Türkiye-Azeraycan İlişkileri Sarsılmazdır

Türkiye-Azeraycan İlişkileri Sarsılmazdır

Türkiye ile Azerbaycan, iki ülke arasında eşine rastlanamayacak nitelikte bir kardeşlik bağına sahiptir. Ulu önder Atatürk’ün “Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, kederi bizim kederimizdir.” demek suretiyle, umum millî lider Haydar Ali

Alper Coşkun - Alper Coşkun

Ülkelerimiz arasındaki ikili ilişkiler muhteşem bir kültürel ve siyasi gelişme katetmiş ve bu ilişkiler başarıyla sürmektedir. Bir süre önce Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Sayın Ahmet Davutoğlu’nun Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev ile yaptığı görüşmeler, iki ülke arasındaki ilişkilerin daha da gelişeceğinin göstergesidir. Kardeş Türkiye’de her yıl 29 Ekim’in coşkulu bir bayram olması ülkemiz ve milletimiz için sevindirici bir durum. Türkiye’nin Bakü Büyükelçisi Alper Coşkun’un, bu bayramın Türk milletinin sosyal-siyasi hayatındaki öneminden, Azerbaycan ile Türkiye’nin dünya çapında sıkı ilişkilere sahip ülkeler olmasından ve iş birliğimizin tüm alanlarda hızla gelişiminden bahseden makalesini okurlarımıza sunuyoruz:

Türkiye için cumhuriyet, Büyük Atatürk önderliğinde verdiği emsalsiz mücadelenin, onurlu duruşunun, vatan sevgisinin, egemenliğine sahip çıkma ve bağımsız yaşama iradesinin tezahürü olmuştur. Atatürk’ün liderliği ve Yüce Meclisimizin cesur kararları neticesinde Kurtuluş Savaşı’nda tarihi bir başarı elde edilmesi ve ardından Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması, Türklerin Anadolu’daki bin yıllık egemenliğini ebedileştiren bir adım olmuş, Türkiye’yi muasır medeniyet seviyesine ulaştıracak aşamaların en önemlisini teşkil etmiştir. Cumhuriyet’in kuruluşuyla birlikte, Atatürk’ün öncülüğünde, Türkiye’nin dünya sahnesinde hak ettiği yeri alabilmesi ve ilelebet payidar kalabilmesi yolunda güçlü bir irade ortaya konulmuştur. Bu irade ve azim, yöneticisinden vatandaşlarına kadar toplumun tüm kesimlerini kuşatmıştır. 91 yıl önce, uzun yıllar devam eden savaşlar nedeniyle yanmış yıkılmış vaziyette olan imkânsızlıklar içindeki Türkiye Cumhuriyeti, bugün bölgesinde ve dünyada gelişmelere yön veren bir ülke olarak saygın bir konum elde etmiştir.

Her yıl 29 Ekim`de, Cumhuriyet yönetim biçimine kavuşmasının yıl dönümünü coşkuyla kutlayan halkımız, 1923 yılında, insan üstü bir gayret ve fedakârlıkla, bağımsızlık mücadelesinde eşsiz bir zafer elde etmiş ve Cumhuriyet’in kurulmasıyla da egemenliğini tam manasıyla pekiştirmiştir. Millet egemenliğine dayanan, gücünü millet iradesinden alan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olarak kurgulanan Cumhuriyet`imizin özü, bireylerin hak ve özgürlüklerini teminat altına alması, herkese fırsat eşitliği sunması, toplumda adalet duygusunun yerleşmesini sağlayacak bir hukuk düzenini tesis etmesi şeklinde tanımlanabilir.

Cumhuriyet`in bu temel nitelikleri, bölgemizde yaşanan gelişmeler göz önüne alındığında; Türkiye Cumhuriyeti’nin daha başlangıçta ne kadar sağlam temeller üzerine kurulduğunu göstermektedir. Esasen tarihin akışı da Türkiye Cumhuriyeti’nin dayandığı esas ve değerlerin isabetini çarpıcı bir şekilde ortaya koymuş bulunmaktadır. 91 yıldır devam eden ve özellikle son yıllarda daha da ivme kazanan gayretler sayesinde Türkiye, büyük dönüşümleri ve kalkınma atılımlarını başarıyla hayata geçirebilmiştir. Demokrasimizin de aynı paralelde büyük bir olgunluk seviyesine ulaşmış olması, ayrıca iftihar kaynağımızdır.

Türkiye Cumhuriyeti bugün, güçlü bir vizyonla hedeflerine doğru ilerlemekte, büyüklüğüne yakışan, gıpta ile bakılan projelerle yoluna devam etmektedir. Bu kazanımlarının üzerine daha büyüklerini inşa etmek Türkiye Cumhuriyeti’nin temel önceliklerindendir. Bu iddialı hedefi gerçekçi kılan ise Türkiye’nin sahip olduğu ve giderek de güçlenen beşeri ve ekonomik kaynakları ile toplumsal iradesi ve istikrarıdır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin 91 yıllık süre içerisinde yakın çevresine ve ötesine sunduğu diğer önemli katma değer ise ulu önder Atatürk’ün 'Yurtta sulh, cihanda sulh' ilkesi temelinde izlediği aktif dış politika olmuştur. Akılcı, gerçekçi ve ahlaklı bir anlayış esasında bölgesinin ve dünyanın istikrar, huzur ve refahı için gayret sarf etmekte olan Türkiye, çözüm odaklı politikalarıyla, ihtilafların çözümünde başarıyla rol üstlenmektedir. Türkiye, en önemli istikrarsızlık kaynaklarından biri olarak addettiği ve kardeşi Azerbaycan’ın kanayan yarası olan Yukarı Karabağ sorununa da barışçı, adil ve kalıcı bir çözüm bulunabilmesi yönünde gerek AGİT Minsk Grubu içinde, gerek diğer uluslararası platformlarda büyük çaba harcamaktadır. Bu haksız işgalin bir an önce sona erdirilmesi, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesi, yerlerinden edilmiş kardeşlerimizin özlemini çektikleri yurtlarına dönebilmeleri ve böylece bölgede tam normalleşmenin yolunun açılması Türkiye’nin samimi temennisidir.

Türkiye ile Azerbaycan Arasında Kardeşlik

Türkiye ile Azerbaycan, iki ülke arasında eşine rastlanamayacak nitelikte bir kardeşlik bağına sahiptir. Ulu önder Atatürk’ün “Azerbaycan’ın sevinci bizim sevincimiz, kederi bizim kederimizdir.” demek suretiyle, umum millî lider Haydar Aliyev’in ise 'Biz bir millet, iki devletiz.' ifadesiyle veciz şekilde tanımladıkları bu kardeşlik bağı gerçekten çok özgündür.

Türkiye ile modern Azerbaycan arasındaki siyasi ilişkiler ilk kez Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin 28 Mayıs 1918 tarihinde bağımsızlığını ilan etmesinden sonra başlamıştır. Nuri Paşa komutasındaki Türkiye ve Azerbaycan askerlerinden müteşekkil Kafkas İslam Ordusu’nun, 1918 yılında Azerbaycan’ı, Ermeni ve Bolşevik Rus işgalinden kurtararak bağımsız Azerbaycan’ın temellerini güçlendirmesi ise iki ülke arasındaki sarsılmaz kardeşlik bağını daha da güçlendirmiştir. Omuz omuza çarpışırken canını feda eden ve bir kısmı aynı mezarda yatan Anadolulu ve Azerbaycanlı şehitlerimiz, bu sarsılmaz kardeşlik bağının ispatı olmuşlardır.

Türkiye Büyük Millet Meclisinin açılmasının hemen ardından, güven mektubu TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa tarafından imzalanan Memduh Şevket Esendal’ın, 1920 yılında TBMM Temsilcisi olarak Bakü’ye atanması da tarihî bir gelişme teşkil etmiştir. Aynı şekilde, Azerbaycan hükûmeti de İbrahim Abilov’u Ankara’ya Temsilci olarak atamış, Abilov güven mektubunu TBMM Başkanı Mustafa Kemal Paşa’ya 14 Ekim 1921’de sunmuştur. Mustafa Kemal Paşa, bu törende yaptığı konuşmada, ülkelerimiz arasındaki kardeşlik bağını “Azerbaycan Türklerinin dertleri kendi dertlerimiz ve sevinçleri kendi sevinçlerimiz olduğu için onların muratlarına nail olmaları, hür ve müstakil olarak yaşamaları bizi pek ziyade sevindirir.” sözleriyle ifade etmiştir. 18 Ekim 1921 tarihinde Azerbaycan’ın Ankara Temsilciliğinin açılışında da Azerbaycan bayrağı göndere bizzat Mustafa Kemal Paşa tarafından çekilmiştir.

Geçtiğimiz günlerde yıl dönümünü kutladığımız, Azerbaycan’ın 18 Ekim 1991 tarihinde bağımsızlığını yeniden ilan etmesinden sonra, bunu ilk tanıyan devlet 1918 yılında olduğu gibi yine Türkiye Cumhuriyeti olmuş ve iki ülke arasında 14 Ocak 1992’de, “Diplomatik İlişkilerin Yeniden Kurulmasına İlişkin Anlaşma” imzalanmıştır.

Azerbaycan, sadece 23 yıllık kısa süre zarfında kendini yeniden inşa etmiş, 71 yıllık zor bir dönemin ardından, uluslararası arenada hak ettiği konuma ulaşmıştır. Bu başarılar, şüphesiz Umum Millî Lider rahmetli Haydar Aliyev ve Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev’in ortaya koyduğu vizyon ve iradenin sonucudur. Bugün gelinen noktada, Türkiye-Azerbaycan ilişkileri “stratejik ortaklık” düzeyine ulaşmıştır. 2011 yılından bu yana gerçekleştirilmekte olan “Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği Konseyi” toplantıları, ilişkilerin her alanda daha da derinleşmesine katkı sağlamaktadır.

Ülkelerimiz arasında, kardeşlik ve karşılıklı güven temelinde şekillenen siyasi, ekonomik, ticari, kültürel ve askerî iş birliği, iki ülkenin hedeflediği başarılara birlikte ulaşmasını kolaylaştırmaktadır. Türkiye ve Azerbaycan, sahip oldukları imkân ve kabiliyetleri, aynı zamanda, daha müreffeh, daha adil bir dünyanın teşkili için de seferber etmiş durumdadırlar. Ülkelerimiz, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde, adaletin ve mazlumların sesi olarak görev yapmışlardır.

Cumhurbaşkanı Aliyev, geçen nisan ayında Prag’da gerçekleştirilen ve Türkiye’nin katılmadığı bir toplantıda, Türkiye aleyhine yapılan yersiz bir konuşmaya “Türkiye yoksa Azerbaycan var” demek suretiyle yanıt vererek ilişkilerimizin nasıl bir temele oturduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Böylece, Umum Millî Lider Haydar Aliyev’e atfen sıkça tekrarladığımız “bir millet” olmamızın ne anlama geldiğini en güzel şekilde özetlemiştir. Azerbaycan da bilmelidir ki tarih boyunca olduğu üzere, Azerbaycan’ın farklı yerlerinde yatan Mehmetçiğin ve Çanakkale’de yatan Azerbaycanlıların aziz hatıralarına sadık kalacak şekilde, Türkiye de her zaman Azerbaycan’ın yanında olacaktır.

İki kardeş ülke, ekonomik ve diğer tüm imkânlarını beşeri derinlikleriyle bütünleştirip, bölgesel ve küresel refah ile huzura hizmet etmektedir. Bunun en güzel örneği, geliştirdiğimiz ortak projelerdir. Bakü-Tiflis-Ceyhan petrol boru hattıyla başlayan, Bakü-Tiflis-Erzurum doğal gaz boru hattıyla devam eden “barış ve refah” koridorumuz, Bakü-Tiflis-Kars demir yoluyla yeni bir boyut kazanacaktır. Artık “21. Asrın Projesi” olarak adlandırılan, Hazar doğal gazını Batı Avrupa’ya nakledecek olan Güney Gaz Koridoru projesi de yine Türkiye ve Azerbaycan’ın imzasını taşımaktadır.

Türkiye ve Azerbaycan bu projelerle yetinmemekte, uluslararası barış çabalarına da aktif biçimde destek olmaktadır. Bugün, Afganistan’da NATO Komutasında yer alan birliklerimiz, aynı çatı altında, tarih boyunca olduğu üzere omuz omuza görev yapmaktadır. Ülkelerimiz bu şekilde, kalbi yakınlık içinde olduğumuz Afganistan’ın istikrarına ve küresel güvenliğe katkı sağlamaktadır. Terörle mücadele alanındaki uluslararası çabaların ön safında yine Türkiye ve Azerbaycan bulunmaktadır. Çok kültürlülük ve hoşgörüye dayalı toplumsal dokularımız her türlü aşırıcılıkla mücadelede tüm dünyaya örnek teşkil etmektedir. Türk dünyasının genlerine işleyen ve en güzel örneklerini Türkiye ile Azerbaycan’da bulabileceğimiz bu gelenek, günümüzde giderek artmakta olan yabancı düşmanlığı, ırkçılık ve ayırımcılık akımlarının karşısındaki en ilkeli ve anlamlı duruştur.

“Refaha ve barışa ortak olmak” şeklinde özetlenebilecek bu yaklaşım, karşılıklı yarara dayalı iş birliğinin genişleyen halkalar şeklinde yayılmasını ve özellikle bölgemizin kaderini olumlu yönde değiştirmeyi hedeflemektedir.

Yukarı Karabağ ihtilafı, bu vizyonumuzun bölgemizde tam anlamıyla hayata geçmesine, ne yazık ki engel olmaktadır. Devam ettirdiği işgal politikası nedeniyle Ermenistan, bu ortak yarara dayalı süreçlerin dışında kalmakta, bu potansiyelden istifade edememektedir. Şüphesiz ki Kafkasya`da sürdürülebilir istikrar, barış ve huzurun olması için Yukarı Karabağ sorununun barışçıl yöntemlerle, Azerbaycan’ın tam egemenliği, toprak bütünlüğü ve sınırlarının dokunulmazlığı ilkeleri temelinde çözümlenmesi gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti, uluslararası hukukun da gereği olarak dillendirdiği bu beklentinin artık daha fazla zaman geçirilmeksizin yerine getirilmesini arzu etmektedir.

Türkiye, enerji ve ulaşım hatlarının merkezinde yer alan Kafkasya’da istikrarın önünde engel teşkil eden, her şeyden önemlisi kardeş Azerbaycan’ın kanayan yarası şeklindeki bu sorunun unutulmasına izin vermeyecektir ve Azerbaycan topraklarının işgalinin yarattığı sıkıntıları her platformda gündeme taşımaya devam edecektir. Bu sorun da er veya geç, Azerbaycan’ın toprak bütünlüğü içinde çözülecektir. Bunun tez vakitte olması ve tüm bölge halklarının menfaatine hizmet edecek dinamiklerin bir an önce işlemeye başlaması ortak beklentimizdir.

Bugün Türkiye ve Azerbaycan, tam bağımsız ve egemen, hızla kalkınan, her geçen gün büyüyen ve zenginleşen iki kardeş ülkedir. Ülkelerimiz tarih boyunca kader birliği içerisinde oldukları gibi bugün de ortak bir pencereden geleceğe bakmakta; bugünümüzü ve yarınımızı elbirliğiyle şekillendirmektedir.

Bu vesileyle tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarımızın ve bu coşkuyu bizimle yürekten paylaştıklarını bildiğim Azerbaycanlı kardeşlerimizin Bayram’ını kutluyor, Cumhuriyet`imizin kurucusu Büyük Atatürk’ü, silah arkadaşlarını ve topraklarımızı vatan yapan aziz şehitlerimizi saygı ve rahmetle, gazilerimizi minnetle anıyorum. (Azerbaycan`da yayınlanan Respublika - 30 Ekim 2014)

 



Gençlik Merkezimizden KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’a ziyaret

Gençlik Merkezi Başkanımız Çağrı Batuhan Budak ve yönetim kurulu üyeleri KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Prof. Dr. Tufan Erhürman’a hayırlı olsun ziyaretinde bulundu.

Türkiye

Siyonist emperyalizm ve iki manyak…

En gelişmiş silahlar, -maalesef- en eski nefretlerin hizmetindedir.

Dünya

Bir Milletin İstiklal Sesi: Mehmet Emin Resulzade

Türk dünyasının modern tarihine bakıldığında, bazı isimler yalnızca kendi dönemlerinin değil, aynı zamanda milletlerinin kaderinin de sembolü hâline gelir. Bu isimlerden biri hiç şüphesiz Mehmet Emin Resulzade’dir.

Bakü Türkoloji Kurultayı: Ortak Hafızanın ve Dil Birliğinin Yüz Yıllık Çağrısı

Türk dünyasının ilmî, fikrî ve kültürel tarihinde müstesna bir yere sahip olan Bakü Türkoloji Kurultayı, ilk kez 1926 yılında Bakü’de düzenlendi.

Türkiye

Gençlik Merkezimizden KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman’a ziyaret

Siyonist emperyalizm ve iki manyak…

Bir Milletin İstiklal Sesi: Mehmet Emin Resulzade

Bakü Türkoloji Kurultayı: Ortak Hafızanın ve Dil Birliğinin Yüz Yıllık Çağrısı

Genç ASAM

Avrasya Bir Vakfı Cumartesi Sohbetleri'nde Türk Dünyasının Geleceği Masaya Yatırıldı

Âlemin yeni ‘ouroboros’u: ABD…

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Malezya ile atabileceğimiz müşterek adımları değerlendirmeyi sürdüreceğiz

Venezuela: ABD'nin askeri müdahalesinde ölenlerin sayısı 100'e yükseldi

2026’ya iklim krizini önleyemeyeceğimizi kabullenerek mi girdik?

Trump, Venezuela'da kontrolün ABD'de olduğunu ve seçimlerin "doğru zamanda" yapılacağını söyledi

Yemen hükümeti, Hadramevt vilayetinde tamamen kontrol sağlandığını açıkladı

ÇELİKKUBBE'ye bir SİPER Sistemi daha eklendi

İstanbul'da terör örgütü DEAŞ'a yönelik operasyonda 110 zanlı yakalandı

Trump'tan Türkiye'nin Gazze'deki Uluslararası İstikrar Gücüne katılımı konusunda değerlendirme

HÜRJET'ten 2,6 milyar avroluk ihracat başarısı

ERSİAD, Bilal Erdoğan'ı Ağırladı…

Yunan Savunma Bakanı Dendias’tan haddini aşan sözler: Ege’yi füzelerle kapatacağız

KIZILELMA'nın tarihi başarısı dünyada yankılandı! 'Başkaları hayal kurarken Türkiye gerçekleştirdi, havadan havaya ölüm zinciri'

Trump Maduro'yu aradı: 'Venezuela'yı terk et' talebi

İçme suyu ve tarımda tasarruf önlemleri kuraklık riskine karşı güçleniyor

Helal telefon olsa alır mıydın?

Duygusal tüketim nesnesi olarak Atatürkçülük

Murat Ülker yapay zekânın atladığı gerçeği yazdı: SHG Airshow 2025

Milletimizin başı sağ olsun

Rahmi Koç bile “Bütün işleri yurt dışına taşımışsın” dedi!

Yıldız Holding Yönetim Kurulu Üyesi, Pladis ve Godiva YK Başkanı Murat Ülker, Avrasya Bir Vakfı’nda

Avrasya Bir Vakfı, 2025 - 2026 Açılış Konferansı

Avrupa için rol model! Dünya basını yazdı: Türkiye, NATO'nun yükünü omuzluyor

Yunan akademisyenden canlı yayında Türkiye itirafı! 'Atina çıkmaza sürükleniyor, kapı değişti'

Yükleniyor

loading