukarıya doğru” piyasa sinyallerine yanıt verebilecek nitelikte bağımsız bir ekonominin olmadığı bir ülkenin –Soğuk Savaş´ın “galiplerinin” yardımıyla- kendisini yeni, özgür ve Batı´nın normlar ve uygulamalar ağına entegre etmeye hazır bir şeye dönüştürmesine izin veren tarihi bir dönüm noktası olarak görüldü.
Onun yerine, 1989 yılı sonundan 1991 yılı sonuna dek olan dönemde var olan koşullar, 1918 yılı Kasım ayında Birinci Dünya Savaşı´nı sonlandıran ateşkesin ardından yaşananlara çok daha fazla benzemekteydi: siyasi ve ekonomik bir sistemin içeriden çöküşü ve toplumda otoriterlikten uzak temel bir dönüşümün yaşanmaması. Rus toplumunun bazı kesimleri çok daha liberal siyaset ve ekonomi deneyimine açık iken, gücü elinde tutan kesimler yeni ortaya çıkan sistemleri kendi avantajlarına şekillendirebildiler; yüzyılın sonunda siyasi gücün yetenekli politikacı Vladimir Putin´i altında yeniden merkezileştirilmesi için temel oluşturan ekonomik ve siyasi kaosu güçlendiren heybetli bir oligarşi yarattılar – bir tür Weimer Rusya´sı oldu.
Rusya bugün demokrasiyi denediğine ve bu demokrasinin felaket bir şekilde fiyaskoya uğradığına inanıyor. Rusya´nın tutumu Batı´ya yönelik bir kin ve öfkeyle tetiklenmiştir. Çin gibi o da –en azından 20 yıldır- bir aşağılanma söylemine sahiptir. Çıkarları gözardı edilmekte; hedefleri küçümsenmekte; çektiği acı gözden kaçmakta ve birinci sıradaki bir ulus olarak hak ettiği yer gasp edilmektedir.
Bu bağlamda, söz konusu Perspektif, Baltık bölgesinde Rusların potansiyel saldırganlığıyla nasıl başa çıkılacağı konusunda bir argüman sunmakta; yıllardır bölgenin analiz edilmesinden kaynaklı uzmanlıktan ve RAND Corporation´ın gerçekleştirdiği sayısız savaş oyununun sonuçlarından yararlanılmaktadır. Bu argümana dair bir dizi soru soruyoruz:
Rusya ne istiyor?
Rusya, hangi tanımlamayı kullanırsanız kullanın büyük bir güçtür. Herhangi bir büyük gücün istediği şeyi istemektedir:
* iç istikrar
* güvenli sınırlar – yani periferisi boyunca yer alan bölgelerde nüfuz üstünlüğü
* eşdeğeri olarak tanıdığı diğer devletlerle olumlu bir güç dengesi
* kendi kendine tanımlanan çıkarlara dokunan herhangi bir meselede meşru söz hakkına sahip olduğunun genel kabul görmesi.
Bu hedefler, ABD´nin hedeflerine benzemektedir – örneğin, Monroe Doktrini, ABD´nin diğer büyük güçlerin Batı yarımküreye müdahale etmesine hoşgörüyle yaklaşmayacağı konusunda ısrar etmektedir. Bununla birlikte, ABD´nin bakış açısından Rusların hedefleri sorunludur. Bunun öncelikle sebebi, Rusya´nın sınır bölgelerinde, ABD´nin antlaşma yükümlülüklerinin bulunduğu birçok ülkenin olması ve bu ülkelerin Rusların nüfuz alanı içerisinde yaşama gibi bir arzusu olmamasıdır. İkinci olarak, Rusya´nın komşularının büyük kısmı, kendi yerel denetleme hakkını güvence altına almaya dönük bazı yaklaşımlar karşısında –bunlar arasında doğrudan emperyalist yayılma, müşteri veya uydu devletlerin elde edilmesi veya hükümeti devirme girişimleri- yenilmiştir. Kremlin´in kısa süre önceki tutumu ise, kendilerini sınırları içerisine hapsedenlerin endişelerini gidermek açısından faydalı olmamıştır.
Rusya´nın hedeflerinin sorunlu olmasının üçüncü bir sebebi ise, Rusya´nın kendisinden daha çok uluslararası düzenin niteliği, büyük güçleri belli bir rekabet düzeyine hapseden dinamiklerle alakalıdır. Bu rekabet kızışabilir veya bir dizi sebeple dindirilebilir; ancak ampirik açıdan bakıldığında büyük bir gücün sistemdeki diğer aktörlerle olumlu bir güç dengesi tutturma çabası içerisinde olduğunu görüyoruz. Bu durum ise “güvenlik çelişkileri” doğuruyor: Bu durumda, Rusların kendi algılanan güvenliklerini artırmaya dönük adımları, diğerleri tarafından kendilerine yönelik tehdidin artması olarak görülüyor; karşıt adımların atılmasını mecbur bırakıyor ve bu da karşılığında Rusların kendilerini korumaya dönük daha fazla adım atmasını motive ediyor. Denetlenmemiş bir güvenlik çelişkisi, bir silah yarışına ve kriz yaşayan rekabetlere – ve son kertede de savaşa- evrilebilir.
Bu baskıları artıran şey ise, ABD ve müttefiklerinin niçin Moskova´ya karşı iki kısımlı bir diyalog ve caydırıcılık stratejisi izledikleridir. Bu yaklaşım, Rusya´nın kırılgan doğu sınırları boyunca NATO´nun tavrını güçlendirmek ve bir yandan da gerilimleri azaltıp Rusya ile işbirliğine yönelik fırsatları tespit etmek üzere iletişim kanallarını yeniden açmaya çabalamak suretiyle Rusya´nın herhangi bir askeri eylemine yönelik teşvikleri azaltmayı hedeflemektedir. Güvenlik ikileminin tehlikeli mantığı ise; taraflardan hiçbirisinin bir diğerinin düşmanca olmayan niyetlerine inanmaya meyilli olmamasıdır. Ancak, faydaları maksimum düzeye çıkaran eylemleri, genel güvensizliği azaltmaya yönelik olarak süregiden diyalog ile birleştirmek, en tehlikeli sonuçların azaltılmasına ve savaşa doğru evrilmesini önlemeye katkı sağlayabilir. Her halükarda, güvenlik açmazlarına dair dinamiklerin, büyük güç rekabetinin kaçınılmaz nitelikleri olması sebebiyle, bu tür ikilemleri önleme umuduyla tedbir amaçlı caydırıcı önlemlerden kaçınılması akılsızca görünüyor.
Rusya NATO´ya neden Saldırır?
Herhangi bir günde Rusya´nın NATO´ya alenen saldırma gibi bir niyeti elbette yok. Ülkeler birbirleriyle bir heves uğruna savaşa girmezler. Ancak NATO açısından zorluk Rusya´yı
herhangi bir gün caydırmak değil; savaşın Moskova açısından mevcut tercihler bağlamında kalıcı bir seçenek olarak göründüğü gün Rusya´yı caydırmaktır.
Yazının devamı için : http://asam.org.tr/ruslarin-meydan-okumasi/
Gençlik Merkezimizden KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’a ziyaret
Gençlik Merkezi Başkanımız Çağrı Batuhan Budak ve yönetim kurulu üyeleri KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Prof. Dr. Tufan Erhürman’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.
TürkiyeSiyonist emperyalizm ve iki manyak…
En gelişmiş silahlar, -maalesef- en eski nefretlerin hizmetindedir.
DünyaBir Milletin İstiklal Sesi: Mehmet Emin Resulzade
Türk dünyasının modern tarihine bakıldığında, bazı isimler yalnızca kendi dönemlerinin değil, aynı zamanda milletlerinin kaderinin de sembolü hâline gelir. Bu isimlerden biri hiç şüphesiz Mehmet Emin Resulzade’dir.
Bakü Türkoloji Kurultayı: Ortak Hafızanın ve Dil Birliğinin Yüz Yıllık Çağrısı
Türk dünyasının ilmî, fikrî ve kültürel tarihinde müstesna bir yere sahip olan Bakü Türkoloji Kurultayı, ilk kez 1926 yılında Bakü’de düzenlendi.
TürkiyeGençlik Merkezimizden KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’a ziyaret
Siyonist emperyalizm ve iki manyak…
Bir Milletin İstiklal Sesi: Mehmet Emin Resulzade
Bakü Türkoloji Kurultayı: Ortak Hafızanın ve Dil Birliğinin Yüz Yıllık Çağrısı
Genç ASAM
Avrasya Bir Vakfı Cumartesi Sohbetleri'nde Türk Dünyasının Geleceği Masaya Yatırıldı
Âlemin yeni ‘ouroboros’u: ABD…
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Malezya ile atabileceğimiz müşterek adımları değerlendirmeyi sürdüreceğiz
Venezuela: ABD'nin askeri müdahalesinde ölenlerin sayısı 100'e yükseldi
2026’ya iklim krizini önleyemeyeceğimizi kabullenerek mi girdik?
Trump, Venezuela'da kontrolün ABD'de olduğunu ve seçimlerin "doğru zamanda" yapılacağını söyledi
Yemen hükümeti, Hadramevt vilayetinde tamamen kontrol sağlandığını açıkladı
ÇELİKKUBBE'ye bir SİPER Sistemi daha eklendi
İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonda 110 zanlı yakalandı
Trump'tan Türkiye'nin Gazze'deki Uluslararası İstikrar Gücüne katılımı konusunda değerlendirme
HÜRJET'ten 2,6 milyar avroluk ihracat başarısı
ERSİAD, Bilal Erdoğan'ı Ağırladı…
Yunan Savunma Bakanı Dendias’tan haddini aşan sözler: Ege’yi füzelerle kapatacağız
KIZILELMA'nın tarihi başarısı dünyada yankılandı! 'Başkaları hayal kurarken Türkiye gerçekleştirdi, havadan havaya ölüm zinciri'
Trump Maduro'yu aradı: 'Venezuela'yı terk et' talebi
İçme suyu ve tarımda tasarruf önlemleri kuraklık riskine karşı güçleniyor
Helal telefon olsa alır mıydın?
Duygusal tüketim nesnesi olarak Atatürkçülük
Murat Ülker yapay zekânın atladığı gerçeği yazdı: SHG Airshow 2025
Milletimizin başı sağ olsun
Rahmi Koç bile “Bütün işleri yurt dışına taşımışsın” dedi!
Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Pladis ve Godiva YK Başkanı Murat Ülker, Avrasya Bir Vakfı’nda
Avrasya Bir Vakfı, 2025 - 2026 Açılış Konferansı
Avrupa için rol model! Dünya basını yazdı: Türkiye, NATO'nun yükünü omuzluyor
Yunan akademisyenden canlı yayında Türkiye itirafı! 'Atina çıkmaza sürükleniyor, kapı değişti'
Yükleniyor
