Rusyanın Enerji Jeopolitiğine Dair Yüksek Hedefleri
Moskova Güney Akımı tamamladığında ve sevkiyata yönelik boruhattının altyapısı üzerinde tam bir denetim sağladığında, bu durum, Washington açısından büyük bir jeopolitik bozgun anlamına gelecek. 1990ların başında Sovyetler Bir
2008 yılında Rusya`nın Gürcistan`a müdahalesiyle, Nabucco bir hayal oldu. (ASAM)
F. William Engdahl *
Rusya-Almanya ortaklığında hayata geçirilen devasa bir boruhattı projesi olan Kuzey Akım’ın iki boruhattından ilki, Avrupa Birliği’ne gaz sevkiyatına başladı. Bu gelişme pek de göz ardı edilecek bir gelişme değil. Keza Alman Şansölyesi Merkel ve Rusya Devlet Başkanı Medvedev, Fransa ve Hollanda başbakanları ile Avrupa Birliği Enerji işlerinden sorumlu Komiseri’ni de yanlarına alarak, Almanya’nın kuzeyinde bulunan Lubmin’de 1224 kilometrelik iki boruhattından ilkini açtılar. Boruhattı, Rusya’nın Sibirya’da bulunan Yuzhno-Russkoye doğalgaz sahasından Almanya’ya ilk doğrudan doğalgaz sevkiyatına başlamış bulunuyor.
Kuzey Akım projesi, pek ucuz bir proje sayılmazdı. Toplam maliyeti, 760 mil uzunluğundaki denizaltı boruhattı kompleksi için 12 milyar doların bile üzerine çıkıyordu. Boruhattı Rusya’nın St.Petersburg kenti yakınlarındaki Vyborg’dan başlayıp, Baltık Denizi’nden geçerek Almanya’nın kuzeydoğusuna uzanacak. Proje oldukça önemli bir zamanda başlatılmış olup, deniz yaşamını koruma altına almak üzere sıradışı çevre koruma önlemleriyle birlikte hayata geçirildi. İkinci boruhattı 2012 sonunda tamamlandığında, Kuzey Akım yılda 55 milyon metre küp Rus gazının sevkiyatını üstlenmiş olacak ki, bu da AB’nin yıllık toplam doğalgaz tüketiminin neredeyse onda biri veya Çin’in toplam doğalgaz tüketiminin yaklaşık üçte biri anlamına geliyor.
Kuzey Akım’a dair yapılan tahminlere göre, söz konusu proje, 56 milyon kadar Batı Avrupalı haneye enerji sağlayacak. Avrupa Birliği’nin halihazırda karbon ayakizini azaltmak üzere aldığı siyasi kararlara bakıldığında, Rus doğalgaz devi, rakip kömür tesisleriyle kıyaslandığında doğalgaz üretiminde yüzde elli daha az karbon üretildiğini ve yüzde elli daha fazla enerji etkinliği sağlandığını iddia ediyor.
Moskova bu projede biraz faydacı davranmış ve küresel ısınmayla ilgili endişeleri göz ardı etmiş olsa da, Gazprom, bunu siyasi bir satış unsuru olarak kullanmaktan geri durmuyor. Avrupa Birliği, doğalgaz alanında önemli atılımlarda bulunuyor ve Moskova da, her ne kadar bu atımlın en büyük faydalanıcısı olmasa da, büyük faydalanıcılarından biri olmayı istiyor. Kuzey Akım, Almanya’ya Sibirya gazını taşımanın yanı sıra, İngiltere, Danimarka, Hollanda, Belçika, Fransa ve Çek Cumhuriyeti’ne de gaz tedarik edecek.
Moskova, küresel jeopolitik güç dengesini kendine doğru çevirerek ve Washington’un başat rolünden uzaklaşarak, askeri-olmayan önemli bir düzlemde elini güçlendirmişe benziyor. Doğal gaz ve petrol, bu stratejinin belkemiğini oluşturuyor. Rusya’nın ham petrol üretimi aylardır Güney Arabistan’ın üretimini aşmış bulunuyor. Rusya, günde 10,3 milyon varilin üzerinde petrol üretiminin üzerine yaklaşık 1 milyon varil daha ekleyerek zirveye tırmanmış bulunuyor. (1) Öte yandan, bilinen doğalgaz rezervleri açısından, Rusya, uzak arayla dünya liderliğini koruyor.
Rusya’nın doğalgazı, yıllardır Rusya’nın bir dizi enerji jeopolitiğinin temelini oluşturuyor. Devletin sıkı takibinde bir şirket olan Gazprom, bu enerji stratejisinin belkemiğimi teşkil ediyor.
NATO’nun Polonya, Romanya ve Çek Cumhuriyeti gibi eski Varşova Paktı ülkelerine doğru yönelmesini ve Amerika’nın Ukrayna ve Gürcistan’ı NATO’ya girmeye cezp etmek için yaptığı birçok girişimi durdurmak üzere, halihazırda yürüttüğü başbakanlık görevi ve zamanında üstlendiği devlet başkanlığı zamanlarında Vladimir Putin’in Gazprom’un ekonomik manivela gücünü kullandığını görüyoruz.
Rusya, devasa doğalgaz kaynaklarını kullanarak, Batı Avrupa’da daha güçlü ekonomik bağlar inşa etmenin yollarını araştırıyor; böylelikle NATO tarafından çevrelenmenin yaratabileceği potansiyel askeri-stratejik tehdit de bir şekilde nötralize edilmek isteniyor. Bu bağlamda, Rusya’nın boruhattı diplomasisinin odak noktasında, savaş zamanında düşmanı olduğu, ancak şimdi Kuzey Akım’ın geçtiği Almanya bulunuyor.
Baltık’tan Almanya’ya dek denizaltı güzergahı, Alman-Rus konsorsiyumu tarafından seçilmişti. Bu konsorsiyumun içinde Gazprom’un %51 hissesi bulunmaktaydı. Alman kimya grubu BASF Wintershall ve Alman E.ON Ruhrgas’ın da her birinin bugünkü hissesi %15,5 kadardır. Bu da, Alman-Rus ortaklara %82’lik bir denetim üstünlüğü sağlamaktadır. Öte yandan, kilit AB ülkelerinin siyasi desteği de buna ilave edilebilir; keza kısa süre sonra bu ülkelerin yanına, Hollandalı N.V. Nederlandse Gasunie ve Fransız GDF Suez de katıldı ve her bir şirketin hissesi %9 düzeyindeydi.
Baltık deniz-altı güzergahı, potansiyel olarak jeopolitik aksaklıkları önlemek üzere kasten seçilmişti. Keza, örneğin birkaç yıl önce NATO-yanlısı Ukrayna hükümeti Rusya’nın doğalgaz sevkiyatının Batı Avrupa’ya ulaşmasını önlemiş; böylelikle Rusya’nın Batı Avrupa’ya yaklaşma girişimlerinin altını oymayı planlamıştı. Ukrayna’nın ardında Washington’un desteği bulunuyordu. (2)
Ukrayna’nın NATO’ya katılmasıyla birlikte, Washington derhal Ukrayna’nın devlet başkanı olarak sağ kolu Viktor Yuşenko’yu getirdi; ardından Ukrayna, ekonomik olarak Rusya’nın gelişimini engelleyecek türden bir stratejik konuma erişti. Kasım ayında Kuzey Akım’ın açılmasından önce, Rusya’nın AB ülkelerine –özellikle de Almanya, İtalya ve Fransa’ya- yönelik doğalgaz ihracatının %80 kadarı, Ukrayna topraklarından geçiyordu. Siyasi istikrarsızlık ve NATO’nun sürekli olarak Ukrayna’nın içişlerine karışması, yeni Kuzey Akım deniz-altı güzergahını, Ukrayna ve Polonya’yı tamamen baypas ederek kurma kararını almayı gerektirdi. Bugün Rus devletinin toplam gelirlerinin %40 kadarı, Rusya’nın petrol ve doğalgaz ihracatlarından kaynaklanıyor. (3)
Güney Akım vs. Nabucco
Enerji sektörü ve özel siyasi çıkar grupları dışında çok az kişinin dikkat ettiği bir konu var: Kuzey Akım projesiyle aynı zamanda Güney Akım denen ikinci bir proje de jeopolitik mücadelenin merkezinde yer alıyor. Rus Gazprom doğalgazının AB ülkelerine nakledilmesini içeren söz konusu boruhattı, Karadeniz’in zemini üzerinde kurulacak; Bulgaristan, Sırbistan, Macaristan ve Slovakya’dan geçerek, AB’nin güneyinden ilerleyip Batı Avrupa piyasalarına ulaşacak.
Rusya’nın AB ile artan enerji bağlarını siyasi olarak çevrelemek ve Washington’un güçlü desteğini ardına almak için Avrupa Komisyonu 2002 yılında bir alternatif önerdi: Nabucco boruhattı. Verdi’nin operasından ismini alan proje dahilinde, 3900 kilometrelik boruhattının inşasına bu zaman kadar Türkiye, Romanya, Bulgaristan, Macaristan ve Avusturya “prensipte” onay vermiş bulunuyor. Boruhattının, teorik olarak, Hazar Denizi ve Orta Doğu’dan başlayıp Türkiye üzerinden geçerek Batı Avrupa’ya yılda 31 milyar metre küp düzeyinde doğalgaz pompalaması bekleniyor. Nabucco’nun bu zamana dek belirlenen ortakları arasında; Almanya’dan RWE, Avusturya’dan OMV, Macaristan’dan MOL, Türkiye’den Botaş, Bulgaristan’dan Bulgaria Energy Holding ve Romanya’dan da Transgaz bulunuyor.
Buradaki sorun şu ki, Nabucco ortaklarının boruhattını doldurmak üzere herhangi bir noktadan doğalgazı güvence altına almaları gerekiyor. Moskova, bariz bir tedarikçi olarak kabul edilen Azerbaycan’dan gelen gazı ustaca kilit altına aldı ve eski Sovyet Cumhuriyeti olan Türkmenistan’dan gelen doğalgaz fazlası da, Gazprom ile olan anlaşmaları çerçevesinde güvence altında bulunuyor. Bunun sonucunda ise geriye tek seçenek olarak İran kalıyor ki, siyasi olarak Washington bu seçeneği göz önüne almaya hazır değil.
Ancak Kuzey Akım ve Güney Akım ortaya çıktıklarında, Ukrayna’nın eski Yuşenko rejimi –ki arkasında Amerika’nın güçlü desteği olduğu söylenir- 2006 yılından başlayarak Avrupa piyasalarına transit doğalgaz akışını iki kez kesintiye uğratmıştı. Tedarik istikrarını sağlamak için ise, Moskova, Ukrayna’yı baypas edecek yeni boruhattı projeleri geliştirdi. (4)
Washington ve Brüksel’deki müttefikleri açısından jeopolitik sorun; Nabucco projesinin başlamadan ölü doğmuş bir proje olduğu gerçeğidir. Gazprom’un, Azerbaycan da dahil olmak üzere başlıca doğalgaz tedarik kaynaklarını kilit altına almasının yanı sıra, Nabucco’nun da, Rus rakibinden çok daha maliyetli bir proje olduğu ortaya çıktı.
Yapılan son tahminlere göre, Nabucco’nun nihai inşaat maliyeti, Güney Akım’ın neredeyse iki katı. Macaristan Ulusal Kalkınma Bakanı Tamas Fellegi’nin kısa süre önce söylediğine kulak verirsek, Nabucco doğalgaz boruhattının maliyeti, orijinal planların dört katına çıkacak. “Kimse Nabucco’nun nihai maliyetini şimdiden öngöremez; ancak iyimser tahminlere göre, maliyeti, 24-26 milyar Euro’ya çıkabilir,” diyor Fellegi. (5)
Ekim ayı sonunda Gazprom konsorsiyumdaki en büyük ortağı olan İtalyan ENİ ile birlikte Moskova’da düzenlediği bir toplantı sırasında, Güney Akım projesi için ortaklarını güvence altına almak üzere önemli bir adım attı. (6) Gazprom, Eylül ayında, Kuzey Akım’daki önemli Alman ortağı olan BASF Wintershall’un Güney Akım’a katılmasını sağlamıştı. Bu da, Nabucco’ya dair umutların önemli ölçüde yok olması anlamına geliyordu. Güney Akım projesini daha da güçlendirmek için, büyük Fransız enerji şirketi EDF’ye katılmışlardı.
Geçtiğimiz Nisan ayında ise, en azından kağıt üzerinde Nabucco’nun kilit oyuncularından sayılan Türkiye, Gazprom’a, Güney Akım’ın potansiyel deniz-altı güzergahı için offshore araştırma hakkı verdi. Bu, Türkiye’nin Karadeniz’de kendi karasuları içerisinde bir inşaata başlanması için onay vermesinin ilk adımıydı. Türkiye, AB ile komşuları arasında enerji kavşağı gibi yeni bir rol oynamaya çalışıyor. Araştırmalarına başlaması için Gazprom’a yeşil ışık yakarken, Türkiye’de Erdoğan hükümetinin, tüm enerji yumurtalarını NATO’nun Nabucco sepetine koymak istemediği görülüyor. (7)
Gazprom’un Güney Akım Boruhattı’na yönelik olası güzergahları
Gazprom, daha şimdiden AB’nin en büyük doğalgaz tedarikçisi konumunda. Gazprom, Kuzey Akım ve diğer boruhatlarıyla birlikte, Avrupa’ya olan doğalgaz tedarikini bu sene %12 oranında artırarak 155 milyar metre küpe çıkarmayı planlıyor. Halihazırda Avrupa doğalgaz piyasasının dörtte birini kontrol altında tutan Gazprom, Güney Akım ve diğer projelerin de tamamlanmasıyla birlikte %30’luk bir paya ulaşmayı hedefliyor.
Wintershall’un yönetim kurulu başkanı Rainer Seele, Güney Akım’a katılma kararının ardındaki jeopolitik düşünceyi şu şekilde açıklıyor: “Hammaddeye erişim anlamında Asyalı ülkeler karşısındaki küresel yarışta, Güney Akım, tıpkı Kuzey Akım gibi, ekonomimiz açısından asli önem arz eden enerji kaynaklarına erişimi güvence altına alacaktır.” (8)
Ancak, Güney Akım’ın ana odak noktası, aslında Asya’dan ziyade Batı. Rusya’nın Güney Akım projesi ile Washington’un desteklediği Nabucco projesi arasında süregiden mücadele, giderek jeopolitik bir hal alıyor. Bu mücadelenin kazananı ise, Avrupa’nın gelecekteki siyasi zemininde büyük bir avantaj edinecek.
BKS Finans Grup’un enerji analisti olan Andrei Polischuk’a göre, Nabucco, halihazırda çok daha zayıf bir pozisyonda bulunuyor. “Projenin önünde birçok sorun var. Bu sorunlardan biri, boruhattının doğalgazla nasıl doldurulacağı ve kaynak temeline nasıl ulaşılacağı. İkinci sorun ise, artan maliyet. Daha önceleri projenin maliyetinin 8 milyar Amerikan doları olması bekleniyordu; ancak halihazırda 12 ila 15 milyar dolara yükselmiş durumda,” diyor Polischuk ve ekliyor: “Tüm bu projelerin aslında gizli bir siyasi emeli var. Bu projeleri uygularken, Avrupa’nın amacı, Rus doğalgazına olan bağımlılığını azaltmak.” (9)
Nabucco Gas Pipeline International’ın direktörü olan Reinhard Mitschek, kısa süre önce şunu kabul etti ki, Nabucco 2017 yılına kadar tamamlanamayacak; yani önceden planlanan tarihten 3 yıllık bir gecikme söz konusu. İnşaat çalışmaları, en erken 2013 yılında başlayacak. Mitschek’e katıldığı bir basın konferansında, doğalgaz sevkiyatlarının ne zaman başlayacağı sorulunca cevabı şöyle olmuştu: “Doğalgaz sevkiyatına dair taahhütlerin yerine getirildiğine dair kesin belirtiler ortaya çıkar çıkmaz doğalgaz akışı başlayacak.” (10)
AB’nin Gazprom’a “Gece ve Sis” (Nacht und Nebel) Baskını
Gazprom’un Kuzey Akım boruhattının planlanan açılış töreninden günler önce, Avrupa Birliği Gazprom’un ve onun 10 ülkeye yayılan Avrupalı ortaklarının ofisine, daha önce eşi benzeri görülmemiş türden “gece ve sis” benzeri bir baskın düzenledi.
Washington-yanlısı Litvanya hükümetinin şikayeti üzerine, 28 Eylül günü AB yetkilileri, orta ve doğu Avrupa ülkelerinde Gazprom’un ve ortaklarının ofislerine baskın düzenleyerek, doğalgaz tedariki, aktarımı ve depolanmasına adları karışan şirketleri soruşturmaya başladı. Komisyon, baskıların, rekabet kurallarını ihlal eden uygulamalar konusundaki “kuşkulardan” kaynaklandığını iddia etti.
Baskınlarla birlikte, AB’nin yeni “anti-tröst” silahlarının daha önce eşi benzeri görülmemiş şekilde kullanıldığı görüldü. Şirketin dünya çapındaki cirosunun %10’una kadar cezalandırılması gibi tehditler de söz konusuydu. Thatcher-vari bir “serbest piyasa” modelinin izinden giden Avrupa Komisyonu, son yıllarda E.ON, RWE ve ENİ’yi, enerji boruhatlarını rakip ülkelere açmak veya satmak konusunda zorlamıştı. E.ON ve GDF de, piyasa paylaşımına dair anlaşmalarını festhetmek zorunda kalmışlardı.
AB, halihazırda Üçüncü Enerji Paketi denen bir paket üzerinde çalışıyor. Söz konusu düzenleme, doğalgaz tedarikçilerinin AB boruhattı altyapısından sahip oldukları paylara sınırlandırmalar getirip, aşırı yoğunlaştırılmış mülkiyetlerin “ayrıştırılması” çağrılarında bulunuyor. Bu kurallar uyarınca, Rusya, Avrupa Birliği içindeki boruhattı ağının bazı kısımlarını elden çıkarmak mecburiyetinde kalabilir. Bu da, rahatlıkla anlaşılacağı gibi, Moskova’nın yapmak istemeyeceği bir şeydir. Bu durum, Pandora’nın jeopolitik müdahale kutusunun açılmasına yol açabilir ve bunun sonucunda Rusya-karşıtı şirketler, Rusya’nın AB ile giderek artan ve önem kazanan doğalgaz ticaretini sabote etmeye kalkabilir; ki bu da halihazırda Rus devletinin mali kaynaklarının başlıca dayanak noktasını teşkil etmektedir.
Gazprom’a yapılan baskınlar, açıkça “siyasi” idi. AB bile, bu baskınlar öncesinde ellerinde çok fazla kanıt bulunmadığını kabul ediyor: “Soruşturmanın başındayız; bazı kuşkularımız var ve ele geçirdiğimiz kanıtlar ve yaptığımız çözümleme temelinde söz konusu kanıtların teyit edilip edilmeyeceğini bekleyip göreceğiz,” diyor Komisyon sözcüsü Amelia Torres, Brüksel’de basın önünde yaptığı konuşmada. (11)
Reuters’a göre, “İsminin verilmesini istemeyen bir Komisyon yetkilisi, baskınların ardında, kısmen, AB’nin Rusya doğalgazına olan bağımlılığını azaltma çabalarının ve Gazprom’un devlet kontrolündeki bir birim olarak elinde bulundurduğu güce dair endişelerin bulunduğunu söylüyor.” Gazprom’un kendisi de, baskınları, Güney Akım’da son dönemde elde ettiği ilerlemeyle ilişkilendiriyor: “Benim tahminimce; Rusya’nın Güney Akım deniz-altı bağlantısı da dahil olmak üzere projelerine hız vermesiyle bağlantılı bir durum söz konusu,” diyor Gazprom’dan bir kaynak. (12)
Meseleyi AB yetkilileriyle görüşen Rus delegasyonunun bir üyesi olan Vladimir Feigin, bu baskınlarla Avrupa Komisyonu’nun “tehlikeli bir yola” girdiği konusunda uyarıyor. “Bu, sadece bir güç gösterisi değil. Ardında birçok boyut var ve bunların hepsi de son derece siyasal. Gazprom’un uzun dönemli sözleşmeleri bile bu kapsamda değerlendirilmeli.”, diye belirtiyor. (13)
Serbest piyasa oyunu kuralları, piyasa dışındaki oyunculara çekici gelebilir; ancak Gazprom’un gelecekteki planlaması açısından, uzun-vadeli sabit sözleşmeler gerekiyor. Petrol piyasalarının son yıllarda ortaya koyduğu gibi, fiyatlar bazen düşerken, çoğu zaman da P MorganChase, Citigroup veya Goldman Sachs gibi büyük Wall Street bankalarının manipülasyonuna maruz kalıyor. Aynı çete, petrol fiyatlarını, dünya piyasalarında arz fazlası yaşanırken, Haziran 2008’de varil başına 147 doların üzerine çıkarmıştı. (14)
Gazprom, Avrupa’ya yönelik doğalgaz ihracat piyasasının daha da büyümesi beklentisi içinde olup, Avrupa çapında devasa altyapı yatırımlarında bulunuyor. Ancak, tüm bunlar, AB’nin aksi bir kararıyla tamamen silbaştan olabilir. Gazprom, doğalgaz için yer-altı depolama kapasitesini iki katına çıkarma sürecinde bulunuyor. Daha şimdiden Avusturya’da doğalgaz depolama tesislerini çalıştırırken, Britanya, Fransa ve Almanya’da tesisler kiralayarak, Kuzey Akım ve Güney Akım’dan planlanan yeni gaz akışlarını idare etmeyi öngörüyor. Gazprom, daha şimdiden, Sırbistan, Bosna-Hersek ve Macaristan’a doğalgaz ihracatında bulunmak üzere Sırbistan ile ortak bir depolama tesisi kurdu. Halihazırda Çek Cumhuriyeti, Fransa, Romanya, Belçika, İngiltere, Slovakya, Türkiye ve Yunanistan’da benzer ortak depolama projeleri yürütmek için fizibilite çalışmaları yapılıyor. Boruhatlarına yapılan devasa yatırımlar da buna eklenince, AB’nin yaptığı baskınların hedefinin, Moskova’nın “enerji şahdamarı”nı ele geçirmek olduğu görülüyor. (15)
Moskova Güney Akım’ı tamamladığında ve sevkiyata yönelik boruhattının altyapısı üzerinde tam bir denetim sağladığında, bu durum, Washington açısından büyük bir jeopolitik bozgun anlamına gelecek. 1990’ların başında Sovyetler Birliği’nin dağılmasından beri, Washington’un Hazar bölgesi ve Avrasya’daki enerji jeopolitiği, Moskova’nın elindeki jeopolitik manivelayı zayıflatmak üzerine kuruluydu. Keza, Moskova, söz konusu manivela sayesinde, Washington’un NATO çevreleme stratejisini durdurabiliyordu. Moskova, AB’nin doğalgaz veya petrol gelirlerine tamamen bağımlı olmaksızın, özellikle Çin başta olmak üzere Avrasya’daki doğu komşularıyla uzun dönemli enerji ortaklıkları kurmaya yöneliyor.
* F. William Engdahl, “A Century of War: Anglo-American Oil Politics in the New World Order” (Bir Savaş Yüzyılı: Yeni Dünya Düzeninde İngiltere-Amerika Petrol Politikaları) adlı kitabın yazarıdır.
http://www.globalresearch.ca/index.php?context=va&aid=27653
Gençlik Merkezimizden KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’a ziyaret
Gençlik Merkezi Başkanımız Çağrı Batuhan Budak ve yönetim kurulu üyeleri KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Prof. Dr. Tufan Erhürman’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.
TürkiyeSiyonist emperyalizm ve iki manyak…
En gelişmiş silahlar, -maalesef- en eski nefretlerin hizmetindedir.
DünyaBir Milletin İstiklal Sesi: Mehmet Emin Resulzade
Türk dünyasının modern tarihine bakıldığında, bazı isimler yalnızca kendi dönemlerinin değil, aynı zamanda milletlerinin kaderinin de sembolü hâline gelir. Bu isimlerden biri hiç şüphesiz Mehmet Emin Resulzade’dir.
Bakü Türkoloji Kurultayı: Ortak Hafızanın ve Dil Birliğinin Yüz Yıllık Çağrısı
Türk dünyasının ilmî, fikrî ve kültürel tarihinde müstesna bir yere sahip olan Bakü Türkoloji Kurultayı, ilk kez 1926 yılında Bakü’de düzenlendi.
TürkiyeGençlik Merkezimizden KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’a ziyaret
Siyonist emperyalizm ve iki manyak…
Bir Milletin İstiklal Sesi: Mehmet Emin Resulzade
Bakü Türkoloji Kurultayı: Ortak Hafızanın ve Dil Birliğinin Yüz Yıllık Çağrısı
Genç ASAM
Avrasya Bir Vakfı Cumartesi Sohbetleri'nde Türk Dünyasının Geleceği Masaya Yatırıldı
Âlemin yeni ‘ouroboros’u: ABD…
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Malezya ile atabileceğimiz müşterek adımları değerlendirmeyi sürdüreceğiz
Venezuela: ABD'nin askeri müdahalesinde ölenlerin sayısı 100'e yükseldi
2026’ya iklim krizini önleyemeyeceğimizi kabullenerek mi girdik?
Trump, Venezuela'da kontrolün ABD'de olduğunu ve seçimlerin "doğru zamanda" yapılacağını söyledi
Yemen hükümeti, Hadramevt vilayetinde tamamen kontrol sağlandığını açıkladı
ÇELİKKUBBE'ye bir SİPER Sistemi daha eklendi
İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonda 110 zanlı yakalandı
Trump'tan Türkiye'nin Gazze'deki Uluslararası İstikrar Gücüne katılımı konusunda değerlendirme
HÜRJET'ten 2,6 milyar avroluk ihracat başarısı
ERSİAD, Bilal Erdoğan'ı Ağırladı…
Yunan Savunma Bakanı Dendias’tan haddini aşan sözler: Ege’yi füzelerle kapatacağız
KIZILELMA'nın tarihi başarısı dünyada yankılandı! 'Başkaları hayal kurarken Türkiye gerçekleştirdi, havadan havaya ölüm zinciri'
Trump Maduro'yu aradı: 'Venezuela'yı terk et' talebi
İçme suyu ve tarımda tasarruf önlemleri kuraklık riskine karşı güçleniyor
Helal telefon olsa alır mıydın?
Duygusal tüketim nesnesi olarak Atatürkçülük
Murat Ülker yapay zekânın atladığı gerçeği yazdı: SHG Airshow 2025
Milletimizin başı sağ olsun
Rahmi Koç bile “Bütün işleri yurt dışına taşımışsın” dedi!
Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Pladis ve Godiva YK Başkanı Murat Ülker, Avrasya Bir Vakfı’nda
Avrasya Bir Vakfı, 2025 - 2026 Açılış Konferansı
Avrupa için rol model! Dünya basını yazdı: Türkiye, NATO'nun yükünü omuzluyor
Yunan akademisyenden canlı yayında Türkiye itirafı! 'Atina çıkmaza sürükleniyor, kapı değişti'
Yükleniyor
