The Economist: Erdoğan Zirvede
Recep Tayyip Erdoğan seçim kazanmayı kesinlikle iyi biliyor. 10 Ağustosta Türkiyenin ilk doğrudan cumhurbaşkanlığı seçimini oyların yüzde 52sini alarak ezici bir çoğunlukla kazandı. Böylece kazandığı seçim sayısını dokuza yü
The Economist
Recep Tayyip Erdoğan seçim kazanmayı kesinlikle iyi biliyor. Adalet ve Kalkınma Partisinin (AK Parti) kurulmasına katkıda bulunduğu 13 yıl öncesinden bu yana üst üste sekiz seçim kazandı. 10 Ağustos’ta ise Türkiye’nin ilk doğrudan cumhurbaşkanlığı seçimini oyların yüzde 52’sini alarak ezici bir çoğunlukla kazandı. Böylece kazandığı seçim sayısını dokuza yükseltti. Seçimin genel olarak adil şekilde ve çoğunlukla yüksek katılımla geçtiği düşünülürse hiç kimse Erdoğan`ın demokratik itibarını ciddi biçimde sorgulayamaz.
Erdoğan`ın 11 yıllık Başbakanlık döneminde elde ettiği başarılar da bir o kadar etkileyici. AK Parti’nin 2002 yılı Kasım ayında iktidara gelmesinden bu yana yıllık ortalama yüzde 5 oranında ekonomik büyüme sağlandı. Enflasyon kontrol altına alındı. Ordu daha güçlü bir şekilde sivil denetim altına alındı. Erdoğan, Kürtlere daha fazla haklar verme konusunda kendisinden önceki tüm siyasi liderlerden daha çok yol kat etti. 2005`te ise seleflerinin hiçbirinin elde edemediği bir başarı yakaladı: Avrupa Birliği ile üyelik müzakerelerine başlanıldı.
Ancak Erdoğan’ın Çankaya Köşküne çıkmasının endişe verici yanları da var. Ordu, laiklik yanlısı yapılanma ve siyasi muhalefet sindirilince Erdoğan giderek daha fazla otoriterleşti. Geçtiğimiz yaz Türkler Gezi Parkı protestolarında sokaklara döküldüğünde, Erdoğan`ın buna tepkisi göz yaşartıcı bombaları olan çevik kuvvet ekiplerini parka göndermek oldu. Geçtiğimiz yıl kendi ailesini bile içine alan yolsuzluk soruşturmasının patlak vermesinin ardından yargı üzerindeki kontrolünü artırdı. Kendisini eleştiren özgür basına ve bağımsız gazetecilere saldırıyla karşılık verdi (dergimizin uzun süredir Türkiye muhabirliğini yürüten gazeteciye herkesin içinde yaptığı düşmanca saldırı da buna dâhil) ve interneti sansürleme girişiminde bulundu.
Erdoğan’ın şimdiye kadar sembolik bir görev olan cumhurbaşkanlığı makamını güçlendirme planları durumu daha sorunlu bir hâle getiriyor. Erdoğan cumhurbaşkanlığını Fransa’daki gibi bir başkanlık sistemine dönüştürmek istiyor. Bunu gerçekleştirebilmek için Anayasa’yı değiştirmesi şart. Anayasa’yı değiştirmek için de Parlamentoda üçte iki çoğunluk sağlamak gerekiyor. AK Parti bunu kendi başına muhtemelen yapamaz ancak Kürtlerin Partisiyle anlaşma yaparak yeterli çoğunluğu elde edebilir. Bu da Erdoğan’ın, uysal bir Başbakan’la desteklenmiş şekilde, yetkileri artırılmış cumhurbaşkanlığı hedefine ulaşmasını sağlayacaktır. Erdoğan bu durumda Atatürk’ün Cumhuriyeti’nin 100. yıl dönümü olan 2023’e kadar, hatta belki ondan sonra bile cumhurbaşkanlığı pozisyonunda kalabilir.
Böyle bir sonuç çoğulcu demokrasiye inananlar için çekici olmayacaktır. Güçlü devlet başkanlarının görev yaptığı sistemler işleyebilir ancak bunların kuvvetli kurumlar tarafından dizginlenmesi şarttır ve Türkiye’nin bu kurumlara sahip olduğu söylenemez. Erdoğan`ın otoriter eğilimleri de bu sorunu çetrefilleştiriyor. Peki, Erdoğan bu endişelere neden kulak asmalı? Bu sorunun iki yanıtı var: Hassas, savunmasız durumdaki ekonomi ve kendi siyasi mirası.
Erdoğan`ın bugüne kadarki seçim zaferlerinin en büyük nedeni, yaşam standartlarını hızla yükseltebilmesi. Ancak ekonomi artık yavaşlıyor. Yüksek cari açık ülkeyi sermaye akımlarına epey bağımlı hâle getirmiş durumda. Küresel faiz oranları yükseldiği zaman Türkiye bundan olumsuz etkilenebilir. Ayrıca ülke 'orta gelir tuzağına' düşmüş durumda ve ürettiği temel mallardaki rekabet gücünü kaybediyor. Diğer yandan daha yüksek teknolojili ürünlerin üretimine de geçemiyor. Türkiye`nin büyümeye devam edebilmesi için hem liberal reformlara hem de yabancı sermayeye ihtiyacı var. Erdoğan şu ana kadar reform yapma konusuna pek eğilmedi. Yabancı yatırımcılar dünyadaki otoriter rejimlere tahammül ediyor olsalar da Erdoğan`ın uyguladığı toplumsal kutuplaştırma siyasetinin sinyallerini verdiği toplumsal istikrarsızlık pek de umurlarında olmaz.
Türkiye`nin bir gün AB üyesi olabileceği ümidi de yabancı yatırımcıların ilgisini canlı tutuyor. Erdoğan tam da bu noktada siyasi mirasını düşünmeli. Devasa altyapı projelerini inşa etmek çok iyi bir şey ancak Erdoğan Türkiye`nin modernleşmesini desteklemek istiyorsa ülkeyi tekrar Avrupa çizgisine getirmelidir. AB üyeliği şu anda uzak bir ihtimal ancak ülkenin Avrupa’nın liberal demokrasi normlarından uzaklaşması AB üyeliğini tamamen olanaksız hâle getirecektir.
Putin Değil, Gül
Erdoğan`ın niyeti konusunda vereceği ilk sınav Başbakan seçimi olacaktır. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül bu hafta bu yarışta ben de varım dedi. Gül, yurt içinde de yurt dışında da çoğunluğun saygı duyduğu bir isim, ayrıca kısa bir süre başbakanlık koltuğunda oturmuşluğu da var. AK Partinin kurucularından birisi olarak Gül`ün Erdoğan`a karşı gelmeye yetecek düzeyde de siyasi nüfuzu var. Erdoğan`ın güçlü bir başbakanı kabul etmesi Türkiye açısından daha olumlu olacaktır. Erdoğan bir kukla başbakan yaratma konusunda ısrarcı olduğu takdirde, insanlar onu Atatürk ile değil, Rusya Devlet Başkanı Putin ile karşılaştırmaya başlayabilir. (İngiltere, The Economist - 15 Ağustos 2014)
Gençlik Merkezimizden KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’a ziyaret
Gençlik Merkezi Başkanımız Çağrı Batuhan Budak ve yönetim kurulu üyeleri KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Prof. Dr. Tufan Erhürman’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.
TürkiyeSiyonist emperyalizm ve iki manyak…
En gelişmiş silahlar, -maalesef- en eski nefretlerin hizmetindedir.
DünyaBir Milletin İstiklal Sesi: Mehmet Emin Resulzade
Türk dünyasının modern tarihine bakıldığında, bazı isimler yalnızca kendi dönemlerinin değil, aynı zamanda milletlerinin kaderinin de sembolü hâline gelir. Bu isimlerden biri hiç şüphesiz Mehmet Emin Resulzade’dir.
Bakü Türkoloji Kurultayı: Ortak Hafızanın ve Dil Birliğinin Yüz Yıllık Çağrısı
Türk dünyasının ilmî, fikrî ve kültürel tarihinde müstesna bir yere sahip olan Bakü Türkoloji Kurultayı, ilk kez 1926 yılında Bakü’de düzenlendi.
TürkiyeGençlik Merkezimizden KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’a ziyaret
Siyonist emperyalizm ve iki manyak…
Bir Milletin İstiklal Sesi: Mehmet Emin Resulzade
Bakü Türkoloji Kurultayı: Ortak Hafızanın ve Dil Birliğinin Yüz Yıllık Çağrısı
Genç ASAM
Avrasya Bir Vakfı Cumartesi Sohbetleri'nde Türk Dünyasının Geleceği Masaya Yatırıldı
Âlemin yeni ‘ouroboros’u: ABD…
Cumhurbaşkanı Erdoğan: Malezya ile atabileceğimiz müşterek adımları değerlendirmeyi sürdüreceğiz
Venezuela: ABD'nin askeri müdahalesinde ölenlerin sayısı 100'e yükseldi
2026’ya iklim krizini önleyemeyeceğimizi kabullenerek mi girdik?
Trump, Venezuela'da kontrolün ABD'de olduğunu ve seçimlerin "doğru zamanda" yapılacağını söyledi
Yemen hükümeti, Hadramevt vilayetinde tamamen kontrol sağlandığını açıkladı
ÇELİKKUBBE'ye bir SİPER Sistemi daha eklendi
İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonda 110 zanlı yakalandı
Trump'tan Türkiye'nin Gazze'deki Uluslararası İstikrar Gücüne katılımı konusunda değerlendirme
HÜRJET'ten 2,6 milyar avroluk ihracat başarısı
ERSİAD, Bilal Erdoğan'ı Ağırladı…
Yunan Savunma Bakanı Dendias’tan haddini aşan sözler: Ege’yi füzelerle kapatacağız
KIZILELMA'nın tarihi başarısı dünyada yankılandı! 'Başkaları hayal kurarken Türkiye gerçekleştirdi, havadan havaya ölüm zinciri'
Trump Maduro'yu aradı: 'Venezuela'yı terk et' talebi
İçme suyu ve tarımda tasarruf önlemleri kuraklık riskine karşı güçleniyor
Helal telefon olsa alır mıydın?
Duygusal tüketim nesnesi olarak Atatürkçülük
Murat Ülker yapay zekânın atladığı gerçeği yazdı: SHG Airshow 2025
Milletimizin başı sağ olsun
Rahmi Koç bile “Bütün işleri yurt dışına taşımışsın” dedi!
Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Pladis ve Godiva YK Başkanı Murat Ülker, Avrasya Bir Vakfı’nda
Avrasya Bir Vakfı, 2025 - 2026 Açılış Konferansı
Avrupa için rol model! Dünya basını yazdı: Türkiye, NATO'nun yükünü omuzluyor
Yunan akademisyenden canlı yayında Türkiye itirafı! 'Atina çıkmaza sürükleniyor, kapı değişti'
Yükleniyor
