Selim Çoraklı

Tarih: 10.02.2021 16:35

FETULLAH´IN MÜNAFIKLIĞI VE TİLMİZLERİ

Facebook Twitter Linked-in

 

“Yaşanan hadiseler ve ortaya konan deliller ışığında FETÖ denen şeytani yapının başındaki kişi olan Fetullah Gülen çağımızın en büyük münafıklarındandır. Allah (cc) ile aldatarak dinimize, vatanımıza, milletimize büyük zararlar vermiştir ve hala da vermeye devam etmektedir. Bunca delile rağmen hala bu şeytanın peşinden giden tilmizleri de aynı münafıklığın içindedir.”

İslami literatürde “Münafık”, “Dine girdiğini iddia ettiği halde girmemiş” olanlar için kullanılan bir kavramdır.

FETÖ denen uluslararası istihbarat örgütlerinin maşası olan örgütün başındaki kişinin ve peşinden giden tilmizlerinin neden münafık olduğunu yaptıkları icraatlarla gözler önüne serelim.

Münafıkların en önemli özellikleri zahiren Allah(cc)´a inanmış görünmeleri ama gerçekte kalben inanmamalarıdır. Dinin zahiri emir ve yasaklarını kalpten inandıkları için değil, Müslüman kimselere inanmış görünmek için yerine getirirler.

FETÖ denen iblisi yapının başındaki kişi, hedefe gitmek için her yolu meşru gören bir zihniyete sahip olduğu için herkese mavi boncuk dağıtmaktan çekinmemiştir. Özellikle siyasi temsilciler yanında onlardan görünüp, gittiklerinde arkalarından ağza alınmayacak sözler söylemesine bizzat şahit olanlardanım. Bunu diğer cemaat ve tarikat mensuplarına da sık sık yapmıştır.

Münafıklar Müslüman kabul edilmelerinin avantajlarını kullandıklarından, Müslümanlar için açıktan düşmanlık edenlere göre daha tehlikeli olmuşlardır. Bu sebeple Kur´an-ı Kerim ve hadislerde münafıkların özellikleri ve verebilecekleri zararlar üzerinde geniş olarak durulmuştur. Kur´an da “Münafıkun” (Münafıklar) isimli bir sure vardır ve inananların münafıklara karşı çok dikkatli olmalarını emretmiştir.

Yine İslami anlayışta münafık kâfirden daha tehlikeli görülmüştür. Çünkü kâfir açık biçimde inkâr ettiğini söylerken münafıklar Allah (cc) ile aldatarak Müslümanlara değişik kötülükler yapmaktadırlar.

FETÖ denen şeytani örgütte dışarıdan diyalog ve hoşgörü sloganları atarken içeriden zalimlerden daha zalim olmuş, kendinden olmayanlara yaptıkları zalimliğin kat katını kendi arkadaşlarına bile yapmaktan çekinmemişlerdir. Hatta daha da ileri giderek tıpkı Hıristiyanlar gibi kendi arkadaşlarına bile aforoz uygulamışlardır.

'Bunlar, mü´minler ile karşılaştıklarında, ´Biz de iman eden kimseleriz´ şeklinde konuşurlar. Şeytanlarıyla baş başa kaldıklarında da, ´Emin olun, biz sizinle beraberiz; onlarla sadece alay ediyorduk´ derler.' (Bakara, 14)

Surede münafıklar, Allah´a iman ettiklerine, Müslüman olduklarına dair Müslümanların yanında inandıklarına dair yemin eder, ancak Müslümanların olmadığı yerde gönülleri kimlerle beraber ise onların dostu olduklarını söyler ve onlarla beraber olmaktan hoşlanırlar. İçi dışı bir olmayan Münafıkların en belirgin özelliklerinden birisi de süslü ve ikna edici söz söyleme kabiliyetine sahip olmaları ve Müslümanları küçümsemeleri ve aşağılayıcı sıfatlarla anmalarıdır.

FETÖ isimli şeytani yapı hâkim olduğu dönemlerde örtülü olarak Müslümanları hor görürken, ne kadar din düşmanı varsa hepsini hoş görerek tam bir ikiyüzlülük sergilemişlerdir. Bu hususta kurdukları TV, gazete ve dergilerle insanları aldatmayı çok iyi becermişlerdir. Fetullah münafığı da camilerde verdiği vaazlar sayesinde elde ettiği itibar ile Müslümanları kandırmış, peşine taktiği binlerce insanın dünyası ve ahiretini mahvetmiştir. Sonunda da çalıştığı efendisi olan CIA´ya sığınarak şeytanlığını açık etmiştir.

Yine bu süreçte bütün Hıristiyan ve Yahudi papazları dost edinirken, İsrail, ABD, Almanya ve İngiltere gibi ülkeleri de “Dost ülke” olarak ilan etmekten çekinmemişlerdir.

Münafıkların önemli özelliklerinden biri de nifak çıkarmaları ve nifak çıkarmak için teşkilatlar kurmalarıdır. Nifak çıkarmak isteyenler her zaman ve duruma göre hareket edip sürekli ikiyüzlü davranırlar. Bu anlamda nifak, hem fertler hem de sosyal hayat için büyük bir tehlikedir.

FETÖ isimli şeytani yapı, hücre tipi yapılanmayla devletin en kritik noktalarına sızmış, elde ettiği gücü ülkemizde fitne ve fesat çıkarmaya hasretmiştir, MİT tırlarını durdurma davasında, 17/25 Aralık operasyonlarında ve 15 Temmuz´da ihanetin şahikasına çıkmıştır. Bunu yaparken diyalog ve hoşgörü sloganlarını ağızlarından düşürmemiş ve kendilerini güya ıslah edici olarak tanıtmışlardır. Halbuki bu münafıklar ayette şöyle resmedilmektedir:

'Onlara, ´Yeryüzünde ve insanlar arasında fesat çıkarmayın´ dendiğinde, ´Biz barışçılarız ve ortalığı düzeltmeden başka bir işimiz de yok.´ derler.'(Bakara, 11).

Münafıkların önemli bir özellikleri de gizlenerek sinsi sinsi iş yapmalarıdır. Takiyye yaparak herkesi dostça kucaklar ama fırsat bulunca da arkadan ihanet etmeyi ihmal etmez.

Münafık, sizin gibi düşünüyor görünüp, düşmanca duygulara karşı tedbirli olma ve teyakkuzda bulunma hislerinizde gevşeklik hâsıl ederek yanınıza kadar sokulur, yüzünüze güler; fırsat bulunca da akrep gibi sinsice sokar.

FETÖ isimli şeytani yapının kırk senedir kullandığı taktik gizlenmedir, devlet kademelerine sızarken istihbarat örgütlerinin en sık yaptığı hücre tipi yapılanmayı kullanmak olmuştur. Böyle yaparak Müslümanları aldatmış ve kendi gizli emellerine kavuşmak için akla hayale gelmedik şeytani planlar yapmışlardır.

Kur´an-ı Kerim Müslümanları aldatarak iş görmeye çalışan bu münafıklar tipleri şöyle tarif etmektedir:

'Öyle insanlar da vardır ki bunlar, Allah´a ve ahiret gününe inandık derler; oysaki bunlar asla inanmış değillerdir. Böyle yapmakla Allah´ı ve ehli imanı aldatmayı planlarlar. Onlar bu tavırlarıyla sadece kendi kendilerini aldatmışlardır, ama bunu fark edemezler.'(Bakara, 8-9).

FETÖ isimli şeytani yapı, 40 yıla yakın sızdığı devlet kurumlarındaki gücünü kendilerinden olmayanların telefonlarını dinlemek, askerine, polisine kumpas kurmak, ülke ekonomisine zarar vermek ve efendilerine hizmet etmek için kullanmıştır. Bu hususta gizlenmenin en alasını yapmış, güya takiyyeye karşı olduklarını açıklarken takiyyenin en alasını yaparak tıpkı Bâtıniler gibi davranarak fesat yaymışlardır.

Münafıklar kalben hasta kimselerdir. Vicdanî mekanizmalarıyla tamamen iflas etmiş olan bu insanları tedavi etmeye kalksanız tepki alırsınız, ilâç verseniz tokat yersiniz, kurtarmak isteseniz hakarete maruz kalırsınız.

Münafıklar hakikat olan her ses ve her sözden irkilir, her hareketi kendi aleyhinde bir tecavüz hamlesi gibi görürler. Kendilerini gizlemek içinde olmadık yaygara yaparlar.

'Bu hâlleriyle onlar, mü´minler ve münkirler arasında devamlı olarak gelgitler yaşarlar; ne sonrakilerle tam bütünleşebilirler ne de öncekilerle. Her kimi de Allah şaşırtmışsa, artık sen ona çare bulamazsın.' (Nisa, 142).

Münafığa göre, tek doğru insan kendi, tek doğru düşünce de onun düşüncesidir.

Münafık, kendi gibi düşünmeyenleri aptal ve beyinsiz kabul eder ve elinden geldiğince onlardan uzak durmaya çalışır.

Münafıklar, güçlü kuvvetli olup fırsat da bulunca, açıktan açığa millî ve dinî değerlere karşı savaş ilân ederler. Zayıf düştükleri ya da toplumdan tepki alabilecekleri durumlarda da, bir yandan akla-hayale gelmedik sinsi komplolarla düşmanlıklarını devam ettirirken, diğer yandan da, imandan, İslâmiyet´ten bahisler açarak dinin istismar edildiğinden dert yanar ve 'Biz de mü´miniz, hem de hakikî mü´min' demeyi ihmal etmezler.

FETÖ isimli şeytani yapının tilmizleri bugün aynısını yapmakta, kendilerini güçlü zannederek giriştikleri 15 Temmuz darbesinde 251 kişiyi şehit edip 2300 kişiyi yaralamalarına rağmen mağdur olan sanki kendileriymiş gibi propaganda yapmakta ve insanları aldatma yoluna gitmektedirler. Bugün de özellikle sosyal medyada dünyaya karşı tam bir mağdur edebiyatı yaparak hainliklerini gizlemeye çalışmakta ve ülkemize, milletimize, dinimize karşı savaş vermektedirler. Bunu yaparken ABD´sinden, İngiliz´ine, Alman´ından İsraillisine kadar “Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela” olanlarla omuz omuza vermeyi de ihmal etmemektedirler.

'Sen onları gördüğünde kılıkları kıyafetleri karşısında hayrete düşer ve bunları bir şey zannedersin; konuşmaya kalktıklarında kendilerini dinletirler, sen de dinlersin. Ne var ki bu kimseler, ruh dünyaları itibarıyla içleri bomboş kuru kütükler gibidirler. Her sesten ürker, her sayhadan pirelenir ve her şeyi aleyhlerinde sanırlar.' (Münafikun, 4)

FETÖ isimli şeytani yapı tamamıyla uluslararası istihbarat örgütlerinin planladığı, stratejisini çizdiği ve kurban olarak da saf Müslümanları seçtiği bir örgüttür. Yaptığı ihanetlerle kurban seçtiği yüzbinlerce Müslümanın dünyasını da ahiretini de yıkmıştır. Bu yapıyı İslami zannederek kanan yüzbinlerce insan da maalesef yaşanan bunca hadiseye karşı hala uyanamamış ve bu şeytani yapının arkasından gitmeye devam etmiş ve hala da etmektedir.

Bugün tutuklanan binlerce örgüt mensubu mahkemelerde etkin pişmanlıktan yararlanarak itirafçı olmuş ve başta FETÖ lideri Fetullah´ın nasıl bir münafık olduğunu ve hangi istihbarat örgütleriyle iş tuttuğunu ortaya koymuşlardır. Görmek isteyen için bu alanda binlerce delil vardır. Fakat bunca delile rağmen hala görmek istemeyenlere ise ancak acıyarak bakarız.

Devletimiz özellikle 15 Temmuz sonrası bu şeytani yapıyla mücadele ederken İslami hassasiyetinden dolayı bu münafıkları destekleyenleri kucaklayacak projeler yapamamış ve sempatizan olan binlerce insanı bile örgütün yeni militanı haline getirmiştir. Bunda FETÖ denen şeytani yapının çok iyi gizlenmesinin tesiri elbette vardır. Ama mücadele başlar başlamaz bu alan ihmal edilmemeliydi ve özellikle İslami hassasiyetinden dolayı bu yapıyı destekleyen vatandaşlarımız örgütün elinden kurtarılmalıydı.

Her ne kadar ülke içinde örgüte büyük darbeler vurulmuş olsa, elindeki bütün TV, gazete, yurt, okul, işyerleri vs. elinden alınsa da özellikle FETÖ mensuplarını yapıdan koparamamıştır. Bugün siyasi irade FETÖ denen şeytani yapıyla mücadele etse de yarın yerine gelecek farklı bir siyasi parti döneminde bu yapının yeniden ülke için büyük tehlike arz edeceği açıktır. Çünkü bütün mücadelelere rağmen FETÖ´nün kripto militanları devletin en kritik kurumlarında hala mevcuttur ve zamanı gelince bu uyuyan hücreler uyandırılarak ihanetlerine devam edeceklerinden hiç şüphemiz yoktur.

Yapılacak iş, “FETÖ bitti.” avuntularına kapılmadan, acil olarak bu hususta büyük projeler yapılarak örgütün elindeki sempatizan kesim örgütten koparılmalıdır. Bunun için özellikle İslami ve kültürel bir mücadele verilerek bu yapının münafıklığı bütün delilleriyle ortaya konulmalıdır. İslami ve kültürel mücadelenin yanında topyekûn siyasi, ekonomik, sosyal alanlarda mücadele edilirken yargı ve emniyet alanındaki mücadelede aynı hızla devam etmelidir. Her ne kadar şimdiye kadar siyasi alanda FETÖ ile hiçbir mücadelenin verilmemesi süreci sekteye uğratsa da, asla ümitsizliğe kapılmadan bu şeytani yapı yok edilinceye kadar 7/24 çalışılmalıdır. Böyle yapılırsa bu şeytani yapı belki 20-30 senede yok edilebilir. Aksi halde Allah ile aldatmayı ilke haline getiren, Batıniliği iman esası olarak kabul eden ve şeytanlığın her türlüsünü sergileyen bu yapıyı yok edemeyiz ve biz büyük zararlar gördüğümüz gibi gelecek nesillerimizde aynı zararı görür.

Son olarak şunu herkesin duymasını istiyorum:

FETÖ ile mücadelede ister sivil, isten devlet görevlisi olsun elindeki imkânları hakkıyla kullanmayanlar dolaylı olarak bu münafık yapıya destek vermektedirler. Bunun vebali büyüktür ve bu millet hesabını bugün sormazsa bir gün mutlaka sormasını bilir.

Münafık FETÖ´nün tilmizlerine de şunu söylüyorum:

Bunca ihaneti ortaya çıkmasına rağmen hala bu İblis Fetullah´ın peşinden gidiyorsanız aklınızı çalıştırmıyorsunuz demektir. Son fırsatı kaçırmayın, aklınızı çalıştırın. Kurtuluş rehberi olan Kur´an´a uyun. Belki o zaman dünyanız gitmiş olsa da ahiretiniz kurtulur.

Hem asla unutmayın!

Vatana ihanetin ve kahpeliğin nedeni ve telafisi olmaz, er ya da geç bedeli olur. Bin yıldır İslam´ın bayraktarlığını yapmış bu millet her şeyi affeder ama din, vatan, bayrak ve millet hainlerini asla affetmez.

 

SELİM ÇORAKLI / 10.02. 2021

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —