Şangay İşbirliği Örgütü Batı`ya rakip mi?
1996 yılında, Çinin Şanghay kentinde, Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistanın katılımıyla, Şanghay Beşlisi adını alan ve bölgesel güvenlik alanında derin işbirliğini öngören oluşum ortaya çıktı.
Geçtiğimiz Eylül başında ABD Başkanı Barack Obama Galler`deki yeşil bahçelerin içinde NATO ülkelerinin liderleriyle biraraya gelmiş ve Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütüne karşı `çekirdek koalisyon`un ilk sinyallerini vermişti.
Obama`nın IŞİD`e karşı stratejisini açıkladığı gün ise bir başka ittifaka üye ülkelerin liderleri Tacikistan`ın başkenti Duşanbe yakınlarındaki çam ormanında yıllık zirvelerini gerçekleştiriyordu.
Şangay İşbirliği Örgütü`nin bazı güçlü üye ülkeleri, ABD`nin Irak ve Suriye`ye yönelik incelikle hazırlanmış planlarını bozacak güce sahip.
Bazı üyeler içinde bu örgütü doğuya doğru genişletmek NATO`nun gücünü dengeleyici bir unsur.
Şangay İşbirliği Örgütü`nin gözlemci üyeleri İran, Hindistan ve Pakistan 13 yıl önce kurulan yapıya tam üyelik konusunu ciddi biçimde değerlendiriyor. Rusya, Çin ve üç eski Sovyetler Birliği üyesi Orta Asya devletinden oluşan bu örgütte Türkiye dahi `diyalog ortağı` statüsüne sahip.
Batı ile ilişkileri zayıflayan Ankara, ABD ve Avrupa tarafından Suriye`de Esad rejimine karşı savaşan militanları desteklemekle suçlanmıştı.
Zirveye ev sahipliği yapan Tacikistan`ın Dışişleri Bakanı Parviz Davlatzoda, zirveyle birlikte Duşanbe`nin `dünyanın jeopolitik merkezine` dönüştüğünü söylüyor.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ortak çıkarlarını değerlendirme konusunda kararlı. Her iki lider de Batının yaptırımlarıyla karşı karşıya.
Rusya, Ukrayna`da yaşananlar nedeniyle, İran ise nükleer programı yüzünden bir dizi ekonomik yaptırımlara maruz kalmış durumda. Hem Rusya hem de İran Suriye`de Esad rejimini destekliyor ve Esad`ın bugünleri görebilmesini sağlayan kritik yardımları yapıyor.
İki ülke de Obama`nın Suriye krizine karşı `siyasi çözüm` seçeneğini ön plana çıkarmasından memnun. Washington`ın ısrarlı `Esad iktidarı bırakmalı` açıklamaları bugüne kadar Şam, Moskova ya da Tahran`da hiçbir şekilde dikkate alınmamıştı.
Bölgesel güvenlik
Ancak Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad`ın durumu küresel jeopolitik stratejiler açısından kilit önem arz etmeye devam ediyor. Batılı güçler ve Arap müttefikleri Suriye`deki IŞİD hedeflerinin vurulmasıyla Esad rejiminin değil, ılımlı muhalif güçleri desteklemeyi amaçlıyor.
Irak`ta ise İran ve ABD bir anda kendilerini aynı tezi destekleyen ülkeler olarak buldu. Her ikisinin de hedefi gücünü hızla artıran IŞİD`i etkisiz hale getirmek. BBC Farsça Servisi Irak ordusu, ABD ve Kürt güçleriyle İran`ın eşine az rastlanan bir işbirliği içerisinde operasyonlar yürüttüğünü söylemişti. Her ne kadar İranlı yetkililer bu haberleri yalanlasa da ülkenin dini lideri Ayetullah Ali Hamaney işbirliğini doğruladı.
2001 yılında `Şangay Beşlisi` olarak kurulan Şangay İşbirliği Örgütü`nin varoluş amacı bölgesel güvenlik, sınır çatışmaları, terörizm ve radikal islam ile mücadeleydi. Ancak şimdi örgüte üye ülkeleri ve gözlemcileri toplarsanız dünya nüfusunun yarısını kapsadığını görmek mümkün.
Peki bu yapının siyasi ağırlığı nedir?
Her ne kadar geçmiş yıllarda örgüt üyeleri ortak askeri tatbikatlar düzenlese de NATO gibi askeri bir yapısı yok.
Duşambe`deki zirvenin ardından örgüt`in dönemsel başkanlığını devralan Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, 'Amacımız Şangay İşbirliği Örgütü ülkelerini dünyada yaşanan büyük değişimlere daha iyi biçimde hazırlayabilmek. Bölgemizde ve dünyada yaşanan gelişmelere daha etkili yanıtlar verebilmek için birlikte çalışmalıyız' dedi.
Lavrov konuşmasında NATO`ya da taş atmayı ihmal etmeyerek 'Şangay İşbirliği Örgütü 21. yüzyılın gerekliliklerinin tam olarak farkında. Eski döneme ait bazı ülke blokları gibi disipline katı bir biçimde yapışmıyoruz' diye sözlerine devam etti.
Ancak Örgütün kendi içerisinde çözmesi gereken konular da yok değil. Orta Asya ülkelerinin Rusya`nın Ukrayna politikası konusunda farklı fikirleri var.
Örgüt üyelerinin başlıca amaçlarından birisi ticari işbirliğini güçlendirmek. Ancak ekonomi de siyasetten kaçamıyor. Rusya ve İran `petrol karşılığı tahıl` takasını gerçekleştirmenin peşinde. Böylelikle Batı tarafından uygulanan yaptırımlara karşı bir cevap vermeyi amaçlıyorlar.
Yeni üyelik görüşmelerini sürdüren Şanghay İşbirliği Örgütü, ağırlıklı olarak Batı menşeli olan uluslararası kuruluşlara bir alternatif oluşturmak istiyor. Ancak, yeterli kaynaklardan yoksunluk bunu zorlaştırıyor.
Rusya ve Çin’in öncelikli hedefleri istikrar. Bonn Üniversitesi’ndeki Küresel Çalışmalar Merkezi’nden Enrico Fels, yaptığı açıklamada bu noktada bölgenin hakim güçleri arasındaki ilişkilerin öne çıktığını şu sözlerle ifade etti: “Rusya’nın, Orta Asya`daki gücü uzun bir süredir azalırken, Çin`in bölgedeki gücü gittikçe artıyor. Yani, burada önemli olan çıkarların koordine edilmesi.’’
ŞİÖ böylece, Rusya ve Çin arasındaki gerilimi azaltma işlevi görüyor. Aynı zamanda Orta Asya, Çin ve Rusya için stratejik bir öneme sahip. Ayrıca, Fels, her iki ülkenin de Batı karşısında kendilerini tehdit altında hissetiklerinin altını çiziyor: ‘’Her iki ülke de kendini dış dünya tarafından tehdit altında hissediyor. Bu baskıya karşı durabilmek için de Orta Asya’da birbirleriyle iyi geçinmek zorundalar.’’
Alternatif arayışı
Tüm üyeleri, şu ana kadarki gözlemci devletler de dahil olmak üzere, birbirine bağlayan, onların gözünde Batı tarafından yönetilen bir dünya politikasının reddi. Ancak Fels bu arayışın Batı için bir tehdit oluşturmadığını şöyle ifade ediyor: “ŞİÖ’nün NATO karşıtı bir hale geleceğini ya da bombalı bir tür Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’ne dönüşeceğini zannetmiyorum.’’
Ne var ki Fels’e göre, hedefleri ve düzenledikleri ortak askeri tatbikatlar dışında ŞİÖ, henüz kurumsal olarak yeterince faaliyet ortaya koyamadı. Bunun için örgütün şu ana kadarki donanımı yetersizdi. Üye ülkeler işbirliği yapmak ve jeostratejik anlamda etkili hale gelmek istiyorlar, ancak ne kadar kaynak ortaya koymaya hazır oldukları Fels’e göre sorulması gereken sorulardan biri.
Rusya Şanghay çıkışını nasıl yorumluyor?
Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ocak 2013`te Türkiye’nin AB’ye alternatif olarak Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üye olmayı düşünebileceğini söylemişti. Peki, Rusya bu açıklamayı nasıl değerlendirdi? Recep Tayyip Erdoğan, bir televizyon programında, Türkiye`nin AB`ye tam üye yapılmadığını ifade ederek, kendisinin daha önce Putin’e ‘Bizi Şanghay 5’lisine alın, AB’yi unutalım’ dediğini hatırlatmıştı. Bu açıklama, Türk basınının yanı sıra, Rus basınında geniş şekilde yer aldı.
Ne var ki, çeşitli Rus gazetelerinde konunun ele alınmasına rağmen, Erdoğan’ın açıklamalarına ilişkin olarak Rusya’da, ne Kremlin’den, ne de Dışişleri Bakanlığı’ndan hiç bir değerlendirme yapılmadı.
Şanghay 5`lisi nasıl bir oluşum?
1996 yılında, Çin’in Şanghay kentinde, Rusya, Çin, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’ın katılımıyla, ‘Şanghay Beşlisi’ adını alan ve bölgesel güvenlik alanında derin işbirliğini öngören oluşum ortaya çıktı.
2001 yılında, Özbekistan’ın da katılımıyla, üye sayısı altıya yükselirken, oluşumun adı da, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) olarak değişti. Örgüt, özellikle 2000’li yılların ortalarından itibaren, ABD’nin bölgedeki askeri varlığına karşı tavırlar ortaya koyarken, örgüt üyesi ülkelerin liderlerinin yaptıkları açıklamalar, örgütün bölgesel güvenlik konusunun dışında, ‘tek kutuplu dünya düzenine’ karşı bir alternatif olmaya yöneldiği değerlendirmelerini güçlendirdi. Türkiye, 2012`de, ŞİÖ’ye, Diyalog Ortağı olarak katıldı.
Peki, Türkiye’nin ŞİÖ gibi, ABD’nin bölgedeki varlığına karşı çıkan bir örgüte tam üye olması olasılığı, Rusya’da nasıl değerlendiriliyor?
Rusya Siyasi ve Askeri Analizler Enstitüsü Yöneticisi Aleksandır Hramçihin, Türkiye’nin ŞİÖ’ye diyalog ortağı olarak katıldığına değinerek, bunun, ŞİÖ’deki en düşük katılım düzeyi olduğunu ifade ediyor. Türkiye’nin dış politikada son yıllarda çeşitli açılımlarda bulunduğunu belirten Hramçihin, bununla birlikte, bu örgütün uzunca bir zamandan beri hiç bir ülkeyi tam üyeliğe almadığına dikkat çekerek, Türkiye’nin tam üye olarak kabul edilme olasılığının son derece düşük olduğunu söylüyor.
“NATO üyeleri ŞİÖ’ye katılamaz”
Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’in danışmanı olan ve ona yakın isimlerden uluslararası ilişkiler uzmanı Sergey Markov da aynı görüşte. Markov, şunları söylüyor: “Türkiye, AB`ye tam üye olmaya çalışsa da, Türkiye’nin AB’ye girme şansı, sıfır. Erdoğan, AB karşısında Türkiye’nin elini güçlendirmek için Türkiye’nin ŞİÖ’ye tam üye olabileceğini söyledi ki bu son derece mantıklı, anlaşılır bir durum. Fakat Türkiye’nin ŞİÖ’ye tam üyeliği, iki nedenden ötürü, mümkün görünmüyor: Birincisi, ŞİÖ, son yıllarda hiç bir ülkeyi tam üyeliğe kabul etmedi ve yakın gelecekte de kabul etme olasılığı, düşük. İkincisi, ŞİÖ’ye tam üye olan ülkeler içinde, ABD’nin müttefiki olan bir tek ülke yok. Türkiye ise, hem NATO üyesi, hem de ABD’nin en yakın müttefiklerinden. ŞİÖ üyelerinin bu şartlarda Türkiye’yi tam üyeliğe kabul etmesi mümkün değil. Ancak, dış politikada açılımlar yapan Türkiye’nin, ŞİÖ yerine, Avrasya Ekonomik Topluluğu’na yönelmesi, hem onun için, hem de bölge ülkeleri için faydalı olur”.
“Türkiye’nin Geleceği Avrasya’dadır”
Rusya Parlamentosu`nun alt kanadı Duma`nın Dış Politika Danışmanı ve Rus Avrasyacılık akımının günümüzdeki temsilcisi Aleksandır Dugin de, benzer görüşte. Türkiye’de bir tarafta Batı yanlısı çizgiyi savunan, diğer tarafta ise Avrasya ülkeleriyle yakınlaşmayı savunan iki kesimin olduğunu söyleyen Dugin’e göre, Türkiye’de bugün, Batı yanlısı anlayış egemen durumda ve bu, Türkiye’nin bu durumda Şanghay İşbirliği Örgütü’ne tam üye olma şansını ortadan kaldırmakta. Öte yandan, Dugin, Türkiye’nin ABD ve AB ile ilişkilerden hiç bir olumlu sonuç almadığını, bu nedenle Türkiye’nin, sonunda mutlaka Avrasyacılığa, yani, Rusya, Çin ve İran gibi bölgenin önde gelen ülkeleriyle yoğun siyasi ve ekonomik birlikteliğe yöneleceğini ifade ediyor. Dugin, bu konudaki düşüncelerini, şöyle aktarıyor:
“Türkiye’nin şu anki Batıcı çizgisi, onun ŞİÖ’ye tam üye olmasına engel olsa da, Türkiye’nin Batı’dan hiç bir şey alamadığı ve Avrupa ülkelerinin ekonomik krizde olmalarına karşılık Avrasya ülkelerinin gelişmekte olduğu gibi somut gerçekler karşısında, Türkiye, Avrasya’ya yönelecek. Türkiye’nin bu ülkelerle ekonomik ilişkilerinin güçlenmesi, beraberinde diğer alanlarda da yakınlaşmaları getirecek. Bunların sonucunda da, Türkiye’nin Suriye Meselesi gibi konularda şimdi takındığı Batıcı tavrın, gelecekte değişeceğini söyleyebiliriz”.
`Türkiye’nin AB’ye Tarih Şartı Yapıcı Çözüm Üretmez`
Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler, çıkmaza mı girdi? Türkiye’nin Avrupa Birliği’nden vazgeçmesi sözkonusu olabilir mi? Başbakan Erdoğan’ın AB yerine Şanghay sürecine dahil olması mümkün mü? Bu soruyu Johns Hopkins Üniversitesi’nden Profesör Daniel Hamilton’a yönelttik.
Prof. Daniel Hamilton, 'Türkiye’nin adaylık süreci kuşkusuz uzun ve moral bozucu bir süreç. Bazı müzakere başlıklarının önü siyasi engellerle tıkalı. Bu da tarafların birbiriyle konuşmasını bile engelliyor. Bazı iç meselelerin de üyelik sürecinde sorun teşkil ettiğini biliyoruz,' şeklinde konuştu.
Hamilton 'Evet, Türkiye’nin canlı bir ekonomisi, genç ve dinamik bir nüfusu var. Avrupa pazarına dahil olduğunda, yaşlanan Avrupa nüfusuna büyük ve kaliteli iş gücüyle katacağı şey çok. Ancak Türkiye AB’ye üye olmadan da çok faydası dokunabilir. AB Türkiye’nin en önemli ticari ortaklarından ve Avrupa ekonomisinin kötü olması Türkiye’nin de yararına değil. Dolayısıyla AB ile ekonomik ilişkileri güçlendirmek için, her şeyi üyelik sorununa bağlamanın ötesinde, Türkiye’nin yapabileceği şey çok,' diyor.
Hamilton, Başbakan Erdoğan’ın ‘2023’e kadar üyelik verilmezse Avrupa Türkiye’yi kaybeder’ sözlerini aşırı sert buluyor: 'Bence tarih şartı koşmak iki taraf için de yapıcı bir çözüm üretmez. Avrupa, genişlemenin sancılarını çekiyor ve şu an itibariyle kendi meselelerine dalmış durumda. Türkiye de sürecin uzaması yüzünden kızgın. Ama sürecin ilerlemesi için AB ile uzlaşmaya varması da gerekli. İşte bu yüzden çözüm zor.'
AB uzmanı Profesör Hamilton, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Türkiye’yi Şangay 5’lisine alın AB’yi unutalım” sözleri konusunda, “ancak şaka olabilir” yorumu yapıyor: 'Ben bunun ciddi bir fikir olarak görmüyorum. Çünkü Şangay 5’lisi Rusya’nın farklı bir alternatif ortaya koymak adına kalkıştığı başarısız bir girişim. Yani asla bir Avrupa Birliği olamaz. Avrupa Birliği 500 milyon kişinin dahil olduğu ekonomiye dayalı bir pazar. Dolayısıyla ciddi bir gözle bakarsanız Şangay Beşlisi’nin pek bir şey barındırmadığını görürsünüz. Türkiye’nin jeopolitik olarak elinde birçok seçenek bulundurabilecek güce sahip olduğunu anlıyoruz ama gruplar arasında gidip gelme fikrinin, gücünü ortaya koyması açısından iyi bir duruş olduğunu söyleyemem.'
Türkiye’nin Avrupa Birliğinin resmi bir parçası olduğu günler konusunda bir takvim tahmininden kaçınan Hamilton, mevcut tabloda birçok konunun Türkiye’nin elinde olduğunu vurguluyor: 'Eninde sonunda Türkiye’nin Avrupa’nın bir parçası olmayacağını söylemek doğru olmaz. Ancak gelecekteki Avrupa’nın bugünkünden çok farklı olacağı kesin. Çünkü AB’nin bugünkü mantığı daha geniş bir Avrupa’dır. Bu duruşa katılmıyorsanız, Avrupa’da AB karşısında yeni duvarlar ören taraf olursunuz. Eğer yeni tür bir ilişki istiyorsanız, yeni bir durum yaratmalısınız. Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki mevcut tablo böyle, ama bu, üzerinde çalışılmayacağı anlamına gelmez.'
Bir yanda Avrupa Birliği’nde tüm dengeleri altüst eden mali kriz, diğer yanda Türk yetkililerden gelen, “birliğin Türk ekonomisine her zamankinden daha çok ihtiyacı var” mesajları. Profesör Daniel Hamilton’a göre tüm bu tartışmaların ötesinde Türkiye birliğe girdiğinde karşısında bambaşka bir Avrupa bulacak.
Gençlik Merkezimizden KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’a ziyaret
Gençlik Merkezi Başkanımız Çağrı Batuhan Budak ve yönetim kurulu üyeleri KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Prof. Dr. Tufan Erhürman’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.
TürkiyeSiyonist emperyalizm ve iki manyak…
En gelişmiş silahlar, -maalesef- en eski nefretlerin hizmetindedir.
DünyaBir Milletin İstiklal Sesi: Mehmet Emin Resulzade
Türk dünyasının modern tarihine bakıldığında, bazı isimler yalnızca kendi dönemlerinin değil, aynı zamanda milletlerinin kaderinin de sembolü hâline gelir. Bu isimlerden biri hiç şüphesiz Mehmet Emin Resulzade’dir.
Bakü Türkoloji Kurultayı: Ortak Hafızanın ve Dil Birliğinin Yüz Yıllık Çağrısı
Türk dünyasının ilmî, fikrî ve kültürel tarihinde müstesna bir yere sahip olan Bakü Türkoloji Kurultayı, ilk kez 1926 yılında Bakü’de düzenlendi.
TürkiyeGençlik Merkezimizden KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’a ziyaret
Siyonist emperyalizm ve iki manyak…
Bir Milletin İstiklal Sesi: Mehmet Emin Resulzade
Bakü Türkoloji Kurultayı: Ortak Hafızanın ve Dil Birliğinin Yüz Yıllık Çağrısı
Genç ASAM
Avrasya Bir Vakfı Cumartesi Sohbetleri'nde Türk Dünyasının Geleceği Masaya Yatırıldı
Âlemin yeni ‘ouroboros’u: ABD…
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Malezya ile atabileceğimiz müşterek adımları değerlendirmeyi sürdüreceğiz
Venezuela: ABD'nin askeri müdahalesinde ölenlerin sayısı 100'e yükseldi
2026’ya iklim krizini önleyemeyeceğimizi kabullenerek mi girdik?
Trump, Venezuela'da kontrolün ABD'de olduğunu ve seçimlerin "doğru zamanda" yapılacağını söyledi
Yemen hükümeti, Hadramevt vilayetinde tamamen kontrol sağlandığını açıkladı
ÇELİKKUBBE'ye bir SİPER Sistemi daha eklendi
İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonda 110 zanlı yakalandı
Trump'tan Türkiye'nin Gazze'deki Uluslararası İstikrar Gücüne katılımı konusunda değerlendirme
HÜRJET'ten 2,6 milyar avroluk ihracat başarısı
ERSİAD, Bilal Erdoğan'ı Ağırladı…
Yunan Savunma Bakanı Dendias’tan haddini aşan sözler: Ege’yi füzelerle kapatacağız
KIZILELMA'nın tarihi başarısı dünyada yankılandı! 'Başkaları hayal kurarken Türkiye gerçekleştirdi, havadan havaya ölüm zinciri'
Trump Maduro'yu aradı: 'Venezuela'yı terk et' talebi
İçme suyu ve tarımda tasarruf önlemleri kuraklık riskine karşı güçleniyor
Helal telefon olsa alır mıydın?
Duygusal tüketim nesnesi olarak Atatürkçülük
Murat Ülker yapay zekânın atladığı gerçeği yazdı: SHG Airshow 2025
Milletimizin başı sağ olsun
Rahmi Koç bile “Bütün işleri yurt dışına taşımışsın” dedi!
Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Pladis ve Godiva YK Başkanı Murat Ülker, Avrasya Bir Vakfı’nda
Avrasya Bir Vakfı, 2025 - 2026 Açılış Konferansı
Avrupa için rol model! Dünya basını yazdı: Türkiye, NATO'nun yükünü omuzluyor
Yunan akademisyenden canlı yayında Türkiye itirafı! 'Atina çıkmaza sürükleniyor, kapı değişti'
Yükleniyor
